Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3506, sondan 2731. ayet; 32. sure ve Secde Suresinin 3. ayetidir. Secde Suresi 3. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 66 ve toplam ebced değeri ise 5399 olarak hesaplanmıştır. Secde Suresinin toplam ebced değeri 110478 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (6) ل (7) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
ام يقولون افتريه بل هو الحق من ربك لتنذر قوما ما اتيهم من نذير من قبلك لعلهم يهتدون
Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o, kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir.
Resûlullah’ın tebliğ görevine başlamasının üzerinden epeyce bir zaman geçmesine rağmen, Mekkeli putperestler hâlâ Kur’an’ı kendisinin uydurduğu iddiasını yayarak etrafındakileri hak dine girmekten alıkoymaya çalışıyorlardı. Sûreye, dikkat çekme ve uyarma anlamı da taşıdığı kabul edilen “elif-lâm-mîm” harfleriyle başlanıp hemen ardından bu kitabın bütün evrenin görüp gözeticisi olan Allah katından geldiği ve kendilerine uzun bir süredir bir uyarıcı gelmemiş bu ilk muhatapların, onu bir nimet sayacakları yerde hak peygamberi uydurmacılıkla itham etmelerinin çelişki olduğu vurgulanmaktadır. Hz. Muhammed aleyhisselâmın ilk muhataplarına kendisinden önce uyarıcı gelmemiş olmasından maksadın ne olduğu açıklanırken genellikle bu toplumun ümmî oluşu (ilâhî bir kitaba sahip olmayışı) üzerinde durulur. Her ne kadar âyetin ifade tarzı bu topluma baştan beri hiçbir peygamberin gelmemiş olduğu anlamını düşündürüyorsa da, naklî ve aklî deliller burada kastedilenin şu olduğunu göstermektedir: Bunların hidayet yolunu tanımalarından sonra içine düştükleri dalâlet döneminden beri kendilerine bir uyarıcı gelmemişti. Öte yandan âyetten, Resûlullah’ın sırf bu toplumu uyarmak için gönderildiği gibi bir mâna çıkarılması yanlış olur; bu ifadede amaç muhatap kitlesiyle ilgili bir sınırlandırma getirmek değil, ilk muhataplar hakkında özel bir vurgu yapmaktır. Benzeri bir durum Hz. Peygamber’e gelen ilk vahiylerde uyarma görevine yakınlarından başlamasını isteyen ifadelerde (Şuarâ26:214) görülür (Râzî, XXV, 166-167). Burada Hz. Îsâ ile Hz. Muhammed arasında geçen zaman diliminde yaşayan toplumların (fetret ehli) kastedildiği yönünde bir yorum da yapılmıştır (Şevkânî, IV, 284).
Mehmet Okuyan
Yoksa “Onu (Muhammed) uydurdu” mu diyorlar? Aksine doğru yolu bulsunlar diye o, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için Rabbinden gönderilen gerçektir.
Benzer mesajlar: Yûnus 10:38; Hûd 11:13; Nahl 16:101; Enbiyâ 21:5; Furkân 25:4; Sebe’ 34:8; Şûrâ 42:24; Ahkâf 46:8.,Benzer mesajlar: Kasas 28:46; Sebe’ 34:44. Bu üç ayetin konusu, Yâsîn 36:6’dan farklıdır.
Bayraktar Bayraklı
Yoksa “onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır, o, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu uyarman için Rabbin tarafından gelen bir haktır/kitaptır. Umulur ki doğru yolu bulurlar.
Yoksa “Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? Bilakis! O, Rabb'inden bir gerçektir. Senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan halkı uyarman içindir. Umulur ki böylece onlar, doğru yolu seçerler.
Yoksa onlar: “Bunu (Peygamber kendisi) uydurdu” mu diyorlar? Hayır, O Rabbinden olan bir Hakk’tır. Senden önce kendilerine (izah ve irşad edici) bir uyarıcı gelmemiş bir topluluğu uyarman için (Kur’an indirilmiş bulunmaktadır) . Umulur ki hidayet bulurlar (diye onlara okunmaktadır).
Yoksa, bunu o mu uyduruyor diyorlar? Hayır, o, gerçektir Rabbinden, senden önce, kendilerine bir korkutucu gelmemiş olan topluluğu, doğru yolu bulsunlar diye korkutman için indirilmiştir.
Yoksa O'nu, Muhammed kendinden mi uydurdu? diyorlar. Hayır O, Rabbinden gelen bir gerçektir, senden önce kendilerine bir korkutucu gelmemiş olan topluluğu, doğru yolu bulsunlar diye, korkutman için indirilmiştir.
Yoksa onu:
“Muhammed uydurdu” mu, diyorlar. Hayır! O, senden önce kendilerine sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan birçok uyarıcılar gelmiş toplumları senin de uyarman için, Rabbin tarafından gönderilen gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak bir kitaptır. Ola ki, onların doğru yolu tercih etmelerine vesile olur.
