Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4282, sondan 1955. ayet; 42. sure ve Şûrâ Suresinin 10. ayetidir. Şûrâ Suresi 10. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 59 ve toplam ebced değeri ise 4508 olarak hesaplanmıştır. Şûrâ Suresinin toplam ebced değeri 244522 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم عسق hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م ع (0) س (0) ق (0) bulunuyor.
Arapça Metin
وما اختلفتم فيه من شيء فحكمه الى الله ذلكم الله ربي عليه توكلت واليه انيب
Bu âyette kastedilen ayrılığın tarafları ve konuları hakkında değişik yorumlar yapılmıştır. Bir yoruma göre burada müminler ile inkârcılar arasında gerek dinî gerekse dünyevî konularda ortaya çıkan inanç ve fikir ayrılıkları kastedilmekte, bu ihtilâfların ancak Allah tarafından hükme bağlanacağı, kıyamet günü kimin haklı kimin haksız olduğunun net bir şekilde ortaya çıkarılacağı belirtilmektedir (Elmalılı, VI, 4224). Sûrenin Mekke döneminde inmiş olması ve 7-8. âyetlerin içeriği bu anlayışı destekleyici niteliktedir. Nitekim Mukātil’den, Mekkeliler’in bir kısmının Kur’an’a inanıp bir kısmının onu inkâr etmesi üzerine bu âyetin indiği nakledilmiştir (Şevkânî, IV, 603). Diğer bir yoruma göre burada bütün insanları kapsamına alan bir ifade bulunmaktadır ve dinî konularda insanlar arasında çıkan her türlü ayrılığın ancak Allah tarafından sonuca bağlanacağı, yüce Allah’ın kıyamet günü hakkı bâtıldan açık biçimde ayırt edeceği anlatılmaktadır (İbn Atıyye, V, 28; Şevkânî, IV, 603). Zemahşerî bu âyette müminlere yönelik bir buyruk bulunduğu noktasında birleşen şu yorumları da nakleder: a) Aranızda bir uyuşmazlık çıktığında Nisâ sûresinin 59. âyetinde belirtildiği gibi Resûlullah’ın hakemliğine başvurunuz ve başkalarının hükmünü onunkine üstün tutmayınız.
b) Bir âyetin yorumunda kapalılık bulunur ve ihtilâfa düşerseniz, Allah’ın kitabındaki muhkem âyetlere ve Resûlullah’ın sünnetindeki açık ifadelere başvurunuz. c) Ruhun mahiyetinin ne olduğu gibi size yükümlülük getirmeyen ve künhüne vâkıf olamayacağınız konularda görüş ayrılığına düşerseniz “Bunu en iyi bilen Allah’tır” deyiniz. Daha sonra Zemahşerî bu âyetin, müctehidlerin şer‘î konulardaki ihtilâflarına yönelik olup olmadığı sorusuna, “Hayır, çünkü Resûlullah hayatta iken ictihad câiz değildir” cevabını verir (III, 398). Öte yandan dinî meselelerin çözümünde kıyas metodunun kullanılmasına karşı çıkanların bu âyetten destek almaya çalıştıkları görülür. Fakat bağlamı ve indiği dönemin şartları dikkate alınırsa bu âyetin, İslâm âlimlerinin gerek akaid gerekse fıkıh alanındaki görüş ayrılıklarıyla ilgisi bulunmadığı ve bu istidlâlin zayıf olduğu ortaya çıkar (İbn Âşûr, XXV, 42). Kanaatimize göre –Râzî’yi takiben– âyetin asıl amacını şöyle özetlemek mümkündür: Yüce Allah nasıl resulünü inkârcıları iman etmeye zorlamaktan menetmişse aynı şekilde müminlerin de onlarla çekişmelerini ve husumeti arttırmalarını yasaklamış, haklıların mükâfatının ve haksızların cezasının kendisi tarafından verileceğini bildirmiştir (XXVII, 149). Burada âyetin ilk cümlesi Hz. Peygamber’in sözü olarak kabul edilirse, “İşte O Allah benim rabbimdir; yalnız O’na güvenip dayanmışımdır ve daima O’na yönelirim” anlamındaki sözler de bunun devamı olur; ilk cümle Cenâb-ı Allah’ın hitabı olarak kabul edildiğinde ise devamında, “Ey Muhammed! Şöyle de...” şeklinde bir hitap cümlesinin bulunduğu var sayılır (Taberî, XXV, 11; Zemahşerî, III, 398).
