Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 723, sondan 5514. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 54. ayetidir. Mâide Suresi 54. ayetinin kelime sayisi 38, harf sayısı 158 ve toplam ebced değeri ise 8832 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا من يرتد منكم عن دينه فسوف يأتي الله بقوم يحبهم ويحبونه اذلة على المؤمنين اعزة على الكافرين يجاهدون في سبيل الله ولا يخافون لومة لائم ذلك فضل الله يؤتيه من يشاء والله واسع عليم
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
İslâm’a düşman olan gayri müslimleri dost edinmek ve önder olarak tanımak münafıklık gibi bir kalp hastalığından ileri gelmekte ve insanların mürted olmalarına yani dinden dönmelerine sebep olmaktadır. Bu yüzden Allah konunun akışı içerisinde müminlere hitap ederek içlerinden böylelerinin çıkabileceğine işaret buyurmakta, onların dinden dönmeleriyle İslâm’ın değil, kendilerinin kaybedeceğini bildirmektedir.
“Dinden dönme” diye tercüme ettiğimiz irtidad kavramı “bir kimsenin müslüman iken dinden dönmesi, İslâm’ı terketmesi” demektir. Bu şekilde dinden dönen kimseye mürted denir. Hz. Peygamber zamanından beri İslâm dünyasında az da olsa dinden dönme olayları meydana gelmiştir. Ancak bunlar gerek sayı gerekse nitelik olarak hiçbir zaman İslâm’ın yaşamasına ve yayılmasına zarar verecek derecede problem oluşturmamıştır (bk. Ömer Rızâ, İslâm Tarihi, VI, 74-92). Allah’ın insanlığı aydınlatmak için yakmış olduğu meşale her geçen gün biraz daha güçlenerek dünyayı aydınlatmaya devam etmektedir. Bununla birlikte yüce Allah müminlerin dinden dönmeleri durumunda yerlerine yeni nesiller getireceğini haber vermektedir. Âyette bunların vasıfları şöyle sıralanmıştır:
a) Bunlar Allah’ın sevgili kullarıdır. Allah’ın kulunu sevmesinden maksat onun doğru yolu bulmasını murat etmesi, ondan razı olması, itaat ve ibadetlerine bolca sevap vermesi, onu övmesi ve hayırlı işlerde başarılı kılmasıdır. Allah’ın sevgisine mazhar olan kimseler, O’nun yardımına, dolayısıyla başarıya ve kurtuluşa namzettirler. Çalışma, ilerleme ve başarma hususunda Allah’ın yardımı daima onlarla beraberdir.
b) Bunlar Allah’ı severler. Allah sevgisi, O’nun yüceliğini ve nimetlerini düşünme neticesinde kişinin kalbinde meydana gelen bir duygudur. Bu duyguya sahip olanlar Allah’a karşı saygılıdırlar, O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınırlar. Allah yolunda ve din uğrunda gayret göstermekten, mallarını ve canlarını feda etmekten kaçınmazlar. Kur’an-ı Kerîm insanlığı en başta Allah’ın birliği inancına ve Allah’ı her şeyden daha çok sevme duygusuna ulaştırmak ister. Nitekim Bakara sûresinin 165. âyetinde “İman edenler ise en çok Allah’ı severler” buyurularak bu hedefe işaret edilmektedir. İnsanla yaratıcısı arasındaki en yüksek ilişki, sevgi düzeyine ulaşan ilişkidir. Allah’ı her şeyden çok seven insan bütün ilişkilerini bu sevgiye, dolayısıyla Allah’ın iradesine göre düzenleyeceğinden onun bütün ilişkileri bilinçli ve iradeli olacaktır. İslâm düşüncesinde hakiki sevgi Allah sevgisidir. Çünkü kişinin asıl varlığının sebebi, mazhar olduğu iyilik ve ikramların, maddî ve mânevî nimetlerin aslı O’dur. En iyi, en güzel olan O’dur. Bütün iyilikler, güzellikler O’ndan gelir, bu sebeple sevilmeye en çok lâyık olan O’dur (bu konuda ayrıca bk. Bakara 2:165; Âl-i İmrân 3:31).