Yoksa: "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? Hayır o, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için Rabbinden (gelen) haktır. Umulur ki doğru yola ererler.
Yoksa onlar: 'Bunu uydurdu' mu diyorlar? Hayır; o, Rabbinden olan bir haktır; senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için (onu sana indirdik). Umulur ki hidayet bulurlar.
Yoksa (kâfirler Hz. Peygamber s.a.s. için) onu uydurdu mu diyorlar? Hayır, O Kur'an hakdır, Rabbindendir (Cebrâil onu sana indirmiştir. Onu sana indirdik ki), Kendilerine senden önce bir korkutucu peygamber gelmemiş olan bir kavmi (azab ile) korkutasın. Olur ki, onlar hidayeti kabul ederler.
Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? Hayır! O, Rabbin katından gelen bir gerçektir. Senden önce, kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir toplumu, doğru yola gelsinler diye uyarman için inmiştir.
«Onu yalan mı attı?» diyorlar, hayır, o senden önce kendilerine, hiçbir kocunduran gelmemiş olan, bir ulusu kocundurmakçin, Tanrının katından gelen bir haktır, ola ki doğru yolu bulurlar
Yoksa: “Onu (Muhammed) uydurdu” mu diyorlar? Hayır; o, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu doğru yola gelsinler diye uyarman için Rabbin tarafından gelen bir haktır/kitaptır.
“Senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş olan bir toplum” ifadesi öyle iddia edildiği gibi 600 sene gibi bir zaman /fetret devri) peygamberin gelmediği anlamına gelmez. Öyle olsaydı “Ey Ehl-i Kitap! Peygamberlerin arası kesildiğinde: “(Kıyamette:): “Bize müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi” demeyesiniz diye, işte size, gerçekleri açıklayan, müjdeleyici ve uyarıcı elçimiz gelmiştir…” (Maide 5:19) buyrulmazdı. “… Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.” (Fatır 35:24)
Diyanet İşleri (Eski)
"Onu peygamberin kendisi uydurdu" diyorlar, öyle mi? Hayır; O, senden önce peygamber gönderilmemiş olan bir milleti uyarman için sana Rabbinden gelen bir gerçektir. Belki artık doğru yolu bulurlar.
«Onu Peygamber kendisi uydurdu» diyorlar öyle mi? Hayır! O, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı (peygamber) gelmemiş bir kavmi uyarman için -doğru yolu bulalar diye- Rabbinden gönderilen hak (Kitap) tır.
"Onu uydurdu" mu diyorlar? Halbuki bu, senden önce kendilerine bir uyarıcı ulaşmamış bir toplumu, belki yola gelirler diye uyarman için Rabbinden gelen bir gerçektir.
Yoksa onu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? Hayır, o senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi korkutman için, Rabbin tarafından gelen bir haktır. Gerek ki, hidayeti kabul ederler.
Yoksa onu uydurdu mu diyorlar? Hayır, haktır o, rabbındandır: kendilerine senden önce kocundurucu Peygamber gelmemiş olan bir kavmi kocundurasın diye gerek ki hidayeti kabul edeler
Yoksa o, bunu kendiliğinden mi uydurdu diyorlar? Hayır, o Rabbinden (gelen bir) hakdır. (Biz onu) senden evvel kendilerine inzâr edici hiçbir (peygamber) gelmemiş olan bir kavme, (tutdukları yolun) korkunç aakıbetlerini haber vermen için (indirdik). Olur ki onlar hidâyeti kabul ederler.
Yoksa: “Onu (Muhammed kendisi) uydurdu” mu diyorlar? Hayır! O, senden önce kendilerine hiçbir korkutucu gelmemiş olan bir kavmi (Allah'ın azâbı ile) korkutman için, Rabbinden (sana indirilen) haktır. Tâ ki onlar hidâyete ersinler.
Yoksa kitabı, o mu uydurdu? Diyorlar. Hayır! O kitap, önceden kendilerine bir uyarıcının gelmediği bir topluluğu uyarman için gelmiş, Rabbinden indirilmiş bir gerçektir. Umulur ki doğru yola ulaşırlar.
Ona inanırlar mı? Yoksa Muhammed onu kendinden uydurdu derler mi? Hayır o, Rabbin canibinden inen hak sözdür ki senden evvel kendilerine Allah azabıyle korkutucu hiçbir peygamber gelmeyen bir kavmin hidayete ermeleri için onları korkutacaksın.
Yoksa onlar, “Bunu uydurdu” mu diyorlar? Hayır, o, Rabbinden olan bir haktır ve senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi belki hidayet bulurlar diye uyarıp korkutman için (onu sana indirdik).
Yoksa inkâr edenler, “Onu Muhammed kendisi uydurdu!” mu diyorlar? Hayır, asla! Tam tersine bu Kur’an, kendilerine senden öncebir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu doğru yola gelsinler diye uyarman içinsana Rabb’in tarafından gönderilen hakîkatin ta kendisidir. Onlar samîmî olsalardı, Kur’an’ı okur okumaz onun insan ürünü bir kitap olamayacağını, doğrudan Allah’tan geldiğini kalplerinin ta derinliklerinde hissedeceklerdi. Fakat hâlâ körü körüne itiraz ediyorlarsa, onların samîmiyetlerinden söz edilebilir mi?
