Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 387, sondan 5850. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 94. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 94. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 3956 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (6) ل (8) م (4) bulunuyor.
Arapça Metin
فمن افترى على الله الكذب من بعد ذلك فاولئك هم الظالمون
Hz. Ya‘kub’un diğer adı İsrâil’dir (İsrâil ve İsrâiloğulları hakkında bilgi için bk. Bakara 2:40). Tefsirlerdeki çeşitli rivayetlerden anlaşıldığına göre Ya‘kub aleyhisselâm ağır bir hastalığa yakalanınca doktorların tavsiyeleriyle veya kendi tecrübesi neticesinde deve etini ve sütünü kendisine yasaklamıştı. Daha sonra gelenler ise bunları büsbütün kendilerine haram saymışlardı. İşte âyette İsrâil’in kendi tercihiyle kendisine haram kıldığı bildirilen yiyecek bu olmalıdır (Elmalılı, II, 1148). İsrâiloğulları, Tevrat ininceye kadar Hz. İbrâhim’in şeriatıyla yaşıyorlardı ve yüce Allah bu şeriatta temiz yiyeceklerin hiçbirini haram kılmamıştı. Daha sonra yahudilerin, insanları Allah yolundan alıkoymaları ve birtakım haksızca ve edepsizce davranışları yüzünden –ceza olarak– birçok temiz yiyecek Tevrat’ta kendilerine haram kılınmıştır. Bu durum Kur’ân-ı Kerîm’de anlatılınca (meselâ bk. Nisâ 4:160; En‘âm 6:146) yahudiler bunu reddetmişler ve bu âyetlerde haram kılındığı bildirilen yiyeceklerin, Hz. Mûsâ’dan önceki peygamberler zamanında da haram olduğunu iddia etmişlerdir. Oysa bu yiyecekleri Hz. Mûsâ’ya indirilmiş olan Tevrat haram kılmıştır. Bu âyetler yahudilerin söz konusu iddialarının asılsız olduğunu ortaya koymuştur (Şevkânî, I, 401-402). Muhammed Abduh âyeti daha farklı açıdan ele almaktadır. Ona göre âyette anlatılan İsrâil’den maksat Hz. Ya‘kub’un kendisi değil İsrâil halkıdır. Nitekim kendileri İsrâil ismini bu anlamda kullanırlar. Halkın bu yiyecekleri kendilerine haram kılmasından maksat da haram kılınmasına sebep olacak kötülükleri işlemiş olmalarıdır. Daha önce bütün yiyecekler İsrâiloğulları’na helâldi. Sonra işledikleri kötülüklerden dolayı yüce Allah İsrâiloğulları’nı cezalandırmak ve terbiye etmek için bazı temiz yiyecekleri Tevrat’ta onlara haram kıldı. NitekimNisâ sûresinin 160. âyetinde “Yahudilerin zulmü sebebiyle kendilerine daha önce helâl kılınmış bulunan temiz şeyleri onlara haram kıldık” buyurulmaktadır (Reşîd Rızâ, IV, 3). Allah geçmişte bazı kavimlerin işledikleri kötülükler sebebiyle ceza olarak veya insanları imtihan etmek maksadıyla daha önce helâl olan bazı şeyleri onlara haram kılmıştır. Bu cümleden olarak yahudilerin yaptıkları haksızlıklar, insanları Allah yolundan alıkoymaları, faiz ve benzeri konulardaki bazı yasakları çiğnemeleri yüzünden, önceden mubah olan bazı yiyecekler konusunda –onlara mahsus olmak üzere– bazı yasaklar konmuştur (bk. En ‘âm 6:146). Hz. Peygamber dönemindeki yahudiler, ilâhî kitaplar arasında neshin söz konusu olmadığını, dolayısıyla yiyeceklerle ilgili bu şekilde yeni bir yasaklamadan söz edilemeyeceğini ileri sürmüşler; böylece Hz. Peygamber’in de yalancı olduğunu ispatlamak istemişlerse de âyet son derece açık olup Tevrat’ı da şahit tutmaktadır. Nitekim bu yasaklarla ilgili Tevrat’taki âyetlerin üslûbundan da söz konusu yasakların Hz. Mûsâ zamanında başlatıldığı anlaşılmaktadır (bk. Levililer, 3:17; Tesniye, 14:7 vd.). Yahudiler iddialarında ısrar edince yüce Allah, “De ki: Doğru söylüyorsanız Tevrat’ı getirip okuyun!” buyurmuş, böylece onlar da susmak zorunda kalmışlardır. Çünkü Tevrat’ta bu yiyeceklerin önceki peygamberler zamanında haram kılındığına dair herhangi bir delil yoktur. Gerçeğin açıkça ortaya çıkmasına rağmen hâlâ bâtıl ve haksız bir iddiada inat eden yahudileri yüce Allah 94. âyette “Allah’a karşı iftiracılar ve zalimlerin kendileri” olarak nitelemiştir.
Mehmet Okuyan
Bundan sonra kim Allah’a yalan söylerse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Artık bundan (Kur’an’dan ve Resulüllah’tan) sonra, kim Allah'a karşı (ve İslami esaslara aykırı olarak din adına) yalan uydurup iftira düzerse, (hain güçlerin keyfine fetva verirse) işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Mustafa İslamoğlu Âl-i İmran Suresi 94. Ayet Açıklaması
[633] Zımnen: Allah’ın açıkça yasaklamadığı bir şeyi “Bunu Allah haram kıldı” diyerek yasaklarsa... Bu, Allah’a iftiradır. (Makâmın “vatan ve yurt” manası için bkz: 17:79 ve 33:13, ilgili notlar. Ayrıca “İbrahim Milleti” tamlamasının kullanıldığı bir yer için bkz: 2:125).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ondan sonra Allah Teâlâ namına kim yalan yere iftirada bulunursa işte onlar zalîmdirler.
Süleymaniye Vakfı Âl-i İmran Suresi 94. Ayet Açıklaması
[*] Allah Teâlâ şöyle buyurur: De ki "Rabbim sadece şunları haram etti. İster açık, ister gizli yapılsın, her türlü fuhuş, (bu kitapta anlatılan) günahlar, haksız saldırı, Allah'ın, hakkında hiçbir belge indirmediği şeyi ona eş koşmanız, Allah hakkında bilmediğinizi söylemeniz." (Araf 7:33)
Şaban Piriş
93,94. -Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendine haram kıldıklarının dışında, İsrail oğullarına her yiyecek helal idi. “Eğer doğru söyleyenler iseniz Tevrat'ı getirip okuyun!” de. Bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, onlar zalimlerin ta kendileridir.