Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 246, sondan 5991. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 239. ayetidir. Bakara Suresi 239. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 67 ve toplam ebced değeri ise 5685 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (15) ل (6) م (9) bulunuyor.
Arapça Metin
فان خفتم فرجـالا او ركبـانا فاذا امنتم فاذكروا الله كما علمكم ما لم تكونوا تعلمون
Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah’ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın).
Kur’ân-ı Kerîm’in özgün üslûp ve tertibi içinde farklı konuları açıklayan âyetlerin arka arkaya geldiği de olmaktadır. Bu bağlamda evlenme, boşanma, emzirme konuları açıklanırken arada, normal ve olağan dışı hallerde namazın nasıl kılınacağı konusuna yer verilmiş, belki de bir önceki âyette tavsiye edilen bağışlama, takvâ, karşılıklı lutufkârlık gibi faziletlere erebilmek için gerekli bulunan mânevî eğitimin en önemli aracının namaz olduğuna işaret edilmiştir. Dinin direği, ibadetlerin başı olan namazın, müminin hayatıyla o kadar iç içe, o kadar vazgeçilemez, ihmal edilemez olması istenmiştir ki insanoğlunun her türlü faaliyetine ara verdiği korkulu ve tehlikeli hallerinde bile namazın kılınması emredilmiş, ancak olağan dışı hal sebebiyle bazı kolaylıklar tanınmıştır. Normal hallerde müminler, en değerli varlıklarını nasıl koruyorlarsa namazlarını da öyle koruyacak, yani hem eksiksiz hem de devamlı kılacaklardır. “Namazın eksiksiz kılınması” (muhafaza), vücut, dil ve zihin hareketleriyle yapılan farzları, vâcip ve sünnetleri yerine getirmekle olur ve en azından farz ve vâcip namazları geçirmemekle gerçekleşir. Namazla ilgili olan bu iki mükellefiyet dışında bir de kalple (zihin-duygu işbirliği ile) yapılan ve âyette “kunût” kelimesiyle ifade edilen huşû şartı vardır. Huşû namaz kılan müminin huzurunda bulunduğu rabbinin büyüklüğüne yaraşır bir saygı, kulluk ve itaat duygusu, kendini veriş, bütünüyle yöneliş şeklinde gerçekleşir ve huşûsuz namaz, ruhsuz ceset gibidir. Bu sebepledir ki, “Namazları eksiksiz ve devamlı kılın” emrinden sonra “huzur ve huşû içinde” kaydı getirilmiştir. “Orta namaz” (es-salâtü’l-vustâ) beş vakit namazdan biri olduğu halde–çünkü başka bir günlük farz veya vâcip namaz yoktur– ayrıca zikredilmiş, ona daha ziyade ihtimam gösterilmesi istenmiştir. Hz. Peygamber hayatta iken bu namazın hangisi olduğu konusunda ne bir soru sorulmuş ne de bu konuda tartışma yapılmıştır. Muhtemelen sahâbe, beş vakit namazın her birine “orta namaz” gibi önem verdikleri ve hiçbirini geçirmedikleri veya açıklamamakla beraber bildikleri için bu konuyu konuşmamışlardır. Hz. Peygamber’in vefatından sonra orta namazın hangisi olduğu konusunda uzun tartışmalar yapılmış ve ortaya yirmi kadar farklı yorum ve tesbit çıkmıştır. Yorum yapanlar ya “vüstâ” kelimesinin “en üstün” mânasından hareket etmiş ya da bu kelimenin “iki şeyin ortasında olan” mânasından sonuç çıkarmaya çalışmışlardır. Bu yorumlardan ve tesbitlerden üçü hem daha çok konuşulmuş hem de delillerle desteklenmiştir. Buna göre orta namaz: a) Sabah namazıdır. b) İkindi namazıdır. c) Bütün