Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1134, sondan 5103. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 180. ayetidir. A'raf Suresi 180. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 69 ve toplam ebced değeri ise 3018 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (13) ل (7) م (4) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
ولله الاسماء الحسنى فادعوه بها وذروا الذين يلحدون في اسمائه سيجزون ما كانوا يعملون
En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.
“En güzel isimler” diye çevirdiğimiz esmâ-i hüsnâ (el-esmâü’l-hüsnâ), “Allah Teâlâ’nın hepsi de en güzel ve en mükemmel olan niteliklerine, özelliklerine delâlet eden isimleri” anlamına gelir. Buna göre Allah’ın sıfatlarını ifade eden kelimeler de esmâ-i hüsnâ içine girmektedir. Bu anlamda sadece Kur’an-ı Kerîm’de Allah’ın 100’den fazla ismi yer almakta; ayrıca hadislerde O’na başka isimler de nisbet edilmektedir. Esmâ-i hüsnâ deyimi geniş anlamıyla bütün bu isimleri ve sıfatları içine almakla birlikte terim olarak daha çok –bir hadiste topluca zikredilen– doksan dokuz ismi kapsadığı kabul edilir (Buhârî, “Tevhîd”, 12; Müslim, “Zikir”, 5).
Bu âyette ve “el-esmâü’l-hüsnâ” deyiminin geçtiği diğer âyetlerde (İsrâ 17:110; Tâhâ 20:8; Haşr 59:24) Allah’ın isimlerinin ve sıfatlarının güzellikle nitelendirilmesinin sebebi konusunda Ebû Bekir İbnü’l-Arabî şu görüşleri ileri sürmektedir: 1. Bu isimler, Allah hakkında yücelik ve aşkınlık ifade eder, kullarda da saygı hissi uyandırır. 2. Zikir ve dua olarak okunduğunda kabule vesile olur, sevap kazandırır. 3. Kalplere huzur verir, rahmet ümidi aşılar. 4. En yüce varlık olan Allah’ın isimlerini, anlamlarını kavrayarak okumak, okuyanın değerini de yüceltir. 5. Bu isimler Allah hakkında zorunlu, mümkün ve imkânsız olan inançları ve kanaatleri ifade ettiği için bu isimleri bilip okumak doğru inancın oluşmasına da katkıda bulunur.
Kur’an-ı Kerîm’de Allah’ın zâtına –bazan ardarda sıralanarak– birçok isim nisbet edilmiştir. Ancak bu tür kelimeler ve kavramlar, hakkında kullanıldıkları varlığın kendisi değil, O’nun hatırlatıcısı ve kısmen tanıtıcısı durumundadır. İslâm bilginlerinin birçoğu “İsim müsemmânın gayrıdır” derken bunu anlatmak istemişlerdir. Bizim kullandığımız kelimeler Allah’ın yüce zâtını aynıyla ifade etmez; esasen insan zihni Allah’ı kuşatıcı bir tamlıkta kavramaktan âciz olduğu için O’nun hakkında kullandığı isimlerin ve sıfatların bize anlattıkları da sınırlıdır. Ama bütün bu kelimelerle ifade edilmek istenen de hep O’dur. Ayrıca Kur’an’da ve hadislerde yüce Allah özellikle bu isimlerle anıldığı için bunlar Allah hakkında kullanıldığında daima aşkın anlamlar içerir; onun için müminin bunları telaffuz etmesi zikir, tesbih, dua gibi kelimelerle ifade edilen bir ibadet değeri taşır.
Birçok hadis mecmuasında yer alan (bk. Wensinck, Miftâhu künûzi’s-sünne, “İsm” md.) bir hadiste Hz. Peygamber, Allah’ın doksan dokuz isminin bulunduğunu, bunları ezberleyip benimseyen (anlamlarını öğrenip bu isimlerin telkin ettiği inancı özümseyen) kimselerin cennete gireceğini müjdelemiştir. Esmâ-i hüsnânın neler olduğu ve sayısı hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Ayrıca Tirmizî ve İbn Mâce’nin Sünen’lerinde (Tirmizî, “Da‘avât”, 83; İbn Mâce, “Duâ”, 10) bu açıklamadan sonra doksan dokuz ismin listesi de verilmiştir.
