Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 526, sondan 5711. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 33. ayetidir. Nisâ Suresi 33. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 88 ve toplam ebced değeri ise 4788 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ولكل جعلنا موالي مما ترك الوالدان والاقربون والذين عقدت ايمانكم فاتوهم نصيبهم ان الله كان على كل شيء شهيدا
(Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz) kimselere de kendi hisselerini verin.[114] Şüphesiz Allah her şeye şahittir.
“Yeminlerin bağladığı kimseler” ifadesiyle kastedilen, “velâ akti” yoluyla mirasçı olanlardır. Velâ akti, nesebi belli olmayan, varisi bulunmayan bir kimsenin, ikinci bir şahsa “Ben ölürsem varisim ol. Diyet gerektirecek bir suç işlemem hâlinde de, diyetimi sen öde” demesi ve onun da bu istekleri kabul etmesiyle gerçekleşen akittir.
Burada “vârisler” diye tercüme edilen kelime mevâlîdir. Bunun tekili olan mevlâ “kişinin yakını, doğumdan akrabası” mânasına da gelmektedir. Ana ve babanın geride bıraktığı böyle akraba arasında amcalar, dedeler, dayılar... vardır. Bu akrabanın da oğul ve torunları “akraba”nın mevâlîsidir. Kan hısımlarının vâris olmaları bu âyete göre genel hükümdür. Eğer miras âyetinde zikredilen vârisler bulunmazsa veya bunlar hisselerini aldıktan sonra artan miras varsa, müctehidlerin çoğunluğuna göre, yakından uzağa doğru baba tarafından akrabaya (asabe) ve bazı müctehidlere göre ana tarafından akrabaya (zevi’l-erhâm) verilecektir. Ebû Hanîfe ve Ahmed b. Hanbel’in anlayışları böyledir.
Bu âyetin ilk cümlesini “Ana, baba ve akrabanın bıraktığı her şey için kadınlı erkekli yakın (akraba) vârisler belirledik” şeklinde tercüme etmek de mümkündür.
“Antlaşma yoluyla yakınlık bağı kurduğunuz kimseler” ifadesi için çeşitli yorumlar yapılmıştır. Miras hükümleri gelmeden önce evlât ve kardeş edinme, vasiyet yoluyla miras bırakma, tazminat ve miras sözleşmesi yapma gibi âdetler vardı. Bir kısım müctehid ve müfessirler miras âyetlerinin bu uygulamaları ortadan kaldırdığını ifade etmişlerdir. Ebû Hanîfe gibi bazı müctehidlere göre şartlarına uygun miras ve tazminat sözleşmesi (muvâlât akdi) bu âyete dayalı olarak vardır, yürürlükten kaldırılmamıştır; bunlar da sıra kendilerine gelirse mirastan hisselerini alırlar.
“Asabeye, zevi’l-erhâma, sözleşmeli mirasçıya –miras âyetlerinde gösterilen paylar dışında– mirastan pay verilmez” diyen müfessirlere göre bu âyette geçen mevâlî kan hısımlarını, “antlaşma yoluyla yakınlık bağı kurduğunuz (akidlerin bağladığı) kimseler” ise evlenme hısımlarını ihtiva etmektedir.
Mehmet Okuyan
(Erkek ve kadından) her biri için, ana, baba ve yakınların bıraktığından (paylarını alacak olan) vârisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı kişilere (gelince), onlara da paylarını verin! Şüphesiz ki Allah her şeye şahittir.
Erkek ve kadından her biri için anne, baba ve akrabanın bıraktığından hisselerini alacak olan vârisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı/kendileriyle anlaşma yaptığınız kimselere de haklarını veriniz. Çünkü Allah, her şeyi görmektedir.
1- Kendileriyle sözleşme, anlaşma yaptıklarınızla.
Ahmet Akgül
Anne-babanın ve yakınların geride bıraktıklarından her birine mirasçılar kılıverdik. Yeminlerinizin (akid ile) bağladığı kimselere de kendi paylarını verin. Şüphesiz Allah, her şeye şahit olandır (görüp değerlendirendir).
Ana ve babayla yakınların bıraktıkları mallara mirasçı olacak erkek ve kadınları tayin ettik. Kendileriyle ahitleştiğiniz kişilere de paylarını verin, şüphe yok ki Allah her şeyi görür.
Anne babanın ve yakın akrabanın bıraktıkları mallarda; erkek ve kadın herbir kimse için mirasçılar kıldık. Yeminlerinizin bağladığı kimselerin yani karı kocanın da mirastan paylarını verin. Şüphesiz ki Allah herşeye şahittir.