namazlara önem verilsin, hiçbiri geçirilmesin diye belirlenmeden bırakılmıştır. Medine fukahasıyla onların hocaları olan bir kısım sahâbeye göre orta namaz sabah namazıdır. Çünkü bu namazın önemi hakkında âyet ve hadisler vardır. Ayrıca bu namaz gece namazlarıyla (akşam ve yatsı) gün-düz namazları (öğle ve ikindi) ortasında bulunmaktadır. İmam Mâlik ve bir rivayete göre Şâfiî de aynı tesbiti benimsemişlerdir. Abdullah b. Mes‘ûd, Hz. Ali, İbn Abbas gibi bir kısım sahâbe, bazı hadisçiler, Ebû Hanîfe ve –bir başka rivayete göre– Şâfiî orta namazın ikindi namazı olduğu sonucuna varmışlardır. Çünkü birbirini destekleyen bir-çok hadis ve sahâbe ifadesi yanında, Hendek Savaşı’nda Hz. Peygamber’in “Orta namazdan yani ikindi namazından bizi alıkoydular. Allah kabirlerini ve içlerini ateşle doldursun!” sözü bunu açıkça ortaya koymaktadır (Buhârî, “Cihâd”, 98; Müslim, “Mesâcid”, 202, 205, 206). Mâlikîler’den Ebû Bekir İbnü’l-Arabî ise deliller çeliştiği ve tercih imkânı bulunmadığı gerekçesine dayanarak şu sonuca varmıştır: “Allah Teâlâ nasıl Kadir gecesini ramazan geceleri içinde, duaların kabul edildiği vakti cuma günü içinde, büyük günahları genel olarak günahlar içinde gizlediyse orta namazı da namazlar içinde gizlemiştir ki halk bütün ramazan gecelerini ihya etsin, bütün cuma günü dua ve zikirle meşgul olsun, bütün günahlardan kaçınsın ve namazların tamamını orta namaz olabilir düşüncesiyle kılsın!” (I, 226). Şevkânî ilgili hadislerin açık ve güçlü desteğine dayanarak orta namazın ikindi namazı (I, 281-284), İbn Âşûr da bir kısım sahâbe rivayetleriyle namazın fazileti hakkındaki nakillere dayanarak sabah namazı (II, 468) olduğunu savunmuşlardır. Nisâ sûresinde (101-103) düşmanla karşı karşıya bulunulduğu, fiilen savaşıldığı veya âni bir hücum tehlikesinin bulunduğu zamanlarda (bu mânada korku halinde) cemaatle nasıl namaz kılınacağı öğretilmişti. Konumuz olan 239. âyette ise savaşı da içine alan daha geniş çerçeveli tehlike hallerinde fertlerin kendi başlarına namazı nasıl kılacakları anlatılmıştır. Çıkan sonuç namazın önemi, terkedilemez oluşu, her hal ve şartta kılınması gerektiği ve şartlar namazın bir kısım farzlarını ve vâciplerini yerine getirmeye müsait değilse mümkün olan şekilde (bazı farz ve vâcipler eksik de olsa) kılınacağıdır. Namazın farz, vâcip ve sünnetlerinin önemli bir kısmı vücut hareketleriyle yapılır ve bunlardan maksat namazın ruhu olan duygu, şuur ve Allah-kul ilişkisine yardımcı olmalarıdır. Vücut hareketlerini yapmaya bir mani çıktığında bunlar terkedilebilir ancak namaz terkedilemez. Çünkü onun ruhu olan ibadet şuuru (zikir) her durumda mümkündür.
Mehmet Okuyan
(Bir tehlikeden) korkarsanız (namazlarınızı) yürüyerek veya binmiş olarak (binek üzerinde kılın)! Güvende olduğunuzda, siz bilmiyorken Allah’ın size öğrettiği şekilde O’nu hatırlayın (namaz kılın)!
Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, yaya (yürür vaziyette) veya binekte iken (namazı) kılın. Güvenliğe girdiğinizde ise, yine Allah'ı, bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi zikredin. (İbadetlerinizi Peygamberin gösterdiği şekilde yerine getirin.)