Ancak bu rivayette geçen isimlerin bazıları Kur’an-ı Kerîm’de bulunmamaktadır, bu sebeple bazı âlimler anılan iki kaynaktaki listenin hadisin aslından olmayıp râvinin kişisel tesbiti ve eklemesi olduğunu savunmuşlardır. İbn Hacer el-Askalânî, Kur’an-ı Kerîm’deki isimlerden yeni bir doksan dokuz esmâ-i hüsnâ listesi oluşturmuştur.
Konumuz olan âyette kalbini yani aklını, diğer duyu ve bilgi vasıtalarını veriliş amacına uygun ve sağlıklı kullananların ulaşacağı doğru tanrı inancının özet bir ifadesi yer almaktadır. Buna göre “En güzel isimler Allah’ındır.” Şu halde insan, bu isimlerle Allah’a yakarışta bulunmalı, yalnız Allah’a verilebilecek olan bu güzel isimleri O’ndan başkasına vermemeli, yani başka hiçbir şeyi O’na denk tutmamalı, Allah’tan başkasını tanrısal bir yücelikte görmemelidir. Fakat insanlar arasında Allah’ın isimleri hakkında inkâra sapanlar da bulunmaktadır. Burada “inkâr” kelimesiyle çevirdiğimiz ilhâd, “haktan sapmak, itidalden ayrılmak” anlamına gelir. Kelimenin bu âyetteki anlamının üç noktada yoğunlaştığı anlaşılmaktadır: a) Bu isimleri ancak Allah hakkında kullanılması gereken anlamlarıyla Allah’tan başkası için kullanmak. b) Allah’ı, baba oğul gibi sadece yaratılmışlara özgü isim ve sıfatlarla anmak. c) Allah’ın isimlerini tamamen inkâr etmek veya böyle bir sonuç doğuracak şekilde te’vil ve tahrif etmek (Taberî, IX, 133-134; Râzî, XV, 71-72. Esmâ-i hüsnâ hakkında geniş bilgi için bk. Topaloğlu, “Esmâ-i hüsnâ”, DİA, XI, 404-418).
Âyette bu şekilde Allah’ın yetkinlik ve aşkınlığının, zatına mahsus en üstün niteliklerinin ifadeleri olan güzel isimlerini gerçek anlamlarından saptıranlar kınanmakta, onların bu kötü niyetli tutumlarının cezasını görecekleri uyarısında bulunulmaktadır. Bu âyet, inkârcıların ve müşriklerin ulûhiyyetle ilgili inançlarının bozukluğunu göstermesi yanında; bazı insanların riyâ, tabasbus, aşırı hayranlık, saygı, çıkar sağlama veya başka bir sebeple yönetici, lider, kahraman, şeyh gibi bazı kişileri överken iltifatın dozunu kaçırarak, övdüğü kişiyi âdeta tanrısal bir konumda gösteren ifadeler kullanmaları konusunda da önemli ve yararlı bir uyarı değeri taşımaktadır.
Mehmet Okuyan
En güzel isimler yalnızca Allah’a aittir. O’na o (isim)lerle dua edin! O’nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın! Yaptıklarının karşılığı ileride kendilerine verilecektir.
[Esmâ-i Husnâ] “en güzel isimler”le ilgili benzer mesajlar: İsrâ 17:110; Tâhâ 20:8; Haşr 59:24.
Bayraktar Bayraklı
En güzel isimler Allah'ındır. Bu güzel isimlerle O'na dua ediniz! Uygun olmayan isimlerle O'nu isimlendirenleri terk ediniz! Onlar yapmakta olduklarının cezasını yakında çekeceklerdir.
