Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2527, sondan 3710. ayet; 21. sure ve Enbiyâ Suresinin 44. ayetidir. Enbiyâ Suresi 44. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 82 ve toplam ebced değeri ise 5498 olarak hesaplanmıştır. Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri 351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
بل متعنا هؤلاء واباءهم حتى طال عليهم العمر افلا يرون انا نأتي الارض ننقصها من اطرافها افهم الغالبون
Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler?
Kur’an’ın ilk muhatapları olan Mekke putperestlerine, içinde bulundukları geçici nimet ve güvenliğe aldanmamaları, Allah resûlüne ve İslâm’a karşı düşmanca tavırlarını sürdürdükleri takdirde bütün bu nimetleri, güvenliklerini ve hâkimiyet alanlarını adım adım kaybedecekleri uyarısında bulunulmaktadır (“yerin etrafının eksiltilmesi” konusunda bilgi için bk. Ra‘d 13:41).
Mehmet Okuyan
(Oysa) onları da atalarını da yararlandırdık. Sonunda ömür kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi.Yeryüzüne gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmezler mi? Üstün gelen onlar mıymış!
Yüce Allah yaşattığı insanların bir kısmına bu ömrün uzun geldiğini, yani kendilerine verdiği nimet ve rızıklar sayesinde ömürlerini uzun bir süre yaşadıklarını, hayatlarının sonuna kadar bolluk içinde olduklarını ifade etmektedir. Bolluk içinde yaşamaya alışanlar nimetlerin veriliş nedenini anlamamış, yapılan uyarılara kulak asmamış ve bu hayatın hiç bitmeyeceğini sanarak aldanış içerisine girmişlerdi.,Bu ayet Ra‘d 13:41. ayetle birlikte okunmalıdır. Bu cümlede yer alan “Allah’ın gelmesi” mecaz bir ifadedir ve kastedilen O’nun gücünün ve hayata müdahale edişinin bildirilmesidir.
Bayraktar Bayraklı
Doğrusu biz o inkârcıları ve babalarını dünya nimetlerinden yararlandırdık. Öyle ki uzun süre bu şekilde yaşadılar. Onlar, bizim, şimdi bulundukları topraklara gelip, oraları azar azar ele geçirdiğimizi görmüyorlar mı? Onlar inananlara galip geleceklerini mi sanıyorlar?
Oysaki onlara uzun gelen bir ömür boyunca, onları ve atalarını geçindirdik. Yeryüzüne müdahale edip onun her tarafında birçok şeyi nasıl yok ettiğimizi¹ görmüyorlar mı? O halde galip olanlar onlar mı?
1- Tabiatta ve canlılar âleminde meydana gelen ölümleri, değişiklikleri; her şeyin nasıl ölümlü ve sonlu olduğunu…
Ahmet Akgül
Evet, Biz onları ve atalarını (dünya nimetleriyle) yararlandırdık; öyle ki, ömür onlara (hiç bitmeyecekmiş gibi) uzun geldi. Fakat şimdi, Bizim gerçekten Arz’a (yerküreye) gelip onu etrafından eksiltmekte olduğumuzu görmüyorlar mı? Şu halde, üstün (galip) gelenler onlar mı? (İleride her şeyi öğrenip bileceklerdir. Son bilimsel çalışmalar, Dünya’nın kütlesinde ve kutup bölgelerinde bir azalma yaşandığını tespit etmiştir.)
Hatta biz, onların da, atalarının da ömürlerini uzattık, ömürleri boyunca onları geçindirdik, fakat görmezler mi ki yerlerine, yurtlarına girip hakim oldukları yerleri daraltıp azaltmadayız; hala onlar mı üstün olanlar?
Kaldı ki biz bunlara da, bunların atalarına da ömürlerinin sonuna kadar hayatın tadını çıkararak avunmalarına fırsat verdik. Fakat bu insanlar görmüyorlar mı İslâm orduları vasıtasıyla memleketleri, her taraftan daraltılarak eksiltilmiş oluyor veya yeryüzünün sahip olduğu en iyi şeylerden hergün biraz daha yoksun bırakarak, cezalandırıcı müdahelelerimizle nasıl yokladığımızı… Şu halde üstün gelecek onlar mı, yoksa biz miyiz?
Doğrusu onlara da, atalarına da zevku sefa içinde hayat yaşattık. Hatta o ömür, onlara uzun bile geldi. Şimdi yurtlarını her tarafından işgal edip topraklarını aldığımızı, boyunlarını vurduğumuzu, kendilerini esir edip sıkıştırdığımızı, imkan ve nüfuz alanlarını daralttığımızı hâlâ görmüyorlar mı? Bu durumda galip olanlar, üstün gelenler onlar mı?
