Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 689, sondan 5548. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 20. ayetidir. Mâide Suresi 20. ayetinin kelime sayisi 23, harf sayısı 92 ve toplam ebced değeri ise 5246 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
واذ قال موسى لقومه يا قوم اذكروا نعمة الله عليكم اذ جعل فيكم انبياء وجعلكم ملوكا واتيكم ما لم يؤت احدا من العالمين
Hz. Muhammed’e karşı direnen Medine yahudilerinin ataları da geçmişte Hz. Mûsâ’ya karşı direnmişlerdi. O zaman Hz. Mûsâ kutsal toprakları işgal altında bulunduran düşmana karşı savaşmak için kavmini psikolojik olarak hazırlamak ve savaştıkları takdirde zafere kavuşacaklarına inandırmak maksadıyla yüce Allah’ın geçmişte kendilerine vermiş olduğu nimetleri hatırlatmış, bu nimetlerin unutulmaması ve Allah’a verilen sözün yerine getirilmesi gerektiğine dikkat çekmişti. Âyet İsrâiloğulları arasından birçok peygamber gönderildiğini ifade ettiği gibi, İsrâiloğulları’nın büyük bir siyasî güç kazanıp devlet yöneticiliğinde bulunduklarına da işaret etmektedir.
Hz. Mûsâ İsrâiloğulları’na bu nimetleri hatırlattığı zaman onlar Mısır’dan ayrılmışlardı. Fakat henüz kutsal topraklara girip de burada kendileri için bir vatan edinmemiş oldukları, hükümdarlık dönemine de henüz erişmemiş bulundukları âyetlerin akışından anlaşılmaktadır. Burada muhtemelen Hz. Mûsâ’dan önceki peygamberler ve İsrâiloğulları’ndan gelen Mısır’daki yöneticiler kastedilmiştir. Zira, “O, içinizden peygamberler çıkardı, sizi hükümdarlar kıldı ve âlemlerde hiçbir kimseye vermediğini size verdi” ifadesinde geçmiş zaman kullanılması nimetlerin geçmişte verilmiş olduğuna delâlet etmektedir. Bu nimetler gelecekte mutlaka verileceği için geçmiş zaman kullanıldığı kanaatinde olanlar bulunmakla birlikte bizce bu tür bir yorum zorlama olur. Çünkü Hz. Mûsâ’nın gelecek nesillere verilecek bir nimeti kendi zamanındaki insanlara hatırlatması, ibret almalarını ve şükretmelerini sağlamak amacı bakımından yetersizdir.
Öte yandan “Sizi hükümdarlar kıldı” şeklinde tercüme edilen cümle “Sizi hürler kıldı” anlamında da yorumlanmıştır (Taberî, VI, 169-170; Râzî, XI, 196). Buna göre âyet, yüce Allah’ın İsrâiloğulları’nı Firavun’un tebaası olarak bulundukları Mısır’daki kölelik hayatından kurtardığını, hürriyetlerine kavuşturduğunu ve bağımsızlıklarını kazandırdığını ifade eder. Şüphesiz bireyler için özgürlük gibi milletler için de bağımsızlık dünyanın en büyük nimetlerindendir. Bu sayede İsrâiloğulları’nın itibarı yükselmiş ve yeryüzünün saygın milletlerinden biri haline gelmişlerdi. Allah, dünyada hiç kimseye vermediği nimetleri onlara vermiş; içlerinden peygamberler ve yöneticiler çıkarmış, Mısır’dan çıkışlarında denizi yarıp onları buradan geçirmiş, düşmanlarını yok edip bazı topraklarını onlara vermiş, bir defasında da onlar için taştan tatlı su fışkırtmış, yemeleri için kudret helvası ve bıldırcın göndermiş, kızgın çölde onları bulutlarla gölgelendirerek sıcaktan ölmelerini önlemişti. O tarihte bu kadar nimet başka milletlere verilmemişti; özellikle insanlık tarihinde gönderilmiş beş büyük peygamberden biri olan Hz. Mûsâ o gün onların başında bulunuyordu.
Âyetler Hz. Mûsâ zamanındaki İsrâiloğulları’yla ilgili olduğuna göre gerek onların “âlemlerde hiçbir kimseye verilmemiş nimetlere mazhar olmaları” gerekse 21. âyette belirtilen “arz-ı mukaddesin onlara vatan olarak yazılmış bulunması” zamanlı ve şartlı idi; yani o toplumun erdemli ve düzgün yaşamalarına, Allah yolunda doğru dürüst yürümelerine bağlı idi. Nitekim Enbiyâ sûresinin 105. âyetinde arza Allah’ın sâlih kullarının vâris olacağı bildirilmektedir. İsrâiloğulları da peygamberlerin gösterdiği istikamette yürüdükleri sürece yükselmişler, Hz. Dâvûd ve Hz. Süleyman zamanında güç ve iktidarın zirvesine ulaşmışlardı. Ancak 12. âyetten buraya kadar anlatılanlar İsrâiloğulları’nın zamanla bu vasıfları yitirdiklerini, Allah’a verdikleri sözü bozacak, O’nun kelâmını tahrif edecek ve kendilerinin Allah’ın çocukları olduklarını iddia edecek kadar sorumsuz davranır duruma geldiklerini göstermektedir. Bundan da öte peygamberleri öldürecek kadar gaddarlaşmışlar, bu sebeple Allah’ın gazabına uğramışlar, yukarıda zikredilen nimetler de ellerinden çıkmıştır.
Mehmet Okuyan
Hani Musa, kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Allah’ın size (lütfettiği) nimetini hatırlayın! Zira O, içinizden peygamberler görevlendirmiş ve sizi hükümdarlar kılmıştı. Âlemlerden (insanlardan) hiç kimseye vermediğini size vermişti.
Burada Hz. Musa’nın İsrailoğulları’na seslenişine yer verilmekte, onlara yönelik çeşitli nimetleri hatırlattığı bildirilmektedir. Bu çerçevede içlerinden pek çok peygamber belirlediğini, köle gibi yaşadıkları topraklarda onları esaretten kurtarıp orada yöneticiler kıldığını, dahası başka insanlara verilmeyen daha nice nimetleri onlara verdiğini ifade etmektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:40, 47, 49, 50, 56, 58, 60, 61; A’râf 7:129, 137138, 141, 160, 161; İsrâ’ 17:104; Kasas 28:5-6; Secde 32:24; Dühân 44:30-32.
Bayraktar Bayraklı
Bir zamanlar Mûsâ, kavmine, “Ey kavmim!” demişti, “Allah'ın size bahşettiği nimetleri hatırlayınız; zira O, içinizden peygamber çıkardı ve sizi hükümdarlar kıldı. Dünyada başka hiç kimseye vermediğini size verdi.”
Hani Musa, kavmine: “Ey kavmim! Allah'ın size verdiği nimetleri hatırlayın. Hani O, içinizden nebiler seçti; sizi melikler¹ yaptı ve âlemlerden hiç kimseye vermediği birçok şeyi size verdi.” dedi.
Hatırla o zamanı ki Musa, kavmine, ey kavim demişti, anın Allah'ın size verdiği nimeti ki içinizden peygamberler gönderdi ve padişahlar çıkardı ve size, alemlerde, hiçbir kimseye vermediğini verdi.
Bir zamanlar Musa halkına: “Ey halkım” demişti. “Allah'ın size bahşettiği nimetleri hatırlayın ki O, aranızda peygamberler çıkarmış ve sizi Firavun'un zulmünden kurtarıp kendi işlerine hakim olan, egemenlik sahibi yapmış ve dünyada kimseye vermediğini size vermişti.
Hani Mûsâ kavmine:
"Ey kavmim, Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size tevdi ettiği ilâhî değerleri, şeriatı koruyup kollayarak zâyi etmeyin, şükredin. Allah içinizde peygamberler görevlendirdi. Sizi hürriyetlerinize kavuşturup, kendinize, dininize, işlerinize, ailelerinize, toplumunuza sahip çıkabilecek hale getirerek, dinî, sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî haklarını kullanabilen özgür insanlar, aileleriniz içinde otoriteler seviyesine yükseltti; aranızdan bir kısım melikler de çıkardı. Milletlerden hiçbirine verilmeyen nimetleri, imkânları size ihsan etti." demişti.
Musa milletine şöyle demişti: "Ey milletim! Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın. Aranızdan peygamberler çıkardı ve sizi krallar yaptı. Alemlerden hiç kimseye vermediğini size verdi.
Bir vakit Mûsâ, kavmine şöyle demişti: “- Ey kavmim, Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Zira içinizden size peygamberler gönderdi ve sizi hükümdarlar yaptı, âlemlerden hiç birine vermediği şeyi size verdi.
Hatırlayın ki, Musa kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Çünkü sizden peygamberler kıldı ve sizi hükümdar yaptı. Ve insanlardan hiç kimseye vermediği şeyleri size verdi.”
Ne zaman Musa, ulusuna demişti ki: «Ey ulusum! Allahın size olan nimetini anınız, o sizlerden peygamberler, padişahlar yarattı, âlemlerden hiç kimseye vermediği bir şeyi, o size vermiştir
Bir zamanlar Musa, kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Allah'ın size geçmişte lütfettiği nimetini hatırlayın! Zira O, içinizden nebîler çıkarmış, sizi (özellikle Yusuf nebi zamanında) yöneticiler ve hükümdarlar yapmış ve dünyada başka hiçbir topluma vermediği nimetleri size vermişti.”
Kur’an bu âyetle, 12 ve 13. âyetlerde işaret edilen, kesin taahhütlerini bozan ve Allah’a olan inançlarından rücu eden İsrailoğulları kıssasına yeniden dönüyor. İsrailoğullarına, kendi içlerinden peygamber çıkardığını, bu peygamber aracılığı ile onları Firavun’un zulmünden kurtardığını, onlara hâkimiyet ve özgürlük verdiğini, bulutları üzerlerine gölge yaparak kendilerine kudret helvası ve bıldırcın nimeti lütfettiğini, taşlardan her kabile için su fışkırttığını, Hz. Yusuf zamanında hükümdarlık ihsan ettiğini hatırlatıyor. Bir sonraki âyetteki “Allah’ın size vaat ettiği kutsal topraklara girin” ifadesi bu âyetle doğrudan bağlantılıdır.
Diyanet İşleri (Eski)
Musa, milletine: "Ey milletim! Allah'ın size olan nimetini anın: içinizden peygamberler çıkarmış ve sizi hükümdar yapmıştır, dünyalarda kimseye vermediğini size vermiştir".
Bir zamanlar Musa, kavmine şöyle demişti: Ey kavmim! Allah'ın size (lütfettiği) nimetini hatırlayın; zira O, içinizden peygamberler çıkardı ve sizi hükümdarlar kıldı. Âlemlerde hiçbir kimseye vermediğini size verdi.
Musa kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. O, içinizden peygamberler çıkardı. Sizi hükümdarlar yaptı. Ve âlemlerde hiçbir kimseye vermediğini size verdi."
Bir vakit de Musâ kavmine şöyle demişti: Ey kavmim, Allahın size olan ni'metini düşünün, zira içinizde Peygamberler vücude getirdi ve sizi mülûk yaptı, ve size âlemînden hiç birine vermediği şeyi verdi
Bir zaman Musa, kavmine (şöyle) demişdi: «Ey kavmim, Allahın, sizin üzerinizdeki ni'metini düşünün ki içinizden peygamberler gönderdi, sizi hükümdarlar yapdı, size kâinâtdan hiç birine vermediğini verdi.
Bir zaman da Mûsâ, kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Allah'ın üzerinize olan ni'metini hatırlayın! Hani içinizde peygamberler kıldı ve sizi hükümdarlar yaptı. Hem âlemlerden hiçbirine vermediğini size verdi.”
Musa kavmine şöyle demişti “Ey kavmim! Allah’ın üzerinize olan nimetlerini hatırlayın. İçinizden peygamberler seçip göndermiş ve yine içinizden lütfuyla hükümdarlar çıkarmış ve şimdiye kadar âlemlerde hiçbir kimseye vermediği zenginlikleri size vermişti.”
Hani Musa kavmine demişti: «Ey kavmim! Allah/ın hakkınızdaki nimetini yâdedin, o vakit ki içinizden birtakım peygamberler gönderdi, sizlerden padişah kıldı [⁶], zamanınızdaki mahlûkattan bir ferde verilmeyen büyük mucizeleri size verdi».
İsmail Hakkı İzmirli Mâide Suresi 20. Ayet Açıklaması
[6] Veya hadem ve haşem sahibi kıldı, esaretten kurtarıp hür kıldı veya sizlerden bir çok padişah yaptı.
Kadri Çelik
Hani Musa, kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Allah'ın size olan nimetini anın: içinizden peygamberler çıkarmış, sizi hükümdarlar yapmış ve âlemlerde kimseye vermediğini size vermişti.”
Hani bir zamanlar Mûsâ, halkına demişti ki:“Ey halkım! Allah’ın size geçmişte lutfedip bahşettiği nîmetleri bir düşünün; hani aranızdan Peygamberler çıkarmış, sizi özellikle Yûsuf Peygamber zamanında yöneticiler, hükümdarlar yapmış ve dünyada başka hiç kimseye vermediği nîmetleri size vermişti. İşte, bugün yine bu nîmetlere sahip olabilirsiniz.”
1 Bu ifâdeden her ne kadar Hz. Davud ve Süleyman (a.s)’ın Peygamberliği ve saltanatı anlaşılırsa da “kılmak” fiili Peygamberlik ve saltanat için ayrı ayrı kullanılmaktadır. Bu sebeple saltanatı; “Mısır’daki kölelikten kurtulup hürriyetlerine kavuşarak, kendi başlarına bir devlet olmaları” şeklinde anlamak da mümkündür. Hattâ böyle anlamak daha doğrudur.
Muhammed Esed
BİR ZAMAN Musa, halkına 31: “Ey halkım!” demişti, “Allah'ın size bahşettiği nimetleri hatırlayın ki O, aranızdan peygamberler çıkarmış, sizi kendi-kendinizin efendisi yapmış 32 ve dünyada başka hiç kimseye göstermediği [lütfu]nu size göstermişti.
BİR zamanlar Musa halkına, “Ey Halkım! Allah’ın size lutfettiği nimeti hatırlayın ki, O aranızdan nebiler çıkarmış, sizi kendi kendinizin efendisi kılmış[911] ve başka hiçbir topluma vermediğini size vermişti.
Mustafa İslamoğlu Mâide Suresi 20. Ayet Açıklaması
[911] Yani: “sizi özgürleştirip âlemin kralı yaptı”. Süddi’nin tercihine uygun olarak (Nkl: Râzî). Eski Ahid’deki benzer ibare için bk: Sayılar 13.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve bir vakit de Mûsa kavmine dedi ki: «Ey kavmim! Allah Teâlâ'nın üzerinize olan nîmetini yâdediniz ki, içinizde peygamberler vücuda getirdi ve sizleri hükümdarlar kıldı ve âlemlerden hiçbir ferde vermediğini sizlere verdi.»
Bir vakit de Mûsâ kavmine şöyle demişti. “Ey kavmim! Allah'ın size lütfettiği nimetlerini bir düşünün; zira o içinizden peygamberler çıkarttı, sizi hür insanlar yaptı ve devrinizde hiç kimseye vermediğini size verdi. ” [2, 47-122; 45, 16; 2, 143; 3, 110] {KM, Sayılar 13, 17; 14, 38}
İsrail oğulları Hz. Mûsâ’dan önce de, mesela Hz. Yusuf döneminde ve ondan sonra Mısır’da büyük bir güce sahip olmuşlardı. Uzun süre medenî dünyanın en üstün gücü kalıp paraları Mısır’da olduğu gibi, çevresinde de geçerli olmuştu.
Süleyman Ateş
Musa, kavmine demişti ki: "Ey kavmim, Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın; zira (O), aranızda peygamberler var etti, sizi krallar yaptı ve size dünyalarda hiç kimseye vermediğini verdi."
Bir gün Musa halkına dedi ki “Ey halkım, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. İçinizden nebîler çıkardı ve sizi melikler (önderler) yaptı. Bu alemde kimseye vermediğini size verdi.
Süleymaniye Vakfı Mâide Suresi 20. Ayet Açıklaması
[*] Çağdaşlarınız arasında
Şaban Piriş
Musa kavmine:- Ey kavmim, Allah'ın size olan nimetlerini hatırlayın, içinizden peygamberler çıkarmış ve sizi hükümdarlar yapmıştır. Alemde kimseye vermediğini size vermiştir.
daħı ol vaķt kim eyitti mūsā ķavmına “iy ķavmum! anuñ Tañrı ni'met in üzerüñüze ol vaķt kim ķıldı sizüñ içünüzde peyġamber daħı ķıldı sizi pādişāhlar; [55a] daħı virdi size anı kim virmedi kimseye 'ālemlerden.”