En iyi isimler¹ Allah'ındır. Öyleyse O'nu, onlarla çağırın. Ona yakışmayan isimlerle çağıran kimseleri bırakın. Onlar, yaptıklarının cezasını görecekler.
1- İyi ile güzel aynı şey değildir. En güzel isimler şeklinde yapılan çeviriler doğru değildir. “İyi” sözcüğü, niteliği, kaliteyi, üstünlüğü yani özellik ifade ederken, güzel sözcüğü görüntüyü, dış görünüşü ifade etmektedir. Söz konusu “iyi isimler”, Allah'ın sahip olduğu nitelikleri ifade etmektedir. Ayette geçen “husna” iyi demektir. Arapçada güzel, “cemil” demektir.
Ahmet Akgül
İsimlerin en güzeli Allah'ındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edip yalvarın. O'nun isimleri (ve işleri) hakkında 'aykırılığa (ve uygunsuz yorumlara ) sapanları' bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır.
Güzel adlar, Allah'ındır, o adlarla dua edin ona ve onun adlarını başka anlamlara çekenleri, o adları başkalarına verenleri, onu, ona layık olmayan adlarla çağıranları bırakın, onlar, yaptıklarının cezasını görecekler.
En güzel isimler Allah'ındır. O halde Allah'a o güzel isimleriyle dua edin. O'nun isimlerinin anlamını, eğip büken kimselerden uzak durun. Böyleleri yapıp ettiklerinden dolayı, er geç cezalandırılacaklardır.
Esmâü'l-hüsna, en güzel isimler Allah'ındır. O'na, o güzel isimlerle zikir ve dua edin, O'nun isimlerine, dil uzatan Allahsızları, mülhidleri terkedin. Onlar işlemekte oldukları amellerin cezasına çarptırılacaklar.
En güzel isimler Allah'ındır. O'na onlarla dua edin ve O'nun isimleri hakkında aykırılığa sapanları bırakın [13]. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir.
13.Tefsirlerde ifade edildiğine göre burada kastedilen putperestlerin, putlarının adlarını Allah`ın güzel isimlerine benzetmeye çalışmalarıdır. Mesela, rivayete göre putperestler Uzza putunun adını Allah`ın Aziz adına, Menat putunun adını Allah`ın Mennan adına, Lat putunun adını da İlah adına benzeterek belirlemişlerdir. Bir başka açıklamaya göre ise burada dikkat çekilen husus Yüce Allah`ın kendi zatı hakkında kullanmadığı bir adın O`nun hakkında kullanılmasıdır.
Ali Bulaç
İsimlerin en güzeli Allah'ındır. Öyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde 'aykırılığa (ve inkâra) sapanları' bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır.
En güzel isimler (Esmâ-i Hüsna), Allah'ındır. O halde Allah'a bu isimlerle dua edin. Onun isimlerinde (Aziz'den, putları için Uzza kelimesini çıkararak) sapıklık edenleri terk edin. Yarın kıyamette onlar, yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.
En güzel (en iyi) sıfatlar Allah'a aittir. Öyleyse, o iyi sıfatlarla yalnız O'na dua edin ve O'nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın (onlardan uzak durun). Böyleleri yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır!
