Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 124, sondan 6113. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 117. ayetidir. Bakara Suresi 117. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 4111 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (4) م (3) bulunuyor.
Arapça Metin
بديع السموات والارض واذا قضى امرا فانما يقول له كن فيكون
Bazı eski dinler ve felsefî akımlarca, evrenin Allah’tan doğup taştığı veya O’ndan bir kopma olduğu şeklinde inançlar ve görüşler ileri sürülmüş olup, âyette bu tür inançlar reddedilmekte; Allah’ın semâvât ve arzı yani bütün evreni ve evrendekileri –bir asıldan, bir kaynaktan veya kendi zâtından, zâtının bir parçası olmak üzere ortaya çıkarmayıp– yoktan var ettiği; her yaratmanın da sadece bir “ol!” buyruğuyla gerçekleştiği ifade edilmektedir. Bu şekilde her şeyi yaratan ve her şeyin sahibi olan, bütün varlıkları kendi kanunlarına boyun eğdiren Allah’ın evlât edinmeye neden ihtiyacı olsun? Bu, bilgisiz inkârcıların yakıştırmalarından başka bir şey değildir.
Mehmet Okuyan
(O), göklerin ve yerin yoktan yaratıcısıdır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “Ol!” der; o da hemen olmaya başlar.
Burada geçen [bedî‘] kelimesi Yüce Allah’ın bir sıfatıdır; “yoktan var eden” anlamına geldiği gibi “eşsiz ve benzersiz güzellikte yaratan” anlamını da içermektedir. Benzer mesaj: En‘âm 6:101.,[Kün fe yekûnu] ifadesi genellikle “Ol” (der); o da hemen olur” şeklinde tercüme edilmektedir. Oysa burada hemen “olmaktan” değil, “oluşmaya başlamaktan” söz edilmektedir ki geniş zaman anlamı veren [yekûnu] kalıbı da bunu gerektirmektedir. Ayette yer alan [fe yekûnu] ifadesindeki [fe] edatı da oluşumun hemen başladığını gösteren bir anlam katkısı sunmaktadır. Bu konudaki diğer kullanımlar: Âl-i İmrân 3:47, 59; En‘âm 6:73; Nahl 16:40; Meryem 19:35; Yâsîn 36:82; Mü’min 40:68.
Bayraktar Bayraklı
Allah, göklerin ve yerin yoktan yaratıcısıdır. Bir şeyi dilediğinde ona sadece, “Ol” der, o da hemen oluşmaya başlar.
(Allah) Gökleri ve yeri (başka bir örnekten ve projeden öğrenmeksizin, hiç yoktan) yaratıp var edendir. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL!" der, o da hemen oluverir.
O göklerin ve yerin yoktan var edicisi, eşsiz yaratıcısıdır. O bir planı gerçekleştirmeye karar verince sadece ona:
- "Ol" buyurur. O da sünnetullaha uygunluk içinde süratle oluş sürecine girer.
Gökleri ve yeri (herhangi bir bir örnek/model olmaksızın) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse ona yalnızca “Ol” der, o da hemen oluş sürecine girer.
Gökleri ve yeri yoktan var eden O’dur. Bir şeyi yaratmak isteyince, sözgelimi Hz. İsa örneğinde olduğu gibi, bir çocuğun babasız doğmasını isteyince, ona sadece “Ol!” der, o da hemen oluverir.
1 Allah bu güzel ve benzersiz göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Çocuk edinmek ise böyle bir icat ile değil, doğum ile ve güçlükle olur. Yaratıklar Ondan koparak meydana gelmiş, Ondan doğarak oluşmuş şeyler değildir. Önceleri Hz. İsa'ya “Allah'ın oğlu” diyen Hristiyanlar, daha sonra ona hâşâ “Allah” da dediler. Bu âyet de işte onların dediklerinin yanlış olduğunu ispat etti. Bundan dolayıdır ki, İslâm'da Allah'a “baba” demek küfürdür. Ayrıca Vahdet-i Vücut felsefesinin dediği gibi her şey, Allah değil, Allah’ın yarattığı varlıklardır.
Muhammed Esed
Göklerin ve yerin yaratıcısı O'dur: bir şeyin olmasını istediğinde ona sadece “Ol!” der -ve o (şey hemen) oluverir.