Erkek ve kadın herkes için, ebeveyn ve akrabaların bıraktıklarından, pay alacak vârisler belirledik. Kendi iradeniz ve hür seçiminizle aranızda akit gerçekleştirilen sözleşmeli yakınlarınıza da paylarını verin. Allah her an, açık-gizli her şeye şâhittir.
Anne - baba ve yakınların bıraktıkları her şey için mirasçılar kıldık. [9] Kendileriyle yeminleşmiş olduğunuz kimselere de paylarını verin. Şüphesiz Allah her şeye şahittir.
33.Ebu Davud`un er-Rebi`in kızı Ummu Sa`d`dan rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime Hz. Ebu Bekir (r.a.) ile oğlu hakkında indirildi. Hz. Ebu Bekir (r.a.) oğlunu İslâm`a ilk davet ettiğinde Müslüman olmak istemedi. Bunun üzerine Ebu Bekir (r.a.) onu mirasına ortak etmemek üzere yemin etti. Daha sonra oğlu Müslüman olunca ona da mirastan hakettiği payı vermesi emredildi.9.Yani herkes yakınlıkları derecesine göre anne babanın ve diğer akrabaların geriye bırakmış oldukları mallar üzerinde mirasçı olurlar.
Ali Bulaç
Anne-babanın ve yakınların geride bıraktıklarından ve her birine mirasçılar kıldık. Yeminlerinizin (akid ile) bağladığı kimselere de kendi paylarını verin. Şüphesiz, Allah, her şeye şahid olandır.
Ana-babanın ve akrabanın geriye bıraktığı maldan her birinize miras kıldık. Bir de el ele verip yeminle sözleşme yaptığınız kimselere de hislerini verin. Zira, Allah her şeye karşı şahid bulunuyor.
Ana babanın ve akrabaların bıraktıkları her malın sahipleri (varisleri) vardır. (Azat ettiğiniz) kölelerinize de paylarını verin. Muhakkak Allah, her şeyi çok iyi gören ve bilendir.
(Erkek ve kadından) her biri için, ana, baba ve akrabanın bıraktığından (hisselerini alacak olan) vârisler kıldık. Kendileriyle yeminleştiğiniz kimselere hisselerini veriniz. Doğrusu Allah her şeyi bir şahit olarak gözetlemektedir.
“Yeminleştiğiniz kimseler” cahiliye devrinde âdet olan, bir adam başka biriyle kardeş olmak, birbirine arka çıkmak üzere anlaşır ve böylece birbirlerinin mirasına da vâris olurlardı. İlk zamanlar Kur’an bu geleneğe izin vermişti. Ancak daha sonraki zamanlarda bu durum istismar edilince Enfâl sûresinin 8:75. âyetiyle mirasa vâris olabilmek için yakın akrabalık şartı getirildi.
Diyanet İşleri (Eski)
Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından her birine varisler kıldık. Kendileriyle yeminleştiğiniz kimselere hisselerini veriniz. Doğrusu Allah her şeye şahiddir.
(Erkek ve kadından) her biri için, ana, baba ve akrabanın bıraktığından (hisselerini alacak olan) vârisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı kimselere de paylarını verin. Çünkü Allah her şeyi görmektedir.
«Yeminlerin bağladığı kimseler» cahiliye devrinde âdet olan bir nevi mukaveleli mirasçılar olup, başka bir âyetle (Enfâl 8:75) hükmü kaldırılmıştır. Bir başka anlayışa göre bunlardan maksat eşlerdir ve âyet neshedilmemiştir.
Edip Yüksel
Ananın, babanın, akrabaların ve evlenme yoluyla size akraba olanların bıraktıklarından herbiriniz için paylar ayırdık. Herbirine payını vermelisiniz. Elbette ALLAH her şeye Tanıktır.
Anne, baba ve akrabaların bıraktıkları her şey için bir mirasçı tayin ettik. Yemin akdiyle mirasçı kıldıklarınızın paylarını da verin. Şüphesiz Allah, her şeye şahittir.
Erkek ve dişi her biri için baba ve ananın ve en yakın akribanın, ve akd ile yeminlerinizin bağladığı kimselerin terikelerinden varislere de tahsıs ettik onlara da nasıblerini verin çünkü Allah her şeye karşı şahid bulunuyor
(Erkek ve dişiden) her biri için baba ve ananın, yakın hısımların terikelerinden de vârisler yapdık (Akd ile) yeminlerinizin bağladığı kimselere dahi hisselerini verin. Allah, her şey'in üstünde hakîykî şâhiddir.
