Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3503, sondan 2734. ayet; 31. sure ve Lokman Suresinin 34. ayetidir. Lokman Suresi 34. ayetinin kelime sayisi 27, harf sayısı 100 ve toplam ebced değeri ise 9635 olarak hesaplanmıştır. Lokman Suresinin toplam ebced değeri 155422 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (18) ل (11) م (9) bulunuyor.
Arapça Metin
ان الله عنده علم الساعة وينزل الغيث ويعلم ما في الارحام وما تدري نفس ماذا تكسب غدا وما تدري نفس باي ارض تموت ان الله عليم خبير
Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
Sûre, Allah’ın ilminin ve kudretinin kusursuzluğunu özetleyen ve ilâhî bilgi ile insan bilgisi arasındaki büyük farkı gösteren ifadelerle son bulmaktadır. Klasik tefsirlerde bu âyete dayanılarak, kıyametin ne zaman kopacağını, yağmurun ne zaman yağacağını, rahimlerdeki bebeğin cinsiyetinin ve ten renginin ne olduğunu, insanın ileride neler elde edeceğini, gelecekte ne gibi durumlarla karşılaşacağını ve ne zaman nerede öleceğini Allah’tan başkasının bilemeyeceği ileri sürülmüş, dolayısıyla bunlara “mugayyebât-ı hams” (beş bilinmeyen) denilmiştir (meselâ bk. Taberî, XXI, 88-89; İbn Atıyye, IV, 356). Halbuki âyette kıyametin ne zaman kopacağı bilgisinin sadece Allah’a ait olduğu, kezâ hiç kimsenin yarın ne elde edeceğini ve nerede öleceğini bilemeyeceği, dolayısıyla bu bilgilerin de sadece Allah’a ait olduğu belirtilmekte; fakat yağmurun yağma zamanı ve rahimdeki bebek hakkında “Bunları da yalnız Allah bilir” gibi bir sınırlama bulunmamakta; sadece yağmuru Allah’ın yağdırdığı, dolayısıyla zamanını da bildiği; kezâ O’nun rahimlerdekini de bildiği ifade edilmektedir. Bu ifadeden kesinlikle bu iki konuda Allah’tan başkasının önceden bilgi sahibi olamayacağı anlamı çıkmaz; diğer bir ifadeyle âyette diğer üç konudaki bilginin yalnız Allah’a mahsus olduğu açıkça belirtilirken yağmurun vakti ve henüz doğmamış olan bebeğin cinsiyeti ve özellikleri hakkında, böyle bir sınırlamaya yer verilmemiştir; bu da –eski tefsircilerin iddiasının aksine– belirtilen iki konuda insanların önceden bilgi sahibi olabileceklerini gösterir. Nitekim çağımızda bilim bu noktaya gelmiştir. Ancak, kuşku yok ki bu, insanın belirtilen konularda veya benzerlerinde önceden bildiklerinin mutlaka aynıyla gerçekleşeceği anlamına gelmez; zira olmuş ve olacak tabiat olaylarını bütün yönleriyle eksiksiz bilen yüce Allah, insanların bilgilerini ve tahminlerini alt üst eden yeni durumlar yaratabilir ve böylece insanların olmasını bekledikleri olaylar gerçekleşmeyebilir.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki o (Son) Saat’in bilgisi yalnızca Allah’ın katındadır. Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde olanı O bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah bilendir, haberdardır.
Benzer mesajlar: A‘râf 7:187; Tâhâ 20:15; Enbiyâ 21:109; Ahzâb 33:63; Fussilet 41:47; Şûrâ 42:17; Zuhruf 43:85; Muhammed 47:18; Mülk 67:26; Nâzi‘ât 79:42-46.,Kişinin yarın ne kazanacağını bilememesi, insanın nerede ve ne zaman öleceğini bilememesi gerekçesiyle düşünülmelidir. Nerede öleceğini bilemeyen kişi yarın ne kazanacağını da elbette bilemez.,Bu ayette sözü edilen “bilinemeyenler”, üç tanedir: “Son Saat”, “yarın ne kazanılacağı” ve “nerede ölüneceği.” Yağmurun yağdırılması ve rahimlerdekileri Yüce Allah’ın bilmesinde herhangi bir [hasr/kasr] yani “vurgu” yoktur. Dahası, evrende bilinemeyenleri bundan da ibaret saymamak gerekir. Unutulmamalıdır ki Lokmân 31:34’te insanların bilemeyeceği şeyler üç başlık olarak belirlenmiştir. Bütün bilinemeyenler elbette bu üç konudan ibaret değildir.
