Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 228, sondan 6009. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 221. ayetidir. Bakara Suresi 221. ayetinin kelime sayisi 39, harf sayısı 183 ve toplam ebced değeri ise 13064 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (24) ل (20) م (17) bulunuyor.
Arapça Metin
ولا تنكحوا المشركات حتى يؤمن ولامة مؤمنة خير من مشركة ولو اعجبتكم ولا تنكحوا المشركين حتى يؤمنوا ولعبد مؤمن خير من مشرك ولو اعجبكم اولئك يدعون الى النار والله يدعوا الى الجنة والمغفرة باذنه ويبين اياته للناس لعلهم يتذكرون
İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara âyetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler.
Bu âyetin geliş sebebi, hicretten sonra gizli bir görevle Mekke’ye gönderilen Ebû Mersed’in başından geçen bir olaydır. Ebû Mersed müslüman olmadan önce Mekke’de yaşarken Anâk isimli bir kadını dost edinmişti. Görevli olarak Mekke’ye geldiğinde kadın onu gördü ve beraber olmaya çağırdı. Ebû Mersed, “İslâm bana bunu yasakladı” deyince kadın, “Beni eş olarak al” dedi. Ebû Mersed, “Resûlullah’tan izin almadan bunu da yapamam” cevabını verdi. Medine’ye dönünce sordu, bunun üzerine âyet geldi ve kadın putperest olduğu için kendisine evlenme izni verilmedi (Vâhidî, Esbâbü’n-nüzûl, s. 49-50).
Ehl-i kitap denilen hıristiyanlar ve yahudiler gibi gayri müslimler, bir Allah’a, aslı bozulmuş da olsa semavî bir kitaba ve peygamberlerine inandıkları müddetçe müşrik (Allah’a başka tanrıları ortak koşan kâfir) sayılmazlar. Kur’an dilinde müşrik kelimesi başta Arabistan putperestleri olmak üzere, aslı ilâhî olan bir kitaba inanmayan ve inançları içinde şirk bulunan kâfirler için kullanılmaktadır.
Bu âyet müşrik kadınlarla ve erkeklerle müslümanların evlenmelerinin câiz olmadığını açık ve kesin olarak ifade etmektedir. Müslüman erkeklerin Ehl-i kitap (kitâbî) kadınlarla ve müslüman kadınların da Ehl-i kitap erkeklerle evlenmelerinin câiz olup olmadığı bu âyetten açık olarak anlaşılamıyor. Çünkü Ehl-i kitap grupları, Allah inançlarında şirke sapmış olsalar bile tamamını müşrikler kategorisine sokmak mümkün değildir. Bu âyetin sükûtla geçtiği konulardan “müslüman erkeğin kitâbî kadınla evlenmesinin câiz olduğu” hükmü daha sonra gelen, “... sizden önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar –mehirlerini verdiğiniz takdirde– size helâldir” (Mâide 5:5) meâlindeki âyetle açıklanmıştır. Delillerin farklı değerlendirilmesi ve yorumlanması sebebiyle bazı müctehidler aksini söylemiş olsalar da dört mezhebin imamları ile Evzâî ve Sevrî gibi yine mezhep sahibi imamlar, Mâide âyetinin açık hükmünü benimsemişlerdir. Geriye bir konu kalmaktadır: Ehl-i kitap’tan olan gayri müslim erkekle müslüman kadının evlenmesi. Bu evlenmenin câiz olmadığı hükmünde bütün İslâm âlimlerinin (müctehid ve müfessirler) ittifakı yani icmâ-ı ümmet vardır. Bu icmâın naklî (vahye dayanan) delili âyetler ve uygulamadır: a) Ehl-i kitap’tan olan gayri müslimlerin de büyük bir kısmında şirk vardır, âyet bu bakımdan onları da içine almış, Mâide âyeti, kadınlarıyla müslüman erkeklerin evlenmelerini câiz kılmış (bu âyetin hükmünden onları istisna etmiş), fakat müslüman kadınların kitâbî erkeklerle evlenebileceklerini söylememiştir; şu halde yasağın bu parçası devam etmektedir. b) Mümtehine sûresinin 10. âyetinde Medine’ye göçüp gelen ve sığınan kadınlardan mümin olanların kâfirlere geri verilmesi yasaklanmış ve “Ne bunlar onlara ne de onlar bunlara helâldir” buyurulmuştur. Gerçi burada kâfirlerden büyük ihtimalle Mekke müşrikleri kastedilmektedir; ancak kullanılan ifade, mânası daha kapsamlı olan “kâfir”dir ve bu ifadeye göre kâfir erkek ile müslüman kadın evlenemez. c) Teğabün sûresinin 2. âyetinde iman bakımından insanlar “mümin” ve “kâfir” olmak üzere ikiye ayrılmışlardır. Buna göre Ehl-i kitap olan hıristiyanlar ve yahudiler de kâfirdirler. “Mümin kadınları kâfirlere geri vermeyin, bunlar onlara helâl değildir…” (Mümtehine 60:10) âyetine göre hiçbir kâfire müslüman kadın verilemez. d) İlgili naslar (meselâ Nisâ 4:141) kâfirlerin müslümanlar üzerinde hâkim (üst, reis, hükmedici) olmalarına engeldir; İslâm aile hukukuna göre ailenin velisi ve reisi erkektir, erkeğin kâfir olması halinde mümin kadın onun emri ve yönetimi altına girecektir. e) Örnek devirlerden günümüze kadar uygulama da böyle olmuştur; gayri müslim kadınlarla müslüman erkekler evlenmişler, ancak kitâbî de olsalar gayri müslim erkeklerle müslüman kadınlar evlenmemişlerdir.
