Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5742, sondan 495. ayet; 79. sure ve Nâzi'ât Suresinin 30. ayetidir. Nâzi'ât Suresi 30. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 17 ve toplam ebced değeri ise 1892 olarak hesaplanmıştır. Nâzi'ât Suresinin toplam ebced değeri 59952 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Öldükten sonra dirilmeyi inkâr edenlerin dikkatleri, yeri ve göğü ile evrene çevrilerek, böylesine geniş ve kompleks olan, düzenli ve uyumlu işleyen varlıklar dünyasını yaratan kudretin insanları da öldükten sonra tekrar diriltebileceğine işaret edilmiştir. Başka bir âyette göklerin ve yerin yaratılmasının insanların yaratılmasından daha büyük bir olay olduğu açıkça ifade buyurulmuştur (Mü’min 40:57). Allah’ın gökleri direksiz yaratması (bk. Ra‘d 13:2), geceyi zifiri karanlık, gündüzü ise aydınlık kılması (Bakara 2:164; Nebe’ 78:10-11), yeryüzünü üzerinde yaşanacak bir şekilde yaratıp gerek insanların gerekse hayvanların beslenmesi için her türlü nimetlerle donatması O’nun sonsuz kudretini ve öldükten sonra insanları diriltebileceğini gösteren çok sayıdaki kanıtlardan bazılarıdır.
30, 31, 32, 33. Ondan sonra da yerküreyi döşedi. Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere, yerden suyunu ve otlağını çıkardı ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
Arapça "dahhaha" kelimesinin yalın hali olan "dahya" kelimesi "yumurta" anlamına gelir. Dünyanın yumurta gibi yuvarlak olamıyacağına inanan eski Kuran yorumcuları, "onu yumurta biçimine soktu" ifadesini bir mecaz olarak kabul etmişler ve yumurta kelimesiyle yumurtanın konduğu kuluçkanın kastedilmiş olduğunu ileri sürmüşlerdir. Böylece çok açık olan ayetin anlamını bozarak "Ve yeri de kuluçka gibi düzenledi," diye tefsir etmişlerdir. Bak 4:82.
1 (دَحَى) fiili; yaymak, hamur bezesini yuvarlamak demektir. Bu âyetten, yeryüzünün göklerden daha sonra yaratıldığı ve bu yaratılışın küre şeklinde değil de hamur bezesi gibi, kutupları basık, dağı, vadileri bulunan yuvarlak bir şekilde olduğu anlaşılmaktadır.
Mustafa İslamoğlu Nâzi'ât Suresi 30. Ayet Açıklaması
[5559] Dahv, “dolamak, döşemek, sarmak”. Edhiye, devekuşunun yumurtasını kumda gömdüğü yuva. Yumurta o yuvaya kendi şeklini verdiği için tabiatıyla o yuva da yumurta gibi küreseldir. Midha (ç. medâhi) ceviz gibi yuvarlak taşlarla oynanan bir tür iptidaî golf oyunu (Lisân). Buradaki dehâ ile Şems 6’daki tahâ arasında hem mahreç yakınlığı hem mâna benzerliği vardır. Her ikisi de yeryüzünün yuvarlaklığına delâlet ederler (Bkz: 91:6’nın not 6). Hiç kuşku yok ki bu o günün insanı için mucizevî bir ihbardır.
Süleymaniye Vakfı Nâzi'ât Suresi 30. Ayet Açıklaması
[*] Ayete göre, bitkilerin ve hayvanların yaratılması, göklerin ve yerin yaratılmasından, gecenin ve gündüzün oluşumundan sonradır. Yedi âyette, göklerin ve yerin altı günde yaratıldığı bildirilmiştir. Şu âyetlerde ise yerin iki günde yaratıldığı, gıda ölçülerinin toprağa yerleştirmesinin iki gün daha devam ettiği, kalan iki günde de göklerin yaratıldığı bildirilmiştir. "De ki; yeri iki günde yaratana benzer nitelikte varlıklar oluşturarak onu tanımazlık eden siz misiniz? O, tüm varlıkların Rabbi ve sahibidir. Üstten içe sabit dağlar yerleştirip yeri bereketlendiren ve arayanlara eşit uzaklıktaki gıdaların ölçüsünü dört günde oluşturan odur. Bir de duman halindeki göğe yönelmiş; ona ve yere; "İsteyerek veya istemeyerek gelin" demişti; ikisi de; "İsteyerek geldik" demişlerdi." Bir de onları, iki günde yedi gök halinde tamamlamış ve her gökte ona ait emri vahyetmişti. En yakın (birinci) göğü de kandillerle (yıldızlarla) süsledik ve koruduk. İşte bu, işini başaran ve bilgili olan Allah'ın onlara güç vermesidir. (Fussilet 41:9–12)