Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 102, sondan 6135. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 95. ayetidir. Bakara Suresi 95. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 2548 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (7) ل (6) م (6) bulunuyor.
Arapça Metin
ولن يتمنوه ابدا بما قدمت ايديهم والله عليم بالظالمين
Yahudilerin, âhiret yurdunun yalnızca kendilerine ait olacağı, sadece kendilerinin cennete girecekleri yolundaki iddialarına cevap verilmekte, eğer bu iddialarında samimi iseler, asıl yurtlarından bile uzaklaşmış olarak çeşitli zahmet, elem ve kederler içinde yaşadıkları şu dünyadan ayrılarak, eksiksiz bir mutluluk yeri olan cennete kavuşabilmek için bir an önce ölmeyi istemeleri gerektiği ifade edilmektedir. Onlar böyle bir temennide bulunamazlar, çünkü kendi iddialarından kendileri de emin değillerdir. Bunun sebebi de bizzat kendilerinin işledikleri cürüm ve cinayetlerdir. Her ne kadar sözde kendilerine indirilen kitaba inandıklarını, doğru yolda olduklarını ve bütün insanlar içinde âhiret mutluluğuna sadece kendilerinin lâyık olduğunu iddia ediyorlarsa da, işledikleri kötülükler yüzünden vicdanları bu iddialarını doğrulamamaktadır. Bunun için asla ölümü temenni edemezler.
Mehmet Okuyan
Onlar, kendi elleriyle önceden yaptıkları işler (günahlar) sebebiyle ölümü asla istemeyecektir. Allah zalimleri iyi bilendir.
Benzeri Cum‘a 62:6-7’de de geçen bu ayetlerde yahudilerin tutarsızlığına dikkat çekilmektedir. Çeşitli ayetlerde dile getirildiği gibi, kitap ehlinin bu ve benzer yanlış kanaatleri deşifre edilmekte, iddialarında ne kadar hatalı oldukları ortaya konulmakta, dahası ne kadar samimiyetsiz oldukları gözler önüne serilmektedir. İşte bu ve benzer ayetlerde de ele alındığı gibi, bu kişiler sözlerinde sadakat ve samimiyet bulunmadığı için iddialarında da hiçbir tutar taraf yoktur. O nedenle, kendilerine meydan okumakta, eğer iddia ettikleri gibiyse ölümü istemeleri gerektiği ifade edilerek, bu geçici âlemin zindan halini bir an önce terk edip ebedi ödül yurduna girmeleri için adeta can atmalarının beklendiği belirtilmekte, ancak bunu yapmayacakları da özellikle hatırlatılmaktadır.
Bayraktar Bayraklı
Onlar, kendi elleriyle yaptıkları ameller sebebiyle hiçbir zaman ölümü temenni etmeyeceklerdir. Allah zâlimleri iyi bilir.
Oysa onlar, önceden ellerinin takdim ettiklerinden (işledikleri küfür ve kötülüklerinden) dolayı, onu (ölümü) hiçbir zaman ve kesinlikle dilemeyeceklerdir. (Zaten) Allah, zalimleri Bilendir.
Ama kendi elleriyle yapıp ettikleri ortadayken, bunu hiçbir zaman temenni edemeyeceklerdir. Varlık sebebine aykırı hareket etmiş olanları, Allah her halleriyle bilmektedir.
Onlar, dünyada elleriyle kutsal kitaplarda bizzat yaptıkları tahrifler, Kur'ân'ı ve Muhammed'i yalanlamaları, işledikleri günahlar sebebiyle hiçbir zaman, asla ölümü temenni edemeyecekler. Allah, inkârı, isyanı alışkanlık haline getiren zâlimlerin davranışlarını biliyor.
19.Burada "elleriyle işledikleri" ifadesiyle anlatılmak istenen işlemiş oldukları bütün fenalıklardır. Yoksa sadece elleriyle işlemiş oldukları fiillerin kastedilmesi gibi bir tahsis sözkonusu değildir. Bu ibare Arap dilinde bir kimsenin yapmış olduğu fiilleri kasdetmek amacıyla yaygın olarak kullanılır. Türkçe`de de buna benzer ifadeler yaygın olarak kullanılmaktadır.