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz, kıyametin bilgisi yalnız Allah katındadır. Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde ne olduğunu da bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan, Allah'tır.[429]
[429] Muğayyebât/bilinemeyenler hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XV, 173-176.Lokmân sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XV, 177-180.
Erhan Aktaş
Saatin¹ bilgisi, Allah'ın yanındadır. Ve O, yağmuru yağdırır, rahimde olanı bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Kimse nerede öleceğini de bilemez. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah'ın katındadır. Yağmuru (nasıl) yağdıracağını ve rahimlerde olanı (bebeklerin ana karnında nasıl şekilleneceğini, hangi karakter ve kabiliyet özellikleriyle gelişeceğini) bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını (nelerle karşılaşacağını) bilmez. (İnsanlardan) Hiç kimse hangi yerde (ve ne şekilde) öleceğini de bilmez. Hiç şüphesiz Allah (her şeyi hakkıyla) Bilendir, (her kişiden ve gelişmeden bütünüyle) Haberdardır.
Şüphe yok ki Allah katındadır kıyametin kopacağı zaman ve yağmurun ne vakit ve nereye yağacağı ve o bilir rahimlerdekini ve hiçbir kimse, yarın ne kazanacağını bilmez ve hiçbir kimse, Nerede öleceğini bilmez; şüphe yok ki Allah, her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.
Yalnız Tanrının bildiği bu beş şeye "mugayyebât-ı Hams" derler.
Abdullah Parlıyan
Kıyametin ne zaman kopacağını yalnız Allah bilir. Yağmuru nereye, nasıl ve ne kadar yağdıracağını da yine O bilir. Rahimlerde olanın iyi, kötü, ölü, diri, müslüman, kâfir vs. nasıl olacağını da yine O bilir. Hiçbir kimse yarın başına ne geleceğini sevgi mi, nefret mi, günah mı, sevap mı, kâr mı, zarar mı bilemez. Yine hiçbir kimse yeryüzünün hangi parçasında ve nasıl öleceğini de, asla bilemez. Herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan, yalnızca Allah'tır.
Kıyametin kopacağı an ile ilgili bilgi Allah katındadır. Toprakların, bölgelerin, yağmurdan alacağı payı, kurduğu düzene ve sünnetine uygun olarak O paylaştırıp aralıklarla yağdırır. Rahimlerdeki döllenmeler ve oluşumlar, O'nun ilmi, planı ve iradesi dâhilinde gerçekleşir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını, hayır ve şer ne işleyeceğini, ne sevap elde edeceğini, hangi günahları yükleneceğini bilmez. Hiç kimse, hangi yerde öleceğini de bilmez. Allah her şeyi bilir, gizli-açık her şeyden haberdardır, insanları bilgilendirir.
Kıyamet saatinin ilmi şüphesiz Allah katındadır. Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Allah bilendir, haberdar olandır.
Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah'ın katındadır. Yağmuru yağdırır; rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de, hangi yerde öleceğini bilmez. Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdârdır.
Kıyametin ilmi, (kopacağı vakti bilmek), muhakkak ki Allah'ın katındadır. Yağmuru (dilediği zaman ve dilediği yere istediği miktar) o yağdırır. Rahimlerde (erkek, dişi, sağlam, sakat iyi ve kötü) ne varsa O bilir. Hiç kimse, yarın ne kazanacağını (başına ne geleceğini) bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilmez. Şüphesiz ki Allah, Alîm'dir= her şeyi bilir, Habîr'dir= her şeyden haberdardır.