Ana-babanın ve akrabâların bıraktıkları (malları)ndan her biri için de vârisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı (onların lehine yemin ettiğiniz) kimselere gelince, onlara da nasiblerini verin! Şübhe yok ki Allah, herşeye hakkıyla şâhiddir.
Ana babaların, akrabaların ve antlaşma yapmış olduğunuz kimselerin bıraktıkları terekeleri sahiplenecek olanları (mevali) belirledik. Nasıl, ne şekilde, anlaştıysanız, anlaştıklarınızı onlara verin. Zira Allah yaptığınız her şeye şahit olandır.
Ana, babanın hısımların geri bıraktıkları maldan her biri için [¹⁰] varisler kıldık [¹¹]. Kendileriyle yemin [¹²] aktettiğiniz [¹³] kimselere de hisselerini verin [¹⁴]. Çünkü Allah her şeye hakkiyle şahittir.
İsmail Hakkı İzmirli Nisâ Suresi 33. Ayet Açıklaması
[10] Erkek, kadın.[11] Nazm-ı Celîlde vârit olan mevali lâfz-ı şerifi kul azat edene ve azadedilen kula ıtlak olunduğu gibi yardımcı, asabe, amcazade, halif manalarınada gelir: İslâmın zuhurundan evvel Araplar beyninde birbirlerine yardım etmek ve varis olmak üzere bir ahit aktolunur, neticesinde hangisi evvel vefat ederse geri kalan ona varis olurdu, biri diğerinin cinayetine bedel, diyet verirdi. İşte bunlara halifler denirdi. Burada asabe manasınadır ki, eshabı feraizden sonra gelen varislerdir.[12] Sağ el de kast olunur; çünkü yemin sağ ellerle yapılırdı.[13] Aktedenlerden maksat halifler ise Nazm-ı Celîl «Ve ulû'l- erhami ba'duhum evla bi ba'd» âyeti kerîmesiyle mensuhtur. Zevceyn ise veya nusrat, nasihat, muhalesa hususunda ahit ise âyeti kerime mensuh değildir, mühkemdir. Fakat oğul edinmek maksut ise mensuh olur.[14] Yahut ana babanın, akrabanın, kendileriyle akt-i iman ettiğiniz kimselerin metrukâtı için verese kıldık; o vereseye hisselerini verin. Malı haliflere vermeyin demektir. Bu halde âyet yine mensuh olmaz. Yahut erkek kadın her biri için terekelerinde verese kıldık; onlar da ana baba akrabadır.
Kadri Çelik
(İnsanlardan) Her biri için ana babanın, yakınların ve yeminlerinizin bağladığı kimselerin (eşlerinizin) bıraktıklarından, (hisselerini alacak olan) varisler kıldık. O halde onlara nasiplerini veriniz. Doğrusu Allah her şeye şahittir.
Gerek ana babalar, gerek diğer akrabalar, gerekse evlilik sözleşmesi yaptığınız kimseler olsun; hepsinin bıraktığı mallar için belirli mirasçılar tayin ettik. O hâlde, her birine paylarını eksiksiz verin. Kuşkusuz Allah, her şeye şâhittir.Fakat erkek, kadına göre daha çok miras alacaktır, çünkü:
(Yeminlerinizle, sözleşmelerinizle) Akid yaptığınız kimselerin, En Yakın (Akraba)lar’ın ve Ana-Baba’nın geride bıraktıklarından, her biri için yakın akraba mirasçıları yaptık.
Onlara paylarını verin!
Allah, her şeye şahid olandır.
Ana-babaların, akrabaların ve yeminli sözleşmeler yaptığınız kimselerin1 her birinin miraslarına mirasçılar tayin ettik. Öyleyse bu pay sahiplerine mirastan paylarını verin.2 Şüphesiz Allah her şeyi görüp durmaktadır.
1 Yani nikâh akdi ile evlenip de birbirlerine bu yolla vâris olan eşlerin ve mevl’el-müvalâtın…2 Ve aranızda miras yoluyla helal olarak elde ettiğiniz mallarınızı bu şekilde bâtıl bir yolla yemeyin.
Muhammed Esed
Herkes için [bir şeyler] bırakabileceği mirasçılar tayin etmişizdir: anne-babalar, yakın akrabalar ve kendileriyle ahitleştiğiniz kimseler; 41 öyleyse onlara paylarını verin, zira Allah her şeye şahittir.
