Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4265, sondan 1972. ayet; 41. sure ve Fussilet Suresinin 47. ayetidir. Fussilet Suresi 47. ayetinin kelime sayisi 28, harf sayısı 107 ve toplam ebced değeri ise 8134 olarak hesaplanmıştır. Fussilet Suresinin toplam ebced değeri 236567 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (1) م (16) bulunuyor.
Arapça Metin
اليه يرد علم الساعة وما تخرج من ثمرات من اكمامها وما تحمل من انثى ولا تضع الا بعلمه ويوم يناديهم اين شركاءي قالوا اذناك ما منا من شهيد
Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok.”
Herkesin, iyilik veya kötülük olarak yapıp ettiklerinin karşılığını bulacağı, böylece ilâhî adaletin eksiksiz gerçekleşeceği zaman ve yer, kıyametle başlayan öteki dünyadır. Müminler, bu imanın verdiği sorumluluk bilinciyle yaşadıkları için olabildiğince “doğru ve yararlı işler” yapmaya, kötülükten uzak durmaya çalışırlar.
“Kıyametin zamanını bilmek sadece Allah’a havale edilir” ifadesi, müminlerin, bu konudaki bilginin yalnızca Allah’a mahsus olduğuna inandıkları, gerçeği bu şekilde dile getirdikleri anlamına gelir.
Eski tefsirlerde 47. âyetin ilgili kısmı, kıyamet saatinin bilgisi gibi, bitkilerin ürün vermesiyle dişilerin hamilelik ve doğum yapma zamanına, ceninin cinsiyetine (Zemahşerî, III, 394) dair bilgilerin de sadece Allah’a mahsus olduğu şeklinde yorumlanmıştır (meselâ bk. Râzî, XXVII, 136; İbn Âşûr, XXV, 6); Süleyman Ateş’in de, “Allah’tan başka hiçbir varlık böyle gizli şeylere vâkıf değildir” diyerek aynı yorumu benimsediği görülmektedir (VIII, 146). Oysa âyette kıyamet saatinin bilgisi sadece Allah’a tahsis edilirken, meyvelerin ürün vermesi, dişinin gebe kalması ve doğurması örneklerinde böyle bir tahsis yapılmayıp Allah’ın onları da bildiği belirtilmiş, O’ndan başkasının bilemeyeceği anlamına gelebilecek bir ifade kullanılmamıştır. Buna göre, kıyametin vaktini sadece Allah bilir; ürün verme, gebe kalma ve doğurma zamanlarını, ceninin cinsiyetini ise insanlar da bilebilir. Nitekim günümüz teknik imkânlarıyla bu bilgilere kolaylıkla ulaşılmaktadır. Ancak insanların önceden bilgi edinebildiği şeylerin vakti geldiğinde mutlaka gerçekleşeceği de düşünülmemelidir: Zira bizim önceden kestiremeyeceğimiz bazı engeller yüzünden beklediğimiz olaylar umduğumuz gibi gerçekleşmeyebilir; âyetteki örneklerle ekinler, meyveler ürün vermeyebilir, dişiler hamile kalmayabilir veya düşük yapabilirler. Ama Allah’ın bilgisi asla şaşmaz; çünkü O, olabilecek bütün ihtimalleri de önceden bilir ve bildiği her şey bilgisine uygun olarak mutlaka gerçekleşir. Bu sebeple âyette Allah’ın yaratmasıyla ilmi arasındaki ilişkiye de dikkat çekilmektedir (ayrıca bk. Lokmân 31:34).
“İçimizde buna şahitlik edecek hiç kimse yoktur” diye çevirdiğimiz cümle, “Vaktiyle taptığımız o şeyleri şu anda hiçbirimiz göremiyoruz” veya “Artık aramızda onların tanrı olduğuna şahitlik eden, böyle bir inanç taşıyan hiç kimse yoktur” şeklinde yorumlanmaktadır. 48. âyetteki ifade, ilk yorumun daha isabetli olduğu kanaatini vermektedir.
Mehmet Okuyan
O (Son) Saat’in bilgisi, yalnızca O’na bırakılır (O’na aittir). O’nun bilgisi dışında hiçbir meyve kabuğunu yarıp çıkamaz; hiçbir dişi gebe kalamaz ve doğuramaz. (Allah) onlara (müşriklere) “Ortaklarım nerede!” diye seslendiği gün “(Buna dair) bizden hiçbir şahit olmadığını sana arz ederiz!” diyeceklerdir.