Şüphesiz kıyamet ilmi, Allah’ın katındadır. O, yağmuru indirendir, rahimlerde olan şeyi bilendir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse nerede öleceğini de bilmez. Şüphesiz Allah, her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.
Kıyametin bilgisi, Allahın katındadır, yağmuru O gönderir, bilir rahimde bulunanı da; yarın ne yapacağın, nerde öleceğin hiç kimse bilmez; Allah bilicidir, Allah bilgedir
Şüphesiz ki kıyametin kopuş saatiyle ilgili bilgi sadece Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Allah elbette her şeyi hakkıyla bilendir, her şeyden hakkıyla haberdardır.
Cemal Külünkoğlu Lokman Suresi 34. Ayet Açıklaması
Bunlara, “Mugayyebât-ı Hamse” yani “insanların bilemediği beş şey” denmiştir. “Kıyametin ne zaman kopacağını, yağmurun ne zaman yağacağını, rahimlerdekinin erkek mi dişi mi olacağını, kişinin yarın ne kazanacağını ve kişinin nerede öleceğini Allah’tan başka kimse bilmez” denmiştir. Oysa ayette, “yağmurun ne zaman yağacağını, rahimlerdekinin dişi mi erkek mi olacağını siz bilemezsiniz” demiyor. “Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir” diyor. Rahimlerdekinin bilgisi cinsiyet içerikli de değildir. Onun doğup doğmayacağı, doğarsa fıtrî yeteneklerinin ve vasıflarının nasıl olacağı, ayrıca hayatta nasıl bir rol alabileceği hususlarını da kapsıyor. Ama diğer üçüyle ilgili olarak; “kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi yalnızca Allah’a aittir”, “hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez” ve “hiç kimse nerede öleceğini de bilmez” buyuruyor. Dolayısıyla havanın yarın nasıl olabileceğini tahminle ve rahimlerdeki çocukların cinsiyetlerini ultrasonografi yoluyla tespitle kimse Kur’an’ın aciz bırakılacağını düşünmesin! Dünya yaşlandıkça Kur’an gençleşecektir ve her geçen gün Allah’ın mucizesi olduğu daha da iyi anlaşılacaktır.
Diyanet İşleri (Eski)
Kıyamet saatini bilmek ancak Allah'a mahsustur. Yağmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir, kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah şüphesiz bilendir, her şeyden haberdardır.
Kıyamet vakti hakkındaki bilgi, ancak Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yine hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.
İnsanların bilemediği, yalnızca Allah’ın bildiği şeylere «gayb, mugayyebât» denir. Allah’ın bildirmesiyle kulların, meleklerin... bunların bazılarını bilmesi, onları gayb olmaktan çıkarmaz.
Edip Yüksel
Saatin (dünyanın son saatinin) bilgisi ALLAH'ın yanındadır. Yağmuru O yağdırır ve rahimlerde ne varsa bilir. Hiç kimse kendisine yarın ne olacağını bilmez, yine hiç kimse nerede öleceğini bilmez. ALLAH Bilendir, Haberdardır.
Bu ayette, hiç kimsenin bilmeyeceği iki konudan sözedilir. Oysa geleneksel öğretiler, bu ayeti yanlış yorumlayarak beş bilginin Allah'a ait olduğunu ve Tanrı'nın bunları kimseye bildirmeyeceğini ileri sürmüşlerdir. Bak 15:87; 20:15.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şüphesiz ki, kıyamet saatinin bilgisi Allah yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde ne varsa (erkek veya dişi oluşunu, renk ve özelliklerini) O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır.
Her halde Allah, saate ılim onun yanındadır, ve yağmuru o yağdırır, rahimlerde ne var o bilir, ve hiç bir nefis yarın ne kazanacağımı bilmez, bir nefis hangi Yerde öleceğini de bilmez, şübhesiz ki Allah alîmdir, habîrdir
O saatin (kıyametin) ilmi şübhesiz ki Allahın nezdindedir. Yağmuru (mukadder olan vakıtda ve mahalde) O indirir. Rahimlerde olanı O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Şübhesiz Allah (her şey'i) bilendir. Her şeyden haberdârdır.