Aile reisinin erkek olması ve tarih boyunca fiilen de ailede erkeklerin egemen bulunması hem kadının hem de çocukların dinî hayatlarını etkilemiş ve etkilemektedir. Kitâbî olan bir kadının müslüman bir erkekle evlenmesi halinde kadın müslüman olmazsa kocası onu İslâm’a zorlayamaz; çünkü dini bunu engellemektedir, ancak çocukları müslüman olurlar. Bu husus hem erkeğin ailede ve bu gibi konulardaki tercihlerde önceliği ve hâkimiyetinin tabii sonucudur, hem de hukukun belirlediği bir haktır. “Çocuğun dini babasına tâbidir.” Aile reisinin gayri müslim olması halinde hem kadının dinî hayatı tehlikeye düşecek hem de büyük bir ihtimalle doğacak çocuklar gayri müslim olacaklardır. Hak dini inkâr edenlerin insanları ateşe çağırdıklarının burada hatırlatılması da konuyla yakından ilgilidir. Bir dine inanan, başkalarını da o dine girmeye çağırır, bâtıl bir dine çağırmak demek ateşe çağırmak demektir. Dine davette, dinle ilgili tebliğ ve eğitimde güçlü olan etkili olur. Ailede erkek daha güçlü ve hâkim olduğu için eşini ve çocuklarını da kendi dinine girmeleri konusunda etkileyebilecektir, bu ise onları ateşe çağırmak demektir.
Âyet İslâmî toplum hayatında değerler tablosunu oluşturan kaidelere de temel teşkil etmektedir. Bu tabloya göre üstünlüğün belirleyici şartı iman ve takvâdır. İmanı olmayan imanı olandan üstün, iyi ve hayırlı olamaz. İmanlılar arasında da takvâsı olanlar olmayanlardan üstün, değerli ve hayırlıdırlar. Bu değer sıralamasını “renk, dil, tahsil, mevki, soy sop, rütbe, diploma, servet, etnik aidiyet, dünya hayatını kolaylaştıran hizmetler ve icatların sahipliği” gibi unsurlar değiştiremez.
Mehmet Okuyan
Müşrik kadınlarla, (onlar) iman edinceye kadar evlenmeyin! İmanlı bir cariye, -hoşunuza gitse de- müşrik bir kadından elbette daha hayırlıdır. İman edinceye kadar müşrik erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin! İnanmış bir köle, -hoşunuza gitse de- müşrik bir (kişi)den elbette daha hayırlıdır. Onlar (müşrikler), ateşe çağırır. Allah ise buyruğu ile cennete ve bağışlanmaya çağırır. (Allah gerçeği) hatırlasınlar diye ayetlerini insanlara açıklıyor.
Bu ayet her türlü şirkin nikâha engel olduğunun delilidir.
Bayraktar Bayraklı
İman etmedikçe müşrik kadınlarla evlenmeyiniz. İman eden bir cariye, beğendiğiniz müşrik bir kadından kesinlikle daha iyidir. İman etmedikçe müşrik erkekleri de kızlarınızla evlendirmeyiniz. İnanmış bir köle beğenseniz bile müşrik bir kişiden kesinlikle daha iyidir. Müşrikler cehenneme çağırır. Allah ise, izniyle cennete ve affa çağırır. Allah, düşünüp anlasınlar diye âyetlerini insanlara açıklar.
İman etmedikçe müşrik kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz de mü'min bir emet¹, müşrik bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikçe, müşrik erkeklerle evlenmeyin. Beğenseniz de abd² olan bir mü'min, müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Zira onlar ateşe çağırırlar. Allah ise izni ile Cennet'e ve bağışlanmaya çağırır. İnsanlara ayetlerini böyle açıklar. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.
1- Cariye. 2- “Abd”, kul demektir. Kul olma, boyun eğme, alçalma, kendisini aşağı tutma gibi anlamlara gelmektedir. Bu kulluğun; Allah'a özgü olanının, ibadet ve hizmetle olanının yanı sıra bir de köle anlamında insan için zorla yaptırılan kulluk vardır.
Ahmet Akgül
Müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikâhlamayın; iman eden bir cariye (cahiliye toplumunda fakir ve hakir görülen kızlar ve kadınlar; güzelliği ve zenginliği), hoşunuza gitse bile müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de iman edinceye kadar nikâhlamayın; iman eden bir köle, (düşük statüde görülen kesimden mü’min ve müstakim kimse; varlığı ve yakışıklılığı) hoşunuza gitse bile müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, (şirk ve şekavet ehli odaklarsizi) ateşe çağırırlar, Allah ise kendi izniyle cennete ve mağfirete çağırır. O (Allah), insanlara ayetlerini (böyle) açıklar. Umulur ki öğüt alıp-düşünürler.
Allah'a şirk koşan kadınları, imana gelmedikçe nikahlamayın. İman sahibi bir cariye bile sizi imrendiren bir müşrik kadından daha hayırlıdır. Şirk koşan erkeklere de kızlarınızı vermeyin. Müşrik, sizi imrendirse bile iman ehli bir kul, ondan hayırlıdır. Onlar, sizi ateşe çağırırlar, Allah'sa, izniyle cennete ve yarlıganmaya. Anarlar, hatırda tutarlar diye de insanlara delillerini apaçık bildirmededir.