Cemal Külünkoğlu A'raf Suresi 180. Ayet Açıklaması
En güzel sıfatlar anlamına gelen “Esmâ-u’l-husna” terkibi Kur’an’da bu ayetle beraber dört ayrı yerde geçmektedir. (İsra 17:110, Taha 20:8, Haşr 59:24). “En iyi sıfatlar (nitelikler) Allah’a aittir” anlamındadır. Bunlara “Allah’ın İsimleri” yerine “Allah’ın Sıfatları” demek daha doğru olur. Zira isim canlı, cansız bütün varlıkları ve kavramları sadece ifade etmek için kullanılır ama sıfat, varlıkları daha detaylı anlatır ve tanıtır, görev ve ödev bakımından varlığın özelliklerini bütün ayrıntılarıyla ortaya koyar. Örneğin, bir insanın isminin Kâmil olması onun kemâle erdiğini göstermez, sadece o kişinin bilinmesi için adının Kâmil olduğunu gösterir ama bir insanın sıfatının kâmil olması onun kemale erdiğini, emin olması onun güvenilirliğini ortaya koyar. Allah’ın isimlerinden birinin “Rahman” olduğunu bilmekle, O’nun merhametinin sınırsızlığını, varlık âlemi üzerindeki sonsuzluğunu bilmek ve buna inanmak ve bu inançla O’nun rahmetine sığınmak aynı şey değildir.“O iyi sıfatlarla yalnızca O’na dua edin” Yani O’na dua edeceğiniz zaman o sıfatların mahiyetini muhakeme ederek dilekte bulunun. Rızık isterken Yegâne rızık verenin O olduğunu düşünerek rızık isteyin, bağışlanmanız için bağışlayanın sadece Allah olduğunu dile getirerek yürekten dua edin. Bu sıfatları illa da Arapça söylemek gerekmez. Mesela herkes kendi konuştuğu ve anladığı dille, örneğin; “Ey Bağışlayan ve bağışlamayı seven!”, “Ey Merhamet eden ve merhameti sınırsız olan!”, Ey affeden ve affetmeyi ilke edinen!” şeklinde samimi ve içten dua ederse daha güzel olur.
Diyanet İşleri (Eski)
En güzel isimler Allah'ındır, O'na o isimlerle dua edin, O'nun isimleri konusunda eğriliğe sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir.
En güzel isimler (el-esmâü'l-hüsnâ) Allah'ındır. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır.
Bu âyette en güzel isimlerin Allah’a ait olduğu ifade edilmekte ve Allah’a o isimlerle dua etmemiz emrolunmaktadır. Hadis-i şerifte «Allah’ın doksan dokuz adı vardır. Onları ezberleyen muhakkak cennete girer» buyurulmuştur. Ancak hadiste tahdit yoktur. Allah’ın isimleri sadece doksan dokuzdan ibaret değildir, başka isimleri de vardır. Âyet-i kerimede anlatılan «Allah’ın isimleri hakkında eğri yola gidenler»den maksat, O’nun isimlerini tahrif edenlerdir. Müşrikler Allah’ın isimlerini tahrif ederek kendi tanrılarına veriyorlardı. «Allah» ismini tahrif edip Lât ve Aziz ismini değiştirerek «Uzza» demişlerdir. Halbuki yüce Allah, en güzel isimlerin kendine has olduğunu bildirmiştir.
Edip Yüksel
En güzel isimler ALLAH'ındır; öyleyse O'nu onlarla çağırın. O'nun isimlerini tahrif edenleri bırakın; yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.
Kuran'da Tanrı için, yüzün üzerinde değişik sıfat-isim kullanılır. Bunlar süreklilik bildiren tanımlamalardır; nitekim, her yazı yazan insana "yazar" denmez. Tanrı'nın isim ve sıfatlarının Arapça olması gerekmez. Nitekim, bir çok topluluğa konuştukları dilde kitaplar gönderen Tanrı, kendisini tanıtırken onların anlayabileceği dili kullanıyordu. Bu yüzden Kuran, güzel niteliklerin Allah'a ait olduğunu bildirir. Maalesef, uydurma hadis kitaplarında sunulan 99 isimli liste Tanrı'ya yakışmayacak birkaç nitelik içerir. Örneğin, dindar müslümanlarca ezberlenip dua maksadıyla okunan 99 isimden birisi olan "ed-Darr," "zarar veren" anlamına gelir. Halbuki Kuran tersini söyler (42:30).