c) Müminlere karşı alçak gönüllü yani şefkatli, merhametli ve naziktirler. Onlara karşı kuvvete başvurmazlar; zekâ, yetenek, etki, servet ve diğer güçlerini müminlerin aleyhine baskı aracı olarak kullanmazlar.
d) Kâfirlere karşı vakarlıdırlar, yani İslâm düşmanlarına karşı sert, dirençli ve tâvizsizdirler; maddî menfaatlere kapılmayacak kadar yüksek şahsiyete sahiptirler.
e) Allah yolunda cihad ederler, yani Allah rızâsını kazanmak için hakkı ve adaleti gerçekleştirmeye gayret ederler; bu uğurda başlarına gelecek her türlü sıkıntıya katlanırlar; mal ve canlarını Allah yolunda harcamaktan çekinmezler. Cihad, samimi müminlerin en önemli özelliklerinden ve ayırıcı vasıflarındandır.
f) Hak uğrunda cihad ederken hiçbir kimsenin kınamasından korkmazlar; varlığına ve birliğine inandıkları Allah yolunda yürürler, O’nun hükümleriyle hükmederler, karşıtlarının muhalefet, eleştiri, itiraz ve alaylarına aldırış etmezler. Çünkü bunlar yaptıklarına karşılık olarak insanlardan ne bir ödül ne de övgü beklerler; sadece hakkı gerçekleştirmek, bâtılı yok etmek, iyiliği ve güzelliği yaymak, kötülüğü ve çirkinliği önlemek, böylece Allah’ın rızâsını kazanmak için çaba harcarlar.
Bakara sûresinde ve burada dininden dönen kimselerden ve bu davranışın doğurduğu sonuçlardan söz edildiği halde ölüm cezası zikredilmemiştir. Böylesine büyük bir cezadan yeri geldiği halde söz edilmemiş olması, ölüm cezasının yalnızca dinden dönme günahının değil, müslümanlara karşı savaş durumuna geçme suçunun karşılığı olduğu anlayışını desteklemektedir (irtidad hakkında bilgi için ayrıca bk. Bakara 2:217).
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilsin ki) Allah kendilerini sevdiği, onların da O’nu (Allah’ı) sevdiği, müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü, (ayrıca) Allah yolunda [cihad] eden (fedakârlık yapan) ve kınayanın kınamasından korkmayan bir topluluk getirecektir. Bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine (layık olana) verir. Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.
Bu mesaj Bakara 2:217 ve Muhammed 47:38. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Söz konusu ayetlerden de anlaşıldığı üzere, fiili bir savaşa girişmedikleri sürece dinden dönenlere herhangi bir ceza verilemez. Onlar yeniden kazanılsın diye çalışılmalıdır.,Bu ayet Fetih 48:29. ayetle birlikte okunmalıdır.,Benzer mesajlar: Nisâ 4:133; En‘âm 6:133; Tevbe 9:39; Hûd 11:57; İbrâhîm 14:19; Fâtır 35:16; Muhammed 47:38.
Bayraktar Bayraklı
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirecek ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı sever. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler; hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah lütfunda sınırsızdır ve her şeyi bilendir.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse¹ bilsin ki Allah, Kendisinin onları sevdiği ve onların da O'nu sevdiği; müminlere karşı alçak gönüllü, gerçeği yalanlayan nankörlere karşı izzetli,² Allah yolunda cihad eden, kınayıcının kınamasından korkmayan bir halk getirir. İşte bu Allah'ın fazlıdır³ ki o fazlı dilediğine verir. Ve Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
1- Mürted olursa. İslam inancında yer alan, “mürted olanın öldürülmesi” görüşü kesinlikle Kur'an'a aykırı bir düşüncedir. Dinde zorlama yoktur. Rabb'imiz, kullarına dilediğini seçme hakkı vermiştir. Dileyen iman eder, dileyen küfreder. Esas küfür, zorla dindar edilmek veya zorla dinden döndürülmektir. 2- Yüksek onur, şeref, büyük itibar, yücelik, saygınlık üstünlük. 3- Üstünlük, lütuf, ihsan, ikram, cömertlik, hayır, iyilik.