Mehmet Okuyan
Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeydeki (konunun) hükmü Allah’a aittir. İşte, Rabbim Allah budur. Yalnızca O’na güvendim ve yalnızca O’na yönelirim.
1- Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.
Ahmet Akgül
Hakkında ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şeyde; artık O'nun hükmü Allah'a aittir (Kur’an’a müracaat edilir) . İşte Rabbim olan Allah (her şeyin yegâne hâkimidir.) Ben O'na tevekkül ettim ve yalnızca O'na dönüp-yönelirim.
Ey mü'minler! Ayrılığa düştüğünüz her konuda hüküm vermek Allah'a aittir. İşte bu Allah benim Rabbimdir. Ancak O'na güvenip dayanır ve ancak O'na yönelirim ben.
Ayrılığa düştüğünüz şer'î-hukuki bir konuda hüküm ve muhakeme Allah'a aittir. İşte bu Allah, benim Rabbimdir. Yalnız O'na dayanıp güvendim. Yalnız O'na yöneliyorum, O'na gönülden bağlanıyorum.
Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir. "İşte benim Rabbim olan Allah budur. Ben O'na güvendim ve O'na gönülden yönelirim."
Hakkında ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şey; artık O'nun hükmü Allah'ındır. İşte Rabbim olan Allah. Ben O'na tevekkül ettim ve yalnızca O'na dönüp-yönelirim.
(Kâfirlerle) anlaşamadığınız herhangi bir şey hakkında da hüküm Allah'a aittir, (O kıyamette hükmünü verecektir). İşte bu hükmü veren Allah benim Rabbim'dir. Ben ancak O'na tevekkül ettim ve yalnız O'na sığınırım.
Ve ihtilaf ettiğiniz her şeyin hükmü (çözümü,) Allah’ta biter. (O, her şeyin son merciidir.) İşte Rabbim olan Allah budur. Yalnızca O’na tevekkül ettim. Ve yalnızca O’na dönerim.
Görüş ayrılığına düştüğünüz her konuda hüküm tamamıyla Allah'a aittir. (De ki:) “İşte benim Rabbim olan Allah budur! Ben sadece O'na güvenir ve bütün samimiyetimle yalnız O'na yönelirim.”
Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah'a aittir; "İşte bu Allah, benim Rabbimdir. O'na güvenirim ve O'na yönelirim." (demek gerekir)
Hakkında ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir. İşte benim Rabbim olan Allah budur. Ben yalnız O'na güvendim ve yalnız O'na yöneliyorum.
(Kâfirlerle) ihtilâf etdiğiniz herhangi birşey hakkında hüküm vermek Allaha âiddir, işte benim Rabbim (O haakim) olan Allahdır. Ben ancak Ona güvenib dayandım. (Her müşkilde) ben yalnız Ona dönerim.
Ve hakkında ihtilâfa düştüğünüz herhangi bir şey ki, artık onun hükmü Allah'a âiddir. (Onlara de ki:) “İşte bu (sıfatların sâhibi olan) Allah, benim Rabbimdir. (Ben) ancak O'na tevekkül ettim ve ancak O'na yönelirim.”
Aranızda ihtilaf ettiğiniz her şeyin hükmünü vermek, Allah’a aittir. İşte benim Rabbim budur, ben ona güvenip dayandım ve benim yönelişim de yalnızca O’nadır.