Allah'la birlikte başka şeylerin ilahlığını da tanıyan müşrik kadınlarla iman edinceye kadar evlenmeyin. Çünkü inanmış bir kadın, böyle müşrik bir kadından bu sizin hoşunuza gitse de kesinlikle daha hayırlıdır. Allah'la birlikte başka şeylerin ilahlığını tanıyan müşrik erkeklerle iman edinceye kadar, kadınlarınızı nikahlamayın. Zira inanan bir mü'min erkek, böyle müşrik bir erkekten bu sizin hoşunuza gitse bile kesinlikle daha hayırlıdır. Müşrikler sizi ateşe çağırırken, Allah ta sizi kendi izniyle cennete ve günahlardan temizleyip bağışlamaya çağırır. Ve Allah mesajını insanlığa açıklar ki, ondan ders alabilsinler.
İmân etmedikçe, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koşan putperest, müşrik kadınlarla evlenmeyin.
Güzelliği ile sizi büyülemiş, hayranlığınızı mûcip olup son derece hoşunuza gitmiş olsa bile, putperest hür bir kadından, mü'min bir câriye daha hayırlıdır.
Mü'min kadınları da, imân etmedikçe putperest, müşrik erkeklerle evlendirmeyin.
Hoşunuza bile gitmiş olsa, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koşan müşrik, putperest hür bir erkekten mü'min bir köle daha hayırlıdır.
Onlar ateşe, Cehennem'e sürüklerler. Allah ise, planı, iradesi ve lütfuyla Cennet'e, koruma kalkanına almaya, bağışlamaya davet ediyor, teşvik ediyor. Hatırlarında tutup, öğüt alsınlar diye âyetlerini, dinin emir ve yasaklarını insanların iyiliği, kurtuluşu için açıklıyor.
Allah'a iman etmedikleri sürece müşrik kadınları nikahlamayın. Şüphesiz mü'min bir cariye, hoşunuza gitse bile müşrik olan bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de iman etmedikleri sürece (kızlarınızı) nikahlamayın. Şüphesiz mü'min bir köle, hoşunuza gitse bile müşrik bir adamdan daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırmaktadırlar. Allah ise, kendi izniyle cennete ve bağışlanmaya çağırmakta ve belki, düşünüp öğüt alırlar diye insanlara ayetlerini açıklamaktadır.
221.İbnu Münzir, İbnu Ebi Hatim ve Vahidi`nin Mukâtil`den rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerime İbnu Ebi Mürsed el-Ganevi hakkında indirilmiştir. O, güzel ve itibar sahibi ama müşrik olan Anak adlı bir kadınla evlenmek için Resulullah (a.s.)`tan izin istedi. Bunun üzerine Yüce Allah böyle buyurdu.Vahidi`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre de bu ayeti kerime cariyesini dövdükten sonra pişman olup sonra onunla evlenen ve bu yüzden: "Câriyesiyle evlendi" diye tenkid edilen Abdullah bin Revaha (r.a.) hakkında indirilmiştir.Ayetin her iki olayla da bağlantısının olması mümkündür.
Ali Bulaç
Müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir cariye, -hoşunuza gitse demüşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir köle, -hoşunuza gitse demüşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, ateşe çağırırlar, Allah ise kendi izniyle cennete ve mağfirete çağırır. O, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki öğüt alıp-düşünürler.
Ey müminler, Allah'a ortak koşan (kâfir) kadınlarla, onlar iman etmedikçe evlenmeyin. İmanı olmıyan (müşrike) bir kadın, sizi imrendirse bile, iman etmiş bir cariye elbette ondan daha hayırlıdır. (Bu yasak, Mâide Sûresi 5. âyeti ile kitap ehli olmıyan kâfirlere tahsis edilmiştir. Kitap ehli olanlarla evlenmek böylece câiz olmuştur. Celâleyn) Müşrik erkekler de iman etmedikçe, onlara mümin kadınları nikâhlamayın; bir kâfir size hoş görünse bile. Mümin köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi cehenneme çağırırlar. Allah ise izniyle cennete ve mağfirete dâvet ediyor da âyetlerini insanlara beyan buyuruyor. Gerek ki düşünüp ibret alsınlar.
Fakat müşrik kadınlar iman etmeden, onlarla evlenmeyin. Mümine bir cariye, güzel de olsa bir müşrikeden daha hayırlıdır. Müşrik erkeklerle de, onlar imana gelmeden evlenmeyiniz. Çünkü mümin bir köle, bir müşrikten –hoşunuza gitse de- daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırıyorlar. Allah ise kendi iradesiyle Cennete, mağfirete çağırıyor; hatırlarlar diye ayetlerini insanlara açıklıyor.
Allaha eş koşan kadınlarla, inan kılmadıkça evlenmeyiniz, inanlı bir cariye, inansızdan hayırlıdır, hoşunuza giderse de; eş koşan erkeğe, inan getirmedikçe, kız vermeyiniz, inanlı bir köle, inansızdan hayırlıdır, bundan hoşlansanız da; onlar çağırırlar ateşe, Allah da yine kendi izniyle cennete, bağışına çağırır, herkese de âyetlerin açıklar, olur ki öğütlenirler
(Ey inananlar!) İman etmedikleri müddetçe müşrik kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz bile müşrik bir kadından, imanlı bir cariye kesinlikle daha iyidir. İman etmedikçe müşrik erkekleri de (kızlarınızla/kadınlarınızla) evlendirmeyin. Beğenseniz bile müşrik bir kişiden inanmış bir köle kesinlikle daha iyidir. Onlar sizi cehenneme çağırırlar. Allah ise sizi kendi izniyle cennete ve affa davet eder ve üzerinde düşünüp gerekli dersi alsınlar diye ayetlerini insanlara (böyle) açıklar.