Ahmet Akgül
Ey iman edenler! İçinizden kim dininden (haklı ve hayırlı çizgiden) geri döner (irtidat eder) se, Allah (yerine) Kendisinin onları sevdiği, onların da Kendisini sevdiği; mü'minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu,' Allah yolunda cihad edip (çaba harcayan) ve (gerçekleri savunmak hususunda hiçbir) kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle Vâsi) geniş ve kuşatıcıdır, Alîm’dir.
Ey inananlar, içinizden kim çıkar da dininden dönerse Allah onlara bedel öyle bir kavim getirecektir yakında ki o onları sevecek, onlar da, onu sevecek, inananlara karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı yüce olacak o kavim. Allah yolunda savaşacaklar ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmayacaklar. Bu, Allah'ın lütfü ve inayetidir ki dilediğine verir ve Allah'ın lütfü boldur, o her şeyi bilir.
Tanrı'nın, dininden dönenlere bedel, meydana getirmeyi vaadettiği kavim hakkında birçok rivâyetler vardır. Hasan, Katâde ve Dahhâk'e göre bu kavim, dinden dönenlerle savaşan Abû-Bekr'le ona uyanlardır. "Ansar" dır diyenler olduğu gibi Yemenlilerdir diyenler de olmuş ve bu ayet inince Hz. Muhammed (s.a.a)'in, Abu - Mûsa-l Aş'ariyi işaret ederek bunun kavmidir onlar dediği rivayet edilmiştir. Gene bir rivayete göre Hz. Muhammed(s.a.a)'e bu ayetteki kavim hangi kavimdir diye sorulunca Selman'ın omzuna vurup Fars kavmidir. Biatten dönenlerle, biat etmeyenlerle ve Haricilerle savaşması dolayısıyla Hz. Ali ve ashabıdır diyenler de vardır ki sahabeden Ammar, Huzayfa ve İbni Abbas bu fikirdedir. Muhammed-al Bakır ve Ca'fer-al Sadık'tan da bu rivayet edilmiştir. Mehdi ve ashabı hakkındadır diyenler olduğu gibi her zamanda, kötülüğe ve kötüye karşı koyanlardır diyenler de olmuştur (Macma-al Beyan).
Abdullah Parlıyan
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, O onları sever, onlar da O'nu severler. O toplum mü'minlere karşı alçak gönüllü, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlere karşı, onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah lütfunda sınırsız olup, herşeyi bilendir.
Ey iman nimetine kavuşanlar, sizden kimler dininden döner, şerîatından vazgeçer, medeniyetini terkeder, yaratılışına uygun değerlerin yaşandığı hayatî yoldan saparsa Allah onların yerine, sevdiği ve kendisini seven, mü'minlere karşı alçak gönüllü, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere karşı onurlu ve İslâm'ın izzetine sahip, başları dik, kudretli, hükümran bir kavim getirecektir. Onlar, Allah yolunda, İslâm uğrunda, hayatlarını ortaya koyarak, konuşarak, yazarak, hesapsız servet harcayarak cihad ederler. Hiçbir kimsenin kınamasından, dedikodusundan da korkmazlar. Bu azim ve irade, bu kararlılık Allah'ın bir lütfudur. Böyle bir sorumluluğu sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumluluğunun idrakinde olan kimselere verir. Allah'ın rahmeti geniştir. İlmi herşeyi kucaklar.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, kendisinin onları sevdiği onların da kendisini sevdiği, mü'minlere karşı alçakgönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve güçlü, Allah yolunda cihad eden ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmayan bir topluluk getirecektir. Bu Allah'ın bir lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah'ın lütfu ve nimeti geniştir, O bilendir.
Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu,' Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.
Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse, şunu bilsin: Allah onun yerine öyle bir kavim getirecek ki, Allah onları sever; onlar da Allah'ı severler, müminlere karşı yumuşak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve başları yukardadır; Allah yolunda mücadele ederler, dil uzatanın kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah'ın ihsanıdır. Onu dilediği kimseye verir. Allah'ın ihsânı geniştir, her şeyi bilendir.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilsin ki) Allah, kâfirlere karşı sert, müminlere karşı yumuşak, Allah’ı seven Allah’ın da onları sevdiği bir toplumu getirecektir. Onlar Allah yolunda cihad ederler. Ve kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bunlar, Allah’ın lütuf ve ihsanıdır, istediğine verir. Şüphesiz Allah’ın kudret ve ilmi sonsuzdur.
Ey inanmış olanlar! içinizden kim dininden dönerse Allah başka bir ulus getirecektir, o, onları sever, onlar da, onu sever, inanmış olanlara yumuşak bulunurlar, kâfirlere serttirler, Allah için çabalarla, ayıplıyan kimsenin, ayıbından çekinmezler, bu Allahın erdemidir, verir dilediğine, Allah geniş, Allah bilici
Ey inananlar! Sizden kim dininden dönerse, Allah (onların yerine) kendisinin onları, onların da kendisini sevdiği, müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı sert ve onurlu bir toplum getirir ki onlar, Allah yolunda gayret gösterirler, (bu uğurda) hiç kimsenin yermesinden ve kınamasından çekinmezler. Bu Allah'ın bağışıdır/lütfudur, onu dileyene verir. Allah lütfu geniş olandır, O (her şeyi) hakkıyla bilendir.
Ey İnananlar! Aranızda dininden kim dönerse bilsin ki, Allah, sevdiği ve onların O'nu sevdiği, inananlara karşı alçak gönüllü, inkarcılara karşı güçlü, Allah yolunda cihad eden, yerenin yermesinden korkmayan bir millet getirir. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah her şeyi kaplar ve bilir.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah'ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lütfu ve ilmi geniştir.
İslâm’a hiç girmemiş kâfirler ile müslümanların içinde bulunan münafıklardan başka bir de mürtedler vardır; bunlar, evvelce müslüman oldukları halde sonradan dinden dönen, İslâm’ı terkeden bedbaht kişilerdir. Hz. Peygamber (s.a.) zamanından beri İslâm dünyasında az da olsa irtidat olayları olmuş, bazı şahıs veya gruplar İslâm’ı terketmişlerdir. Ancak bunların, İslâm’ın yayılmasına ve yaşamasına hiçbir zararı olmamış, Allah’ın, cihanı aydınlatmak için yaktığı meş’ale her geçen gün biraz daha kuvvetlenerek yanmış ve ışıklarını beş kıtaya ulaştırmıştır.
Tarih boyunca birçok toplum İslâm’ın bayraktarlığını yapmış, onun bayrağı hiç yere düşmemiştir. İnsanlar yeryüzünde yaşadıkları müddetçe de İslâm ümmetinden bir topluluk daima hakkı ayakta tutacak ve bayrağı taşıyacaktır.
Edip Yüksel
İnananlar, kim dininden dönerse şunu bilsin: ALLAH sevdiği bir toplumu getirir; onlar da O'nu sever. İnananlara karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı güçlü ve pektirler. ALLAH yolunda cihad ederler, kınayanın kınamasından çekinmezler. Bu, ALLAH'ın lütfudur; onu dilediğine verir. ALLAH Cömerttir, Bilendir.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbirkınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir.
Ey o bütün iyman edenler! İçinizden kim dininden dönerse duysun: Allah onun yerine öyle bir kavm getirecek ki Allah onları sever, onlar Allahı severler, mü'minlere karşı boyunları aşağıda, kâfirlere karşı başları yukarıda, Allah yolunda mücahede ederler, dil uzatanın levminden korkmazlar, işte o Allahın fazlıdır, onu dilediğine verir, ve Allah vasi'dir, alîmdir
Ey îman edenler, içinizden kim dininden dönerse Allah — mü' minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorlu, kendisinin onları seveceği, onların da kendisini seveceği — bir kavm getirir ki onlar Allah yolunda savaşırlar ve hiç bîr kınayanın kınamasından (dedi kodusundan) çekinmezler. Bu, Allahın lutf-ü inayetidir ki onu kime dilerse ona verir. Allah ihsanı bol olan, en çok bilendir.
Ey îmân edenler! Sizden kim dî ninden dönerse (bilsin ki), Allah ileride (on ların yerine)öyle bir kavim getirir ki, (O) onları sever; ve (onlar da) O'nu se ver ler; (o bahtiyâr insanlar)mü' min lere karşı alçak gönüllü, kâfir le re kar şı şiddetlidirler! Allah yolunda ci hâd ederler ve hiçbir dil uza tanın kınamasından korkmazlar!(2)İşte bu, Allah'ın bir ihsânıdır ki, onu (kendi lüt fundan rızâsına yönelen kul la rın dan)dilediğine verir. Çünki Allah, Vâsi' (ihsânı bol olan)dır, Alîm (hakkıyla bilen)dir.
(2)“İşte ey ehl-i Kur’ân olan şu vatanın evlâdları! Altı yüz sene değil, belki Abbâsîler zamânından beri bin senedir Kur’ân-ı Hakîm’in bayrakdârı olarak bütün cihâna karşı meydan okuyup, Kur’ân’ı i‘lân etmişsiniz. Milliyetinizi, Kur’ân’a ve İslâmiyet’e kal‘a yaptınız. Bütün dünyayı susturdunuz, müdhiş tehâcümâtı def‘ ettiniz, tâ يَاْتِي اللّٰهِ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ اَذِلَّةٍ عَلَي الْمُؤْمِن۪ينَ اَعِزَّةٍ عَلَي الْكاَفِر۪ينَ يُجاَهِدُونَ فِي سَب۪يلِ اللّٰهِ [Allah ileride (onların yerine) öyle bir kavim getirir ki, (O) onları sever; ve (onlar da) O’nu severler; (o bahtiyâr insanlar) mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı şiddetlidirler! Allah yolunda cihâd ederler!] âyetine güzel bir mâsadak (mazhar) oldunuz. Şimdi Avrupa’nın ve frenkmeşreb (Avrupa fikirli) münâfıkların desîselerine (hîlelerine) uyup, şu âyetin evvelindeki hitâba mâsadak olmaktan çekinmelisiniz ve korkmalısınız!” (Mektûbât, 26. Mektûb, 123)
İlyas Yorulmaz
Ey İman edenler? Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah başka bir topluluğu getirir. Allah onları sever, onlarda Allah’ı severler, inananlara karşı alçak gönüllü, inkâr edenlere karşı çok güçlü bir şekilde dururlar, Allah yolunda mücadele ederler ve kendilerini kınayanların kınamasından da korkmazlar. Bu davranışları sergileyenlere Allah lütfu ile onları kuşatacak olup, o lütfu dilediğine verir. Allah her şeyi lütfu ile saran ve her şeyi bilendir.
Ey iman edenler! İçinizden kendi dinlerinden dönen olursa Allah ona bedel bir cemaat getirecek ki onları sever, onlar da onu severler; onlar mü/minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı zorlu olurlar; Allah yolunda cihat ederler; ayıplayan kimselerin hiç birinin ayıplamasından korkmazlar. Bu Allah/ın bir inayetidir ki onu dilediğine verir. Allah vâsi/dir, hakkıyle âlimdir.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki), Allah, (onların yerine) sevdiği ve onların da O'nu sevdiği, iman edenlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu, Allah yolunda cihat eden ve yerenin yermesinden korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah her şeyi kuşatandır, her şeyi bilendir.
Ey iman edenler! İçinizden her kim dininden dönecek olursa, Allah onları yok eder ve yerlerine öyle bir toplum getirir ki; hem Allah onları sever, hem de onlar Allah’ı severler; inananlara karşı çok merhametli ve alçakgönüllü, kâfirlere karşı da son derece şahsiyetli ve onurludurlar; Kur’an’ın ortaya koyduğu hayat sistemini yeryüzünde hâkim kılmak için Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihâd ederler. Bu yolda karşılarına çıkabilecek hiçbir engel onları durduramaz. Çünkü onlar, hiç kimsenin kınamasından, tehdit ve işkencesinden korkmazlar. Yalnızca Rabb’lerinin rızasını kazanmak amacıyla, emîn ve kararlı adımlarla hedefe doğru yürürler.İşte bu, Allah’ın lütfudur, onu dilediğine bahşeder. Ayrıca, ilâhî lütfa nâil olmak isteyen ve bu yolda gereken çabayı harcayan her kuluna rahmet kapılarını sonuna kadar açar. Öyleyse, güzel davranışlar göstererek O’nun lütfuna lâyık kullar olmaya çalışın. Unutmayın ki, Allah’ın lütuf ve merhameti sınırsızdır, O her şeyibilendir. Peki kendinize kimi dost edineceksiniz?
Ey iman edenler!
Sizden kim dininden dönerse, Allah, Müminler’e karşı alçak gönüllü, Kâfirler’e karşı izzetli olmak üzere bir kavim getirecektir ki; onları sever, onlar da O’nu sever.
Allah yolunda (çalışıp) cihad ederler.
Kınayan’ın kınamasından korkmazlar.
İşte bu, Allah’ın, dileyeceği kimseye vereceği lütfudur.
Allah alîm vâsi’dir.
Ey îman edenler! Sizden kim dininden dönerse,1 şunu bilsin ki Allah, onların yerine derhal; Kendisinin onları sevdiği, onların da Kendisini sevdiği, mü’minlere karşı son derece alçak gönüllü, kâfirlere karşı izzetli, Allah yolunda cihad eden, (bu uğurda) kimsenin kınamasından korkmayan bir toplum getirir.2 Bu, Allah’ın dilediğine nasip ettiği bir lütfudur. Çünkü Allah, geniş (nîmet sahibi)dir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.3
1 Müfessirler bu âyetin haberine uyan muhtelif zamanlarda meydana gelen on bir irtidad vakasından bahis etmişlerdir ki üçü Rasulullah’ın vefatından evvel meydana gelmiştir. 1- Benî Müdlic irtidadı. Bir kâhin olan Evsed-i Ansî, Yemen’de nübüvvet iddia edip bazı beldeleri istilâ etti. Rasulullah Yemen valisi Muaz b. Cebel’e emir verdi. Evsed-i Ansî, geceleyin basılıp öldürüldü. O gece Rasulullah bunu haber verdi Müslümanlar, sevindiler ve ertesi gün de Peygamberimiz vefat etti. 2- Müseylimet’ül-Kezzab’ın kavmi olan Beni Hanife irtadadıdır. Hz. Ebu Bekir hilafetinde asker gönderip harp etti ve Hz. Hamza’nın katili Vahşî eliyle öldürüldü. 3- Tuleyha b. Huveylidin kavmi olan BenÎ Esed’in irtidadı. Tuleyha da Peygamberimizin vefatı sıralarında peygamberlik iddia etmiş idi. Buna da Hz. Ebu Bekir, Halid b. Velid’i gönderdi, Tuleyha yenilip Şam’a kaçtı. Daha sonra da Müslüman oldu. Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ebu Bekir zamanındaki irtidadlar da şunlardır: 4- Uyeyne b. Hısn’in kavmi Fezare. 5- Kurre b. Selemet’el-Kuşeyrî’nin kavmi Gatafan. 6- Füca'e b. Abdi Yâleyl’in kavmi Benu Selim. 7- Malik b. Nüveyre’nin kavmi Benu Yerbu'. 8- Secah binti Münzirin kavmi olan Temim’in bir kısmı ki bu Secah Müseylimet’ül-Kezzab ile evlendi. 9- Eş'as b. Kays’in kavmi Kinde, 10- Hutam b. Zeyd’in kavmi Benî Bekr. Allahu Teâlâ Hz. Ebu Bekir’in eliyle bütün bu yedi grup mürtedin de işlerini bitirdi. 11- Cebele b. Eyhem’in kavmi olan Gassan ki bu da Hz. Ömer zamanında Müslüman oldu.2 Konuyla ilgili olarak Bk. (Nisâ: 133, Muhammed: 38)3 Bu âyet, özel bir sebep üzerine değil Müslümanlara, dinden dönmenin hükmünü açıklamak için indirilmiştir.
Muhammed Esed
Siz ey imana ermiş olanlar! Eğer imanınızı kaybederseniz, 76 Allah, zaman içinde [sizin yerinize] O'nun sevdiği ve O'nu seven insanlar geçirecektir; müminlere karşı alçak gönüllü, hakikati inkar edenlere karşı onurlu; Allah yolunda üstün çaba gösteren ve kendilerini kınayabilecek kimselerin kınamasından korkmayan [insanlar]: Bu, Allah'ın dilediğine bağışladığı lütfudur. Allah (lütfunda) sınırsızdır ve her şeyi bilendir.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse1 bilsin ki Allah, onların yerine öyle bir toplum getirir ki; Allah onları sever, onlar da Allah’ı. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu davranırlar, Allah yolunda tüm gayretlerini sarf ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah’ın hak edene verdiği lütfudur. Allah ikramı geniş olandır ve her şeyi bilendir.2, 13/86-106, 63/3, 2 4/133, 14/19
SİZ ey iman edenler! İçinizden her kim dininden dönerse, iyi bilsin ki Allah zaman içerisinde onun yerine başka bir topluluk getirir; O onları sever, onlar da O’nu; mü’minlere karşı alçakgönüllü, kâfirlere karşı onurlu davranırlar; Allah yolunda tüm çabalarını sergiler, kınayacak olanın da kınamasından korkmazlar: İşte bütün bu özellikler Allah’ın lutfudur; onu isteyene (hak edene)/istediğine bahşeder. Zira Allah engin (lütuf) sahibidir, her şeyi ayrıntısıyla bilendir.[949]
Mustafa İslamoğlu Mâide Suresi 54. Ayet Açıklaması
[949] Kur’an, dinden dönenin cezasının Allah’ın, meleklerinin ve insanların lânetine uğramak olduğunu beyan eder (Bkz: 3:86-89). Dinden dönenin öldürüleceğine dair her tür rivayet, bu âyet ile birlikte Bakara 217 ve Âl-i İmran 90’a aykırılık teşkil eder.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey imân edenler! Sizden her kim dininden dönerse, muhakkak Allah Teâlâ bir kavmi getirir ki, onları sever, onlar da O'nu severler. Mü'minlere karşı mütevazi olurlar, kâfirlere karşı da izzet sahip- leri bulunurlar. Allah yolunda savaşa atılırlar ve kınayanın kınamasından korkmazlar. İşte o, Allah Teâlâ'nın fazlıdır, onu dilediğine verir ve Allah Teâlâ vâsidir, alîmdir.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allahı severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorludurlar. Allah yolunda mücahede eder ve bu hususta dil uzatan hiçbir kimsenin ayıplamasından korkmazlar. İşte bu, Allah'ın öyle bir lütfudur ki dilediğine verir. Allah vâsi ve alîmdir (ihsanı boldur, her şeyi hakkıyla bilir). [47, 38; 4, 133; 14, 19-20; 48, 29; 58, 21-22]
İslâm tarihinin başlangıcında üçü Hz. Peygamber (a.s.)’ın vefatından önce olmak üzere on bir toplu irtidad vak’ası olmuştur. Geriye kalanı Hz. Ebû Bekir (r.a.) devrinde yer almıştır. Allah’ın dinine sahip çıkacak topluluk kavramı da çok geniştir. Çeşitli zaman ve mekânlarda İslâm tarihi boyunca, bu evsafta topluluklar Allah’ın lütfu ile eksik olmamıştır.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, yakında öyle bir toplum getirecek ki (O) onları sever, onlar da O'nu severler. Mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lutfudur, onu dilediğine verir. Allah'(ın lutfu) geniştir, (O), bilendir.