Ali Bulaç
Oysa onlar, önceden ellerinin takdim ettiklerinden dolayı onu (ölümü) hiç bir zaman kesin olarak dilemiyeceklerdir. Allah, zalimleri bilendir.
Fakat onlar, peygamberleri öldürmek ve Tevrat'ı tahrif etmek gibi, önceden elleriyle yaptıkları günah sebebiyle azâba hak kazandıklarını bildiklerinden elbette ve hiç bir zaman ölümü temennî etmezler. Allah, zâlimleri hakkıyle bilendir.
Yahudiler, «Ahiret hayatı sadece bize aittir» şeklinde iddia etmişler, bununla «Yahudi olmayanlar öbür dünyada nimete nail olamazlar» demek istemişlerdi. Bu iddiaya karşılık siz de onlara «Madem ki öyledir, hadi ölümü isteyin» deyiniz. Ama onlar asla ölmek istemezler. Bu âyetler, yahudilerin ırkçılık düşüncesinin ahirete kadar uzandığını gösterir.
Edip Yüksel
Ellerinin işlediklerinden ötürü bunu asla dilemeyeceklerdir. ALLAH zalimleri bilir.
(Fakat) onlar önceden elleriyle işlediklerinden (kötü amellerinden, Tevrâtı tahrif etdiklerinden) ötürü onu (ölümü) hiçbir zaman arzuu edemezler. Allah o zaalimleri hakkıyle bilendir.
Fakat elleriyle yaptıkları kötü işlerden dolayı âhirette azap çekeceklerini çok iyi bildiklerinden, ölümü asla arzu etmezler. Allah, zâlimleri elbette bilir.Oysa gerçek müminler, Allah adına söz söyleme cüretinde bulunmaz, ilâhî nîmetlerin sırf kendilerine özgü olduğunu iddia etmezler. Evet, cennete girmeyi kuvvetle ümit ederler, fakat bunun gereği olan dürüstlük ve samîmiyeti ortaya koymaktan da geri kalmazlar; ölümü arzu etmezler, fakat gerektiğinde seve seve ölüme koşmasını bilirler. Yahudilere gelince:
Onlar, (dünyada) kendi elleriyle yaptıkları kötülüklerden dolayı, ölümü hiçbir zaman kesinlikle istemeyecekler. Şüphesiz Allah, böyle zalimleri çok iyi bilir.
Ama hayır, elleriyle işlediklerinden dolayı ölümü hiçbir zaman temenni etmezler. Elbette Allah, bu yanlışta ısrar eden zalimleri en iyi bilendir. 2/96, 62/6
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 95. Ayet Açıklaması
[174] Burada len ile geçerken Cuma 7’de lâ ile geçer. Bu fark, bu asılsız iddiayı ileri sürenlerin, 94. âyette hâlisaten (yalnızca) kelimesiyle ifade edildiği gibi kesin konuşmalarına yine aynı kesinlikte verilen red cevabıdır. Cuma sûresinde “Allah’ın dostları” olduklarını söylerken bu kadar kesin konuşmadıkları için orada red cevabı te’kit ve te’bid ifade etmeyen lâ olumsuzluk edatıyla gelmiştir. Bimâ kaddemet eydîhim (elleriyle önceden yaptıkları eylemler yüzünden) ibaresi, gerçek anlamda bir “sabıka”ya delâlet eder: Suç işlenmiş, lâkin ne özür dilenmiş ne de yargılanıp cezalandırılmıştır. Tevbe etmediği için suçlu suçuna zımnen sahip çıkmıştır. İşte bu ilâhî sicilde kayıtlı bir sabıkadır.
[175] Bu iki âyet, cennetin Yahudilere has olduğu yolundaki inanca göndermedir. Onların kolektif kibre dayalı bu iddiasını 111. âyet dile getirir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Halbuki onu evvelce ellerinin takdim etmiş olduğu şeyler sebebiyle asla temenni etmezler.