Allah'a eş koşan kadınlarla onlar imana gelinceye kadar evlenmeyin. İnanan bir cariye, hoşunuza gitse de ortak koşan bir kadından daha iyidir. İnanmalarına kadar; ortak koşan erkeklerle mümin kadınları evlendirmeyin. İnanan bir köle, hoşunuza gitmiş olsa da, ortak koşan bir erkekten daha iyidir. İşte onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırır ve insanlara ibret alsınlar diye ayetlerini açıklar.
İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kadından, imanlı bir câriye kesinlikle daha iyidir. İman etmedikçe putperest erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kişiden inanmış bir köle kesinlikle daha iyidir. Onlar (müşrikler) cehenneme çağırır. Allah ise, izni (ve yardımı) ile cennete ve mağfirete çağırır. Allah, düşünüp anlasınlar diye âyetlerini insanlara açıklar.
İslâm’a göre insanın değeri imanına bağlıdır. Allah katında köle ve câriye bile olsa imanlı kimse daha üstündür ve daha temizdir. Onun için bir müslümanın dinsiz ve putperestlerle evlenmesi kesin olarak haram kılınmıştır.
Edip Yüksel
İnanmadıkça, ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. İnanan bir hizmetçi kadın ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır; ondan hoşlansanız bile. Ortak koşan erkeklerle, inanıncaya kadar kızlarınızı evlendirmeyin. İnanan bir hizmetçi erkek ortak koşandan daha hayırlıdır, hoşlansanız bile... Onlar, ateşe çağırıyor. ALLAH ise cennete ve bağışlanmaya çağırır ve öğüt almaları için ayetlerini halka açıklar.
Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ve âyetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki onlar hatırda tutup, öğüt alırlar.
Maamafih müşrikleri iyman etmedikçe nikâh etmeyin, bir müşrike sizi imrendirse bile iyman etmiş bir cariye her halde ondan daha hayırlıdır, müşrik erkeklere de nikâh ettirmeyin bir müşrik size hoş görünse bile, mü'min bir kul elbette daha hayırlıdır, onlar sizi ateşe da'vet ederler, Allah ise iznile Cennete ve mağfirete davet ediyor da âyetlerini insanlara beyan buyuruyor gerekki hatırda tutarlar
(Ey mü'minler) Allaha eş tanıyan kadınlarla (müşriklerle), onlar îmana gelinceye kadar, evlenmeyin. İman eden bir câriye, müşrik bir kadından — bu, sizin hoşunuza gitse de — elbet daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de, onlar îman edinceye kadar, (mü'min kadınları) nikahlamayın. Mü'min bir kul müşrikden — o, sizin hoşunuza gitse de — elbette hayırlıdır. Onlar sizi cehenneme çağırırlar, Allah ise, kendi iradesiyle, cennete ve mağfirete çağırır. O, insanlara âyetlerini apaçık söyler. Tâki iyice düşünüb ibret alsınlar.
Hem îmân etmedikçe müşrik kadınlarla evlenmeyin! Ve elbette mü'min bir câriye,(hür) bir müşrik kadından daha hayırlıdır. (O müşrik kadın) hoşunuza gitse bile! Îmân etmedikçe müşrik erkekleri de (mü'min kadınlarla) evlendirmeyin! Elbette mü'min bir köle,(hür) bir müşrikten daha hayırlıdır. (O müşrik) hoşunuza dahi gitse!(2) İşte onlar ateşe da'vet ederler. Allah ise, izniyle Cennete ve mağfirete (vesîle olacak amellere) da'vet ediyor; âyetlerini de insanlara iyice açıklıyor, tâ ki ibret alsınlar.
(2)Bu âyet-i kerîme, Abdullah bin Revâha (ra)’ın âzâd ettiği câriyesi ile evlenmesini, bazı kimselerin kınaması üzerine nâzil olmuştur. Mâide Sûresinin 5. âyetiyle ehl-i kitab kadınları müşrik kadınlardan istisnâ edilerek Müslüman erkeklerin ehl-i kitab kadınlarıyla evlenebilmelerine kerâhetle ruhsat verilmesine rağmen, Müslüman kadınların, îmân etmeyen erkeklerle evlenmeleri dînen haramdır. (İbn-i Kesîr, c. 1, 193)“Şer‘an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsib olmalı. Bu küfüv ve denk olmanın en mühimi diyânet(din) noktasındadır. Ne mutlu o kocaya ki, kadınının diyânetine bakıp kadınını taklîd eder, refîkasını (eşini)hayât-ı ebediyede kaybetmemek için mütedeyyin (dindar) olur! Bahtiyârdır o kadın ki, kocasının diyânetine bakıp: ‘Ebedî arkadaşımı kaybetmeyeyim!’ diyerek takvâya girer! Veyl (yazıklar olsun) o erkeğe ki, sâliha kadınını kaybettirecek olan sefâhete (günâhlara) girer! Ne bedbahttır o kadın ki, müttakī (takvâ sâhibi) kocasını taklîd etmez, o mübârek ebedî arkadaşını kaybeder! Binler veyl o iki bedbaht zevc ve zevceye ki, birbirinin fıskını ve sefâhetini taklîd ediyorlar! Ve birbirinin ateşe atılmasına yardım ediyorlar!” (Lem‘alar, 24. Lem‘a, 207)
İlyas Yorulmaz
Müşrik kadınlarla inanıncaya kadar evlenmeyin. Müşrik kadınlar hoşunuza gitse de, inanmış bir cariye, Allah’a ortak koşan hür bir kadından daha hayırlıdır. İnanmış kadınlarınızı, hoşunuza gitse de, Allah’a ortak koşan erkeklerle, inanıncaya kadar evlendirmeyin. Zira inanmış bir köle, Allah’a ortak koşan hür bir erkekten daha hayırlıdır. İşte onlar (Allah’ın hükümlerine muhalefet edenler) sizi ateşe çağırıyorlar. Allah ise cennete ve onun izniyle bağışlanmaya çağırıyor. Allah ayetlerini insanlar için böyle açıklıyor ki, belki daha iyi düşünürler.
