Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5157, sondan 1080. ayet; 60. sure ve bu surenin 7. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 15, harf sayısı 63 ve toplam ebced değeri ise 4068 olarak hesaplanmıştır.
عسى الله ان يجعل بينكم وبين الذين عاديتم منهم مودة والله قدير والله غفور رحيم
عسىاللهانيجعلبينكموبينالذينعاديتممنهممودةواللهقديرواللهغفوررحيم
‘Asa(A)llâhu en yec’ale beynekum ve beyne-lleżîne ‘âdeytum minhum mevedde(ten)(c) va(A)llâhukadîr(un)(c) va(A)llâhu ġafûrun rahîm(un)
Ola ki Allah sizinle, içlerinden düşman olduğunuz kimseler arasına bir sevgi (ve yakınlık) koyar. Allah, hakkıyla gücü yetendir. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Sûrenin başında Allah’a ve O’na inananlara düşmanlık edenlerle dostluk kurmanın yasaklanmasındaki amaca ve bu hükmün kapsamına açıklık getirilmektedir. 7. âyette açıkça ifade edildiği üzere bu yasağın asıl maksadı, aydınlanmanın ve her türlü hayırlı girişimin önünü kesen kör taassup ortamının, inanç ve fikirlerin delilleri üzerinde hür biçimde düşünmeye imkân verecek bir ortama dönüştürülmesi, böylece 1. âyette işaret edildiği şekilde mânevî baskı sebebiyle veya çıkar sağlama düşüncesiyle sergilenen sevgi gösterilerine ihtiyaç kalmaması, gerçek ve riyasız sevgiye erişilebilmesidir. 8 ve 9. âyetlerde bu yasağın yani 1. âyetteki anlamıyla “düşman” kavramının kapsamı belirlenirken de, İslâmiyet’i kabul etmeme değil, din konusunda müslümanlarla savaşma, onları yurtlarından çıkarma veya çıkarılmalarına yardımcı olma kriterleri esas alınmıştır. 7. âyetin başında yer alan “umulur ki, belki de” gibi mânalara gelen “asâ” yardımcı fiilini Cenâb-ı Allah kendisi hakkında kullandığında O’nun tarafından yapılmış bir vaadi ifade eder (Zemahşerî, IV, 88). Nitekim Mekke’nin fethiyle birlikte putperestlerin baskıları sona ermiş, barış ortamının tesisiyle birlikte insanlar akın akın Allah’ın dinine yönelmişler ve rahmet peygamberinin engin sevgi ve hoşgörüsünü yakından tanıma fırsatı elde etmişlerdir (Nasr
110:1-2). Bu âyetlerin nüzûl sebebi olarak zikredilen olaylar dolayısıyla bazı daraltıcı yorumlar yapılmış olmakla beraber, –8. âyetin tefsiri sırasında Taberî’nin belirttiği üzere– burada verilmek istenen mesaj belirli olaylarla sınırlı değildir, âyette yer alan olumsuz nitelikler kapsamına girmedikçe hangi dine mensup ve hangi etnik kökenden olursa olsun uluslararası toplumun bütün üyeleriyle iyilik ve adalet esasına dayalı ilişkiler kurulabilir, bu hükümle ilgili nesih iddialarının da dayanağı yoktur (XXVIII, 65-66).
Bu âyetlerde Kur’an’ın, uluslararası ilişkilerde hemen herkesin mâkul ve ikna edici bulacağı bir temel düstur getirdiği görülmektedir. Şöyle ki, aslolan barış halidir ve dostane ilişkilerin sağlıklı yürüyebilmesi için şu iki şarta titizlikle uyulması gerekir: a) İyi niyetli olma ve bunun ilişkilere yansıtılması, b) Bu alanda yapılacak düzenleme ve uygulamalarda, aynı şekilde herhangi bir ihtilâf çıkması durumunda adalet ve hakkaniyetin esas alınması. İstisnaî olan hasmane ilişkiler içine girmenin gerekçesi ise karşı tarafın din özgürlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik savaş ilân etmesi ve ülke güvenliğini tehdit eden fiilî davranış ortaya koyması şeklinde özetlenmiştir. Dikkat edilirse Kur’an’ın bu konuda ortaya koyduğu esaslar müslümanlara imtiyaz tanıyan veya sübjektif değerlere bağlı ilke ve kurallar olmayıp objektif niteliktedir.
Elmalılı’ya göre, 9. âyette yer alan “çıkarılmanıza yardım etmiş” kaydı 8. âyette bulunmamakla beraber, delâlet yoluyla bu nitelikte olanların da 8. âyet kapsamında düşünülmesi gerekir; 8. âyette bu kaydın açık bir şekilde yer almaması, düşmana müzâhir (yardımcı) olanlarla ilişkiyi kesmekte acele etmemek, önce onları bu tutumdan vazgeçirmeyi sağlayacak siyasî girişimlere imkân bırakmak gerektiği yönünde bir anlam inceliği taşır (VII, 4904, 4906). Elmalılı’nın ikinci yorumu dikkate değer olmakla birlikte, kanaatimizce 8. âyet dostane ilişkileri sürdürebilmeyle ilgili genel bir hüküm içermekte, 9. âyet ise dostluk ve dayanışma (ittifak) ilişkisi kurulması konusunda sınırlama getirmekte, kendileriyle ittifak yapılacak olanların düşmana destekçi olmamasının da şart olduğu belirtilmektedir (bu konuda ayrıca bk. Âl-i İmrân
3:28; Tevbe
9:23-24; Mücâdele
58:22).
Allah sizinle düşman olduklarınız arasında bir dostluk meydana getirebilir. Allah her şeye gücü yetendir. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Bu konuda Hz. Muhammed’in şu ifadesi ne de güzeldir: “Sevdiğini ölçülü sev, bir gün onu sevmemen gerekebilir; sevmediğini de ölçülü bir şekilde sevme, bir gün onu sevmen gerekebilir” (Tirmizî, Birr, 59).
Allah'ın, sizin ile, inkâr edenlerden düşman olduklarınız arasında bir sevgi oluşturması ihtimal dahilindedir. Allah'ın buna gücü yeter. Allah affedendir; merhamet sahibidir.[631]
[631] Kur’ân’a göre öteki ile ilişkiler hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 215-218.
Belki Allah, gün gelir sizinle, onlardan düşmanlık beslediğiniz kimseler arasında bir sevgi oluşturur. Allah; Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ama umulur ki Allah, sizlerle onlardan kendilerine karşı düşmanlık besledikleriniz(den iyi niyet sahipleri) arasında bir sevgi-bağı meydana getirir (ve onları da hidayete eriştirir) . Allah, Güç yetirendir. Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.
Umulur ki Allah, sizinle, düşmanlık ettiklerinizin arasına yakında bir sevgi de verir ve Allah'ın gücü yeter ve Allah, suçları örter, rahimdir.
Allah'ın sizinle o düşmanlık ettiğiniz kimseler arasında bir sevgi bağı kurması umulabilir. Çünkü Allah herşeye güç yetirir, çok bağışlayan ve çok acıyandır.
Olur ki, Allah, sizinle, düşmanlığınızın devam ettiği kimseler arasında yakın bir dostluk, bir sevgi meydana getirir. Allah güçlü ve kudretlidir. Allah sizi koruma kalkanına alır. Çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.
Olur ki, Allah sizinle onlardan kendilerine düşmanlık ettikleriniz arasına bir sevgi koyar. Allah güç yetirendir. Allah bağışlayıcı, merhamet edicidir.
Belki Allah, sizlerle onlardan kendilerine karşı düşmanlık besledikleriniz arasında bir sevgi-bağı kılar. Allah güç yetirendir. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Olur ki Allah, (onları İslâm'a erdirmekle) içlerinden birbirinize düşmanalık ettikleriniz arasında bir sevgi ve yakınlık kurar. Allah (buna) Kadîr'dir. Allah Gafûr'dur= çok bağışlayandır, Rahîm'dir= çok merhametlidir.
Belki de pek yakında Allah sizinle, düşmanlık beslediğiniz onlar arasına (onları Müslüman yaparak) bir sevgi koyar. Allah’ın buna gücü yeter. Ve Allah, çok bağışlayan ve çok acıyandır.
Aranızda düşmanlık bulunanlarla, olur ki Allah dostluk yaratır, Allahın gücü yeter, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
(Müşrik akrabalarınızla ilişkinizin kesilmesine çok da üzülmeyin) gün gelir Allah, sizlerle onlardan kendilerine karşı düşmanlık besledikleriniz arasında bir sevgi bağı koyar. Çünkü Allah, her şeye gücü yetendir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Allah'ın sizinle, düşmanlık gösterdiğiniz kimseler arasında bir sevgi yaratması umulur; Allah Kadir'dir, Allah bağışlayandır, acıyandır.
Olur ki Allah sizinle düşman olduklarınız arasında yakında bir dostluk meydana getirir. Allah gücü yetendir. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Bu âyette Allah, düşmanlıkta aşırı gidilmemesini, düşman bir toplumun, bir gün dost olabileceğini bildirmiştir. Nitekim Peygamber’in ve müslümanların can düşmanı olan Mekke ve çevresindeki müşriklerin çoğu sonradan İslâm’a girmişler, onların çocukları, Allah yolunda cihad eden müminler olmuşlardır. Böylece âyette belirtilen ilâhî vaad tahakkuk etmiştir.
Belki de ALLAH sizinle onlar arasındaki düşmanlığı sevgiye çevirir. ALLAH Kadirdir. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Olur ki Allah sizinle düşmanlarınız arasında yakında bir dostluk meydana getirir. Allah gücü yetendir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
6,7. Hakikaten sizler için güzel bir örnek onlarda olmuştur: Allaha ve Âhıret gününe ümmid besliyenler için; her kim de aksine giderse haberi olsun ki Allah çok ganiydir, her hamd onundur. Umulurki Allah sizinle onlar içinden düşmanlaştıklarınız arasında bir meveddet husule getire. Allah kadîrdir, Allah gafurdur rahîmdir
Olur ki Allah, sizinle içlerinden birbirinize düşman olduğunuz (kâfirler) arasında yakında bir dostluk peyda eder. Allah hakkıyle kaadirdir. Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
Olur ki Allah, sizinle onlardan (Mekkelilerden) düşmanlık içinde bulunduğunuz kimseler arasında (onlara hidâyet vererek) bir dostluk meydana getirir. Çünki Allah, (buna)hakkıyla gücü yetendir. Ve Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
Allah’ın sizinle kendilerine düşmanlık yaptıklarınızın arasını, sevgiye döndürmesi umulur. Allah’ın bunu yapmaya gücü yeter. Allah bağışlayıcı ve merhametli olandır.
Olabilir ki Allah sizinle adavet ettiğiniz o kimseler [³] arasında muhabbet peyda eder [⁴]. Allah hakkıyle kaadirdir. Allah onların geçmişlerini yarlıgayan, bağışlayandır.
[3] Mekke müşrikleri.[4] Onları imana getirir de size dost olurlar.
Belki Allah, sizlerle onlardan kendilerine karşı düşmanlık beslemekte olduklarınız arasında bir sevgi bağı kılar. Allah, güç yetirendir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
(Yukarıdaki ayetlerde, Müslümanlara kendi kâfir akrabalarıyla ilişkilerini kesmeleri için telkinde bulunulmuştur. Bu telkine, samimi Müslümanlar hiç tereddütsüz tabi olmuştur. Ancak Allah Teâlâ anne, baba, kardeş ve akrabalarla ilişkiyi kesmenin ne kadar güç olduğunu ve bu tavrın müminlere ne kadar ağır geldiğini biliyordu. Bu yüzden Allah onlara, akrabalarının da Müslüman olacağını ve bugünkü düşmanlığın yarın sevgiye dönüşeceğini müjdeleyerek teselli verdi. Bu ayet nazil olduğunda hiç kimse, bu işin nasıl olacağını düşünemiyordu bile. Ancak bu ayetin nüzulünden daha birkaç hafta bile geçmeden Mekke fetholunmuş, Kureyşliler bölük bölük İslâm’a girmişlerdi. Böylece Müslümanlar da kendilerine verilen ümidin nasıl gerçekleştiğine bizzat şahit olmuşlardı.)
Sizler üzerinize düşeni yapar ve kâfirlere karşı açık ve net tavrınızı koyarak Allah yolunda cihat ederseniz, Umulur ki Allah da sizi onlara üstün kılar ve İslâmî dâvetin kalplere ulaşmasını engelleyen azılı kâfirleri bertaraf ederek, sizinle düşmanlarınız arasında karşılıklı sevgi ve dostluk duyguları yeşertir. Böylece, sizin ortaya koyacağınız güzel ahlâk sayesinde onları İslâm’a kazandırabilir. Bu nasıl olur demeyin, neden olmasın ki; Allah her şeye kadirdir. Aynı zamandaAllah, çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.Bu ayetlerin gelişinden kısa bir süre sonra Allah’ın vaadi aynen gerçekleşti: Mekke kan dökülmeden fethedildi, yirmi yıl boyunca Müslümanlarla savaşan kâfirler bölük bölük İslâm’a girdiler, kin ve intikam duyguları kalplerden silindi ve insanlar, samîmî bir dostluk ve kaynaşma içinde bir araya geldiler.
Olur ki Allah onlardan düşmanlık ettiğiniz kimseler ile sizin aranızda bir meveddet / karşılıklı sevgi meydana getirir.
Allah güç yetiren / kadîrdir.
Allah rahîm gafûrdür.
Sizinle o (kâfirlerden) düşmanlık besledikleriniz arasında dostluğu, ancak Allah meydana getirebilir.1 (Ve buna) ancak Allah’ın gücü yeter. Çünkü Allah, çok şerefli bir affedicidir.
1 Nitekim yirmi sene boyunca Müslümanlara düşmanlığın her türlüsünü yapanlar bile (Ebu Süfyân, Haris b. Hişam, Süheyl b. Amr gibi...) Mekke’nin fethinden sonra, İslâm’a girmek için yarışmışlar ve çok geçmeden bütün Arap yarımadası, İslâm’a girmiştir.
[Ama] belki Allah, [ey müminler,] [şimdi] düşman olarak gördüğünüz kimseler ile sizin aranızda [karşılıklı] bir yakınlık oluşturabilir: çünkü Allah her şeye kâdirdir ve çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.
Gün gelir Allah, düşman olduğunuz kimselerle sizin aranızda bir sevgi meydana getirir. Çünkü Allah her şeye bir ölçü koyandır ve Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz bir rahmet kaynağıdır. 3/159, 41/34
Mümkündür ki Allah, sizin düşman olarak algıladığınız kimselerle sizin aranızda bir sevgi var edebilir;[5061] ve Allah’ın (buna) gücü yeter; üstelik Allah tarifsiz bir bağış, eşsiz bir merhamet sahibidir.[5062]
[5061] Bu âyet, İslâm’da cihadın gayesinin düşmanlık değil sevgi olduğunun en açık delilidir.
[5062] Zımnen: “Kendisine güvenen ve yönelen kimseler için” (4. âyet). Kaynaklarımız, bu âyetin iniş nedeni olarak, Rasulullah’ın Ümmü Habibe ile gıyabında nişanlanmasını gösterirler. Allah Rasûlü, Habeş muhacirlerinden olan Ümmü Habibe’yi, kocası Ubeydullah b. Cahş öldükten sonra veya Hıristiyanlığa dönüp boşandıktan sonra eş adayı seçerek ödüllendirmişti. Nebi’nin bu jestinden hoşlanan Ebu Süfyan, “Bu yiğidi kimse durduramayacak” itirafında bulunacaktır (Keşşaf).
Umulur ki Allah, sizin aranızla onlardan düşmanlaşmış olduğunuz kimseler arasında bir dostluk husûle getirir ve Allah kâdirdir ve Allah gafûrdur, rahîmdir.
Umulur ki Allah sizinle düşmanlarınız arasında bir sevgi ve yakınlık kurar. Çünkü Allah herşeye kadirdir. Allah gafurdur, rahîmdir. [3, 103; 8, 63; 60, 1; 5, 57]
4. Âyet, kâfir akrabalarla ilişkilerin kesilmesini istemişti. Müminler bunu uygulamışlardı. Fakat bunun onlara zor geldiğini Allah Teâlâ elbette biliyordu. Bundan ötürü, dürüst ve ihlâslı müminlerin akrabaları ile olan düşmanlıklarının sevgiye dönüşeceğini Allah Teâlâ müjdeledi. Çok geçmeden Mekke’nin fethi ile bu müjde gerçekleşti.
Belki de Allah sizinle, onlardan düşman olduklarınız arasına bir sevgi koyar. Allah kadirdir. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Bu âyetiyle Kur'ân, düşmanlıkta aşırı gidilmemesini, düşman olan bir toplumun, bir gün dost olabileceğini öğütlemiş oluyor. Nitekim peygamber'in ve müslümanların can düşmanı olan Mekke ve yöresi müşriklerinin çoğu sonradan İslâma girmişler, hele onların çocukları Allah yolunda cihâdeden mü'minler olmuşlardır. Müslümanlara, düşmanlıkta aşırı gitmemelerini, dîn ve inançları ne olursa olsun, iyi niyyetli insanlarla iyi geçinmelerini öğütleyen 8. âyet, dünyâ barışının prensiplerindendir.
Bakarsın Allah, düşmanlık ettiğiniz o kimselerle sizin aranızda bir sevgi bağı oluşturur. Allah, her şeye ölçü koyar. Allah bağışlar, ikramı boldur.
[*] Düşmanlarınızla barışmanızın ölçüsünü de(şartlarını da) Allah belirlemiştir.
Olur ki Allah düşmanlarınızla aranızda bir dostluk yaratır. Allah güçlüdür. Allah, bağışlar, merhamet eder.
Bakarsınız, Allah, düşman olduğunuz kimselerle aranızda bir sevgi ortaya çıkarır.(3) Çünkü Allah'ın gücü herşeye yeter. Ve Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
(3) Düşmanlıkta aşırı gidilmemesi konusunda bir uyarı. Nitekim İslâmın karşısında yer alan niceleri daha sonra İslâma girmiş ve daha büyük bir gayretle İslâm için çalışmışlardır. Aşırı bir düşmanlık ve adaletten ayrılmak, herhalde pek çokları için caydırıcı olurdu. Devam eden âyetler de, gerek bu sûrenin başında, gerekse daha başka yerlerde geçen, “kâfirleri veli edinmeme” şeklindeki uyarıların sınırını çizmekte, gereksiz ve aşırı bir düşmanlığın önünü almaktadır.
Olabilir ki Allah sizinle, onlardan düşman olduklarınız arasına bir sevgi koyar. Allah'ın gücü her şeye yeter. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
ola kim Tañrı eyleye arañuzda daħı anlaruñ arasında kim düşmān duttuñuz anlardan dostlıķ. daħı Tañrı güci yiterdür. daħı Tañrı yarlıġayıcıdur raḥmet ķılıcı.
Ola ki Tañrı Ta‘ālā sizüñle düşmanlaruñuz ortasında muḥabbet ḳıla. TañrıTa‘ālā ḳādirdür, daḫı ‘afv idici, raḥmet idicidür.
(Ey mö’minlər!) Ola bilsin ki, Allah sizinlə düşmənçilik etdiyiniz kimsələr (Məkkə müşrikləri) arasında (onları islam dininə gətirməklə) dostluq (məhəbbət) yaratsın. Allah (hər şeyə) qadirdir. Allah bağışlayandır, rəhm edəndir!
It may be that Allah will ordain love between you and those of them with whom ye are at enmity. Allah is Mighty, and Allah is Forgiving, Merciful.
It may be that Allah will grant love (and friendship)(5420) between you and those whom ye (now) hold as enemies. For Allah has power (over all things); And Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.*
5420 Apparent religious hatred or enmity or persecution may be due to ignorance or over-zeal in a soul, which Allah will forgive and use eventually in His service, as happened in the case of 'Umar, who was a different man before and after his conversion. As stated in n. 5414 above, we should hate evil, but not men as such.