Kıyametin bilgisi, yalnızca Allah'a aittir. Allah'ın bilgisi olmadan ne bir meyve kabuğu çıkar, ne de bir dişi, gebe kalıp doğurur. O gün Allah müşriklere, “Nerede ortaklarım?” diye seslenecek. Onlar da, “Bizden bir tanık olmadığını sana arzederiz” derler.
O Sa'at'ın¹ bilgisi yalnızca O'na havale olunur. O'nun bilgisi² dışında hiçbir ürün kabuğundan çıkmaz. Hiçbir dişi hamile kalmaz ve doğum yapmaz. Onlara: “Bana ortak koştuklarınız nerede?” diye seslenileceği gün, onlar: “Bizden bir tanık olmadığını³ Sana bildiririz.” derler.
1- Kıyamet'in. 2- Her şey O'nun koyduğu yasalara göre gerçekleşir. 3- O şeylerin Sana ortak olduklarını artık kabul etmiyoruz.
Ahmet Akgül
(Kıyamet ve öncesi Mehdiyet; yani, İslami adalet ve hâkimiyet vakti) Saatinin ilmi O'na döndürülür (Allah’a havale edilir) . O'nun ilmi (izni ve iradesi) olmaksızın, hiçbir meyve tomurcuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. (Bu nedenle Allah’ın inkârcılara) Onlara: "Hani Benim ortaklarım nerede?” diye sesleneceği gün, (kâfirler; daha yeni aklımız erdi ve) “Sana arz ederiz ki, bizden (Senin şerikin olduğuna dair) hiçbir şahit yok" diyeceklerdir.
[Not: Atom altı enerji zerreciklerinden galaksilere, milyar çeşit çiçeklerden böceklere, tek tek her insanın meydana gelmesinden hayat sürmesine ve bütün teknolojik gelişmelere kadar her şeyi, herkesi ve her anki süreçte; bizzat yaratan, yaşatan ve her türlü ihtiyaçlarını karşılayan Âlemlerin Rabbidir. O’na şirk koşanlar büyük gaflet, cehalet ve hıyanet içindedir.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Kıyametin, ne vakit kopacağına dair bilgi, Allah'a aittir ve onun hükmü ve bilgisi olmadan meyveler, tomurcuklarından ve kabuklarından çıkamaz ve hiçbir kadın gebe kalamaz ve çocuğunu doğuramaz ve o gün, nerede şeriklerim diye nida edilir onlara da sana bildirdik zaten derler, bu hususta bir tanığımız bile yok.
Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi Allah'a bırakılır. O'nun bilgisi olmadan, meyveler tomurcukarından ve kabuklarından çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalamaz ve yavrusunu doğuramaz. O gün Allah onlara: “Benim ortaklarım zannettiğiniz şeyler ve kişiler neredeler şimdi?” diye sorduğunda, onlar da: “İçimizden buna şahitlik yapacak bir kimse bulunmadığını sana arzederiz” derler.
Kıyametin kopacağı an ile ilgili bilgi yalnızca Allah'a havale olunur. O'nun bilgisi planı ve iradesi dışında, meyvalar tomurcuklarından çıkamaz, hiçbir dişi gebe kalamaz ve doğuramaz. Allah onlara:
“İlâhlığımda, otoritemde, mülkümde, tasarruflarımda benim ortaklarım olduğunu iddia ettikleriniz nerede?" diye seslendiği gün:
“Buna dair bizden hiçbir şâhit bulunmadığını sana arzederiz" derler.
Kıyametin ilmi O'na döndürülür. O'nun ilmi olmadan hiçbir ürün kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Onlara: "Ortaklarım nerede?" diye seslendiği gün: "Sana arzederiz ki bizden hiçbir şahit yoktur!" derler.
Kıyamet-saatinin ilmi O'na döndürülür. O'nun ilmi olmaksızın, hiç bir meyve tomurcuğundan çıkmaz, hiç bir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Onlara: 'Benim ortaklarım nerede' diye sesleneceği gün, dediler ki: 'Sana arzettik ki, bizden hiç bir şahid yok.'
(Vaktini kimse bilemiyeceği) kıyametin ilmi Allah'a havale edilir. Hem O'nun ilmi olmadıkca meyvelerden hiç biri tomurcuklarından çıkmaz, hiç bir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Allah, müşriklere: “- Nerede imiş ortaklarım?” diye nida edeceği gün, şöyle diyeceklerdir: “- Sana arz ederek bildiririz ki, bizden (sana ortak bulunduğuna) şahidlik edecek bir kimse yoktur.”