Şerik koşan kadınları hoşunuza gitse de iman edinceye kadar nikâh etmeyiniz, iman eden bir cariye [³] elbet şerik koşan bir kadından hayırlıdır, bir de kadınlarınızı müşriklere hoşunuza gitse bile iman edinceye kadar nikâh etmeyiniz. İman eden köle müşrikten hayırlıdır velev ki bu, hoşunuza gitsin. Müşrikler ateşe davet ederler. Allah ise insanları izni ile Cennet/e, mağfirete dâvet eder, insanlara âyetlerini beyan eyler, tâ ki nasihat kabul ederler.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 221. Ayet Açıklaması
[3] Yahut hür olsun, cariye olsun iman etmiş bir kadın.
Kadri Çelik
İman edinceye kadar Allah'a şirk koşan kadınlarla evlenmeyin. İman eden bir cariye, gönlünüzü çekse de müşrik bir kadından daha iyidir. İman edinceye kadar müşrik erkeklerle mümin kadınları da evlendirmeyin. İman eden bir köle, gönlünüzü çekmiş olsa da müşrik bir erkekten daha iyidir. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırır ve insanlara umulur da hatırda tutarlar diye ayetlerini açıklar.
Allah’ın varlığına inanmakla birlikte, başka tanrılara ve otoritelere boyun eğerek bunları Allah’a eş ve ortak koşan müşrik kadınlarla, onlar Allah’ın birliğine ve âhiret gününe iman etmedikleri sürece evlenmeyin. Çünkü özgürlüğünden yoksun olsa bile inançlı bir kadın, özgür ama müşrik bir kadından, —o müşrik kadın hoşunuza gitse bile— çok daha hayırlıdır.Toplumsal statüsü ne kadar aşağı olursa olsun, inançlı bir kadın; güzelliği, asaleti ve toplumdaki üstün konumuyla sizi büyüleyen müşrik bir kadından çok daha hayırlıdır. Dolayısıyla, Allah’a ortak koşan kimselerle hiçbir şekilde evlenmemelisiniz. Ve müşrik erkeklere, onlar iman etmedikleri sürece kız vermeyin. Müslüman kadınları onlarla evlendirmeyin. Zira özgür, güçlü, zengin ve yakışıklı bir müşrik, maddî üstünlük ve meziyetleriyle gözünüze cazip görünse de, Allah’a ve ahiret gününe iman etmiş bir köle, ondan çok daha hayırlıdır. Çünkü o müşrikler sizicehennem ateşine çağırırlarken, o fakir ve zayıf Müslümanların inanıp boyun eğdiği Allah, sizleri izniyle cennete ve sonsuz merhameti sayesinde bağışlamaya çağırıyor.İşte Allah, ayetlerini insanlara açıkça bildiriyor ki, düşünüp öğüt alabilsinler.Eşlerinizle aranızdaki özel ilişkilere gelince:
Kadın Müşrikler’i, onlar inanıncaya kadar nikâhlamayın!
Mümin bir câriye, sizi hayran bıraksa bile, kadın bir müşrikten daha hayırlıdır.
Erkek Müşrikler’i de, onlar inanıncaya kadar nikâhlamayın!
Mümin kul-köle, sizi hayrete düşürse bile, erkek müşrikten daha hayırlıdır.
İşte onlar, Ateş’e çağırıyor. Kendi izni ile Cennet’e ve Bağışlanma’ya Allah çağırıyor, İnsanlar’a âyetlerini açıklıyor.
Umulur ki hatırda tutarlar.