Herhangi bir şeyde ihtilâf etmişseniz onun hakkında hüküm vermek Allah/a aittir. İşte bu Allah, benim Rabbimdir, ben her bir işimde yalnız O/na güvenir, O/na müracaat ederim.
Hakkında ihtilâfa düştüğünüz herhangi bir şeye gelince, artık O'nun hükmü Allah'ındır. İşte benim Rabbim olan Allah budur. Ben O'na tevekkül ettim ve yalnızca O'na dönüp yönelirim.
Ey insanlar! Üzerinde anlaşmazlığa düştüğünüz her konuda nihâî hüküm verme yetkisi Allah’a aittir. Öyleyse, ey Müslüman! Onlara de ki: “İşte, benim boyun eğeceğim, kulu ve kölesi olacağım yegâne Efendim, Sahibim ve Rabb’im olan Allah, budur! Ben yalnızca O’na güvenir ve tüm kalbimle O’na yönelirim!”
Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz her şeyin hükmü Allah’a aittir.1 (Ey Muhammed! Onlara): “İşte benim Rabbim o-lan Allah budur. Ben (sadece) Ona tevekkül ettim ve (sadece) Ona yöneldim.”2 de.
1 Siz ve kâfirlerin, gerek Dine ve gerek Dünyaya ait, hakkında ihtilaf ettiğiniz her hangi bir şeyi kesip atacak hüküm sadece Allah’a aittir. Onu başkası değil O halleder. O ahiret günü haklıyı haksızı da O, ayıracaktır.2 İnabe: Hakk'a teslimiyetle yönelmek ve Hakk'ın âyetlerini derinden derine düşünerek O'na dönmek ve tevbe etmek, hayır nöbetine girmek demektir. Binaenaleyh hidayetin şartı, nefsin istek ve iradesinden çıkıp, Allahu Teâlâ'nın iradesine yönelmek, O'na teslim olmak ve bağlanmak demek olan cüz'î iradedir. Bk. (Ra’d: 27)
Muhammed Esed
ÖYLEYSE [ey müminler biliniz ki,] ayrılığa düştüğünüz her konuda hüküm Allah'a aittir. 8 [De ki:] “İşte Allah! Benim Rabbim budur: O'na dayanıp güvendim ve her zaman O'na yönelirim!”
Din hususunda tartışıp ihtilaf ettiğiniz her konuda hükmü Allah verecektir. İşte bu Allah, benim Rabbimdir. Ben sadece O’na güvenirim ve sadece O’na yönelirim. 6/51, 18/49, 69/18
BU ALANDA[4308] ayrılığa düştüğünüz her hususta hüküm Allah’a aittir. (De ki): “Bakın, işte benim Rabbim olan Allah budur: yalnız O’na güvendim. Ben, her daim O’na yönelirim.”[4309]
[4308] Yani: Allah ve din alanında. Bir sonraki âyetin başındaki “de ki” ibaresini bu âyetin başına taşımak da mümkündür (Zemahşerî).
[4309] Allah hayata her an müdahildir. Krş: “O, (hayata ve varlığa dair) her işe müdahildir.” (55:29).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve hangi bir şeyde ihtilâfa düşmüş iseniz, artık onun hükmü Allah'a aittir. «İşte o Allah'tır benim Rabbim. O'na tevekkül ettim ve O'na müracaat ederim.»
Hangi hususta ihtilaf ederseniz bilin ki O'nun hükmü, Allah'a aittir. İşte Rabbim olan Allah budur. Ben de yalnız O'na dayanır ve güvenir, O'na yönelip gönül veririm. [4, 59]
Herhangi bir şeyde ihtilafa düştüğünüzde onun hükmü Allah'a bırakılır. İşte budur Rabbim olan Allah! Yalnız O'na güvenip dayandım; yalnız O'na yönelirim ben.