Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 688, sondan 5549. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 19. ayetidir. Mâide Suresi 19. ayetinin kelime sayisi 29, harf sayısı 107 ve toplam ebced değeri ise 7259 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا اهل الكتاب قد جاءكم رسولنا يبين لكم على فترة من الرسل ان تقولوا ما جاءنا من بشير ولا نذير فقد جاءكم بشير ونذير والله على كل شيء قدير
Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada, “Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye, işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi. (Evet,) size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Sözlükte “gevşeklik, zayıflık, bezginlik, sakinlik ve kesilmek” anlamlarına gelen fetret kelimesi dinî terim olarak, daha çok Hz. Îsâ ile Hz. Muhammed arasında geçen tebliğsiz dönem için kullanılır. Bu dönemde yaşayan topluluklara da “fetret ehli” denir. Ayrıca Kur’an’ın Hz. Peygamber’e indirilişi esnasında vahyin kesintiye uğradığı zaman dilimi de fetret olarak adlandırılır. Kelime, bazı hadislerde sözlük ve terim anlamlarında kullanılmıştır (meselâ bk. Buhârî, “Teheccüd”, 18; Müslim, “Zühd”, 41). Akaid ve kelâm literatüründe fetret daha çok, bir peygamberin ortaya koyduğu, tahrife uğramamış bir davetle karşılaşma imkânından yoksun kalan insanların dinî sorumluluğu açısından üzerinde durulan bir kavramdır. İslâmî literatürde fetret, ilk bakışta İslâm öncesi dönemle ve özellikle Hz. Îsâ tarafından tebliğ edilen dinin tahrife uğraması, dolayısıyla ilâhî vahyin etkisini ve bereketini kaybetmesinin ardından son peygamberin gelişine kadar geçen süreyle ilgili bir kavram niteliğinde görülür. İslâmiyet geldikten sonra bu dinin varlığından haberdar olmayan veya yeterince aydınlanamayan kişilerin fetret ehli kavramı içinde mütalaa edilip edilmeyeceği tartışmalı bir konudur. Bu husustaki deliller, fetret kavramının hem İslâmiyet’ten önce hem de İslâm geldikten sonra yaşayan, değişik engeller yüzünden dinî tebliğden haberdar olamamış kişi ve grupları kapsamına aldığını düşündürmektedir. İslâmî kaynaklarda Hz. Îsâ ile Hz. Muhammed arasında geçen fetret döneminin süresiyle ilgili olarak 577 ile 600 arasında değişen rakamlar verilmektedir. Bu farklılıkların, Hz. Îsâ’nın gerçek doğum tarihinin belirlenmesi ve hesabın kamerî takvime göre yapılması gibi âmillerden kaynaklandığı anlaşılmaktadır (bilgi için bk. Müslim, “Fezâil”, 113; İbn Sâ‘d, Tabakåt, Beyrut 1985, I, 194; İbn Kesîr, III, 65; Ateş, II, 501; Metin Yurdagür, “Fetret”, DİA, XII, 475-480). İbn Âşûr’a göre âyette zikredilen peygamberlerden maksat Hz. Mûsâ’dan Hz. Îsâ’ya kadar birbirini takip eden Ehl-i kitap peygamberleridir. Bu peygamberlerle Hz. Muhammed arasında geçen zamana “fetret dönemi” denir veya peygamberler ifadesiyle sadece Hz. Îsâ kastedilmiştir. İbn Âşûr, Îsâ’nın göklere kaldırılışıyla Hz. Peygamber’in gönderilişi arasındaki sürenin de yaklaşık 580 yıl olduğunu kaydettikten sonra ancak bu dönemde Ehl-i kitabın dışındaki kavimlerden Hâlid b. Sinân ve Hanzale b. Safvân gibi bazı peygamberlerin daha gelmiş olduğunu hatırlatır (VI, 158). Âyet her ne kadar Ehl-i kitaba hitap ediyorsa da maksat umumi olup bütün insanlığı kapsamaktadır. İnsanlar âhirette, kendilerine herhangi bir uyarıcının gelmediğini mazeret olarak ileri sürmesinler diye yüce Allah zaman zaman emir ve yasaklarını onlara tebliğ edecek peygamberler göndermiştir. Hz. Îsâ’dan sonra yaklaşık altı asır gibi uzun bir zaman geçmiş, insanlar onun getirdiği kitabı tahrif ederek Allah’ın dinini bozmuşlardı. Böyle bir dönemde yüce Allah kıyamete kadar geçerli olmak üzere bütün insanlara doğru yolu göstermekle görevli kıldığı Hz. Muhammed’i öğüt verici, müjdeleyici, uyarıcı bir peygamber ve âlemlere rahmet olarak gönderdi (Sebe’ 34:28; Enbiyâ 21:107).