(Ey îman edenler!) Müşrik1 kadınlarla,2 onlar Müslüman olmadıkça, kesinlikle evlenmeyin.3 Çünkü Müslüman bir cariye,4 çok hoşunuza giden müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkeklerle de (kızlarınızı) onlar Müslüman olmadıkça, sakın evlendirmeyin. Çünkü Müslüman bir köle, çok hoşunuza giden müşrik5 bir erkekten daha hayırlıdır.6 Zîrâ onlar, sizi Cehenneme çağırırlarken, Allah ise sizi, izni ile Cennete ve affa nail olmaya çağırıyor ve âyetlerini insanlara belki düşünüp (inanırlar) diye (böyle) açıkça anlatıyor.7
1 Müşrik: Kur'an’da iki manada kullanılır ki biri zahirî, diğeri hakikîdir. Zahirî müşrik, açıktan açığa Allah’a eş koşan ve birden fazla ilaha inananlardır. Buna göre Ehl-i Kitab’a müşrik denmez. Hakikî müşrik de; “hakikaten tevhide ve İslam’a iman etmeyen gayr-i müslimler’dir.” Bu manaya göre Ehl-i Kitab olan Yahudi ve Hıristiyanlar dahi müşriktirler. Zira bunlar zahiren tevhit iddialarına rağmen hakikatte Allah’a çocuk isnat ederler. Hıristiyanlar Mesih, Allah’ın oğludur, Yahudiler de Uzeyr, Allah’ın oğludur derler. Buna göre her ikisi de zahir de müşrik değilseler de hakikatte müşriktirler.2 İslâm’ın ilk yıllarında Müslümanlar gerek Ehl-i Kitap ve gerek gayr-ı Müslimlerle kız alır verirlerdi. Bu esnada bazı kimseler Abdullah b. Revaha’yı Müslüman olan bir cariyesini azat edip onunla evlenmesinden dolayı kınadılar. Bu ayet, bu ve benzeri birkaç olaydan dolayı nazil olmuştur. Bu ayetle kâfirler ile evlilik kesinlikle men edildi. Ancak Maide: 5. Âyete göre bu âyetin birinci bölümündeki Ehl-i Kitab kadınları istisna olunarak, Ehl-i kitab’dan kız almağa kerahetle birlikte ruhsat verilmiş ve fakat ikinci fıkra muhkem olarak kalmış ve kız vermek hiç bir suretle caiz görülmemiştir. Ancak buradaki Ehl-i Kitap; tevhidi bozmayan ve Allah’a oğul isnat etmeyen Ehl-i Kitap’tır.3 Nikâh: Lûgatte zinanın zıddı olan ve kadın-erkek ilişkisini helal kılan akit demektir. Dini terim olarak, “evlenmeleri yasak olmayan bir erkekle bir kadın arasında yapılan ve müşterek hayat ve nesli sürdürmek için bir bağ meydana getiren akit” demektir. ilâhî vahye dayanan semavî dinlerde erkekle kadının ortak bir yuva kurması ancak nikâh akdiyle mümkün kılınmıştır. Evliliğin meşrûluğu Kitap, Sünnet ve İcmâ delillerine dayanır. Hz. Peygamber (s.a.v) ve Ashab-ı kiram evlenmişler ve onlara uyanlar da bu sünneti sürdürmüşlerdir. Hanefîlere göre evlilik akdinin rükünleri “icap ve kabul”den ibarettir. İcap, taraflarından birisinin ilk olarak yaptığı tekliftir. “Benimle şu anda evlenmeyi kabul ediyor musun?” teklifine, diğer tarafın “Kabul ettim” şeklindeki cevabı “kabul” niteliğindedir. Evlenme sırasında erkek tarafından kadına ödenen, dinen alt ve üst sınırı belirlenmeyen, tarafların anlaşacakları bir miktar mal veya paranın (Mihir) belirlenmesi de gerekir. Peygamberimiz (s.a.v.), mihirsiz hiç bir evliliğe müsaade etmemiştir. Mihir, kadının hakkıdır.4 Câriye: Müslümanlarca cihat sırasında esir alınan veyahut para ile satın alınan kadın ve kızlar yani kadın köleler demektir. “Câriye”, denizin üzerinde akıp giden gemi anlamına da gelir. Câriyeler de efendilerinin hizmetleri çerçevesinde hareket etmeleri sebebiyle bu ismi almışlardır. Savaş sonrasında tıpkı erkek esirler hakkında olduğu gibi kadın esirler de; ya karşılıksız olarak, ya fidye karşılığı serbest bırakılırlar veya köle olarak gazilere dağıtılırlar. Köleler gibi câriyeler de alınıp satılabilir. Bazıları câriyelerin odalık edinilerek kendileriyle nikâhsız ilişkiye girilmesinin caiz olduğu kanaatinde iseler de bu doğru değildir. İslâm, onlarla belirlediği şartlar içinde evlenilmesini caiz görür. Hür ve Müslüman erkekler, ehl-i kitap ve tercihan Müslüman namuslu câriyelerle evlenebildiği gibi hür ve Müslüman namuslu kadınlar da Müslüman olmuş iffetli erkek esirlerle evlenebilir. Cariye ile evlenmede de nikâh şarttır. Peygamberimizin Hz. Marie ile evliliği bunun örneğidir. Bk. (Nur: 32)5 Bu âyette, müşrikin mü’minin mukabilinde zikredilmesi; müşrikten kastedilenin; Müslüman olmayan, ister müşrik isterse kitap ehli olduğu söylenen tüm kâfirler olduğuna bir delildir. Ayrıca bu âyet, gayr-ı müslimlerin hepsinde zahiren olmasa da hakikaten bir müşriklik ve kâfirlik bulunduğuna işaret etmektedir. (Elmalılı)6 (Mâide:17, 72, 73, Tevbe: 30)’a göre, Hz. İsa’yı ve Üzeyir’i Allah’ın oğlu kabul eden Hıristiyanlarla, Yahûdîler, kesinlikle kitap ehli olmayıp kâfirdir. Bunların kestikleri yenmez ve bunların kadınlarıyla evlenilemez. (Mâide: 5)’e göre Hıristiyan ve Yahûdîlerden, sadece tek Allah’a inanan, Mesih ve Üzeyir’i Allah’ın oğlu kabul etmeyenler, kitap ehli sayılır. Bunlara kız verilmez ama kızlarıyla evlenilebilir. 