Elmalılı Hamdi Yazır
Oysa en güzel isimler Allah'ındır. Bundan dolayı Allah'a onlarla dua edin. Onun isimlerinde sapıklık eden mülhidleri (inkârcıları) terkedin. Onlar yakında yaptıklarının cezasını çekecekler.
Halbuki Allahındır en güzel isimler (esmai husnâ) onun için siz ona onlarla çağırın ve onun isimlerinde sapıklık eden mülhidleri bırakın, yarın onlar yaptıklarının cezasını çekecekler
En güzel isimler Allahındır. O halde Ona bunlarla düâ edin. Onun isimlerinden eğri (ve aykırı) yola gidenleri bırakın. Onlar, yapmakda olduklarının cezasına uğratılacaklardır.
Esmâü'l-Hüsnâ (en güzel isimler) ise Allah'ındır! Öyleyse O'na onlarla duâedin;(1) ve O'nun isimleri hakkında haktan (meyledip) sapanları bırakın! (Onlar,) yakında yapmakta olduklarının karşılığını göreceklerdir.
(1)“Bir adam hem hoca, hem zâbit (kumandan), hem adliye kâtibi, hem mülkiye müfettişi olsa, onun herbir dâirede birer nisbeti, birer vazîfesi, birer hizmeti, birer maâşı, birer mes’ûliyeti, birer terakkıyâtı (ilerlemesi) ve muvaffakiyetsizliğine (başarısızlığına) sebeb birer düşman ve rakībleri oluyor. Ve pâdişâha karşı çok ünvanlarla görünüyor ve görür. Ve çok lisanlarla ondan meded (yardım) ister. Ve âmirinin çok ünvanlarına mürâcaat eder. Ve düşmanların şerrinden kurtulmak için, muâvenetini (yardımını)çok sûretlerle taleb eder. Öyle de, çok esmâya (isimlere) mazhar ve çok vazîfelerle mükellef ve çok düşmanlara mübtelâ (karşı karşıya) olan insan, münâcâtında (duâsında), istiâzesinde (Allah’a sığınırken)çok isimleri zikreder. Nasıl ki nev‘-i insanın medâr-ı fahrı (övünç kaynağı) ve elhak en hakīkī insan-ı kâmil olan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm, Cevşenü’l-Kebîr nâmındaki münâcâtında bin bir ismiyle duâ ediyor; ateşten istiâze ediyor.” (Sözler, 24. Söz, 123)
İlyas Yorulmaz
Bütün güzel isimler Allah’a aittir. Allah’a bu güzel isimlerle çağrı (dua) yapın. Allah’ın isimleri hakkında taşkınlık yapanları bırakın, yaptıklarından dolayı cezalandırılacaklar.
Allah/ın güzel adları vardır. O/nu o güzel adlarıyle çağırın. O/mm adlarında eğri büğrü yola gidenleri bırakın. Onlar işlediklerinin cezasını göreceklerdir.
En güzel isimler sadece Allah'ındır. O'na o isimlerle dua edin. O'nun isimleri konusunda eğriliğe sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir.