Bu âyette iki topluluktan söz edilir: Biri İslâmdan dönen ve bu yüzden silinip gidecek olan mürted toplum, diğeri onların yerine gelip İslâm uğrunda cihâdederek yükselecek olan toplum. İslâmın ilk devirlerinde onbir fırka dînden dönmüştür. Ridde olayı denen bu vak'alardan üçü, Hz. peygamber'in hayâtının sonlarına doğru meydana gelmiş, yedisi Hz. Ebubekir devrinde, biri de Hz. Ömer devrinde olmuştur. İrtidâdedenler, çabucak silinip gitmişlerdir. Âyette bunların tam karşısına, Allah uğrunda cihâdeden, Allah'ı seven ve Allah tarafından sevilen kahraman insanlar konmuştur. Acaba bu kahramanlar kimlerdir? Bu hususta çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.Bunların Hz. Ebûbekir ve adamları; ensâr ; Yemen halkı vs. olduğu söylenmiştir. Fakat âyetin anlamı geneldir. Kur'ân'ın bu hükmü kıyâmete kadar bâkîdir. İrtidâd olayını bir devre hasretmek doğru olmadığı. gibi, Allah yolunda cihâdedenleri de belirli bir milletle sınırlamak doğru değildir. Her çağda böyle dînden dönen topluluklar olacak, onların yerine yüce Allah, uğrunda cihâdeden, Kendisini seven ve Kendisi tarafından sevilen kahraman insanlar getirecek, onlar İslâm bayrağını ufuklara dikeceklerdir. Bir zaman Araplar İslâma hizmet etmişler, sonra İranlılar bu hizmeti sürdürmüşler; onların yoldan çıkmaları üzerine hizmet şerefini üstlenen Türk milleti, İslâma sayısız hizmet vermişlerdir. Kim bilir daha nice mürted topluluklar gelecek ve nice kahraman mücâhid milletler onları tarih sahnesinden silip İslâm bayrağını yücelteceklerdir.
Süleymaniye Vakfı
Ey inanıp güvenenler! Sizden kim dininden dönerse Allah, çok geçmeden onların yerine sevdiği bir topluluk getirir; onlar da O’nu severler. İnanıp güvenenlere karşı saygılı, âyetleri görmezden gelenlere karşı başları dik olur. Allah yolunda mücadele eder ve kınayanın kınamasından korkmazlar. İşte Allah’ın lütfu budur; onu, tercihini doğru yapana verir. Allah’ın imkanları geniştir, her şeyi bilir.
-Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki ), Allah (onların yerine) sevdiği bir toplum getirir. Onlar da Allah'ı severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu, Allah yolunda cihat eder ve kınayıcıların kınamasından korkmazlar, işte bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah kuşatandır, bilendir.
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar Allah'ı sever. Onlar mü'minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı izzetlidirler; Allah yolunda cihad ederler; dil uzatanın kınamasından da korkmazlar. Bu Allah'ın lütfudur ki, dilediğine verir. Allah ise lütuf ve keremi pek geniş olan ve herşeyi hakkıyla bilendir.
Ey inananlar! İçinizden kim dininden dönerse şunu bilsin: Allah, yakında, kendilerini sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı boynu bükük, kâfirlere karşı başı dik bir topluluk getirecektir. Bunlar Allah yolunda tüm gayretleriyle didinirler, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın dilediğine yönelttiği bir lütuftur. Allah, yaratılışı ve yarattıklarını genişletir, her şeyi bilir.