Fakat savaş ve değişik tehlikelerden korkarak, namazı rahat kılabilme imkanı bulamazsanız, namazı terketmeyin, ayakta veya binit üzerinde de olsa, mutlaka kılınız ve namazlarınızı geçirmeyiniz. Korkuyu atıp güvene kavuştuğunuz anda, yine Allah'ı size bilmediğiniz şeyleri nasıl öğrettiyse o şekilde anın, namazı yine belirlenen şekilde kılmaya devam edin.
İnsani hasletlerinizi, ahlaki değerlerinizi besleyen ve koruyan, önemi büyük, fazileti yüksek ibadetinizi, beş vakit namazınızı hayatî bir tehlikeden endişeniz bile olsa ihmal etmeyin. Ya yürürken veya binekli iken severek namazlarınızı eda edin.
Emniyete kavuştuğunuz zaman, güven içindeyken, bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin, namazlarınızı her zamanki gibi kılın, Allah'ın dinini, şeriatını anlatın.
Eğer (düşman veya yırtıcı hayvanlardan) korkarsanız, yaya, binekli iken (mümkün olan tarafa yönelerek) namazınızı kılın. Bu korkulardan emin bulunduğunuz zaman, böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi Allah'ı anın.
Eğer bir şeyden korkunuz varsa, yaya veya binerek namaz kılın. Güven duyduğunuz zaman, daha önce bilmediklerinizi Allah’ın size bildirdiği şekilde Allah’ı zikredin (anın.)
Bahaeddin Sağlam Bakara Suresi 239. Ayet Açıklaması
[Boşanma ayetleri arasında namazdan bahsedilmesi, ilahî yasalara uymak, hak ve hukuka riayet etmek için namazın önemini hatırlatmak içindir ve bütün sosyal görevlerin bir namaz olduğunu bildirmek içindir. Ayrıca namaz, bütün dini emirlerin direğidir. Namazı terk eden yavaş yavaş Allah’ı unutur.]
Besim Atalay
Sizde bir korku varsa, ya yayan olarak, ya da binitli kılabilirsiniz, esenliğe erince —bilmediğiniz şeyleri, size öğretmiş olan— Allahın öğrettiği üzere onu anınız
Eğer (düşman, yırtıcı hayvan, doğal afet ve benzeri) tehlikede iseniz (durup namaz kılma imkânı bulamazsanız) bu durumda yürürken ya da binek üzerinde iken namazınızı ikame edin. (Tehlikeden emin olup) güvenliğe kavuşunca da Allah'ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı belirlenen şekilde ikame etmeye devam edin).
Cemal Külünkoğlu Bakara Suresi 239. Ayet Açıklaması
Bkz. 4:101Bu emir, yalnızca savaş, deprem ve sel felaketi gibi herhangi bir tehlike anında bir yerde namaz kılacak kadar kalmak tehlikeli olacağından, böyle bir durumda namazların, kıbleyi bile dikkate almadan en kolay şekilde kılınabileceğine işaret etmektedir.
Diyanet İşleri (Eski)
Eğer korkarsanız, yaya yahut binekte iken kılın, güvene erişince, bilmediklerinizi öğrettiği gibi Allah'ı anın.
Eğer (herhangi bir şeyden) korkarsanız (namazlarınızı) yürüyerek yahut binmiş olarak (kılın). Güvene kavuştuğunuz zaman, siz bilmezken Allah'ın size öğrettiği şekilde O'nu anın (namaz kılın).
Bir kaygı ve endişeniz varsa, yaya veya binmiş olarak (namazı kılın.) Güvene kavuştuğunuz zaman, bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi ALLAH'ı anın.
