Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2659, sondan 3578. ayet; 22. sure ve Hacc Suresinin 64. ayetidir. Hacc Suresi 64. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 3221 olarak hesaplanmıştır. Hacc Suresinin toplam ebced değeri 364750 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
له ما في السموات وما في الارض وان الله لهو الغني الحميد
Gökten inen suyun yeryüzünü yeşertmesinden, insanlara pek çok kolaylıklar sağlayan deniz araçlarının hareketine ve olağan bir durum olarak algıladığımız yer-gök dengesine kadar evrendeki bütün yasaların, dengelerin ve oluşların hep Cenâb-ı Allah’ın dilemesine ve yaratmasına bağlı bulunduğuna dikkat çekilmekte; “görmüyor musun” sorusuyla, sıradan gibi düşündüğümüz bu durum ve olaylara, onların arkasındaki yüce kudreti farkeden bir bakış yapmamız istenmektedir. 66. âyette belirtildiği üzere, Allah’ın bu büyük nimetlerine ve engin merhametine rağmen insanoğlu nankör davranmakta ısrar eder. Başka âyetlerden de anlaşıldığı üzere, bütün insanlar nankör davranmaz, rabbine şükretmesini bilenler de vardır; fakat burada, basîret sahibi kimselerin ayan beyan görebilecekleri nimetleri görmezden gelme şeklindeki yaygın beşerî zaafa değinilmektedir (âyetlerde verilen örneklerin açıklaması için bk. Bakara 2:22, 29, 164; Ra‘d13:2; İbrâhim 14:32-34; Nahl 16:10-11, 14-16, 65; İsrâ 17:66).
Mehmet Okuyan
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca O’na aittir. Şüphesiz ki Allah -evet yalnız O- (gerçek) zengindir, övgüye layık olandır.
Göklerde ve yerde her ne varsa O'nun (mülkü ve mahlûkatıdır) . Şüphesiz Allah Ğaniy’dir. (Hiçbir şeye ihtiyaç duymayandır) ; Hamîd’dir (hakkıyla övülmeye layık olandır).
Göklerdeki varlıkların ve imkânların, yerdeki varlıkların ve imkânların tamamı Allah'ındır, Allah'ın tasarrufundadır. Allah, işte O, zengindir, muhtaç değildir. Övgüye ve şükre lâyıktır.
“Göklerde ve yerde var olan her şeyin Allah’a ait olduğu” hatırlatmasını yapan bu ayet; öncelikle kibirde ve kendini beğenmişlikte ileri giden, iradesi altındaki dünyalıkları sadece kendi emeğiyle kazanmış gibi düşünen ve bunlarla caka ve fiyaka satarak etrafındaki ihtiyaç sahiplerini küçümseyen, Kârunlaşmaya doğru hızlıca ilerleyen (Kasas, 28:78) kendini beğenmiş şımarıklara ciddi mesaj vermektedir. Dünyada insana ait hiçbir şey yoktur, sadece insana emanet edilen nimetler vardır. Bu emanetlerin sahiplerine ulaştırılması konusunda insan kepçe misali sadece aracıdır. Onun için insan ne kadar zenginim, bugünlere kendi emeğimle, alın terimle, tırnaklarımla geldim dese de onun geldiği yeri takdir eden Allah’tır. O nimetlerin dağılımında ve kullanılmasında insan sadece bir kepçe mesabesindedir. Onun için aldığını kendi kabına ya da çocuklarının kabına değil yakınlarından başlayarak doldurması gereken bütün kaplara aktarmalıdır. Hatırlatmak gerekir ki; sadece geçici olarak bize emanet edilen nimetlerin değil, aynı zamanda kendimizle alakalı tasarruf yetkisinin bile sadece bize ait olmadığını görmekteyiz. Nitekim Bakara sûresi 2:156’da “Doğrusu biz Allah’a aitiz ve muhakkak ki dönüşümüz de O’nadır.”
Diyanet İşleri (Eski)
Göklerde olanlar, yerde olanlar O'nundur. Doğrusu Allah müstağnidir, övülmeğe layık olandır.
Göklerde ne var, yerde ne varsa Onundur. Hakıykat, Allah (zâtı i'tibariyle her şeyden) müstağnidir. (Sıfatları, fiilleri ile de) bihakkın hamde ancak kendisi lâyıkdır.
Göklerde ne var, yerde ne varsa O'nundur. Şübhesiz ki Ganî (hiçbir şeye ihtiyâcı olmayan), Hamîd (hamd edilmeye yegâne lâyık) olan elbette ancak Allah'dır.(3)
(3)“Bütün mevcûdâtta (varlıklarda) sebeb-i medh ü senâ (medih ve övgü sebebi) olan kemâlât(mükemmellikler) O’nundur. Öyle ise, hamd dahi O’na âiddir. Ezelden ebede kadar, her kimden her kime karşı gelen ve gelecek medh ü senâ O’na âiddir. Çünki sebeb-i medh olan ni‘met ve ihsan ve kemâl ve cemâl ve medâr-ı hamd (övgüye sebeb) olan her şey O’nundur, O’na âiddir. Evet âyât-ı Kur’âniyenin işârâtıyla (Kur’ân âyetlerinin işâretleriyle) bütün mevcûdâttan dâimî bir sûrette dergâh-ı İlâhiyeye(Allah’ın katına) giden bir ubûdiyettir (kulluktur), bir tesbihdir, bir secdedir, bir duâdır ve bir hamd ü senâdır ki, dâimî o dergâha gidiyor.” (Mektûbât, 20. Mektûb, 66-67)
İlyas Yorulmaz
Göklerde ve yerde olanların tamamı O’na aittir. Şüphesiz ki Allah hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı olamayan ve yüceltilip övülmeye layık olandır.
Zira göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Gerçekten Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve övgüye layık olandır. 10/66, 16/52, 14/2, 17/111, 39/7, 6/1, 14/8, 34/1,
Göklerde ve yerde var olan her şey bütünüyle sadece O’na aittir: Ve kuşkusuz Allah, elbet O kendi kendine yeterli olandır ve her tür övgüye lâyık olandır.