Kıyamet zamanını bilmek, Allah’a havale edilir. O’nun bilgisi olmadan, hiçbir meyve çeşidi kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi ne gebe kalır ne de doğurur. Allah: “Bana eş koştuklarınız nerede?” diye seslendiği gün, sana arz ederiz ki: “Biz’den hiç kimse gören yok” derler.
Kıyameti bilmek O'nun işidir, O'nun bilgisi olmadan, bir yemiş çıkamaz tomurcuğundan; ne bir kadın gebe kalır, ne de doğurur; «Nerde benim ortaklarım» diyerek onlara çağrılınca: «Sana halimizi anlatırız kİ, İçimizden bir tanık yok» diyeceklerdir
Kıyamet saatinin bilgisi, ancak O'na aittir. O'nun bilgisi olmadıkça hiçbir meyve tomurcuklarından çıkmaz. Hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. O gün (şirk koşanları ateşin karşısına getirecek ve) onlara (söyleyin bakalım;) “Neredeymiş bana ortak saydığınız putlar?” diye soracağız. (Müşrikler): “İtiraf ederiz ki (bugün) bizden (Senin ortağın olduğuna ve Senden başka bir otoritenin bulunduğuna) şahitlik edecek hiç kimse yoktur.” diyecekler.
Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi ona aittir. O'nun bilgisi dışında hiçbir ürün kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Onlara: "Bana koştuğunuz ortaklar nerede?" diye seslendiği gün: "Sana, buna dair bizden hiçbir şahit olmadığınıarzederiz" derler.
Kıyamet gününün bilgisi, O'na havale edilir. O'nun bilgisi dışında hiçbir meyve (çekirdeği) kabuğunu yarıp çıkamaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Allah onlara: Ortaklarım nerede! diye seslendiği gün: Buna dair bizden hiçbir şahit olmadığını sana arzederiz, derler.
Saatın (dünyanın sonunun) bilgisi O'nun katındadır. O'nun bilgisi olmadan ne meyveler kabuklarından çıkabilir, ne de bir dişi gebe kalır veya doğum yapar. "Hani benim ortaklarım nerede?" diye onlara seslendiği gün, onlar: "Hiçbirimizin buna şahitlik etmediğini sana arzederiz," derler.
Kıyamet zamanını bilmek ancak Allah'a havale edilir. Onun bilgisi dışında hiçbir meyve kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Allah onlara: "Bana koştuğunuz ortaklarım nerede?" diye seslendiği gün, onlar: "Senin ortağın olduğuna dair bizden hiçbir şahit olmadığını sana arz ederiz." derler.
Saate ılim ona havale edilir, hem onun ılmi olmaksızın ne meyvelerden biri tomurcuklarından çıkar ve ne bir dişi yüklü olur, ne de vaz'eder, nerede imiş şeriklerim? diye onlara haykıracağı gün ise diyeceklerdir: arz ederiz huzuruna ki bizden hiç şâhid yok
O saatin ilmi ancak Ona irca olunur. Onun ilmi olmaksızın (hattâ) meyvelerden hiçbiri tomurcuklarından çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Onlara «Benim ortaklarım nerede?» diye nida edileceği gün (görürsün ki şöyle) demişlerdir (diyeceklerdir): «Sana arzetdik. Bizden hiçbir şâhid yokdur».
Kıyâmetin (ne zaman kopacağı) bilgisi, O'na havâle edilir. O'nun ilmi olmaksızın, ne mahsûller tomurcuklarından çıkar, ne bir dişi hâmile kalır, ne de doğurur! Ve (Allah) onlara: “Nerede (bana koştuğunuz) ortaklarım?” diye sesleneceği gün (onlar): “Sana arz ederiz ki,(şimdi buna dâir) bizden hiçbir şâhid yoktur!” derler.
Kıyamet saatinin bilgisi Allah’a (döndürülür) aittir. Allah’ın izni olmadan, hiçbir meyve kabuğundan çıkamaz ve hiçbir dişi yavrusuna hamile kalamaz ve izni olmadan doğuramaz. O gün onlara “Benim ortaklarım olduğunu söyledikleriniz nerede?” diye seslenir. Onlarda “Sana ilan ediyoruz ki, onların senin ortakların olduğuna dair bizim hiçbir şahidimiz yok” derler.
