Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5831, sondan 406. ayet; 82. sure ve bu surenin 2. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 3, harf sayısı 18 ve toplam ebced değeri ise 2339 olarak hesaplanmıştır.
Ve-iżâ-lkevâkibu-nteśerat
Yıldızlar saçıldığı zaman,
Kıyamet günü hakkında Tekvîr sûresinde anlatılanları pekiştirmek üzere burada o gün vuku bulacak bazı olaylardan söz edilerek insanlar uyarılmaktadır. Uzay boşluğundaki yıldızların düzenli hareketini sağlayan çekim kanununun kıyamet gününde yok olmasının bir sonucu olarak evrenin düzeninin bozulacağı, göklerin çatlayıp yarılacağı ve kozmik düzenin bozulacağı bildirilmiştir (bk. Furkan
25:25; Hâkka
69:16; Rahmân
55:37; Nebe’
78:19-20; Tekvîr
81:1-6). Denizlerin birbirine katılmasını, dünyanın şiddetle sarsılması, dağların parçalanıp yok olması, denge ve düzenin bozulması gibi olaylar sonunda dünyayı denizlerin kaplaması şeklinde anlamak mümkündür. Bu âyetler hakkında, “şiddetli sarsıntı neticesinde yerkürede meydana gelecek olan volkanik patlaklar ve derin çatlaklardan çıkan lav kütlelerinin deniz sularını kaynatacağı, taşıracağı, hatta buharlaştıracağı” şeklinde de yorum yapılmıştır. Kıyametin kopması sırasında meydana gelecek sayısız felâketlerin büyüklerinden birkaçı örnek olarak zikredildikten sonra “Kabirlerin altı üstüne getirildiğinde” meâlindeki 4. âyetle konu insana getirilmiştir. Bu âyet genellikle o büyük altüst oluş esnasında kabirlerde toprak altında bulunan ceset parçalarının dışarı fırlatılacağı şeklinde yorumlanmıştır.
Gezegenler serpiştirildiğinde,
Yıldızlar dökülüp saçıldığında,
Yıldızlar dağıldığı zaman,
Yıldızlar dağılıp-yayıldığı zaman,
Ve yıldızlar dökülüp saçılınca.
ve yıldızlar dökülüp saçıldığında,
Gezegenler, saçılıp döküldüğü vakit, kişi öğrenip bilecektir.
Yıldızlar dağıldığı zaman,
Yıldızlar, dağılıp-yayıldığı zaman,
Yıldızlar dökülüb saçıldığı zaman,
Yıldızlar dökülüp saçıldığı,
Yıldızlar dağılıp döküldüğü zaman,
1, 2, 3, 4, 5. Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar.
Gezegenler saçıldığı zaman,
Yıldızlar döküldüğü vakit,
Ve Yıldızlar döküldüğü vakıt
Yıldızlar dağılıb döküldüğü zaman,
Yıldızlar, (dökülüp) saçıldığı zaman!
Yıldızlar dağıtılıp saçıldığında,
Yıldızlar dağıldığı zaman,
[2] İşlediği, işlemediği.
Ve yıldızlar dağılıp yayıldığı zaman.
Evrendeki genel çekim dengesinin bozulmasıyla, gezegenler ve yıldızlar, ipliği kopmuş bir gerdanlığı taneleri gibi uzay boşluğuna saçıldığı zaman,
Döküldüğü zaman Yıldızlar;
Yıldızlar dökülüp-saçıldığı1 zaman,
1 İntisâr: Dizili bir şeyin bağı koparak dökülüp dağılması demektir. “Yıldızların dökülmesi” ifadesi de; genel çekim dengesinin bozulmasıyla meydana gelecek düşüş ve dağılış ki ipliği kopmuş inci dizilerinin dökülüp saçılmalarına teşbih olunarak onların dağılışlarından bir istiare-i musarraha veya mekniyye’dir.
ve yıldızlar dağılıp savrulduğunda,
Yıldızlar yeniden serpilip yerleştirildiğinde. 77/7.10, 81/2
yıldızlar yeniden serpilip saçıldığında,[5611]
[5611] Yeniden yaratılışın başlangıcında yapışık olan gökler ve yerin ayrılma sürecine dairdir (Bkz:
21:30). Çok yapraklı bir tomarın (kitâb) rulo yapılmasını andıran spiral dürülüş tasviri Son Saat’i ifade ediyordu (
21:104). Bu âyet söz konusu sürecin tam tersini, yani tek noktaya toplanan yıldızların serpilip saçılarak yeniden oluşmasını ifade eder görünmektedir. Allahu a‘lem.
Ve dökülüp dağıldığı vakit.
Yıldızlar parçalanıp etrafa saçıldığı zaman. . .
Yıldızlar saçıldığı zaman,
Yıldızlar toz haline gelince,
[*] Yıldızlar ilk yaratıldıkları gün gibi toz haline gelecektir. Bkz. (Nebe'
78:19 dipnot).
Yıldızlar/gezegenler dağılıp, parçalandığı..
Yıldızlar(1) saçıldığında,
Yıldızlar dökülüp saçıldığı zaman,
1-4. ķaçan gök yarıla, daħı ķaçan ılduzlar dökile daħı ķaçan deñizler aķıdınıla ya'nį biribirine ķarışa daħı ķaçan sinler ķarcaşturınıla:
ve ḳaçan ki ılduzlar yire ṣaçılsa,
Ulduzlar dağılıb səpələnəcəyi zaman;
When the planets are dispersed,
When the Stars are scattered;(5999)*
5999 Cf.
81:2, where the word for "stars" (Nujum) is different, and the verb is different. Najm has reference to brightness, and the verb "losing their lustre" was appropriate there, to show the opposite. Kawkab (used here) has more the meaning of a star as fixed in a constellation; and the opposite of a fixed and definite order is "scattered", the verb used here. In fact, throughout this passage, the dominating idea is the disturbance of order and symmetry. The metaphor behind the scattering of the constellations is that in the present order of things we see many things associated together, e.g., rank with honour, wealth with comfort, etc. In the New World this will be seen to have been merely fortuitous. (R).