Gerek ana babanın gerekse akrabaların her birine geride bıraktıkları mallar için mirasçılar belirledik. Bir de yeminlerinizle kendinize mirasçı kıldığınız kimselere de paylarını verin. Elbette Allah, her şeye şahittir. 4/7-8-11-12-13-33-176
Herkes için, geriye bıraktığı mirastan pay alacak mirasçılar tayin ettik: Ebeveynler, akrabalar ve kendileriyle sözleştikleriniz…[766] İşte bunlara nasiplerine düşeni verin; iyi bilin ki Allah her bir şeye hakkıyla şahittir.[767]
[766] Said b. Müseyyeb bunu evlatlıklara yapılan vasiyetle (İbn Âşur); Ebu Müslim ise “eşler” ile açıklamıştır (Nkl: Râzî).
[767] Zımnen: Siz de Allah’ın şahitliğine şahit olun!
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve hepsi için baba ve ananın ve yakın hısımlarının ve yeminlerinizin akdettiği kimselerin terekelerinden miras alır varisleri kıldık. Artık onlara nâsiplerini veriniz. Şüphe yok ki Allah Teâlâ herşey üzerine bihakkın şahittir.
Anne ve babanın ve diğer akrabaların ölümlerinden sonra bırakacakları her terike için vârisler belirledik. Yemin akdinin sizi bağladığı kimselere de paylarını verin. Muhakkak ki Allah her şeye şahittir.
Cahiliye döneminde müvalat akdi yapılarak mukaveleli mirasçı belirlenirdi. Bazı fakihlere göre bu veraset şekli, mirası akrabaya tahsis eden 8, 75 âyeti ile kaldırılmıştır. Hanefi mezhebine göre müvalat ile veraset devam edebilir. Şöyle ki: Herhangi bir kişi Müslüman olur, varisi de bulunmazsa o bir dindaşına: “Tazminat ödemem gerekirse senin benim âkilemden olman, benim de ölümümden sonra sen bana vâris olman üzere müvalat yapalım” diye anlaşma yaparsa, bu akit geçerlidir.
Süleyman Ateş
Ana babanın ve akrabanın bıraktıklarından her birine varisler kıldık. yeminlerinizin bağladığı kimselere de hisselerini verin. Allah herşeyi görmektedir.
Burada yemînlerin bağladığı kimseler ile, erkeklerin and yaparak sıkı kardeşlik kurdukları insanlar kasdedilmektedir. Araplarda bir adam, başka biriyle yardımlaşmak ve birbirine arka çıkmak üzere andlaşırdı. İşte âyet, böyle andlaşma yapılan kimselere mîrâstan pay verilmesini emretmektedir.
Süleymaniye Vakfı
Herkese, ana baba ve akrabalarının bıraktıklarına mirasçı olma hakkı tanıdık[1]. Kendileriyle güçlü sözleşme[2] yaptığınız kimselere (eşlerinize) de paylarını verin. Allah her şeye şahittir.
[1] 7. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, erkeklere hisse vardır. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır. Bunlar, az veya çok, belirli bir hissedir. [2] Nikah sözleşmesi, akdi. Bkz.: Nisa 4:21
Şaban Piriş
Ana babanın ve yakın akrabanın geride bıraktıklarından her biri için mirasçılar belirledik. Yeminlerinizle söz verdiğiniz kimselere de kendi paylarını verin. Elbette Allah, her şeye şahittir.
Anne ve baba ile yakın akrabanın bıraktığı mallar hakkında, Biz herkes için vârisler belirledik. Kendileriyle sözleşme akdettiğiniz kimselere de paylarını verin. Şüphesiz Allah herşeyin şahididir.
Ana-babanın ve akrabanın geriye bıraktıkları malların hepsi için mirasçılar belirledik. Yeminlerinizin/anlaşmalarınızın akde bağladığı kimselere gelince, onların paylarını da kendilerine verin! Allah her şeyi dikkatli bir tanık olarak gözetlemektedir.
Her kişiye naṣīb eyledük ḳarāyiblerden ata ana terekesinden ḳarāyibler tereke‐sinden daḫı. Daḫı ol kişiler ki ‘ahd eyledüñüz anlar‐ıla virüñüz anlaranaṣīblerini. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā her nesneye ṭanuḳdur, her kişinüñ ḥālin bi‐lür.