Kıyameti bilmek O/na ait olur, İlmi olmadıkça hiçbir yemiş kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi, gebe olmaz ve doğurmaz. Allah o gün müşriklere bana ortak tuttuğunuz putlar nerede? Diyecek, onlar «— Sana bildirdik ki içimizden buna şehadet edecek bir fert yoktur» [¹] diyecekler.
İsmail Hakkı İzmirli Fussilet Suresi 47. Ayet Açıklaması
[1] Yani bu hâli görünce «onlardan ilişiği kestik. Hepimiz sana inandık sen bir tek mûbutsun» diyecekler.
Kadri Çelik
Kıyametin ilmi O'na aittir. O'nun ilmi olmaksızın, hiç bir meyve tomurcuğundan çıkmaz, hiç bir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Onlara, “Benim ortaklarım nerede?” diye sesleneceği gün derler ki: (Ortağın olduğuna dair) Bizden hiç bir şahidin olmadığını sana bildiririz.”
Kıyâmetin ne zaman kopacağına dâir gayb bilgisi yalnızca O’na aittir. O’nun bilgisi ve izni olmadan ne bir meyve tomurcuğundan çıkabilir, ne bir dişi hamile kalabilir, ne de yavrusunu doğurabilir! İşte bu sonsuz ilim ve kudret sahibi olan Allah, insanları yeniden diriltip hesaba çekecektir. O Gün, kâfirleri cehennemin karşısına getirecek ve onlara, “Söyleyin bakalım; kulluk ve ibâdette Benim ortaklarım olduğunu iddia ettiğiniz önderleriniz, efendileriniz ve diğer sahte ilâhlarınız şimdi neredeler?” diye soracak. Onlar da, “Sana açıkça bildiriyoruz ki, bugün içimizde, Senden başka boyun eğilecek bir otoritenin bulunduğuna şâhitlik edecek hiç kimse yoktur!” diyecekler.
Saat’in bilgisi O’na havale edilir / bırakılır.
O’nun bilgisi ile olmaksızın, hiçbir meyve, kabuğundan çıkmaz; hiçbir dişi, hamile kalmaz ve doğurmaz.
-“Benim ortaklarım nerede?” diye onlara seslenileceği gün:
-“Sana duyurduk: Bizden hiçbir şahid yoktur” dediler.
Kıyametin zamanını ancak O bilir.1 Onun bilgisi olmadan, hiç bir meyve kabuğunu yarıp çıkamaz, hiç bir dişi de gebe kalamaz ve doğuramaz. (Kıyamet) günü (Allah) onlara: “Şu Benim ortaklarım şimdi nerelerde?” diye seslenince onlar: “Senin ortağın olduğuna dâir bizden hiçbir şâhit olmadığını Sana arz ederiz.” derler.
1 Âyetin bu bölümü, “Kıyamet gününün bilgisi, ancak Ona havâle edilir” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
Son Saat'in ne zaman geleceği bilgisi yalnız O'nun katındadır. O'nun bilgisi olmadan ne meyveler kabuklarını çatlatır, ne de bir dişi gebe kalır veya doğurur. O Gün Allah, onlara: “Benim şu [sözde] ortaklarım neredeler şimdi?” diye seslendiğinde [hiç tereddütsüz] cevap verecekler: “İtiraf ederiz ki hiç birimiz [başkasının senin ilahlığına ortak olduğuna] tanık olmuş değiliz!”
O saatin bu dünyanın sonunun ne zaman geleceği bilgisi yalnızca Allah’ın bileceği bir iştir. Zira O’nun bilgisi dışında ne bir meyve kabuğundan çıkabilir, ne bir dişi hamile kalabilir ne de doğurabilir. O gün Allah onlara: – Hani nerede benim ortaklarım? Diye seslendiğinde onlar: – İtiraf etmemiz gerekir ki senin ortakların olduğunu kabul edecek bizden kimse yok, derler. 7/187, 13/8, 42/49-50, 16/27
Son Saat’in bilgisi yalnız O’na havale edilir.[4287] Hem O’nun bilgisi olmadan ne meyve çekirdekleri kabuklarını çatlatabilecek ne de herhangi bir dişi gebe kalabilecektir; dahası, doğuramaz bile.[4288] Ve o gün onlara “Hani, nerede ortaklarım(!)?” diye seslenen biri çıkar; onlar “Sana itiraf ederiz ki, bizden hiç kimse (buna) asla tanık olmamıştır” diye cevap verirler.