Örneğin, şehirlerarası yolculuklarda otobüsü veya uçağı kaçırma tehlikesine karşı, namazı oturarak kılabiliriz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer bir korku hâlindeyseniz, yaya veya binekli olarak giderken kılın, (korkudan) emin olduğunuz zaman da böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin (namazlarınızı yine her zamanki gibi huşû ile kılın).
eğer bir korku halinde iseniz yaya veya süvari giderken kılın, emniyeti bulduğunuz vakit de böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi hemen Allahı zikredin
Fakat (muhaarebe, su baskını ve benzerleri gibi bir tehlikeden) korkar (ak hakkın dîvânına tam huşu' ve taatle durmak imkânını bulamaz) sanız o halde (namazı) yürüyerek, yahud süvari olarak (Kıbleye veya her hangi bir semte karşı) kılın (bırakmayın). (Tehlikeden) emîn (ve salim) olduğunuz vakit ise yine Allahı, size bilmediğiniz şeyleri nasıl öğretdi ise, o vech ile, anın.
Fakat (düşmandan) korkarsanız, o takdirde yaya olarak veya binek üzerinde(namaz kılın)! Emîn olduğunuz zaman ise, artık bilmiyor olduğunuz şeyleri size öğrettiği gibi(namazı nasıl kılmanızı ta'lîm etti ise, öylece) Allah'ı zikredin (namazınızı kılın)!
Eğer korkmuşsanız, yürürken ve yahut binek üzerinde iken (namazı kılın). Güvenliğe erdiğinizde, Allah’ın bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi, Allah’ı hatırlayın.
Eğer korkarsanız yayan veya süvari olarak namaz kılın [³]. Emin olduğunuz vakitte size bilmemiş olduğunuz şeyleri öğreten Allah/ın öğrettiği gibi Allah/ı yâdedin [⁴].
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 239. Ayet Açıklaması
[3] Bir korku esnasında yayan veya hayvan üstünde kıbleye dönülsün, dönülmesin kılınan namaza «korku namazı» denir. Korku namazı harp halinde de olur, harp halinin gayride de olur. Burada maksat harp halindeki korku namazıdır.[4] Emniyet namazı kılın.
Kadri Çelik
Eğer korkarsanız, (namazı) yaya veya binek üstünde giderken kılın, güvene erişince, (namaz hükümleri hakkında) bilmediklerinizi öğrettiği şekilde Allah'ı anın.
Ama eğer düşman, yırtıcı hayvan, doğal âfet ve benzeri önemli bir tehlikeden korkarda durup namaz kılacak imkânı bulamazsanız, o zaman yürüyerek veya binek üzerinde, yani durum neyi gerektiriyorsa, gücünüz yettiği kadarıyla namazınızı kılmalısınız (4. Nisâ: 102). Bu tehlikeli durumlardan kurtulupgüvene kavuştuğunuz zaman, daha önce bilmediklerinizi Allah size nasıl öğrettiyse, siz de namazı güzelce kılarak ve O’nun ayetlerini sürekli gündemde tutarak O’nu öylece anın.
Eğer (herhangi bir şeyden) korkarsanız (namazlarınızı) yürüyerek1 yahut binek üstünde (kılın).2 Güvene kavuşunca Allah’ın size bilmediğiniz şeyleri öğrettiği gibi (namazı öylece kılarak) Onun adını anın.
1 (رِجَالٌ) kelimesi (رَاجِلٌ) kelimesinin çoğuludur, “yaya yürüyen” anlamına gelir. Bk. (Hacc: 27)2 Şayet korkarsanız; düşman veya yırtıcı hayvan gibi bir sebebden dolayı şiddetli bir korkuya düşerseniz… Yani duruma göre nasıl ve ne tarafa durmak mümkün ise kıble şartı aranmaksızın, yürürken veya binek üzerinde olsun namazınızı münferiden kılın. Bu namaza korku namazı denilir ve bu namazda rekât eksiltilmez. Ancak savaştaki korku namazı farklıdır. Bk. (Nisâ: 102)
Muhammed Esed
Ama eğer tehlikede iseniz, yürürken ve binek [üzerin]de [namazınızı ifa edin]; 228 tekrar güvenliğe kavuşunca Allah'ı anın, çünkü daha önce bilmediklerinizi size öğreten O'dur.
