Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3712, sondan 2525. ayet; 36. sure ve Yâsîn Suresinin 7. ayetidir. Yâsîn Suresi 7. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 30 ve toplam ebced değeri ise 1603 olarak hesaplanmıştır. Yâsîn Suresinin toplam ebced değeri 217134 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure يس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ي (1) س (0) bulunuyor.
Tefsirlerde genellikle, gerçekleşeceği belirtilen “söz”den maksadın Hûd sûresinin 119. âyeti ile Secde sûresinin 13. âyetinde geçen Allah Teâlâ’nın “Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kısmıyla dolduracağım!” şeklindeki yemin ifadesi olduğu belirtilir (meselâ Zemahşerî, III, 280; başka yorumlar için bk. Râzî, XXVI, 43-44).
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki onların çoğuna (gafletlerine karşılık) azap vaadi gerçekleşmiştir.(Onlar) iman etmezler.
1- Karar, ilke. Azap. Gerçeği yalanlayarak nankörlük edenlerin, büyüklenerek yeryüzünde haksızlık yapanların, ortak koşanların, yapılan bütün uyarılara aldırmamaları ve bu tutumlarını baskı ve zulme dönüştürmeleri durumunda, yani zulmetmeleri onların cezalandırılmalarını zorunlu kıldığından, Allah, onlara hiçbir zaman iman nasip etmeyecektir. Ki zulümleri karşılıksız kalmasın. Bu zalimlerin Cehennem'e gideceklerine dair alınan bir karardır, gerçekleşecek bir sözdür. Allah, zalimlere, yaptıklarının karşılığını görmeleri, hak ettikleri cezayı bulmaları için onlara hidayet nasip etmeyecektir. Bu husus yüzlerce ayette açıkça ifade edilmektedir.
Ahmet Akgül
Şurası muhakkak ki (inkârcıların ve münafıkların), onların çoğu üzerine o (İlahi) söz (dünyada gazap, ahirette azap) Hakk olmuştur; (çünkü) artık inanmıyorlar (ve inanmayacaklardır).
Andolsun ki, hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur'ân'a itibar etmedikleri için Allah'ın hükmü, ceza kararı, o gaflet içinde olanların çoğunun üzerinde, doğruluğu tartışılmayan haklı, gerekçeli, âdil bir hükümdür. Onlar iman etmeyecekler.
Andolsun ki, onların çoğu üzerine (inkârda diretmeleri ve isyana devam etmeleri yüzünden) o söz (azap emri) hak olmuştur. Artık onlar (uyarsan da uyarmasan da) iman etmezler.
Gerçek şu ki, zalimlere vaad edilen ilâhî azap, onların çoğu için artık kaçınılmaz olmuştur; çünkü onlar, hakikati pekâlâ bildikleri hâlde, imana gelmezler. Şöyle ki:
1 Bk. (Bakara: 6)2 Bu âyet : “Yemin olsun onların pek çoğunun üzerine azap sözü hak olmuştur. (Yani azabı hak etmişlerdir.) Çünkü onlar îman etmeyecekler.” diye de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
Onların çoğuna karşı [Allah'ın gazap] sözü mutlaka gerçekleşecektir: 5 çünkü onlar iman etmezler.
[*] Tıpkı şu ayette olan durum meydana gelmişti: النمل (27) وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَيْقَنَتْهَا أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدِينَ 14} Burada fa, önceki cümleyi, sonraki cümlenin hali yapar. Bkz. Muhamme İsbir, Bilal Cüneydî, eş-Şamil, Mucem fî ulum'il-luğa'l-arabiyye ve mustalahatiha, Ahkâm'ul-fâ, Beyrut 1985, ikinci baskı. Daha geniş bilgi kitabın sonundadır. (Kn.ile ilg. Bkz. Ennahvü-l vâfi c. 3 s. 575) Kur'ân'ın Allah'ın sözü olduğunu anlayınca ona önce inanırlar ama hayat tarzlarını değiştirmek istemezlerse görmezlikten gelmeye başlar kâfir olurlar. Zaten inanmadan kâfir olunmaz.. Allah Teâlâ şöyle buyurur: O gün nice yüzler ak çıkar, nice yüzler de kararır. Yüzleri kararanlara şöyle denir: "Siz inandıktan sonra kâfir oldunuz, değil mi? Kâfir olmanıza karşılık, tadın şu azabı!"(Al-i İmran 3:106)
Şaban Piriş
Çoğu için buyruk gerçekleşmiştir, onlar iman etmezler.