Doğrusu biz onları ve atalarını yararlandırdık. Öyle ki ömür onlara uzun geldi. Bizim yere gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Şu halde üstün gelenler onlar mıdır?
Evet, biz onları ve atalarını yararlandırdık; öyle ki, ömür onlara (hiç bitmeyecekmiş gibi) uzun geldi. Fakat şimdi, bizim gerçekten yere gelip onu etrafından eksiltmekte olduğumuzu görmüyorlar mı? Şu halde, üstün gelenler onlar mı?
Doğrusu biz, o kâfirleri ve atalarını yaşattık, hatta o ömür, onlara uzun geldi. Fakat şimdi görmüyorlar mı, kâfirlerin arazisini alıb etrafından (müslümanlara feth ettirmekle) azaltıyoruz. O halde galib gelenler onlar mı?
Fakat Biz, onları da babalarını da yaşattık. Öyle ki ömürleri uzadı da ebedî olduklarını sandılar. Görmüyorlar mı? Biz yere varıp etrafından onu eksiltiyoruz. [Savaşlarla, ölümle, erozyonla yeri ve insanları azaltıyoruz.] Yoksa onlar, Bize karşı galip mi olacaklar!?
Doğrusu biz onlara ve atalarına geniş geçim imkânları bağışladık da uzun yıllar refah içinde yaşadılar. Ama artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? Durum böyle iken onlar nasıl galip gelebilirler?
Cemal Külünkoğlu Enbiyâ Suresi 44. Ayet Açıklaması
Bkz. 13:41, 46:27“Yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz” ifadesini iki şekilde yorumlayabiliriz. Bunlardan birincisi; inkârcıların yaşadığı yerlerin inananlar tarafından ele geçirilmesi yani tebliğ yoluyla gerek keyfiyet ve kemiyet bakımından gerekse coğrafi konum itibariyle mü’minlerin etki alanının büyümesidir. İkincisi ise erozyonla yer kabuğunun üzerindeki toprakların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etkenlerle aşınıp yerinden kopması, bir yerden başka bir yere taşınması ve biriktirilmesi yoluyla dünyada yaşam alanlarının küçülmesidir. Ayetin anlam akışı içinde birinci yorumun daha uygun olacağını düşünebiliriz.
Diyanet İşleri (Eski)
Biz bunlara ve babalarına geçimlikler verdik de ömürleri uzadı; şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Üstün gelen onlar mıdır?
Evet, onları da, atalarını da barındırdık. Nihayet ömür kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. Oysa onlar, bizim gelip (kâfirlere ait) araziyi çevresinden eksilteceğimizi görmezler mi? Şu halde, üstün gelen onlar mı?
Müfessirlerin yorumuna göre âyette, Allah’ın, çevresinden eksilteceğini haber verdiği arazi, müşriklerin o zaman üzerinde yaşadıkları topraklardır. Bu âyet Mekke’de indiğine göre, Allah Teâlâ’nın Resûlüne, müşriklerin yaşadığı toprakların, bir zaman sonra müslümanların eline geçeceğini müjdelemesi, Kur’an’ın bir mucizesidir. Bazı müfessirlere göre ise sûre Mekkî olmakla beraber bu âyet Medine’de nâzil olmuştur. Buna göre meâl: «... çevresinden eksiltmekte olduğumuzu» şeklinde olacaktır. Araziyi eksiltmekten maksat, müşriklerin toprak kaybetmeleridir ki bu da müslümanların fetihleri ile gerçekleşmiştir.
Edip Yüksel
Halbuki biz onları ve atalarını yaşlanıncaya kadar nimetlendirdik. Yeryüzünün uçlarından habire eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Buna rağmen onlar mı üstün gelecek?
Doğrusu biz o kâfirleri ve atalarını yaşattık, hatta o ömür onlara uzun geldi. Fakat şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? O halde üstün gelen onlar mıdır?
Doğrusu biz, onları ve atalarını yaşattık hettâ o ömür onlara uzun geldi, fakat şimdi görmüyorlar mı o Arzı etrafından eksiltip duruyoruz, o halde galip onlar mı?
Evet, biz onları da, atalarını da — (bu dünyâda) ömür (leri) tepelerini aşıb uzayıncaya kadar — (yaşatıb) geçindirdik. Fakat şimdi görmüyorlar mı ki biz o arza gelib etrafından (tedricen) eksiltib duruyoruz. O halde gaalib olanlar onlar mı?
Hayır, onları da atalarını da (dünya ni'metlerinden) faydalandırdık, nihâyet ömür(leri) kendilerine uzun geldi (ölmeyeceklerini sandılar). Şimdi görmüyorlar mı ki, muhakkak biz (ben Azîmüşşân), yeryüzüne (kâfirlerin memleketlerine, mü'minlere yardım etmek sûretiyle) geliyor, onu etrâfından (Müslümanların fetihleriyle) eksiltip duruyoruz. O hâlde galib gelenler onlar mı?