Eğer herhangi bir endişe taşırsanız, o zaman yaya yahut binekli olarak namaz kılın. Güvene kavuştuğunuz zaman daha önce bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi Allah’ı anın. (Namazı kılın) 4/103
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 239. Ayet Açıklaması
[447] Zımnen: Cana, mala ve insan onuruna yönelik bir tehdit söz konusuysa ve siz de bunlara halel gelme endişesi taşıyorsanız Allah’ın huzurunda durmanın fiili tezahürü olan “kıyam”ı terk edebilirsiniz. Aynı şey namazın şartlarından kıble ve sabah namazı dışındaki namazlarda vakit için de geçerlidir. Temel haklara yönelik bir tehdit, bir mü’min üzerinden namazın ancak formel şartlarından bir ya da birkaçını kaldırabilir. Allah-insan ilişkisinin zirvesi olan namaz o kadar önemlidir ki, sadece normal zamanlarda değil olağanüstü zamanlarda da bu ilişki türü mutlaka sürdürülmeli ve kul Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde olduğunu göstermelidir. Bu sorumluluğu insan, kendisine yönelik doğrudan bir tehditten dolayı özel bir vakit ayırarak ayakta kıyama duramadığı için erteleyemez. Böylesi bir durumda, vaziyet neyi gerektiriyorsa ibadet öyle eda edilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Fakat korkarsanız yayan veya süvari olarak (namazınızı kılın). Emin olduğunuz zaman ise Allah Teâlâ'yı, sizlere bilmediğiniz şeyleri nasıl öğretti ise öylece zikrediniz.
Eğer bir korku halinde iseniz, yaya olarak veya binek üzerinde namaz kılın. Fakat güvenliğe çıktığınızda, bilmediğiniz şeyleri size öğreten Allah'ın öğrettiği gibi ibadetinizi ifa edin!
Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, yaya, yahut binmiş olarak kılın; güvene kavuştuğunuz zaman, bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı anın.
Eğer korkarsanız[1] (namazı), yürüyerek yahut binek üstünde kılın. Güvene kavuşunca, bilmediklerinizi size öğreten Allah’ı, size öğrettiği gibi zikredin. (Allah'ın ayetlerini kafanıza yerleştirmek için namaz kılın)[2]
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 239. Ayet Açıklaması
[1] Namazı vaktinde kılamamaktan korkarsanız. [2]"... benim zikrim için (âyetlerimi kafana yerleştirmen için) namazı düzgün ve sürekli kıl." (Taha 20:14)
Şaban Piriş
Eğer bir tehlikeden korkarsanız, yaya yahut binekli olarak namaz kılın. Güvene kavuştuğunuz zaman bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi Allah'ı zikredin.
Tehlikede olduğunuz zaman, yaya veya binek üzerinde namaz kılarsınız.(123) Tekrar güvenliğe çıktığınızda ise, size bilmediklerinizi öğreten Allah'ın öğrettiği şekilde Onu anın.
(123) Hangi halde kılabiliyorsanız o halde kılar, geri bırakmazsınız. Bu namaza “korku namazı” adı verilmiştir.
Yaşar Nuri Öztürk
Bir korku ve endişe duyarsanız yürüyerek veya binit üzerinde kılın. Güvene kavuştuğunuzda bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin.
pes eger ķorķasız, pes yayalar-iken yā binitlü-y-iken. pes ķaçan kim ķorķusuz olasız, anuñ Tañrı’yı nite kim ögretdi size anı kim, olmaduñuz-idi bilürsiz.
Pes eger ḳorḳuñuz olsa kāfirlerden ayaḳ üstine durup namāz ḳıluñuz yābinüp işāret‐ile ḳıluñuz. Pes ḳaçan imin olsañuz, ẕikr eyleñüz Tañrı Ta‘ālā size bildürgen gibi, ol nesne[yi] kim siz bilmezdüñüz.