Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2590, sondan 3647. ayet; 21. sure ve Enbiyâ Suresinin 107. ayetidir. Enbiyâ Suresi 107. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 25 ve toplam ebced değeri ise 955 olarak hesaplanmıştır. Enbiyâ Suresinin toplam ebced değeri 351301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Hz. Muhammed bütün insanlığa gönderilmiş bir peygamber, dolayısıyla âlemlere rahmettir. Onun getirdiği Kur’an çağlar üstü, evrensel bir kitaptır; soy sop, ırk veya kültürel çevre farkı gözetmeksizin bütün insanlığa hitap etmekte, herkese doğru yolu göstermektedir; akıl ve sağduyuya hitap edip insanları birlik, beraberlik, kardeşlik, adalet, eşitlik ve yardımlaşmaya çağırmaktadır. Âlemlere rahmet olmasının bir sonucu olarak insanlara birbirlerini, hayvanları, bitkileri sevmeyi; ekolojik dengeyi korumayı tavsiye etmiştir. İnsanlara kurtuluş ve mutluluğa erme yollarını öğreten yine odur. Onun vasıtasıyla insanlar dünya ve âhiret hayatı bakımından birçok iyilik elde etme imkânı bulmuşlardır. O geldiği zaman insanlık onuru çiğneniyor, insanlar tanrı diye elleriyle yaptıkları putlara tapıyor, kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyorlardı. Yüce Allah insanları bu bâtıl inançların kıskacından kurtarmak, onları düşüncede, inançta ve toplumsal hayatta özgürlüğe kavuşturmak amacıyla Hz. Peygamber’i göndermiştir. O getirdiği dinî ve ahlâkî prensipler sebebiyle insanlık için bir rahmet olmuştur. Nitekim kendisi de bir hadisinde, “Ben bir rahmet ve hidayet rehberiyim” buyurmuş (Dârimî, Sünen, “Mukaddime”, 3); müşriklere beddua etmesini teklif edenlere, “Ben lânetçi olarak değil, âlemlere rahmet olarak gönderildim” diye cevap vermiştir (Müslim, “Birr”, 87; Hz. Peygamber’in müminlere karşı şefkat ve merhameti hakkında bk. Âl-i İmrân 3:159; et-Tevbe 9:128).
Mehmet Okuyan
Biz seni ancak âlemlere rahmet(imiz) için gönderdik.
Yüce Allah Hz. Muhammed’i cümle aleme merhametinin tecellisi olarak gönderdiğini ifade etmektedir. Bu ayetin vermek istediği mesaj ile “Rabbinin merhameti gereği peygamberler gönderici olan da elbette biziz” mealindeki Duhân 44:5-6’da verilen mesaj birbirini tamamlamakta, Yüce Allah’ın peygamberler göndermesinin ilahi rahmet ve merhametin tecellisi olduğu gerçeğini gözler önüne sermektedir. Hz. Muhammed’in peygamberliğinin evrensel olduğuyla ilgili benzer mesajlar: Nisâ 4:79; En‘âm 6:19; A‘râf 7:158; Sebe’ 34:28; Yâsîn 36:6; Şûrâ 42:7; Cum‘a 62:2-3.
Bayraktar Bayraklı
Biz seni ancak âlemlere merhametimiz gereği gönderdik.
Yâ Muhammed, rahmetimizin ve merhametimizin gereği, biz seni kesinlikle bütün âlemlerin, insanların ve cinlerin, varlıkların tamamının hayrına, haklarının korunması için özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere, rahmet peygamberi olarak görevlendirip gönderdik.
Cemal Külünkoğlu Enbiyâ Suresi 107. Ayet Açıklaması
Ayette geçen “rahmet” terimi peygamberimizin şahsı için değil ona verilen peygamberlik ve gönderilen kitap (Kur’an) için kullanılmıştır. “Rahmet” terimi Kur’an’da 73 yerde geçer. Geçen bu yerlerin çoğunda peygamberlik görevi, peygamberlere lütfedilen mucizeler, kitaplar ve farklı lütuflar için kullanılır. Mesela; Hud, 11:63; Duhan, 44//5-6 de peygamberlik görevi için; Hud, 11:17 de peygamber lütfedilen mucizeler için; A’râf, 7:52 de ve Nahl, 16:64 de kitaplar için; Hud 11:58 de lütuf için kullanılmıştır. Zuhruf suresinin 43:31-32. ayetleri de Kur’an’ın doğrudan bir rahmet olduğunu anlatmaktadır. Eğer söylendiği gibi Hz. Peygamberin şahsı için kullanılmış ise aynı ifade Hud suresi 11:63 de Hz. Salih için de kullanılmıştır. Yani Peygamberlik bir rahmet makamıdır. Allah insanlara rahmet ve merhamet ettiği için peygamber gönderir ve peygamberler rahmetin vesilesi olur. Buradan da anlıyoruz ki; peygamberlerin kendi şahıslarını rahmet olarak değerlendirmek doğru değildir. Hele Hz. Peygamber için; “o olmasaydı âlemler yaratılmazdı, onun hatırı için Allah âlemleri yarattı ve biz de onun yüzü suyu hürmetine yaratıldık” gibi yanlış ve şirk içerikli ifadelerle Hz. Muhammed’i rahmetin kaynağı ve sebebi olarak görmek şirk olur.