Şübhesiz Allah ki, kıyâmet (vakti) hakkındaki bilgi ancak O'nun katındadır. Ve yağmuru (O) indirir. Rahimlerde olanı da (O) bilir. Ve hiçkimse yarın (amel cihetiyle) nekazanacağını bilemez. Hem hiçkimse hangi yerde öleceğini bilemez. Şübhesiz ki Allah, Alîm(sizin bilmediğiniz herşeyi bilen)dir, Habîr (herşeyden haberdâr olan)dır.(1)
(1)“Ehl-i ilhâd (dinsizler) tarafından tenkīd sûretinde mugayyebât-ı hamseden (beş bilinmeyen şeyden) yağmurun gelmesi vaktine ve rahm-ı mâderdeki (ana karnındaki) ceninin keyfiyetine (ne olduğuna)i‘tirâz edilmiş. Demişler ki: ‘Rasadhânelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzûlü (yağma vakti) keşfediliyor. Onu da, Allah’dan başkası da biliyor. Hem röntgen şuâ‘ıyla rahm-ı mâderdeki ceninin müzekker, müennes (erkek, dişi) olduğu anlaşılıyor. Demek mugayyebât-ı hamseye ıttılâ‘ kābildir (haberdâr olmak mümkündür)?’ El-cevab: (...) Rasadhânelerdeki âletle, yağmurun mukaddemâtını (alâmetlerini) hissedip vaktini ta‘yîn etmek, gaybı (gizli olanı) bilmek değildir, belki gaybdan çıkıp âlem-i şehâdete (yaşadığımız âleme) takarrübü(yaklaşması) vaktinde, bazı mukaddemâtına ıttılâ‘ sûretinde bilmektir. (...) Röntgen şuâ‘ıyla rahm-ı mâderdeki çocuğun erkek ve dişi olduğunu bilmek وَيَعْلَمْ ماَفِي الْأَرْحَامِ [Rahimlerde olanı da (O) bilir] âyetinin meâl-i gaybîsine (gizli ma‘nâsına) münâfî (bir zıdlık) olamaz. Çünki âyet, yalnız zükûret (erkeklik) ve ünûset(dişilik) keyfiyetine (hâline) değil, belki o çocuğun acîb isti‘dâd-ı husûsîsi (şaşılacak husûsî kābiliyetleri) ve istikbâlde (gelecekte) kesb edeceği (kazanacağı) vaziyetine medâr (vesîle) olan mukadderât-ı hayâtiyesinin(hayatta başına geleceklerin) mebâdîleri (başlangıçları), hattâ sîmâsındaki gāyet acîb olan sikke-i Samediyeti(onu diğer sîmâlardan farklı kılan Allah’ın damgası) muraddır (kasdedilmiştir) ki, çocuğun o tarzda bilinmesi, ilm-i Allâmü’l-Guyûb’a (bütün gizlilikleri bilen Allah’ın ilmine) mahsustur.” (Lem‘alar, 16. Lem‘a, 112-113)
İlyas Yorulmaz
Kıyametin bilgisi kesinlikle Allah’ın kendisindedir. Yağmuru yağdıran O dur. Rahimlerde olanı da O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve yine hiçbir nefis nerede, hangi yerde öleceğini bilemez. Allah her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.
Şurası muhakkaktır ki kıyametin kopacağı zamanı bilmek Allah/a mahsustur, yağmuru O indirir, ana karnında bulunan dölleri O bilir, hiçbir kimse yarın ne hayır, ne şer kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse, nerede öleceğini de bilmez. Çünkü Allah hakkıyle âlimdir [⁶], haberdardır.
İsmail Hakkı İzmirli Lokman Suresi 34. Ayet Açıklaması
[6] İlm-i Bari bunlara mahsus değildir, her şeyin iç yüzünü, dış yüzünü bilir.