Yoksa o (kâfirler): “Bunu (Muhammed) uydurdu” mu diyorlar? Hâlbuki o (Kitap) belki hak yolu bulurlar diye, senden önce kendilerine uyarıcı gönderilen1 bir toplumu,2 (tekrar) uyarman için Rabbin tarafından (indirilen) gerçek (Kitap)tır.
1 Bu toplumun babalarına, Hz. İsmail (a.s) daha önce Peygamber olarak gönderilmişti.2 Âyetin bu bölümü: “senden önce kendilerine uyarıcı (Peygamber) gönderilmeyen bir toplumu” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu tercümede (ما) nafiye, yukarıdaki tercümede ise ism-i mevsul olarak alınmıştır. Bk. (Yasin: 6, Kasas: 46, İsrâ: 15, Secde: 3)
Muhammed Esed
Ama 2 onlar, [o hakkı inkar edenler,] “Onu [Muhammed] uydurdu!” diyorlar. Asla! O, Rabbinden gelen bir hakikat olup senden önce hiçbir uyarıcı ile karşılaşmamış olan [bu] halkı doğru yola gelsinler diye uyarabilmen içindir.
Hal böyleyken hala “Bu Kuran’ı uydurdu” diyorlar öyle mi? Yok, gerçek şu ki bu Kuran, senden önce de kendilerine uyarıcı geldiği halde uyanmamış bir halkı uyarasın diye bizzat Rabbin tarafından gönderilmiş bir haktır. Umulur ki onlar bu ilahi uyarıyı anlayarak doğru yola gelirler. 2/23, 11/13
Yine de[3676] onlar “Onu o uydurdu” diyorlar. Hayır! O Senin Rabbinden gelen bir hakikattir; senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu belki doğru yola gelirler diye uyarman içindir.[3677]
[3676] Em, “e..em../ya..ya da..” kalıbıyla gelmediği zaman farklı vurgular taşır (Ebu Ubeyde).
[3677] “Kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplum” ifadesi ilk bakışta, “hiçbir toplum yoktur ki içlerinden bir uyarıcı çıkmamış olsun” (35:24) âyetiyle çelişik görünse de, Mâide 19’da geçen “uzun bir fetret” bu âyetle neyin kastedildiğini açıklar. Bu toplumun kapsamını tesbitle ilgili bir not için Furkan 38’e bkz. Fâtır 24 ışığında, bu toplumun, benzerleri içerisinde uyarıcıya en çok muhtaç olan toplum olduğunu düşünebiliriz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Yoksa, «O'nu uydurdu,» mu diyorlar? Hayır. O, Hak'tır, Rabbindendir. Bir kavmi korkutasın ki, senden evvel kendilerine korkutur bir zât gelmiş değildir. Gerektir ki, onlar ihtida ediversinler.
Yoksa: “Onu uydurdu” mu diyorlar? Bilakis, o gerçeğin ta kendisidir. Senden önce kendilerini uyaran hiçbir peygamber gelmemiş olan bir toplumu, doğru yolu bulmaları ümidiyle uyarman için Rabb'in tarafından gönderilmiştir. [30, 41]
İsmâiloğulları içinde çıkan tek Peygamber, Hz. Muhammed (a.s.)’dır.
Süleyman Ateş
Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? Hayır, o senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi, doğru yola gelirler umuduyla uyarman için Rabbin tarafından (sana indirilen) gerçektir.
(Senin için) "Onu o uydurdu" diyorlar, öyle mi? Hayır; onun, Rabbin tarafından indirildiği bir gerçektir. Senden önce uyarıcı gelmemiş olan bir topluluğu uyarman için indirilmiştir. Belki yola gelirler.
Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? Hayır, O, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu, belki doğru yola gelirler diye uyarman için Rabbi'nden gelen gerçektir
Yoksa “Onu kendisi uydurmuş” mu diyorlar? Doğrusu, bu Rabbinden gelen hakkın tâ kendisidir ki, senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için gönderilmiştir—umulur ki, böylece doğru yolu bulurlar.
Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar?! Hayır, haktır o; senin Rabbindendir; senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarman içindir. Umulur ki, doğruya ve güzele kılavuzlanırlar.
iy eydürler mi “yalan baġladı anı”? [221a] belki ol ḥaķdur çalabuñdan tā ķorķıdasın bir ķavmı gelmedi anlara ķorķıdıcı senden ilerü ola kim anlar ŧoġru yol dutalar.
Kāfirler eydürler mi ki bāṭıldur, özi düzüpdür? Bel ki ol ḥaḳdur seni yara‐dan Allāhdan, ḳorḳutmaġ‐ıçun bir ḳavmi ki gelmedi özlerine hīçpeyġamber senden burun. Ola kim anlar doġru yol dutalar.