(1)“İşte seni ey insan! Rahmet, o Müstağnî-i ale’l-ıtlak’ın (hiçbir şeye ihtiyâcı olmayan) ve Sultân-ı Sermedî’nin huzûruna çıkarır ve O’na dost yapar ve O’na muhâtab eder ve sevgili bir abd (kul) vaziyetini verir. (...) İşte ey insan! Bu rahmeti bulan, ebedî tükenmez bir hazîne-i nûr bulur. O hazîneyi bulmanın çâresi: Rahmetin en parlak bir misâli ve mümessili (temsilcisi) ve o rahmetin en beliğ (güzel konuşan) bir lisânı ve dellâlı (i‘lâncısı) olan ve رَحْمَةً لِلْعاَلَم۪ينَ [Âlemlere Rahmet] ünvânıyla Kur’ân’da tesmiye edilen (isimlendirilen) Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sünnetidir ve tebaiyetidir (ona uymaktır). Ve bu رَحْمَةً لِلْعاَلَم۪ينَ olan rahmet-i mücessemeye (cisimleşmiş rahmete) vesîle ise, salavâttır. Evet, salavâtın ma‘nâsı rahmettir. Ve o zîhayat (hayat sâhibi) mücessem rahmete rahmet duâsı olan salavât ise, o رَحْمَةً لِلْعاَلَم۪ينَ ’e vusûle (âlemlere rahmet olan Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a kavuşmaya) vesîledir. Öyle ise sen salavâtı kendine, o رَحْمَةً لِلْعاَلَم۪ينَ ’e vesîle yap o zâtı (asm) da rahmet-i Rahmân’a vesîle ittihâz et (kabûl et). (...) Elhâsıl: Hazîne-i rahmetin en kıymetdar pırlantası ve kapıcısı Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm olduğu gibi, en birinci anahtarı da*بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ dir. Ve en kolay bir anahtarı da salavâttır.” (Tılsımlar, 14. Lem‘a, 11-12)
İlyas Yorulmaz
Biz seni tüm âlemler için, bir rahmet elçisi olarak gönderdik.
Ey Muhammed! Biz seni başka bir amaçla değil, ancak âlemlere rahmet ve bereketimizi ihsan etmek ve böylece, insanlığı inkâr ve cehâlet karanlığından kurtararak dünya ve âhirette mutluluğa ulaştırmak için gönderdik.
1 Eğer Allah insanlığa merhamet etmeyip de kendilerine doğru yolu gösteren Kur’an’la Hz. Muhammed (a.s)’ı göndermeseydi, âlemlerdeki akıllı varlıkların hali ne olurdu? İşte bu, Allah’ın bir rahmetidir.
Muhammed Esed
Ve [bunun içindir ki, ey Peygamber,] Biz seni yalnızca, bütün âlemlere 102 rahmetimiz[in bir işareti] olarak gönderdik.
Mustafa İslamoğlu Enbiyâ Suresi 107. Ayet Açıklaması
[2782] ‘Âlemînin bu bağlamdaki kapsamı “insan soyu”dur. Katâde’den nakledilen “tüm yaratıkları içine alır” yorumuna, İbn Abbas “Rasul hayvanları ve melekleri uyarmak için gönderilmedi; oysa bunlar da yaratılmışlardır” diyerek itiraz eder (İbn Manzur). Aslında görüş farklılığı kelimenin hangi köke atfedileceğiyle alâkalıdır. Onu el-‘ilm kökünden türetenler, şuurlu bir varlığa delâlet ettiği ve dolayısıyla “insanla” sınırlı olduğu sonucuna ulaşırken, ‘alâmet kökünden türetenler tüm ‘âlemi, yani “yaratıkların bütününü” kapsadığı sonucuna varmışlardır (Menâr I, 51). Fakat el-‘ilm de ‘alâmet mastarından türetilmiştir. İşin gerçeği bu kelime Sami dil ailesine mensup Süryanice’den Arapça’ya geçmiştir. Aslı “yüzyıl, uzun zaman, çağ” (sonradan “o çağda yaşayan nesiller, kuşaklar”) anlamına gelen olem (ç. olmîn) olan sözcük, çoğulu kurallı olarak ‘avâlim (fâal-fevâil kalıbından) gelmesi gerekirken, yabancı kökeninin bir göstergesi sayılan ‘âlemîn şeklinde gelmiştir. Kaldı ki, vav ve nun ile yapılan cemiler, akıl sahiplerine delâlet ederler. Bağlamına göre kapsamı ve anlam alanı değişen ‘âlemîni bu bağlamda “bütün insanlığa” şeklindeki çevirimiz, işte bu gerekçeye dayanmaktadır.
[2783] İsra 82 ile birlikte: Vahyin şifa eczanesini insanlığın ezelî hastalıklarına derman olsun diye insanlığa ulaştıran bir rahmet...
Ya Rab! Şimdi ve buradan sesleniyoruz: biz şahidiz ki o âlemlere rahmet oldu! Seni de buna şahit tutarız! Sen de bizim adımızı şahitler arasına yaz!
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve seni başka değil, bütün âlemlere bir rahmet olmak için gönderdik.
Âlemler yerine insanlar demekten maksadımız, birçok müfessir gibi, mânayı insanlar üzerinde yoğunlaştırmaktır. Zira Türkçede kullanışımızda âlem denince insan o geniş mekanda, geri plana itilmektedir. Cenab-ı Allah bütün âlemlere, özellikle akıl sahibi varlıklara merhametinden dolayı Hz. Peygamber (a.s.)’ı göndermiştir. O öyle kapsamlı bir rahmettir ki bütün akıl sahiplerine iyilik ve kurtuluş yolunu göstermekte, gerek dünyada gerek âhirette mutluluk vesilelerini öğretmektedir. Öyle ki onun getirdiği birçok prensibi, dinine inanmayanlar bile benimseyip uygulamakta, dünyevî yönden yararlanmaktadırlar.
Süleyman Ateş
(Ey Muhammed) Biz seni ancak alemlere rahmet için gönderdik.