Mustafa İslamoğlu Fussilet Suresi 47. Ayet Açıklaması
[4287] Allah Rasûlü, kıyametin ne zaman kopacağını soran birine şöyle cevap verir: “Sen onun için ne hazırladın?” (Buhârî)
[4288] Âyette Son Saat’in zamanını bilmek yalnız Allah’a hasredilirken, diğerleri O’na hasredilmemiş, böylece insanoğlunun bilgisine de açık olduğu îmâ edilmiştir. “Kabuk çatlatma” ve “gebe kalmayı” bilme mâ ile “doğurmayı” bilme lâ ile olumsuzlanmıştır. Muzari fiili mâ halden, lâ istikbalden arındırır. Bu kuralı çeviriye mümkün olduğunca yansıtmaya çalıştık.
Ömer Nasuhi Bilmen
Kıyameti bilmek, O'na havale olunur ve ne meyvelerden bir şey, tomurcuklarından çıkar ve ne de bir dişi yüklü kalır ve ne de doğurur, illâ O'nun bilmesiyledir. Ve o gün ki, onlara nidâ eder ki: «Nerede benim ortaklarım?» Derler ki: «Sana arzettik, bizden hiç bir şahit yoktur.»
Kıyamet (yani dirilme) vaktini yalnız O bilir. O'nun bilgisi ve izni olmaksızın, ne bir meyve tomurcuğundan çıkabilir, ne her hangi bir dişi hamile kalabilir, ne hâmile olan biri yavrusunu doğurabilir. Gün gelir: “Neredeymiş Bana ortak saydığınız putlar? ” diye nida eder de, müşrikler: “İçimizden buna şahitlik edecek bir tek kişi bile olmadığını Sana arz ederiz! ” derler. [7, 187; 79, 44; 6, 59; 13, 8; 35, 11]
İnsanların çoğunu etkisi altına alan bir yanlışlık da kendisi için en önemli işi bırakıp daha tâli işlerle meşgul olmasıdır. 47-48. âyetler, kıyametin zamanını soranların dikkatlerini, kendilerinin verecekleri hesaba çekmektedir. Bir gün Peygamber Efendimiz (a.s.)’a yolda rastlayan biri: “Kıyamet ne zaman?” diye sorunca: “Ey Allah’ın kulu! Sen kıyamet için ne hazırladın?” diye cevap vererek aynı noktaya dikkat çekmiştir.
Süleyman Ateş
(Duruşma) Sa'ati(ni) bilmek, Allah'a havale edilir. O'nun bilgisi olmadan ne meyvalar kabuklarından çıkar, ne bir dişi gebe kalır ve ne de doğurur. (Allah) Onlara: "Ortaklarım nerede?" diye ünlediği gün: "Sana arz ederiz ki bizden hiçbir gören yok." dermişlerdir.
Kıyamet saatinin bilgisi O’nun iradesindedir. O’nun bilgisi olmadan ne bir meyve kabuğundan çıkar; ne de bir dişi doğum yapar. Onlara: “Ortaklarım nerede?” diye seslenildiği gün şöyle diyeceklerdir: “Sana açıkça söylüyoruz; içimizden böyle birini gören olmadı.”
(Kıyamet) Saatinin bilgisi Allah'a aittir. Onun bilgisi olmadan ne meyveler kabuklarından çıkar; ne bir dişi hamile kalır ve ne de doğurur. Allah; onlara:-Nerede ortaklarım? diye seslendiği gün:-Bir şahidimiz olmadığını sana bildiririz, derler.
Kıyametin vaktini bilmek Ona mahsustur. Onun bilgisi dışında ne bir meyve tomurcuğundan çıkar, ne bir dişi hamile kalır veya doğurur. O “Nerede ortaklarım?” diye seslendiği gün, müşrikler “Sana arz ederiz ki, buna dair hiçbir tanığımız yoktur” derler.
Kıyamet saatine ilişkin bilgi, Allah'a bırakılır. Onun ilmi dışında ne meyveler kabuğundan çıkar ne de bir dişi gebe kalır veya doğurur. "Ortaklarım nerede?" diye seslendiği gün, şöyle diyeceklerdir: "Bizden hiçbir tanık olmadığını sana arz ederiz."