Kadri Çelik
Kıyametin bilgisi, şüphesiz Allah'ın katındadır. Yağmuru yağdırır ve rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de hangi yerde öleceğini bilmez. Hiç şüphesiz Allah her şeyi bilendir, haberdar olandır.
Kıyâmetin vaktini belirleme yetkisi ve onu gerçekleştirme bilgisi, yalnızca Allah’a aittir ve onun vaktini hiç kimseye bildirmemiştir. Ayrıca, ölü toprağa yeniden hayat veren yağmuru dilediği yere, dilediği zaman, dilediği ölçüde yağdıran O’dur. Bir de, rahîmlerde olup biten olağanüstü gelişmeleri, orada yarattığı varlığın fiziksel gelişimini, genetik özelliklerini, ona ruh üflenmesini, can verilmesini, kaderini, rızkını, ömrünü, ecelini, ahirette varacağı yeri ve onunla ilgili daha nice bilinmezleri bilen yalnızca O’dur. Yaratılmışlara gelince, hiç kimse yarın ne kazanacağını ve başına neler geleceğini —mutlak ve kesin bir bilgiyle— bilemez ve yine hiç kimse, ne zaman, nerede ve nasıl öleceğini —mutlak ve kesin bir bilgiyle— bilemez. Bütün bunları en mükemmel şekilde bilen ve her şeyden haberdar olan, yalnızca Allah’tır!
Şüphesiz Allah, Saat’in bilgisi O’nun katındadır;
Yağmur’u yağdırıyor;
Rahimler’deki şeyi biliyor.
Bir nefis yarın ne kazanacağını bildirmiyor.
Bir nefis hangi yerde öleceğini de bildirmiyor.
Allah, habîr alimdir / bildiren bilendir.
Kıyametin bilgisine sahip olan1 sadece Allah’tır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı2 O bilir, hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilemez ve hiç kimse de nerede öleceğini bilemez.3 Şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.4
1 Yani kıyametin ne zaman ve nasıl kopacağını sadece Allah bilir.2 Bu ifâde genellikle “doğacak çocuğun erkek mi, dişi mi olacağını Allah bilir” şeklinde anlaşılmıştır. Ancak âyetin metninde böyle bir şey yoktur ve bunlar birer yorumdur. Bu âyeti; “rahimlerde cereyan eden, insanın oluşum safhalarını ve bunu yaratma işini ancak Allah bilir” şeklinde anlamak daha doğru olur. En doğrusunu Allah bilir. Bk. (R’ad: 9)3 Muğayyebât-ı hamse: Bunlar gizli olan bilgilerdir ve bunları ancak Allah bilir. Bu bilgiler; kıyamet’in zamanı, yağmurun yağdırılması, rahimlerde olan, bir kimsenin yarın ne kazanacağı ve kimin nerede öleceğidir. Bk. (Ra’d: 8-9) Ğayb için Bk. (Hûd: 31)4 Hâris b. Ömer adında bir adam, Peygamberimize gelerek: “Ey Muhammed! Kıyamet ne zaman kopacak? Beldelerimiz kuraklıktan mahvoldu. Yağmur ne zaman yağacak? Karımı gebe bıraktım ne doğuracak? Bu gün ne kazandığımı biliyorum, yarın ne kazanacağım? Nerede doğduğumu biliyorum, fakat nerede öleceğim? der ve bu âyet nâzil olur. (Vâhidî)
Muhammed Esed
Son Saat'in ne zaman geleceğini yalnız Allah bilir; yağmuru yağdıran O'dur; rahimlerde yer alanı [yalnız] O bilir: 31 Halbuki kimse yarın ne kazanacağını ve hangi topraklarda öleceğini bilmez. [Yalnız] Allah, her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.