Gökleri ve yeri yoktan, eşsiz ve benzersiz yaratan O’dur.[224] Bir işin olmasını murad ettiğinde, ona sadece “ol” der ve o da hemen oluş sürecine girer.[225]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 117. Ayet Açıklaması
[224] “Yoktan eşsiz ve benzersiz yaratan” diye çevirdiğimiz bedî‘ bazı dilciler tarafından dört harfli ebde‘a kökünden ism-i fail olan mubdi‘ mânasına alınmıştır. Bu sonuca takdir yoluyla varılmıştır. Fakat Asmaî bu görüşü reddederek kelimenin kökeninin üç harfli olup kıyas yoluyla sıfat-ı müşebbehe vurgusu kazandığını söyler. Birincilere göre “yoktan var eden”, Asmaî’ye göre ise “eşsiz ve benzersiz yaratan” anlamına gelir (Menâr). İkisi de doğru olduğu için biz mealde iki anlamı da verdik. İsm-i fail kalıbı daha çok failin fiiline ilişkin iken sıfat-ı müşebbehe kalıbı failin zâtına ilişkindir. Bu durumda bedî‘ hem Yaratan’ın eşsiz ve benzersizliğine, hem de yaratışının eşsiz ve benzersizliğine delâlet eder. İbdâ‘, “daha önce var olan bir örneğe ve hammaddeye ihtiyaç duymaksızın, benzeri daha önce var olmayan bir şeyi hiç yoktan yaratmak” demektir. Kur’an’da halk ile “yaratma” sadece iki yerde insana da nisbet edilir, lâkin ibdâ‘ ile “yaratma” asla insana nisbet edilmez. “Varlıktan önce ne vardı?” sorusunun cevabını ancak Bedî‘ olan Allah verirdi. İşte bu âyet, o cevabın ta kendisidir.
[225] Buradaki kun (ol) emri, “teklif emrinin” karşıtı olan “tekvin emrine” tekabül eder. Teklif emri kelâm sıfatıyla, tekvin emri irade sıfatıyla bağlantılıdır. Teklif emri şuurlu varlıklara kelâmî bildirim (vahiy) yoluyla, tekvin emri şuursuz varlıklara fiilî yaptırım yoluyla ulaştırılır. Bu âyette şuursuz varlıklara yapılan tekvînî emrin eylemsel dili, şuurlu varlık olan insana gönderilen teklifî emrin dili olan “kelam”a çevriliyor. Bizim, buradaki kun emrini, eşyanın oluş diliyle bir söz değil bir fiil olarak algılamamız gerekir. Teklifin muhatabı şuurlu varlık olan insandır ve insan bu yönüyle fiili vahiydir. Tekvinin muhatabı ise sadece varlık değil, aynı zamanda yokluktur da. Yokluk böyle bir tekvin emriyle karşılaştığı zaman varlığa dönüşür.
Bu süreç şuursuz eşyanın tâbi olduğu statik kadere göre işler (kevnî yasalar). Şuurlu varlıklara gönderilen teklif emri ise, onların tâbi olduğu dinamik kadere (fıtrî ve şer’î yasalar) göre işler. Maksat Allah’a bir soy ve sop izafe edilemeyeceği gerçeğini anlatmaktır. Allah bütün varlığın yoktan var edicisiyken, bu sınırsız gücü elinde bulunduran Zât’a oğul isnat etmek korkunç bir bühtandır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah Teâlâ göklerin ve yerin mübdiidir. Bir şeyi irâde edince ona «Ol!» der, o da hemen oluverir.
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 117. Ayet Açıklaması
[*] Bu âyete, "ol der, hemen olur" şeklinde meâl verilir. Allah her şeyi bir ölçüye göre yarattığından (Kamer 54:49) o emirle, sadece oluşum başlar. Mesela Allah, bir çocuğun olmasını murad ettiğinde emri, döllenme öncesinde verir (İnsan 76:1-2) ve çocuk oluşmaya başlar. Âyete yukarıdaki meâli vermemizin sebebi budur.
Şaban Piriş
O, göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Bir şeyin olmasını istediği zaman ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir.