Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3687, sondan 2550. ayet; 35. sure ve Fâtır Suresinin 27. ayetidir. Fâtır Suresi 27. ayetinin kelime sayisi 22, harf sayısı 94 ve toplam ebced değeri ise 8244 olarak hesaplanmıştır. Fâtır Suresinin toplam ebced değeri 244606 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الم تر ان الله انزل من السماء ماء فاخرجنا به ثمرات مختلفا الوانها ومن الجبال جدد بيض وحمر مختلف الوانها وغرابيب سود
Görmüyor musun ki, Allah gökten su indirdi. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var, simsiyah taşlar da var.
Dikkatlerimizi bir yandan tabiatın ihtişamına diğer yandan da bu muhteşem görünümü meydana getiren farklılıkların tek kaynaktan neşet ettiğine ve bunu sağlayan yüce kudrete çeken bu âyetlerde renk ve tür faktörüne ağırlık verildiği görülmektedir. 27. âyetin (dağlar hakkındaki) “farklı renklerde” şeklinde çevrilen kısmıyla her bir rengin farklı tonlarına işaret edildiği ve siyahın en koyu tonunu belirtmek üzere “simsiyah” anlamına gelen nitelemenin cümlenin sonuna bırakıldığı da düşünülebilir (Râzî, XXVI, 21). Çıplak gözle gözlemleyebildiğimiz âlemde ilk bakışta farklılıkları ayırt etme hususunda renklerin etkisi son derece açık olduğundan bu özellik ön plana çıkarılmıştır. Fakat bunlar üzerinde inceleme yapmaya ve düşünmeye başlayanlar hemen göreceklerdir ki, bu türleri ayırt ettiren yegâne ayıraç renkler değildir. İnsanlar, dağlar, bitkiler, hayvanlar renk renk olduğu gibi daha pek çok özellik ve yetenek farklarıyla da birbirlerinden ayırt edilirler. İster ilk nazarda göze çarpan ister daha dikkatli bir incelemeyle tesbit edilen bu farklılıkların hepsi son tahlilde biçimseldir; özü itibariyle bunların tamamı tek bir şeye işaret etmektedir ki o da böylesine bir âhenk içerisinde bu çeşitliliği sağlayan irade ve güçtür. Bunu anlamamızı kolaylaştırmak üzere türlü renkler taşıyan bitkisel ürünlerin varlığını bir kaynağa yani suya borçlu bulunduğu, onu da indirenin yüce Allah olduğu belirtilmiştir.
28. âyette haşyet kökünden gelen ve “büyüklüğü karşısında heyecan duyarlar” diye çevirdiğimiz kelime burada, “büyüklük karşısında duyulan heyecan ve korku, zarar görmekten değil, hakkını verememekten kaynaklanan endişe” mânasına gelmektedir. Muhataplarını doğadaki muhteşem görünümlerden hareketle akıllara durgunluk verecek incelikleri keşfetmeye yönlendiren Kur’an’ın, bu bağlamda bilmenin değerine vurgu yapması oldukça ilginçtir. Fakat burada kullanılan ve “bilenler” şeklinde çevrilen ulemâ kelimesinin kök anlamları arasında, bir şeyi derinlemesine tanıyıp mahiyetini idrak etme, bir konuda kesin bilgiye ulaşma, bir işin hakikatine nüfuz etme mânalarının bulunduğu göz önüne alınırsa, kendilerine gönderme yapılan ve Allah’a saygı duyma hususunda ön plana çıkarılan kişilerin, meslek olarak bilimsel faaliyet icra edenler veya birtakım bilgileri öğrenip belleklerine yerleştirmiş olanlar değil, zihnî çabalarını Allah’ın evrendeki kudret delillerinden sonuçlar çıkarabilme düzeyine yükseltebilmiş kişiler olduğu anlaşılır. Zaten sahâbe ve tâbiîn büyüklerinin birçoğundan yapılan rivayetlerde ne kadar bilgili olurlarsa olsunlar Allah’a saygı yolunda mesafe alamamış kimselerin âlim olarak nitelenemeyecekleri belirtilmiştir (meselâ bk. Zemahşerî, III, 274; Şevkânî, IV, 398). Gerek insanı ve toplumları gerekse evrendeki diğer varlıkları inceleyen değişik bilim dallarına mensup bilim adamlarından pek çoğunun –başlangıçta ateist veya Allah inancı konusunda mütereddit olsalar bile– bu araştırmalar sonucunda kâinattaki şaşmaz dengeyi, akılları zorlayan ince hesapları ve hayranlık uyandıran âhengi müşahede ederek ya doğrudan ilâhî kudret ve azamete atıf yapan veya bu güç karşısındaki aczin itirafı anlamına gelen ifadeler kullanmaları, bu âyetlerde ilme yapılan göndermenin anlaşılmasını daha kolaylaştırmaktadır. Yine, sosyal çevrenin etkisiyle dine karşı kayıtsız kalmış ve metafizik konularıyla ilgilenme fırsatı bulamamış birçok insanın az önce sözü edilen araştırmaların sonuçlarını izleyince düşünce dünyalarında önemli değişikliklerin hatta sarsılmaların meydana gelmesi, varlıklar âlemindeki bu düzenin bir tesadüfün eseri olamayacağı üzerinde düşünmeye başlamaları, bu sayede kendilerini sorgulama ve hayatı anlamlandırma çabası içine girmeleri de, Kur’an’a gönül vermiş kişilere önemli bir görevi yani ilim yolunda öncülük etmenin de Müslümanlığın gereklerinden olduğunu hatırlatmış olmaktadır.
Râzî’nin açıklaması esas alınarak, 28. âyette geçen ve “hayvanlar” anlamına gelen devvâb ve en‘âm kelimelerinden birincisine meâlde “binek hayvanları” ikincisine “eti yenen hayvanlar” mânası verilmiştir (bk. XXVI, 21).
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki Allah’ın, gökten su indirmekte olduğunu görmüyor musun? O (su) sayesinde çeşitli renklerde meyveler (yiyecekler) çıkarmaktayız. Dağlardan da renkleri farklı, beyaz, kırmızı ve simsiyah yollar (yarattık).
Allah'ın gökten yağmur yağdırdığını görmedin mi? Biz, onunla renkleri farklı farklı meyveler çıkardık. Dağlarda değişik renklerde beyaz, kırmızı ve simsiyah yollar vardır.
Allah'ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? Onunla rengârenk ürünler çıkardık. Ve dağlarda da beyazlı, kırmızılı ve çeşitli renklerde, siyah ve simsiyah katmanlar oluşturduk.
Görmez misin, Allah'ın gökyüzünden (nasıl) su indirdiğini (ve toprağı nasıl dirilttiğini) ? Böylece Biz onunla, renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da (geçitler, tüneller ve hendekler kazdırıp) beyazlı, kırmızılı, renkleri farklı ve siyahlı (çeşitli madenlere ulaşan) yollar (kılmışızdır).
Görmez misin ki şüphe yok, Allah, gökten yağmur yağdırır da o sayede renkleri çeşitçeşit meyveler bitirir ve dağlarda da beyaz, kırmızı, çeşitli renklerde ve kapkara yollar meydana getirir.
Görmüyor musun, Allah göklerden su indirmekte ve onunla türlü renklerde ve tatlarda meyveler yetiştirmekte ve dağlarda da beyaz kırmızı çeşitli renklerde ve kapkara yollar veya çizgiler meydana getirmektedir.
Allah'ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? Biz onunla, renkleri çeşit çeşit meyvalar yetiştirdik. Dağlarda beyazlı kırmızılı, muhtelif renkli yol yol damarlar, farklı kesitler, koyu, kuzgunî renkte kapkara topraklar ve kayalar var ettik.
Allah'ın gökten su indirdiğini görmedin mi? Böylece onunla renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlarda da beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar varettik.
Allah'ın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece onunla, renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı renkleri değişik ve siyah yollar (kıldık).
Görmedin mi, Allah gökten bir yağmur indirdi de onunla cinsleri başka başka bir çok meyveler çıkardı? Dağlardan da (renklerine göre) beyaz ve kırmızı, renkleri çeşitli, hem de kapkara yollar yaptık.
Görmedin mi? Allah gökten bir su indirdi. Onunla renkleri değişik meyveleri çıkardık. Dağlardan da beyaz ve kırmızının bütün tonlarında ve simsiyah yollar (damarlar) var.
Allah'ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? Derken o su ile türlü renkte meyveler yetiştirdik. Dağlarda da (toprağın durumuna ve bitki örtüsüne göre) beyaz, kırmızı, çeşitli renklerde ve kapkara katmanlar/damarlar meydana getirdik.
“Kapkara katmanlar/damarla meydana getirdik” ifadesi, farklı renklerde ve değişik özelliklerde jeolojik katmanlara ve arkeolojik kalıntılara bir işarettir.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah'ın gökten su indirdiğini görmez misin? Biz onunla türlü türlü renkte ürünler yetiştirmiş; dağlarda da beyaz, kırmızı, siyah ve türlü renkte yollar varetmişizdir.
Görmedin mi Allah gökten su indirdi. Onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık).
ALLAH'ın gökten bir su indirdiğini görmedin mi? Onunla çeşitli renklerde ürünler çıkarırız. Hatta dağlarda bile beyaz, kırmızı veya rengarenk katmanlar vardır. Kargalar ise siyahtır.
Kuran’ın muhatabı herkestir. Dağın eteğindeki bir çiftçi için yollar ve toprağın rengi oraya neyi ve nasıl ekeceği konusunda önemli bilgi verir. Öğrenim görmüş birisi için renkli yollar, değişik jeolojik katmanlara ve arkeolojik kalıntılara bir işarettir. Bir ressam için böyle bir manzara tual üzerine konup duvara asılacak bir sanat eseridir. Bir madenci için ise toprağın rengi altın ile taş arasındaki fark kadar büyük bir öneme sahiptir. Bir başkası içinse dağın eteğine eğretice konan siyah karganın hikmeti en az diğerleri kadar önemlidir. 20:114.
Elmalılı Hamdi Yazır
Görmedin mi Allah gökten bir su indirdi. Biz onunla renkleri başka başka meyveler çıkardık. Dağlarda da yollar, beyazlı kırmızılı çeşitli renklerde ve kapkara topraklar var.
Görmedin mi Allah yukardan bir su indirdi de onunla bir çok meyveler çıkardık: renkleri başka başka, dağlardan da yollar var, beyazlı kırmızılı, renkleri muhtelif, hem de kuzgûnî siyahlar
Allahın, gökden bir su indirdiğini ve işte onunla nev'ileri başka başka meyveler (bitirib) çıkardığımızı görmedin mi? Dağlardan da beyaz beyaz, kırmızı kırmızı, renkleri çeşidli ve kuzgunî siyah yollar (yapdık).
Görmedin mi, muhakkak ki Allah gökten bir su indirdi. Böylece onunla renkleri muhtelif mahsûller çıkardık.(2) Dağlardan da beyaz, kırmızı, renkleri farklı ve simsiyah yollar(yaptık).
(2)“Şu bağistân-ı âlem (kâinât bahçesi) içindeki küre-i arza (dünyaya) bakıyoruz, görüyoruz ki: Bir bahçe şeklinde rengârenk yüz binler süslü çiçekli nebâtât (bitkiler) tâifeleri onda serilmiş ve çeşit çeşit yüz binler envâ‘-ı hayvânât (hayvan nev‘leri) onda serpilmiştir. İşte şu zemin bahçesinde bütün o süslü nebâtât ve ziynetli (süslü) hayvanât, muntazam sûretleriyle ve mevzun (ölçülü) şekilleriyle i‘lân ediyorlar ki: Biz, bir tek Sâni‘-i Hakîm’in (hikmetli san‘atkârın) san‘atından birer mu‘cizesi, birer hârikasıyız ve vahdâniyetin (Allah’ın birliğinin) birer dellâlı (i‘lâncısı), birer şâhidiyiz.” (Mektûbât, 20. Mektûb, 67)
İlyas Yorulmaz
Görmedin mi? Allah gökten su indirmiş ve o suyla renkleri farklı farklı meyveleri çıkarmış, dağlarda beyaz ve kırmızı farklı renklerde ve simsiyah yollar meydana getirmiştir.
Görmüyor musun ki Allah gökten yağmur indirmiştir, biz onunla çeşit çeşit renkli meyveler çıkardık. Dağlardan da kimi ak, kimi kızıl olmak üzere türlü türlü renkte ve kapkara yollar peyda ettik [⁵].
İsmail Hakkı İzmirli Fâtır Suresi 27. Ayet Açıklaması
[5] Veya türlü türlü renkte yollar, bir de kapkara kayalar peyda ettik.
Kadri Çelik
Allah'ın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece biz onunla, renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık).
Görmez misin ki Allah, gökten nasıl su indiriyor da, onunla değişik tatlarda rengârenk meyveler yetiştiriyor? Nitekim dağlarda da beyaz, kırmızı ve siyah tonlarda madenler ve renk renk, desen desen kayalar, tabakalar ve katman katman çizgiler var.
Görmedin mi Allah, Gök’ten su indirdi.
Derken onunla çeşitli renklerde ürünler çıkardık.
Dağlar’dan çeşitli renklerde beyaz, kızıl ve siyahımsı yollar da vardır.
Allah’ın gökten su indirdiğini, sonra da onunla, çok çeşitli meyveler yetiştirdiğini görmüyor musun?1 Dağlarda da beyaz, kırmızı, alacalı ve simsiyah yol yol çizgiler2 (yarattık).
1 Âyetin bu bölümü metne sadık kalınarak: “Allah’ın gökten su indirdiğini, Bizim onunla, renkleri değişik meyveler yetiştirdiğimizi görmüyor musun?” şeklindedir. Burada 3. şahıstan, 1. şahsa geçiş vardır. Bu Türkçede çok iyi anlaşılamayacağı için yukarıdaki tercüme tercih edilmiştir.2 Cüded: Cüdde’nin çoğuludur. Bir rengi diğer renkten ayıran yol gibi çizgiler, merkebin sırtındaki alacalı çizgiler, cadde, yol demektir.
Muhammed Esed
GÖRMÜYOR MUSUN, Allah, göklerden su indirmekte ve onunla türlü renklere (ve tadlara) sahip meyveler yetiştirmekteyiz; nasıl ki dağlarda kırmızı ve beyaz renkte ve simsiyah çizgiler var,
Allah’ın gökten indirdiği yağmura bir baksana! Biz onunla çeşit çeşit renk ve tatta ürünler yetiştirdik. Dağlarda kimi beyaz, kimi kırmızı, türlü renklerde ve simsiyah yollar oluşturduk. 6/99, 13/4, 26/7
GÖRMEDİN mi ki Allah gökten suyu indirmiştir. Derken, onunla farklı renklerdeki meyveleri yine Biz çıkarmışızdır. Ve dağlardan aşan beyaz-kırmızı rengârenk yollar; ve (zıtların) hayranlık verici (uyumunu simgeleyen) siyahın her tonu…
Görmedin mi ki, muhakkak Allah gökten bir su indirdi de onunla renkleri muhtelif meyveler çıkardık, ve dağlardan da yollar vardır ki, beyazdırlar ve kırmızıdırlar, renkleri muhteliftir ve siyah siyah kayalar da vardır.
Görmez misin ki Allah gökten bir su indirir. Onunla rengârenk, çeşitli meyveler yetiştiririz. Dağlardan da beyaz, kızıl, siyah ve türlü türlü renklerde yollar var etmişizdir.
Görmedin mi Allah gökten su indirdi de, onunla renkleri çeşit çeşit meyvalar çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yarattık).
Görmedin mi, Allah gökten su indirir ve onunla türlü türlü renkte ürünler yetiştirir[1]. Dağlarda da beyaz, kırmızı, siyah ve türlü renkte yollar vardır.
Allah'ın gökten su indirdiğini ve onunla çeşitli renklerde ürünler çıkardığımızı görmüyor musun? Dağların beyazı, kırmızısı, muhtelif renklerde ve siyahımsı görünümlü yolları vardır.
Allah'ın gökten bir su indirdiğini görmedin mi? Onunla Biz rengârenk ürünler çıkardık. Bunun gibi, dağlarda da beyazlı, kırmızılı, kapkara ve daha nice renklerde damarlar açtık.
Görmedin mi, Allah, gökten bir su indirdi. Onunla, renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan da yollar var; beyaz, kırmızı, değişik renklerde. Ve simsiyah yollar da var.