İyi bilin ki son saatin bu dünyanın sonunun ne zaman geleceği bilgisi yalnızca O’nun katındadır. Yağmuru yağdıran Allah’tır. Anne karnındaki ceninlerin durumunu bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını ve başına ne geleceğini bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah’tır her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan. 7/185, 10/61, 53/32, 3/154, 30/48...50, 27/65, 11/1, 25/58
Şu da bir gerçektir ki, Son Saat’in bilgisi sadece Allah katındadır: yağmuru yağdırır; rahimlerde yer tutanı bilir; oysa ki hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Dahası hiç kimse yarın hangi mekânda öleceğini bilemez.[3671] Şüphesiz her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah’tır.[3672]
Mustafa İslamoğlu Lokman Suresi 34. Ayet Açıklaması
[3671] Bu âyette sayılanlar, farklı lafız ve cümlelerle hadis olarak da rivayet edilmiştir. Buharî’nin naklettiği beş hadis de İbn Ömer’e dayanmaktadır. Bu rivayetlerden ikisinde “Gaybın anahtarı beştir” denilir ve Lokman sûresindeki bu âyete atıf yapılır. Diğer üç rivayette ise âyete atıf yapılmaz. Bu üç hadiste beş şeyi Allah’tan başka kimse bilemez: 1) Yarın ne olacağı, 2) Rahimlerde olanı, 3) Kişinin nerede öleceği, 4) Yağmurun ne zaman yağacağı, 5) Yarın ne kazanılacağı ve /veya kıyamet saati. Oysa bu âyete atıf yapan Buharî’deki ilk iki rivayette tıpkı bu âyette olduğu gibi Allah’tan başkasının bilemeyeceği şeyler sadece gelecekle sınırlıdır: 1) Kıyametin zamanı, 2) Kişinin yarın ne kazanacağı, 3) Kişinin nerede öleceği. Âyette “yağmuru yağdırır” buyurulmaktadır. Bu cümlede yağmur konusundaki bilgiyi Allah’a hasreden bir mâna yoktur. Aynı şey bir sonraki “rahimlerde yer tutanı bilir” cümlesi için de geçerlidir. Diğer üç husustaki bilgi Allah’a tahsis edilirken, bu iki husus tahsis olmadan zikredilir.
[3672] Ey parçayı gören, parça parça yaşayan ve paramparça olan insan! Bütünü göremiyorsun, bir adım sonra başına neyin geleceğini bilemiyorsun, itiraf et! Bari gören ve bilen Allah’a inan ve O’na teslim ol!
Ömer Nasuhi Bilmen
Şüphe yok ki, o saate ait bilgi Allah indindedir ve yağmuru O indirir ve rahimlerde olanı O bilir ve hiçbir kimse, yarın ne kazanacağını kestiremez ve bir kimse hangi yerde öleceğini kestiremez. Şüphe yok ki Allah Teâlâ alîmdir, habîrdir.
Kıyamet saatinin ne zaman geleceğini yalnız Allah bilir. Yağmuru da O indirir, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Herşeyi mükemmel tarzda bilen ve her şeyden haberdar olan, Allah'tır. [6, 59]
Bazı âlimlerimiz bu âyetteki beş bilinmeyen konuya mugayyebat-ı hamse derler. Bir hadis-i şerifte de bunu teyid etmek üzere “Beş şey vardır ki onları Allah’tan başkası bilemez” buyurulduktan sonra bu âyet zikredilmiştir. Münavi’nin dediği gibi, hadisin mânası: “Bu beş şeyi Allah’tan başkası, bütün özellik ve incelikleriyle. bilemez.” Şu halde bu hadis Allah Teâlânın bazı makbul kullarına, hatta bu beşten bazı gaybî şeyleri bildirmesine mani değildir. Çünkü bu, sınırlı gayblardandır. Mu’tezilenin bunu inkâr etmesi de mânasızdır.Bir de şuna dikkat etmek gerekir. Gayb, mutlak gayb ve izafî gayb diye iki çeşittir. Âyet, mutlak gaybın, başkası tarafından bilinmesini reddediyor. İzafî gayb, bazı şartlara, bazı durumlara, bazı şahıslara göre gayb iken bazılarına göre gayb