Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2266, sondan 3971. ayet; 19. sure ve Meryem Suresinin 16. ayetidir. Meryem Suresi 16. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 42 ve toplam ebced değeri ise 4870 olarak hesaplanmıştır. Meryem Suresinin toplam ebced değeri 281117 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure كـهيعص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette كـ (0) ه (2) ي (3) ع (0) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
واذكر في الكتاب مريم اذ انتبذت من اهلها مكانا شرقيا
16,17. (Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an.[340] Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.
Allah’ın kudretine delil olmak üzere, Hz. Yahya’nın ilginç doğum olayı anlatıldıktan sonra, burada daha ilginç olan, Hz. İsa’nın babasız olarak dünyaya gelmesi olayı dile getirilmektedir.
Mûcizevî olaylarla dolu olan Meryem sûresinin başlangıcında bir giriş olarak Zekeriyyâ aleyhisselâm ile oğlu Yahyâ’nın kıssaları kısaca anlatıldıktan sonra, bu bölümde sûrenin asıl konusu olan Hz. Meryem’e geçilmektedir. Bu kıssa öncekinden daha ilginçtir. Çünkü öncekinde kısır ve ihtiyar bir kadının, yaşlı da olsa eşinden bir çocuk dünyaya getirmesi söz konusu idi. Burada ise bâkire bir kızın bir erkekle birleşmeden çocuk dünyaya getirmesi anlatılmaktadır. Daha ana rahminde iken annesi tarafından mâbede adanmış olan Hz. Meryem, çocukluğundan itibaren mâbedin doğu yönünde tenha bir köşede bulunuyor ve vaktini ibadetle geçiriyordu. İnsanlar tarafından rahatsız edilmeden kendini tam anlamıyla ibadet ve tefekküre verebilmesi için bulunduğu yeri bir perde ile ayırmıştı. 16. âyette ifade edilen doğu tarafından maksat Kudüs’teki Beyt-i Makdis’in doğu tarafıdır.
Müfessirler 17. âyette Allah tarafından gönderildiği bildirilen “ruh”un Cebrâil olduğu kanaatindedirler (İbn Âşûr, XVI, 80). Hz. Meryem bu yalnızlık köşesinde mâbedde veya evinde bulunduğu bir sırada yüce Allah ona çocuk bağışlamak üzere Cebrâil’i göndermiş, Meryem’in meleği asıl şekliyle algılaması mümkün olmadığı için, onu eli yüzü düzgün bir insan kılığında göstermiştir. Bununla birlikte Meryem bu gelenin kendisine bir kötülük edeceğinden korktuğu için ondan Allah’a sığındığını ifade etmiştir. Daha sonra gelenin melek olduğunu ve kendisine Allah tarafından bir bebek bağışlamak üzere geldiğini anlayınca rahatlamış, bu defa bâkire ve iffetli olan bir kızın nasıl çocuğu olacağını merak ederek bunu sormuştur. Allah Teâlâ, insanlara kudretini gösteren bir mûcize (âyet) olmak üzere Hz. Îsâ’yı baba faktörü olmaksızın yaratmış ve insanlar için bir rahmet olsun diye onu peygamber olarak görevlendirmiştir. Babası olmaksızın bir çocuk yaratmak Allah için son derecede kolaydır. Çünkü O, bir şeyin olmasını istediği zaman ona ‘ol’ der, hemen oluverir (bu konuda bilgi için bk. Âl-i İmrân 3:45-47, 59).
Mehmet Okuyan
Kitapta Meryem’i de hatırla! Hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yeregitmişti.
Ayette geçen “Doğu tarafı” veya “doğu mekanı” ifadesi ile kastedilen, ya içerisinde bulunduğu “mabette, mihrapta veya Beyt-i Makdis’te doğu tarafında bir köşe” veya “evinin içinde ailesinden uzak bir mekan” ya da “çevresindeki erkeklerin sataşmasından kurtulmak için doğuya doğru bir yer” anlamına gelebilir.
Bayraktar Bayraklı
Kitapta Meryem'i de an! O, ailesinden ayrılmış ve doğu yönünde bir yere çekilmişti.[308]
[308] Hz. Meryem ve Hz. İsâ kıssası hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XII, 96-132. Hz. İsa hakkında ayrıca bk. IV, 93-107; IV, 119-128; V, 430-437.
Erhan Aktaş
Kitap'ta Meryem'i de an! Hani o, ailesinden ayrılarak, doğu tarafında bir yere çekilmişti.
Ey Rasûlüm! Sana indirdiğimiz kitaptaki Meryem kıssasını da hatırla ve başkalarına da hatırlat. Hani O ailesinden ayrılıp, evinin doğu tarafına çekilmişti de,
Meryem ile ilgili kitapta, Kur'ân'da zikredilenleri insanlara anlat. Hani, Meryem, ailesinden uzaklaşarak, bulunduğu yerin, evin doğu tarafına çekilmişti.
(Ey Resûlüm) Kur'ân'daki Meryem kıssasını (onlara) oku. Hani o, ibadet için) ailesinden ayrılıp (evinin veya Beytü'l-Makdis'in) doğu tarafında bir yere çekilmişti.