Mehmet Okuyan
Ey kitap ehli! (Kıyamet günü) “Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi.” dersiniz diye elçilerin arası kesildiği sırada (gerçekleri) açıklamakta olan Elçimiz size geldi. Size elbette bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye gücü yetendir.
[Fetret] kelimesi “kesinti, ara” demektir. Burada da peygamberliğin bir süre kesintiye uğraması demektir.
Bayraktar Bayraklı
Ey Ehli kitap! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada size peygamberimiz geldi. Gerçekleri size açıklıyor ki, kıyamette “Bize bir müjdeci ve uyarıcı gelmedi” demeyesiniz. İşte, size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye gücü yetendir.
Ey Kitap Ehli! Resûllerin arasının kesildiği bir dönemde size gerçekleri açıklayan resûlümüz geldi. “Bize herhangi bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi.” demeyesiniz diye, müjdeleyici ve uyarıcı olarak. Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
Ey Kitap Ehli! Resullerin arasının kesildiği süreçte (peygamber gelmediği fetret döneminde) size elçimiz ve davetçimiz olan (Hz. Muhammed S.A.V) geldi ve gerçekleri bildirdi ki; "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gönderilmedi" diye özür beyan etmeyesiniz. Böylece müjdeci de, uyarıcı da artık gelmiştir (hiçbir bahaneniz geçerli değildir). Allah her şeye güç yetirendir.
Ey kitap ehli, bize ne bir müjdeci geldi, ne bir korkutucu dememeniz için peygamberlerin arasının kesildiği bir devirde size, her şeyi açıklayan Peygamberimiz geldi. İşte size şüphesiz olarak bir müjdeci, bir kokutucu geldi ve Allah'ın, her şeye gücü yeter.
Ey kendisine kitap ulaşanlar! Hiçbir peygamberin gelmediği uzun bir aradan sonra size gerçekleri açıklayan bu elçimiz gönderildi ki; “Bize ne bir müjdeci, ne de uyarıcı gelmedi” demenize meydan vermemek için, size bir müjdeci ve uyarıcı geldi. Allah dilediğini yapmaya güç yetirendir.
Ey geçmiş kitapları sahiplenenler, Rasullerden sonraki fetret devrini, insanlığın peygambersiz kaldığı devri takiben hak dini açıkça anlatan Rasulümüz tebliğ göreviyle size de geldi. Kıyamet gününde:
“Bize rahmetini, merhametini, ihsanını, sevgini müjdeleyici ve sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan, uyarıcı gelmedi" şeklinde itiraz edemeyesiniz diye size de geldi. İşte size müjdeci ve uyarıcı gelmiştir. Allah'ın her şeye gücü kudreti yeter.
Ey kitap ehli! "Bize herhangi bir müjdeleyici veya korkutucu gelmedi" demeyesiniz diye peygamberlerin arasının kesildiği bir dönemde size (doğruyu) açıklayan peygamberimiz geldi. İşte size müjdeleyici ve korkutucu geldi. Allah her şeye güç yetirendir.
Ey Kitap Ehli, elçilerin arası kesildiği dönemde: 'Bize müjdeci de, bir uyarıcı da gelmedi' demenize (fırsat kalmasın) diye size apaçık anlatan elçimiz geldi. Böylece müjdeci de, uyarıcı da gelmiştir artık. Allah her şeye güç yetirendir.
Ey ehl-i kitap! Peygamberlerin arası kesildiği bir boşluk zamanında size İslâm dinini açıklayan Peygamberimiz (Hz. Muhammed Aleyhisselâm) gelmiştir. Tâ ki, bize, müjdeleyici ve korkutucu bir elçi gelmedi, demiyesiniz. Gerçekten size, cennet müjdecisi ve cehennem habercisi gelmiştir. Allah, her şeye kadirdir.