olmayan hususlara denir. Mesela İstanbul’daki insan, Tokyo’da cereyan eden hadiseyi bilemez. Ama vasıtalara sahip olan kimse, televizyon teknolojisi sayesinde görebilir. Bir sene sonra yağmurun ne zaman, ne kadar yağacağı mutlak gaybdır. Ama Allah, dünya atmosferinde yağmurun sebeplerini var ettikten sonra, diğer insanlar için yağmur zamanını bilmek gayb olduğu halde, meteoroloji uzmanları tahmin raporu verebilir.Diğer bir konu ana karnındaki ceninin cinsiyetini bilme işidir. Son dönemde ultrason gibi cihazlarla bunu tesbit mümkündür. Âyet-i kerime “Rahimlerde olanı yalnız Allah bilir” buyuruyor. “Mâ” Arapçada en umumi bir lafızdır. Kapsamı son derece geniştir. Doğacak çocuğun her türlü maddî özelliklerine, genetik özelliklerine şamil olduğu gibi bütün istidatları, kabiliyetleri, hayat mukadderatı, ta cennete veya cehenneme girinceye kadar bütün özellik ve ayrıntıları dahildir ki bu gaypların yanında, kız mı erkek mi olacağı meselesi zikre bile değmez. Geçen asırlardaki müfessirler için, cinsiyeti bilmek mutlak gayb durumunda olduğundan, bazıları bilinmeyecek şeylere misal verme kabilinden bunu söz konusu etmişlerdir.
Süleyman Ateş
Allah, (işte kıyamet) sa'atin(in ne zaman geleceği) hakkındaki bilgi, O'nun yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez. (Her şeyi) bilen, (her şeyden) haberi olan yalnız Allah'tır.
Kıyamet saati ile ilgili bilgi Allah'a aittir. Yağmuru o indirir, rahimlerde bulunanı o bilir. Hiçkimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiçkimse nerede öleceğini bilemez. Allah bilir, her şeyin iç yüzünü bilir.
Kıyamet anının bilgisi O'nun katındadır. Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Allah, her şeyi bilen ve haberdar olandır.
Kıyamet gününün bilgisi Allah katındadır. Yağmuru O indirir. Rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Ve hiçbir kimse nerede öleceğini bilemez. Allah ise herşeyi bilir, herşeyden haberdardır.(7)
(7) Peygamberimiz “Gaybın anahtarları beştir” buyurmuş ve bu âyeti okumuştur. (Buhârî,, Tefsir 31:2.) Âyette sayılanlar, “mugayyebât-ı hamse” olarak anılır ve Allah’tan başka kimsenin kesin olarak bilemeyeceği şu beş şeyi içerir: (1) Kıyametin vakti. (2) Yağmurun zamanı: Güneşin doğuşu ve batışı gibi belirli bir kanuna bağlanmadığı için, belirtileri ortaya çıkıp da artık mesele bir gayb meselesi olmaktan çıkmadıkça, yağmurun nereye, ne zaman, ne kadar yağacağı da kesin olarak bilinemez. (3) Rahimlerde olanlar; yani doğacak olan çocuğun nitelikleri. Bu da, maddî simasından manevî kişiliğine varıncaya kadar sayısız özellikleri içine alan bir konudur ki, ancak herkese dilediği gibi bir şekil veren Allah bilir. (4) Kişinin ertesi gün başından geçecekler ve maddî-manevî, iyilik ve kötülük olarak kazanıp kaybedeceği şeyler. (5) Kişinin nerede öleceği. Bütün bunlardan herhangi birinin belirtileri ortaya çıkmış ve tahmin yapmaya elverişli bir hal almış ise, o zaman gayb değil, şehadet âleminden, yani görünen âlemden söz edilmektedir ki, bu takdirde “mugayyebât-ı hamse” içinde yer almaz.
Yaşar Nuri Öztürk
O kıyamet saatine ilişkin bilgi Allah katındadır. Yağmuru O yağdırır. O, rahimlerde olanı da bilir. Hiçbir benlik yarın ne kazanacağını bilmez. Ve hiçbir kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Allah Alîm'dir, Habîr'dir.