(Allah’ın isimlerinden eğriliğe sapanların kendi hallerine bırakılmasına ilişkin bu emir, sırf bu tarihi olayla ve Allah’ın isimlerini lâfzî olarak değiştirip onları sahte ilâhlara yakıştırmakla sınırlı değildir. Bu emir bütün şekilleriyle her türlü yanlış adlandırmayı kapsamına alır. Ulûhiyet gerçeği konusundaki düşüncelerinde ilhada kalkışan, yani tahrif eden veya sapan herkesi kapsamına alır. Allah’ın çocuğu olduğunu iddia edenler, Allah’ın dilemesinin evrendeki tabiat kanunlarına bağlı olduğunu ileri sürenler, yüce Allah hiçbir şeye benzemediği halde O’nun işlerinin insanların işlerine benzer şekilde meydana geldiğini ileri sürenler, yüce Allah’ın gökte yani evrenin düzenini idarede, insanları ahirette hesaba çekmede ilâh olduğunu kabul edip, O’nun yeryüzünde, yani insanların hayatlarında yasa koyamayacağını, hayatla ilgili konularda insanların ancak kendi akıllarıyla, deneyimleriyle ve menfaatleriyle bağdaşacak şekilde uygun gördüklerini yasa olarak belirleyeceklerini, bu konularda insanların kendi kendilerinin ilâhları olduklarını veya bir kısmının diğer bir kısmının ilâhları konumunda bulunduğunu söyleyenler ve buna (dilleriyle ifade etmeseler de pratikleriyle) şahitlik yapanlar! Evet bunların hepsi, Allah’ın sıfatları ve ilâhlığının özellikleri hususunda birer sapmadır. Bunların hepsini aynı çerçevede görmek gerekir. Müslümanlar ise, bunların hepsinden yüz çevirmek ve onlara aldırmamakla yükümlüdürler. Bu sapık yakıştırmalara kalkışanlara gelince, onlar zaten yaptıklarına karşılık olarak Allah’ın cezasıyla tehdit edilmiş bulunmaktadırlar!)
Mahmut Kısa
En mükemmel özellikler, en güzel nitelikler ve isimler Allah’ındır; öyleyse O’na, bu güzel isimlerle seslenerek duâ edin! O’nun sıfat veisimleri hakkında yanlış yola sapanları ve onların bâtıl inançlarını terk edin! Allah’ı tanımayıp O’na eksik ve çirkin sıfatlar yakıştıranlar, yaptıklarının cezasını eninde sonunda çekecekler!Evet, cehennem için yaratılmış bunca gâfillere, sapıklara karşılık:
Güzel İsimler Allah’ındır. O’na bunlarla dua edin!
O’nun isimleri hakkında yoldan çıkıp yanlışa sapanları bırakın!
İşliyor oldukları şeylere karşılık göreceklerdir.
Ve en güzel isimler, Allah’a aittir. Artık Ona (yalnız) o güzel isimleriyle duâ edin. Onun isimlerini saptıranları1 terk edin. Onlar yaptıklarının cezâsını ileride mutlaka çekeceklerdir.
1 Yani Onun isimlerini canlarının istediği gibi yorumlayanları, bir kısım isimlerini kabul etmeyenleri, Allah’a ait olan sıfatları Allah’ın dışında başka varlıklara ve mahlûkata verenleri veya şunu-bunu ilâh, mabut, yaratıcı, rızık verici ve koruyucu kabul edenleri terk edin.
Muhammed Esed
YETKİNLİK ve kusursuzluğa dair nitelikler 145 [yalnızca] Allah'a aittir. Öyleyse, bu niteliklerle artık yalnız Allah'ı çağırın. Ve O'nun niteliklerinin anlamını eğip büken kimselerden uzak durun: 146 Böyleleri yapıp-ettiklerinden ötürü er geç cezalandırılacaklardır!
En güzel isimler Allah’ındır. O’na o isimleri ile dua edin. O’nun isimleri konusunda sapanları bırakın. Nasıl olsa onlar zamanı geldiğinde yaptıklarının cezasını görecekler. 17/110, 20/8, 59/24
EN güzel nitelikleri ve tüm mükemmellikler(i ifade eden Esma-i Hüsna) Allah’a mahsustur.[1302] Artık O’nu onlarla anın ve O’nun isimleri konusunda haktan sapan kimseleri kendi haline terk edin![1303] Onlar, zamanı gelince yaptıklarından dolayı cezalandırılacaklardır.
Mustafa İslamoğlu A'raf Suresi 180. Ayet Açıklaması
[1302] Kur’an’da geçtiği dört yerde de el-esmâu’l-husnâ terkibi Allah’a has olarak kullanılır. Bu terkiple ilgili ayrıntılı bir açıklama için, ilk geçtiği 20:8’in notuna bkz.
[1303] Hiçbir mükemmellik atfının O’ndan başkasına yapılmamasıyla başlayan âyet, O’nun esmasının hem hakiki, hem zihni, hem de lâfzî anlamda sadece O’na mahsus olduğunu vurgular. O’nun esmasında
haktan sapmanın birçok çeşidi vardır. Mesela: 1) Hıristiyanlar gibi, O’na “babalık” atfetmek ve “oğul” isnat etmek; bu gibi beşeri niteliklerle yücelttiğini sanmak ve bunu da iman diye sunmak. 2) Yahudiler gibi, O’nun İsrail lakaplı Dâvud Nebi ile güreş tutup yenildiğini dillendirmek; ya da “Allah fakirdir bizse zenginiz” diyerek, O’nun kendine mahsus kıldığı sıfatlarına bigâne kalmak. 3) Müşriklerin yaptığı gibi, O’na mahsus isim ve sıfatları “rol çalmak” tabir edilen bir tavırla başkalarına yakıştırmak. Bu sapma, günümüzdeki müslüman toplumların geleneksel din algısında bir biçimde yaşatılmaktadır. 4) Mutlak tenzihçilerin yaptığı gibi, O’nun ne esmasıyla ne de sıfatıyla, asla bilinemez olduğunu iddia etmek. Bütün bunlar ve daha fazlası, O’nun isimleri konusunda haktan sapmanın farklı tezahürleridir.
Ömer Nasuhi Bilmen
En güzel isimler Allah Teâlâ'ya mahsustur. O'na o isimler ile duada bulunun ve O'nun isimlerinde haktan ayrılan kimseleri terkediniz. Onlar işler oldukları şeylere göre cezaya uğrayacaklardır.
En güzel isimler Allah'ındır, o halde bu isimlerle O'na dua edin. O'nun isimleri konusunda haktan sapanları terk edin. Onlar işlediklerinin cezasını çekeceklerdir. [17, 110; 20, 8]
Allah Teâlâ sayılamayacak kadar fazla güzel fiilleri ve eserleri ile Kendisini tanıtmaktadır. Bu fiillerin kaynağı O’nun güzel isimleri, isimlerin kaynağı da zatî ve sübûtî sıfatlarıdır. Allah Kendisini nasıl tanıtıyorsa insanın da öyle tanıması gerekir. Yoksa insan kendi sınırlı akıl ve duyuları ile Allah’ı tavsif etmeye kalkarsa ciddî eksiklikler ve yanlışlar yapabilir. Kur’ân, Allah’ı ulûhiyetin nihayetsiz hususiyetlerini ortaya koyacak en güzel isimlerle tanıtır. Bu ilahî isimler vasıtasıyla insan, yaşayışının her türlü durumunda Allah ile bir bağ kurma imkânına kavuşur. Esma-yı hüsnanın en önemli işlevi Allah ile insan, insan ile Allah arasında münasebetleri en ideal bir seviyede gerçekleştirmektir. Kur’ân, insanlığa indirdiği esma-yı hüsna bağları ile, şirkin ayrı ayrı tanrılara dağıttığı birçok kavramı, Allah ile münasebete koyar. Böylece bu isimler, insanlık için mümkün olan en yüksek seviyede bir marifetullahı gerçekleştirirler. Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın 99 ismi vardır. Kim bunları bellerse, bunlarla Allah’ı zikrederse cennete girer.” Âlimlerin çoğuna göre, esma-yı hüsna tevkifîdir, yani dinde hangileri bildirilmiş ise yalnız onlar kullanılır. Mesela: “Allah alîmdir”, denir, ama aynı mânaya geliyor diye “Allah âriftir, fatîndir, bilgedir” denilmez. Allah’a yaraşmayan isimler vermek, veya vasfettiği bazı isimleri O’na vermemek, O’nun isimlerini putlar hakkında kullanmak, yahut o isimleri te’villerle gerçeğinden saptırmak tarzlarında olur. Mezkûr yanlışlardan her biri, Allah’ın isimleri konusunda “haktan sapma” ya girer.
Süleyman Ateş
En güzel isimler Allah'ındır. O halde O'na o (güzel isim)lerle du'a edin ve O'nun isimleri hakkında eğriliğe sapanları bırakın; onlar yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.
En güzel isimler (özellikler) Allah’ın isimleridir. O’na, onlarla yalvarın. Allah’ın isimleri konusunda sınırları aşanları bırakın. Onlar, ettiklerinin cezasını bulacaklardır.”
Süleymaniye Vakfı A'raf Suresi 180. Ayet Açıklaması
[*] Allah'ın kızı dedikleri Lat, Menat ve Uzza isimlerini, Allah'ın isimlerini yamultarak uydurmuşlardır. Ellah isminden Ellat, El-Azîz isminden el-Uzzâ ve Allah'ın el-Mennân isminden de Menat'ı türetmişlerdir (Celaluddin es-Suyutî, Tefsîr'ul-Celaleyn). İnsanlarda bu tür türetmeler olur. Mesela Cemil'in kızı, Cemile, Kâmil'in kızı Kâmile, Halid'in kızı Halide olabilir ama Allah, hiçbir açıdan insana benzetilemeyeceği için O'nun isimleri ile ilgili böyle şeyler yapılamaz.
Şaban Piriş
En güzel isimler Allah'ındır. O'na o isimleri ile dua edin. O'nun isimleri konusunda sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir.
En güzel isimler Allah'ındır; siz Ona bu isimlerle dua edin.(26) Onun isimleri hakkında doğru yoldan ayrılanları ise bırakın. Onlar yaptıklarının karşılığını göreceklerdir.
(26) “En güzel isimler” anlamındaki Esmâ-i Hüsnâ, Allah’ın, bize Kur’ân ve Peygamberimiz tarafından bildirilmiş ünvanlarıdır: Rahmân, Rahîm, Hâlık, Rezzak, Gafûr, Halîm gibi. Bu isimler, her türlü eksiklikten sonsuz derecede yüce olan Allah’ı bize tanıtırlar; onları öğrenmekle biz, Allah’ın herşeyi yaratan, rahmeti herşeyi kuşatan, rızık veren, bağışlayan, herşeyi gören, herşeyi işiten, dilediğini dilediği gibi yaratan yegâne tanrı olduğunu öğrenmiş oluruz. Bu isimler, aynı zamanda, kâinatta gözümüzün önüne serilmiş olan bütün güzelliklerin (maddenin, mânânın, görüntünün, sesin, ilmin, rahmetin, hikmetin, adaletin güzellikleri gibi) kaynağını da bize gösterir. Esmâ-i Hüsnânın sayısı pek çoktur; ancak bunlardan en meşhur olan 99’u Peygamberimizin bir hadisinde bildirilmiş ve bu isimleri öğrenenlerin Cennete gireceği bildirilmiştir. (Tirmizî, Daavât: 83.) Allah’ın hangi isimlerle anılabileceği konusu, hatâya hiç tahammülü olmayan, son derece ciddî bir inanç konusudur. Onun için, âyetin devamında, bu konuda haktan ayrılanlarla ilgili bir uyarı yer almaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk
En güzel isimler/Esmâül Hüsna Allah'ındır; O'na onlarla dua edin. O'nun isimlerinde ters bir tutum izleyenleri bırakın. Yapıp ettiklerinin cezasını çekeceklerdir.
Daḫı Tañrı Ta‘ālānuñ yaḫşı adları vardur. Pes du‘ā eyleñüz anuñla. Daḫıḳoyuñuz ol kişileri ilḥād iderler adlarında. Görseler gerek günāhlarınuñcezāsını.