Ey ehl-i kitap! Peygamberlerin arasının kesildiği bir dönemde, kesin olarak elçimiz size geldi, (ayetlerimizi) size açıklıyor ki, demeyesiniz: “Bize uyarıcı ve müjdeleyici gelmedi.” İşte size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Muhakkak Allah, her şeye gücü yetendir.
Ey kitaplı olanlar! Peygamberlerin arası uzadığı bir zamanda «Müjdeleyici, bizi kocundurucu gelmemiştir» dememenizçin, size açıklayan, müjdeleyen, kocunduran peygamberimiz geldi, Allahın her şeye gücü yetişir
Ey kitap ehli! Resullerin arası kesildiği bir sırada, “Bize müjdeleyici ve uyarıcı bir resûl gelmedi” demeyesiniz diye, işte size hakikatleri beyan eden, müjdeleyici ve uyarıcı resulümüz gelmiştir. Allah her şeye kâdirdir.
Hz. İsa’dan yaklaşık altı asır geçtikten sonra Hz. Muhammed resûl olarak görevlendirildi. Bu iki peygamber arasındaki zamana “Fetret devri”, bu dönemde yaşayanlara da “fetret ehli” denmektedir. Otoritelerin çoğuna göre Hz. Musa ile Hz. İsa arasındaki zaman bin yedi yüz sene, Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasındaki zaman da altı yüz senedir. Yaygın inanışa göre, Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında peygamber gelmemiştir. Oysa “Andolsun ki biz her topluma: “Allah’a kulluk edin ve tağûta kulluk etmekten sakının” diyen bir peygamber gönderdik”(Nahl 16:36),“Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın” (Fatır 35:24) buyrulmaktadır. Ayette zikredilen “resullerin arası kesildiği sırada” cümlesi altı yüz sene gibi uzun bir zamanı kapsayıp kapsamadığı bilinmemektedir. Ancak Kur’an’da adı geçen peygamberlerde Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında herhangi bir nebi ismi zikredilmemektedir. Bu, iki nebi arasında peygamber gelmediği anlamına gelmez. Zira Mü’min suresi 40:78. ayette “Andolsun, senden önce de resuller gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da” buyrulmuştur. Dolaysıyla peygamber gelmiş de Kur’an’da zikredilmemiş olabilir. Bize düşen, Hz. Peygamber'in çağrısının getirdiği ahlakî ve manevî disipline uymaktır.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey Kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiğinde, "Bize müjdeci ve uyarıcı gelmedi" dersiniz diye, size açıkça anlatacak peygamberimiz geldi. Şüphesiz O, size müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah her şeye Kadir'dir.
Ey ehl-i kitap! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada size elçimiz geldi. Gerçekleri size açıklıyor ki (kıyamette): «Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi» demiyesiniz. İşte size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye hakkıyle kadirdir.
Kitap halkı! Elçiler arasındaki bir boşluk döneminden sonra size elçimiz gelmiş bulunuyor ve size gerçekleri anlatıyor ki "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi," demeyesiniz. ALLAH her şeye Gücü Yetendir.
Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasının kesildiği bir sırada size Resulümüz geldi, gerçekleri açıklıyor ki, (yarın kıyamet gününde): "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyiniz. İşte müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, her şeye kadirdir.
Ey Ehli kitab! Peygamberlerin arası kesildiği, bilinemez hale geldiği bir fetret zamanında bakınız size Resulümüz geldi, tatlı ve acı hakıkatleri size beyan ediyor, bize ne beşaretle sevindirecek bir müjdeci, ne ıhtar ile kocunduracak bir inzarcı gelmedi demeyeseniz, işte size hem beşîr, hem nezîr bir Peygamber geldi, ve Allah her şey'e kadîrdir
Ey ehl-i kitâb, peygamberlerin arası kesildiği zamanda size (hakıykatleri) apaçık söyleyip duran elçimiz (Muhammed) gelmişdir. Tâki «Bize ne bir rahmet müjdecisi, ne de bir azâb habercisi gelmedi» demenize (meydan kalmasın), İşte size rahmet müjdecisi de, azab habercisi de geldi artık. Allah, her şey'e hakkıyle kaadirdir.
Ey ehl-i kitab! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada (fetret devrinden sonra)şübhesiz size Resû lü müz (Muhammed) geldi, (dînin hükümlerini) size açık lıyor; tâ ki(hesab gününde): “Bize ne bir müj deleyici, ne de bir korkutucu geldi!” demeyesiniz! İşte gerçekten size bir müjdeleyici ve (aynı zamanda) bir korkutucu gelmiştir.Ve Allah, herşe ye hakkıyla gücü yetendir.
Ey kitap ehli! Elçilerin gönderilmesinin bir müddet arasının kesilmesinden sonra, “Bize ne bir müjdeci ve nede bir uyarıcı gelmedi” demeyesiniz diye, (Rabbinizin ayetlerini) açıklayan bir elçi, size bir müjdeci ve uyarıcı olarak geldi. Allah her şeyi planlayan ve bir ölçüye göre yapandır.
Ey ehl-i Kitap! Peygamberlerin ardı arası kesildiği bir zamanda «müjdeleyen, Allah azabıyle korkudan hiçbir peygamber gelmedi» dememeniz için [⁴] size dinin ahkâmını beyan eden Peygamberimiz gelmiştir. İşte size müjdeleyen, Allah azabıyle korkutan peygamber gelmiştir [⁵]. Allah her şeye hakkıyle kaadirdir.
İsmail Hakkı İzmirli Mâide Suresi 19. Ayet Açıklaması
[4] Böyle itizar ve bahane etmemek için.[5] Artık ne özrünüz kalır!
Kadri Çelik
Ey kitab ehli! Peygamberlerin arası kesildiğinde (fetret döneminde), “Bize müjdeci ve korkutup uyarıcı gelmedi” demeyesiniz diye, size açıkça anlatacak peygamberimiz geldi. Şüphesiz O, size müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah her şeye kadirdir.
Ey Tevrat’a ve İncil’e bağlı olduklarını iddia eden Kitap Ehli! Hiçbir Peygamberin gönderilmediği ve ilâhî vahyin bozulup unutulmaya yüz tuttuğu uzun bir aradan sonra, işte size hakîkati açık ve net olarak bildiren Elçimiz Muhammed geldi ki, yarın mahşer gününde hesaba çekilirken: “Bize herhangi bir müjdeci veya uyarıcı gelmemişti, önceki kitaplar ise zaten bozulmuştu, bu yüzden hakîkati bilemezdik!” demeyesiniz. Artık böyle bir mâzeretiniz kalmadı. İşte, size ilâhî nimetleri muştulayan bir müjdeleyici, hak ve hakikati tüm açıklığıyla ortaya koyan bir uyarıcı gelmiş bulunuyor! O hâlde, hakikatin sesine kulak vermeli ve şu anlamsız inâdı bırakarak Son Elçiye ve Kur’an’a iman etmelisiniz. Aksi hâlde, bir zamanlar sizi insanlığın önderleri yaparak yücelten Allah, inkârınızdan dolayı sizi zillet ve perişanlığa mahkûm edecektir. Zira Allah, dilediği her şeyi yapmaya kadirdir.Bakın, geçmişte yaşananlar bu güne nasıl ışık tutuyor:
Ey Kitap ehli!
’Bize hiçbir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi’ dersiniz diye size açıklamak üzere, Rasûller’den hiçbiri gönderilmemiş fetret dönemde bizim rasûlümüz geldi.
Gerçekten size müjdeleyici ve uyarıcı geldi.
Allah her şeye güç yetirendir.
Ey kitap ehli olan (Yahûdî ve Hıristiyanlar!): Peygambersiz geçen bir ara dönemin arkasından (yarın kıyamette): “Bize bir müjdeci ve bir uyarıcı (Peygamber) gelmedi.” demeyesiniz diye işte size gerçekleri açıklayan Peygamberimiz (Muhammed) geldi. Böylece size de müjdeleyici ve uyarıcı gelmiş oldu. Allah’ın gücü, kesinlikle her şeye yeter.
Ey Kitâb-ı Mukaddes'in izleyicileri! Hiçbir peygamberin gelmediği uzun bir aradan sonra, size [hakikati] bildiren bu Elçimiz gönderildi ki “Bize ne bir müjdeci, ne de uyarıcı gelmedi” demeyesiniz: işte size bir müjdeci ve uyarıcı geldi, çünkü Allah dilediğini yapmaya kâdirdir.
Ey kitap ehli! Elçilerin arası kesildi, bize müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi diye bir mazerete sığınmamanız için işte size gerçekleri beyan eden elçimiz yani uyarıcı ve müjdeci bir elçi gelmiştir. Zira Allah, her şeye bir ölçü koyandır. 6/156-157, 35/42, 39/71
Ey önceki vahyin mensupları! “Bize ne müjdeleyen ne uyaran biri asla gelmedi” dersiniz diye, rasulsüz geçen uzun bir fetretin ardından[910] (hakikati) açıklamak üzere elçimiz size geldi; evet, size bir müjdeci ve uyarıcı geldi işte; elbet Allah’ın gücü her şeye yeter.
Mustafa İslamoğlu Mâide Suresi 19. Ayet Açıklaması
[910] Bu döneme “fetret dönemi”, bu dönemde yaşayanlara da “fetret ehli” denilir. Bu husus Nahl sûresinin 36. âyeti ve En’âm sûresinin 19. âyeti ışığında anlaşılmalıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey ehl-i kitab! Peygamberlerin arası kesilmiş olduğu bir zamanda size apaçık beyanda bulunur olarak resûlümüz geldi. Tâ ki, «Bize ne müjdeleyici ve ne de azab ile korkutucu gelmedi,» demeyesiniz. İşte size müjdeleyici ve korkutucu geldi. Ve Allah Teâlâ her şeye tamamıyla kâdirdir.
Ey Ehl-i kitap! Resullerin gelmesinin kesintiye uğradığı bir sırada, ileride “bize ne müjdeleyen ne de uyaran hiçbir Peygamber gelmedi” demeyesiniz diye size, müjdeleyici ve uyarıcı Elçimiz, her şeyi beyan etmek üzere geldi. Allah her şeye hakkıyla kadirdir.
Hz. Muhammed (a.s.)’dan önce altı yüzyıl boyunca Peygamber gelmemişti. En yakın olan Hz. Îsâ altı yüz yıl kadar önce yaşamıştı.
Süleyman Ateş
Ey Kitap ehli, elçilerin arasının kesildiği sırada size Elçimiz geldi, size gerçekleri açıklıyor ki, (yarın kıyamette); "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyesiniz. İşte size müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, herşeyi yapabilendir.
Ey Ehl-i Kitap, elçilere ara verildikten sonra, size her şeyi açıkça ortaya koyan Elçimiz geldi. “Bize müjdeci ve uyarıcı biri gelmedi” diyebilirdiniz ama işte müjdeci ve uyarıcı geldi. Her şeye bir ölçü koyan Allah’tır.
Süleymaniye Vakfı Mâide Suresi 19. Ayet Açıklaması
[*] Kitaplarında uzman olan kişiler
Şaban Piriş
-Ey Kitap ehli! Peygamberlerin gelmediği dönemde “Bize, müjdeci ve uyarıcı gelmedi.” demeyesiniz diye, size gerçekleri açıkça anlatan Peygamberimiz geldi. O, müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah'ın her şeye gücü yeter.
Ey Kitap Ehli! Peygamberlerin arasının kesildiği bir fetret döneminde size hakkı açıklayan elçimiz geldi—tâ ki “Bize ne müjdeleyen, ne de uyaran birisi gelmedi” demeyesiniz. İşte size müjdeleyen de, uyaran da gelmiştir. Allah'ın ise herşeye gücü yeter.
Ey Ehlikitap! Resullerin arası kesildiği bir sırada resulümüz size geldi; ayan-beyan açıklamalarda bulunuyor. "Bize ne müjdeci geldi ne uyarıcı" demeyesiniz. İşte müjdeci de geldi size, uyarıcı da. Allah her şeye kadirdir.