Hâlbuki onlara ve onların atalarına uzun süre yaşayabilecekleri bir ömür sağladık. Onlar görmüyorlar mı? Yeryüzünde olanları biz getiriyoruz, yeryüzünün her tarafındakileri (yaratmış olduklarımızı) yine biz eksiltiyoruz. Böyle olduğu halde, bize galip mi gelecekler?
Hayır, biz onları, babalarını ömürleri uzayıp gafil oluncaya kadar geçindirdik. Onların yerlerine girerek etrafını eksilttiğimizi [⁴] görmüyorlar mı? Yine onlar galip, öyle mi?
İsmail Hakkı İzmirli Enbiyâ Suresi 44. Ayet Açıklaması
[4] Yerlerini İslâm eline geçirdiğimizi.
Kadri Çelik
Biz bunlara ve babalarına geçimlikler verdik de ömürleri uzadı; şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi (topluca yıkıma uğrattığımızı) görmüyorlar mı? Hal böyleyken onlar mıdır üstün gelenler?
Aslına bakarsanız, Biz bunları da, bunların atalarını da nîmetler içinde yaşattık; böylece, hayat gözlerinde hiç bitmeyecekmiş gibi uzun göründü. Sahip oldukları servet, güç ve saltanatın ebediyen süreceğini zannedip azgınlaşmaya, hiç ölmeyecekmiş gibi davranmaya başladılar. Oysa görmüyorlar mı ki, Biz hüküm ve kudretimizleyeryüzüne gelip, onu her yanından nasıl peyderpey eksiltiyoruz?Geçmişte yaşamış nice toplumların, azgınlıklarından dolayı yok edildiğini bilmiyorlar mı? Depremlerle, savaşlarla, toplumsal ve ekonomik krizlerle nüfuslarını nasıl kırıp dağıttığımızı, üzerlerindeki ablukayı her geçen gün daralttığımızı görmüyorlar mı? Çevrelerinden, dost ve akrabalarından birer ikişer mezara yolladıkları insanların hâlini düşünüp ibret almıyorlar mı? Bütün bunlar, yaklaşan felâketin habercisi değil mi?Hal böyleyken, inkârcılar, hak ve hakikat karşısında hâlâ üstün geleceklerini mi zannediyorlar?
Evet, onları ve atalarını geçindirdik; öyle ki Ömür onlara uzun geldi.
Görmezler mi; Arz’ı / Yeryüzü’nü / Ülke’yi etrafından eksilterek geliyoruz.
Galip Gelecekler onlar mıdır?
Evet Biz, onları ve atalarını dünyada ebedî kalacakları zannına kapılıncaya kadar barındırdık. Fakat şimdi, Bizim gerçekten yeryüzüne gelip onu uçlarından eksiltmekte1 olduğumuzu görmüyorlar mı? Üstün olan (Biz miyiz? Yoksa) onlar mı?
1 “Yerin uçlarından eksiltilmesi” ifâdesinden; a- Kâfirlerin topraklarının Müslümanlara geçmesi, b- Erozyon, gel-git olayları c- Dünyanın kutuplarının basık olması anlaşılabilir.
Muhammed Esed
Kaldı ki, Biz bunlara da, bunların atalarına da, ömürlerinin sonuna kadar, 54 hayatın tadını çıkararak avunmalarına fırsat verdik; fakat bu insanlar, Bizim yeryüzüne -üzerindeki en iyi, en güzel şeyleri her gün biraz daha eksilterek- 55 vaziyet ettiğimizi görmüyorlar mı? Buna rağmen, yine de baskın çıkacaklar[ını umuyorlar] mı?
Kaldı ki biz onlara ve atalarına rahat bir hayat yaşattık. Öyle ki bu konforla ömürlerine ömür kattılar peki şimdi onlar, onların imkân ve nüfuzlarını her bir yandan gitgide daralttığımızı görmüyorlar mı? Bu durumda galip gelecek olan onlar mı? 7/10, 14/32...46, 16/6...23, 28/35
Hayır, Biz onları ve atalarını geçici zevklere daldırdık; ta ki ömrün kendileri için böyle uzayıp gideceği (zehabına kapılsınlar):[2724] İyi ama, onlar görmüyorlar mı ki Biz yeryüzüne müdahil olup, ona (ait değerleri) her bir tarafından eksiltiyoruz?[2725] Bir de kalkıp kazanacaklarını umuyorlar, öyle mi?