Buradaki «doğu tarafı», müfessirlerce Mescid-i Aksâ’nın doğu yanı, yahut Meryem’in evinin doğu tarafı şeklinde tefsir edilmiş, bu sebeple hıristiyanların, kıble olarak doğuya yöneldikleri ifade edilmiştir.
Edip Yüksel
Kitapta Meryem'i de an. Ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti.
(Ey Muhammed!) Kur'ân'daki Meryem kıssasını da an (insanlara anlat). Hani o, ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) doğu tarafında bir yere çekilmişti.
(Habîbim, yâ Muhammed!) Kitab'da (bu Kur'ân'da) Meryem'i de yâd et! Hani, âilesinden (ayrılarak evinin hemen yanında) doğu tarafında bir yere çekilmişti.
Ey Hak yolunun yolcusu! Bu Kitapta, iffet ve ahlâk örneği Meryem’i de gündeme getir; hani o, kendisini Allah’a adamış ve ilim, ibâdet ve tefekkürle meşgul olmak üzere, ailesinden ayrılarak mâbedin doğu tarafında kendisine tahsis edilen bir yere çekilmişti.
(Ey Muhammed! İnsanlara) Kitap’taki Meryem1 (kıssasın)ı da anlat. Hani o ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) doğu tarafında bir yere çekilince...
1 (Hz.) Meryem: Hz. İsa (a.s)'ın annesidir. İsrail oğullarının ileri gelenlerinden İmran'ın kızıdır. (Tahrim: 12) Meryem, "dindar kadın" demektir. Erkeklerden sakınan, iffetli anlamında "Betül" adıyla da adlandırılır. İmran'ın hanımı, kısır bir kadın olup, hiç çocuğu olmamış idi. Kendisine bir çocuk ihsan etmesi için Allah'a dua etti ve duası kabul edilirse çocuğunu Beyt’ül-Makdis'e hizmetçi olarak adadığını söyledi. (Alu İmran: 35) Meryem’in annesinin, çocuğunun kız olma ihtimali aklına gelmemişti. Eğer çocuk kız olursa Beyt’ül-Makdis'te hizmette bulunması nasıl mümkün olabilirdi. (Alu İmran: 30) Hz. Meryem'in doğuşundan, İsa (a.s)'ı mucizevî bir şekilde dünyaya getirişine kadar ki olaylar, Kur'an-ı Kerim'de geniş olarak yer almaktadır. Hz. Meryem'in ne kadar yaşadığı ve nerede öldüğü hakkında kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır. Kur’an’da Hz. Meryem’den başka hiçbir kadın ismiyle anılmaz. (Alu İmran: 35-49)
Muhammed Esed
VE BU İLAHÎ mesajda 12 Meryem'i de an. Hani, o ailesinden ayrılıp doğu yönünde bir yere çekilmişti;
Mustafa İslamoğlu Meryem Suresi 16. Ayet Açıklaması
[2474] el-Kitab, “bir şeyi bir başka şeyde toplamak, bir araya getirmek” anlamına gelir (Mekayîs). “Yararlı bir anlam ve amaç için parçaları bir araya getirmek” şeklinde de tanımlanmıştır. Mesela bir alanda eğitilmiş bir birime ketîbe denilir. Buna timde yer alan komutan ve askerler dahil olduğu gibi timin kullanacağı araçlar ve silahlar da dahildir. Mesela Nebe’ 29’da “tasnif” anlamında kullanılır. Belli bir konu etrafında toparlanmış metinlere ya da farklı konuların kendisinde toplandığı kümelere de kitab adı verilir. Buna göre Kur’an’daki ahkâm âyetleri, kıssalar, kıyamet âyetleri birer kitap olarak nitelendirilebilir ki, “içerisinde (önceki) kitapların ölmez yitmez (değerleri) bulunur” (98:3) âyetiyle kastedilen de budur. Bütün bu açıklamaların ışığında “bu kitapta” (fi’l-kitâb) ifadesi, “kıssalardan oluşan bu demet içerisinde” şeklinde anlaşılır.
[2475] Kur’an’da övgüyle anlatılan başka hiçbir kadın adıyla anılmaz. Çünkü Arap kültüründe saygın makamlarda cariye dışında hür ve saygın kadınlar adlarıyla anılmazdı. Kur’an hem ona ve oğluna yapılan iftirayı red, hem de Roma’nın erkek egemen kültürüne bir cevap olsun için Hz. Meryem’i adıyla anar. Belki de Allah Rasûlü’nün Hz. Meryem hakkındaki büyük övgü ve iltifatları, onun ismiyle anılmasının yukarıdaki arka plandan beslenen Arap tasavvurunda uyandırması muhtemel olumsuz imajı izale etmeyi amaçlıyordu.
[2476] Lafzen: “an”. Bu anma emri, hiç şüphe yok ki gündeme taşıma amacına yönelik bir emirdir. Hem kendi gündemine, hem ilk muhatapların gündemine, hem de tüm zaman ve zeminlerdeki muhatapların gündemine. Zira gündeme taşınması istenen şahsiyet tarihî bir figür değil, tüm zamanlarda geçerli değerler olan iffet ve adanışın sembolüdür. Özünde taşınması emredilen Meryem’in şahsı değil şahsiyetidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Kitapta Meryem'i de yâd et. O vakit ki, ailesinden ayrılarak şark tarafında bir yere çekilmişti.