7 İslâm’ın ilk yıllarında Müslümanlar, kitaplı-kitapsız kâfirlerle genel olarak kız alır verirlerdi. Abdullah b. Revaha Müslüman bir cariyesini azad etmiş ve onunla evlenmişti. İnsanlardan bir kısmı da onu, bundan dolayı kınamışlardı. Ebû Mersed müşrik ve güzel bir kadınla evlenmek için Peygamberimizden izin istemişti. Bu âyet, bu olaylar üzerine nâzil olmuştur. (Vâhidî)
Muhammed Esed
VE ALLAH'TAN başkasına ilahlık yakıştıran kadınlarla onlar [sahih] inanca ulaşıncaya kadar evlenmeyin: çünkü [Allah'a] bağlanmış mümin bir kadın, 208 Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıran kadından -bu sizin hoşunuza gitse de- kesinlikle daha hayırlıdır. Ve Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıran erkekler ile onlar [sahih] inanca ulaşıncaya kadar kadınlarınızı nikahlamayın; zira [Allah'a] bağlanmış bir mümin erkek, Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıran erkekten -bu sizi hoşnut etse bile- kesinlikle daha hayırlıdır. [Böyleleri] sizi ateşe davet ederken Allah sizi cennete ve O'nun izniyle mağfiret[e nail olma]ya davet eder; ve Allah mesajını insanlığa açıklar ki ondan ders alabilsinler.
Müşrik kadınlarla, onlar iman etmedikçe evlenmeyin. Mümin bir köle, hoşunuza gitse bile müşrik bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikçe, müşrik erkeklerle mümin kadınları nikâhlamayın. Mümin bir köle, hoşunuza gitse bile müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. İşte onlar sizi ateşe çağırırlar. Allah ise, izniyle, cennete ve bağışlamaya davet eder ve insanlara düşünüp ibret alsınlar diye ayetlerini açıklıyor. 4/24, 3/133, 10/25, 24/3
Müşrik kadınlarla onlar imana ulaşıncaya kadar evlenmeyiniz! Çünkü (Allah’a) bağlanmış hür olmayan mü’min bir kadın[418] bile, müşrik bir hür kadından –ondan hoşlanıyor da olsanız- daha hayırlıdır. Yine müşrik erkeklerle, onlar iman edinceye kadar kadınlarınızı nikâhlamayınız![419] Zira (Allah’a) kulluk yapan mü’min bir köle, müşrik bir erkekten –ondan hoşlanıyor da olsanız- daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe çağırıyor, oysa Allah sizi kendi rızasıyla cennet ve mağfirete çağırıyor; dahası, mesajlarını insanlığa açıklıyor ki ders alsınlar.
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 221. Ayet Açıklaması
[418] Emeh mücerret olarak “kadın” anlamına gelse de burada sözgeliminden “hür olmayan kadın” mânasına kullanıldığı açıktır. Zemahşerî, -muhtemelen Cürcanî’yi izleyerek- “herkes Allah’ın kölesidir” gerekçesiyle “mü’min kadın” anlamı verir. Oysa ki bu bağlamda “müşrik, hür kadın”ın mukabili olarak kullanılmıştır.
[419] Bazıları, buradaki hitabın kadının velisi olan erkeğe değil de doğrudan kadına olduğunu düşünüp bu ibareyi “kadınlarınızı nikâhlamayın” değil de “nikâhlanmayın” olarak çeviriyor. Eğer âyetin aslına sadık kalacaksak bu çeviri iki nedenden doğru değil:
1) Âyetin girişindekinin aksine ikinci lâ-tunkihû geçişlidir ve enkeha’dan gelir. İki mef’ul alır: “kadınlarınız” ve “müşrik erkekler”. Bu durumda anlam bizim verdiğimiz gibi olur.
2) Bir sonraki cümlede yer alan “bu sizi hoşnut etse de” muteriza cümlesindeki “siz” erkekler için kullanılan kum zamiriyle gelmiştir. Eğer nikâhlayan kadının kendisi olsaydı bu zamirin dişili olan kunne gelecekti. Bu ibareden değilse de, 230. âyetteki hatta tenkiha (kadın nikâhlanıncaya kadar) ibaresinden, kadının kendi kendisini nikâhlama mezuniyeti çıkar. Âyet bir toplumda yasal düzenlemeleri yapan yetkili mercilere hitap olarak da okunabilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Müşrikeleri imân edinceye kadar nikah etmeyiniz. Elbette mü'min olan bir cariye, bir müşrikeden hayırlıdır. Velev ki müşrike sizin hoşunuza gitsin. Ve müşrik erkeklere de, imân etmedikçe (müslüman kadınları) nikah ettirmeyiniz. Elbette bir mü'min köle, bir müşrikten hayırlıdır. Velev ki o müşrik hoşunuza gidecek olsun. Onlar (o müşrik ve müşrikeler, insanı) ateşe davet ederler. Allah Teâlâ ise kendi izniyle cennete ve mağfirete davet buyurur. Ve insanlara âyetlerini açıkça bildirir, tâ ki tezekkür etsinler.