Mustafa İslamoğlu Enbiyâ Suresi 44. Ayet Açıklaması
[2724] Allah’tan koparılmış bir hayat ve sahte bir ebedilik duygusu…
[2725] Çevirimizin gerekçesi için benzer bir ibârenin yer aldığı Ra’d sûresi 41. âyetin ilgili notuna bkz. Burada “değer eksiltilmesi” olarak anlaşılması gereken “yeryüzünün eksiltilmesi”nin, “yeryüzünün uzatılıp yayılması” (13:3; 15:19; 50:7) ile bir karşıtlık oluşturduğu düşünülebilir. Bu sûrenin 11. âyetinin sonunda ifade edildiği gibi, yeryüzünde birtakım değerler bazı birey, toplum ve coğrafyalarda eksiltilirken, bazılarında da artırılmaktadır (Krş: 4:133; 6:133; 14:19; 35:16).
Ömer Nasuhi Bilmen
Evet. Biz onlara ve babalarına mühlet verdik, tâ ki kendilerine ömürleri uzatmış oldu. Görmüyorlar mı ki, Biz yurtlarına varıp onu etrafından eksiltiyoruz. O halde galip olanlar onlar mı?
Kaldı ki Biz onlara da, babalarına da nimet verdik. Öyle ki uzayan ömürlerinin tadını çıkarıp avundular. Ama hükmümüzün yere yönelerek onu yavaş yavaş eksilttiğini görmüyorlar mı? Durum böyle iken onlar nasıl galip gelebilirler? [46, 27; 13, 41]
Bu âyetin mânası, etraf kelimesine verilecek mânaya göre değişir. Bu kelime ise birçok anlamda kullanılır. Coğrafî veya küresel anlam gibi, mecazî anlam da mümkündür. Şu halde: 1. Müslümanların kuvvet kazanıp kâfirlerin topraklarını elde edip fetihler yapmaları. 2. Yerin ileri gelen insanları, âlimleri veya en iyi insanları gittikçe azalmaktadır. 3. Fennî yönden tefsir eden bazı zatlar; yağmurların, sellerin, rüzgârların etkisiyle dağların aşınmasını veya kutup bölgelerinin basıklığını düşünmektedirler.
Süleyman Ateş
Biz onları ve atalarını yaşattık, nihayet kendilerine ömür uzun geldi, (ebedi yaşayacaklarını sandılar). Bizim, yere gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Üstün gelen onlar mı (yoksa biz miyiz)?
Tefsîrlere göre Yerin uçlarından eksiltilmesi, putatapanlara âit ülkelerin, özellikle Mekke yöresindeki toprakların, yavaş yavaş müslümanların eline geçmesine ve pek yakında Mekke'nin de fethedileceğine işârettir. Bu, âyetin mecâz anlamıdır. Ama hakîkî mânâsı düşünülürse, yerin uçlarının eksiltilmesi ifâdesiyle, yağmurların, sellerin, rüzgârların etkisiyle dağların aşındığına işâret edildiği gibi, kutup bölgelerinin basıklığına da işâret edilmiş olabilir.
Süleymaniye Vakfı
Hâlbuki hayatlarını sürdürebilsinler diye onların da babalarının da geçimini sağlayan biziz. Görmüyorlar mı ki yurtlarını çevresinden sürekli daraltıyoruz. Bunlar mı bize galip gelecekler?
Süleymaniye Vakfı Enbiyâ Suresi 44. Ayet Açıklaması
[*] İslam'ın yayılması nedeniyle Mekke'yi kuşatan topraklarda müslüman sayısı artıyor, askeri ve siyasi gelişmeler Mekke'lilerin aleyhine işliyor.
Şaban Piriş
Evet, biz onlara da atalarına da geçimlikler verdik. Öyle ki, uzun süre yaşadılar. Şimdi onlar, yeri etrafından eksiltip durduğumuzu görmüyorlar mı? Onlar mı galip gelecekler?
Biz bunları da, atalarını da nimetlerimizden nasiplendirdik. Öyle ki, ömürleri onlara pek uzun göründü. Fakat Bizim gelip de yeryüzünü kenarlarından eksiltmekte olduğumuzu onlar görmüyorlar mı?(8) Böyleyken yine onlar mı üstün gelmiş oluyorlar?
Gerçek şu ki, biz onları ve atalarını, ömür kendilerine uzun gelecek kadar nimetlendirdik. Hâlâ görmüyorlar mı ki, biz yerküreye geliyor, onu uçlarından eksiltiyoruz. Galip gelenler onlar mı?
belki gönendürdük anları daħı atalarını tā uzandı anlaruñ üzere 'umr. iy görmezler mi bayıķ biz ķaśd eylerüz yire ekserüz anı ķıranlarından? iy bunlar mıdur yiñiçiler?