Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5743, sondan 494. ayet; 79. sure ve Nâzi'ât Suresinin 31. ayetidir. Nâzi'ât Suresi 31. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 20 ve toplam ebced değeri ise 1280 olarak hesaplanmıştır. Nâzi'ât Suresinin toplam ebced değeri 59952 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Öldükten sonra dirilmeyi inkâr edenlerin dikkatleri, yeri ve göğü ile evrene çevrilerek, böylesine geniş ve kompleks olan, düzenli ve uyumlu işleyen varlıklar dünyasını yaratan kudretin insanları da öldükten sonra tekrar diriltebileceğine işaret edilmiştir. Başka bir âyette göklerin ve yerin yaratılmasının insanların yaratılmasından daha büyük bir olay olduğu açıkça ifade buyurulmuştur (Mü’min 40:57). Allah’ın gökleri direksiz yaratması (bk. Ra‘d 13:2), geceyi zifiri karanlık, gündüzü ise aydınlık kılması (Bakara 2:164; Nebe’ 78:10-11), yeryüzünü üzerinde yaşanacak bir şekilde yaratıp gerek insanların gerekse hayvanların beslenmesi için her türlü nimetlerle donatması O’nun sonsuz kudretini ve öldükten sonra insanları diriltebileceğini gösteren çok sayıdaki kanıtlardan bazılarıdır.
Mehmet Okuyan
Ondan (yerden) suyunu ve bitki örtüsünü de O çıkarmıştır.
30, 31, 32, 33. Ondan sonra da yerküreyi döşedi. Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere, yerden suyunu ve otlağını çıkardı ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
(1)“Nasıl ki sefîneleri (gemileri) sarsıntılardan vikāye (koruma) ve müvâzenelerini (dengelerini)muhâfaza için onların direkleri üstünde kurulmuş; öyle de, dağlar, zemin sefînesine bu ma‘nâda hazîneli direkler olduklarını, Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân (...) çok âyetlerle fermân ediyor. Hem meselâ, dağların içinde zîhayâta (canlılara) lâzım olan her nevi‘ menba‘lar, sular, ma‘denler, maddeler, ilâçlar o kadar hakîmâne(hikmetli) ve müdebbirâne (tedbirli) ve kerîmâne (cömertce) ve ihtiyatkârâne iddihâr (depolanmış) ve ihzâr(hazırlanmış) ve istif edilmişki, bilbedâhe (açıkça) kudreti nihâyetsiz bir Kadîr’in ve hikmeti nihâyetsiz bir Hakîm’in hazîneleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbât ederler.” (Şuâ‘lar, 7. Şuâ‘, 106)