Müşrik kadınlar iman etmedikçe onlarla evlenmeyin! Mümin bir cariye, hoşunuza giden hür bir müşrik kadından daha hayırlıdır! Mümin kadınları da, onlar iman etmedikçe, müşriklere nikâhlamayınız; Mümin bir köle hoşunuza giden hür bir müşrikten daha hayırlıdır. Müşrikler sizi cehenneme dâvet ederler. Allah ise sizi Kendi izniyle, cennete ve mağfirete dâvet eder ve üzerinde düşünüp gerekli dersi alsınlar diye âyetlerini insanlara açıklar. [2, 96; 5, 5; 60, 10] {KM, Çıkış 9, 12; Tesniye 7, 3-4}
Allah'a ortak koşan kadınlarla, onlar inanıncaya kadar, evlenmeyin. (Allah'a ortak koşan hür kadın), hoşunuza gitse dahi, inanan bir cariye, ortak koşan (hür) kadından iyidir. Ortak koşan erkekler de inanıncaya kadar, onları (kadınlarınızla) evlendirmeyin. (Allah'a ortak koşan hür erkek) hoşunuza gitse dahi, inanan bir köle, ortak koşan (hür) adamdan iyidir. (Zira) onlar ateşe çağırıyorlar. Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırıyor. İnsanlara ayetlerini açıklıyor ki öğüt alsınlar.
İman edene kadar, müşrik kadınlarla evlenmeyin. İman etmiş esir kadın,[1] müşrik kadından elbette iyidir; isterse sizi çok etkilemiş olsun. İman edene kadar, müşrik erkeklere kız vermeyin. İman etmiş esir erkek, müşrikten elbette daha iyidir; isterse sizi çok etkilemiş olsun.[2] Onlar sizi ateşe çağırırlar, Allah ise kendi izniyle Cennet’e ve günahlardan arınmaya çağırır. Allah âyetlerini insanlara açıklar ki akıllarını başlarına toplasınlar.
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 221. Ayet Açıklaması
[*] Hür olmayan kadına eme (الأمة), erkeğe abd(عبد)denir (es-Sıhah). Bunların Türkçe karşılığı esirdir. [2] Din farkının evlenmeye etkisi yoktur ama âyetteki "daha iyi" ifadeleri, tavsiye edilmediğini gösterir. Müşrik sayılan ehl-i kitapla (Tevbe 9:31) evlenmenin helal olması (Maide 5:5), Nuh ve Lut aleyhisselamın kâfir eşleri ile Firavun'un mümin olan eşinin bize örnek verilmesi (Tahrim 66:10-11), Nebîmiz'in Cüveyriye ile evlenmek için müslüman olmasını şart koşmaması, kızı Zeyneb'le evli olan Ebü'l-Âs b. er-Rebî, hicretin 6. yılına kadar müslüman olmadığı halde nikâhının devam etmesi ve Nebîmizin, din farkından dolayı kimseyi eşinden ayırmamış olması, bunu ortaya koyar.
Şaban Piriş
Müşrik kadınlarla, onlar iman etmedikçe evlenmeyin. Mümin bir cariye, hoşunuza giden müşrik bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikçe, müşrik erkeklerle mümin kadınları evlendirmeyin. Mümin bir köle, hoşunuza gitse bile müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, ateşe çağırırlar, Allah ise, izniyle, cennete ve mağfirete çağırır ve insanlara düşünüp ibret alsınlar diye ayetlerini açıklar.
Onlar iman etmedikçe, müşrik kadınlarla evlenmeyin. Hoşlansanız bile, müşrik bir kadından ise, mü'min bir cariye daha hayırlıdır. Müşrik erkeklerle de, onlar iman etmedikçe evlenmeyin. Hoşlansanız bile, müşrik bir erkekten ise, mü'min bir köle daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar; Allah ise izniyle sizi Cennete ve bağışlanmaya çağırıyor. Ve, düşünüp öğüt alsınlar diye, insanlara âyetlerini açıklıyor.
Müşrik kadınlarla, onlar iman edinceye kadar evlenmeyin. Özgürlüğünden yoksun inanmış bir kadın, müşrik bir kadından -müşrik kadın sizin hoşunuza gitse de- çok daha hayırlıdır. Müşrik erkeklerle de onlar iman edinceye kadar nikâhlanmayın. İnanmış bir köle, müşrik bir erkekten -o hoşunuza gitse de- çok daha hayırlıdır. Bu müşrikler sizleri ateşe çağırır. Allah ise sizi, izniyle cennete ve affa çağırır. Ve ayetlerini insanlara açık açık bildirir ki, düşünüp öğüt alabilsinler.
daħı çiftlenmeñ, Tañrı’nuñ ortaġı var diyen 'avratları, tā įmān getüreler. daħı bir ķaravaş, įmān getürici, yiġrekdür Tañrı’nuñ ortaġı var diyen 'avratlardan; eger ŧañlandurursa daħı sizi. daħı çiftlendürmeñ ya'nį mü’mine 'avratları, Tañrı’nuñ ortaġı var diyen erenlere, tā įmān getüreler. daħı bir kul, įmān getürici, yiġrekdür Tañrı’nuñ ortaġı var diyen erden; eger ŧañlandurursa daħı sizi. şunlar oķırlar od dapa; daħı Tañrı oķır uçmaķ dapa, daħı yarlıġamaķ dapa, dilegi-y-ile. daħı bellü eyler āyetlerini ādemįlere; anun- içün kim anlar anlarlar ya'nį Tañrı buyurduķlarını.