Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1319, sondan 4918. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 84. ayetidir. Tevbe Suresi 84. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 71 ve toplam ebced değeri ise 3838 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ولا تصل على احد منهم مات ابدا ولا تقم على قبره انهم كفروا بالله ورسوله وماتوا وهم فاسقون
Tebük Seferi’ne katılmamak için bahaneler uyduran, özellikle havaların aşırı sıcak olduğu gerekçesine sığınan, fakat aynı zamanda müminleri de sefere çıkmaktan caydırmaya çalışan münafıkların âkıbetinin çok acı olacağı belirtilmekte; Hz. Peygamber’in bu kişilerden sağ kalanlarla karşılaşması halinde onların kendi maiyetinde bir sefere çıkmalarına müsaade etmemesi istenmekte, ölenlerinin ise imansız olarak can verdikleri bildirilip onlar için bir dinî vecîbe ifa etme cihetine gitmemesi emrolunmaktadır. Müslümanların ölen din kardeşlerine karşı ifa etmeleri gereken dinî vecîbelerin başında cenaze namazı kılınması ve bunun için gerekli hazırlıkların yapılması gelmektedir. Âyette bu hususa işaret edildikten sonra yer alan, “mezarı başında da durma” ifadesini Hz. Peygamber’in cenazenin defninden sonraki tatbikatına göre açıklamak uygun olur. Resûl-i Ekrem bir müslümanın cenazesi defnedildikten sonra kabri başında bir süre durur ve etrafındakilere şöyle derdi:“Kardeşiniz için Allah’tan mağfiret dileyiniz ve sorulanlara şaşırmadan cevap verebilmesi için dua ediniz; zira şu anda o sorguya çekilmektedir” (Ebû Dâvûd, “Cenâiz”, 69; krş. Tirmizî, “Cenâiz”, 70). (Münafıkların malları ve evlâtlarının dünyada eziyet vesilesi kılındığını ve Allah’ın onların canlarının da kâfir olarak çıkmasını murat ettiğini belirten 85. âyetin açıklaması için 55. âyetin tefsirine bk.). 87. “Geride kalanlar” diye tercüme edilen havâlif kelimesi, Arap dilinde daha çok kadınları ifade etmek üzere kullanılır; fakat belirli bir işte kendisinden verim alınamayacak olanlar anlamına da gelir. Kelimenin yer aldığı bağlamda sadece kadınların değil, kadınlarla birlikte yaşlı erkekler, çocuklar, engelliler gibi savaşa katılamayacak kimselerin kastedildiği anlaşıldığından, meâlinde bu geniş anlam tercih edilmiştir. Bazı müfessirlere göre kadınlara benzetmek onların ağırına giden bir ifade olduğu için kelime bu anlamıyla kullanılmıştır. Öte yandan bu kelimenin, “karşı çıkanlar” şeklinde tercüme edilmesi de mümkündür (İbn Atıyye, III, 68; Râzî, XVI, 151, 156-157). Yine bu âyette geçen “kalpleri mühürlendi” ifadesinde edebî sanatlardan istiare türü kullanılmış olup, onların kalplerinin inkârcılık ve sapkınlıkla kaplanmış olduğunu, bu durumun da imanın ve hidayet ışığının girmesini engellediğini belirtmektedir (İbn Atıyye, III, 68; bu sonucun insanın irade hürriyeti açısından değerlendirilmesi için bk. Bakara 2:7).
Mehmet Okuyan
Onlardan ölmüş olan hiçbirine asla [salât] (dua) etme; onun kabri (başı)nda da durma! Şüphesiz ki onlar, Allah’ı ve Elçisini inkâr ettiler ve yoldan çıkanlar olarak öldüler.
Kimin inançsız olduğu kendi itirafının dışında bilinemeyeceği için, bu hükmü günahkârlara da yansıtmak doğru değidlir. Bu kişiler müslümanların aleyhine olmuşlar, onları yurtlarından çıkarmışlar, müslümanlarla birlikte değil de kâfirlerle işbirliğine girmişlerdi. Böylelerinin sözleri de hayatları da inkârlarına delil olduğu için, Tevbe 9:113 gereği onlara yönelik Yüce Allah’tan bağışlanma dileğinde bulunulamaz.
Bayraktar Bayraklı
Onlar arasından ölenin namazını sakın kılma, mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah'ı ve Peygamberini inkâr ettiler ve yoldan çıkmış olarak öldüler.
Onlardan ölen hiçbir kimseye, asla salat¹ etme ve kabirlerinin başında da durma. Çünkü onlar, Allah'a ve Resul'üne nankörlük ettiler. Ve onlar fasık olarak öldüler.
(Ey Resulüm, münafıklardan) Onlardan ölen birinin namazını hiçbir zaman kılma, mezarı başında da durma. Çünkü onlar, Allah'a ve Elçisine (karşı ihanet ve) inkâra sapmışlar ve fasık kimseler olarak ölüp (bu dünyadan imansız ayrılmışlardır.)
Ve onlardan biri ölürse kesin olarak namazını kılma ve mezarının başında durma. Şüphe yok ki onlar Allah'a ve Peygamberine kafir oldular ve buyruktan çıkmış kötü kişi olarak öldüler.
Hz. Muhammed (s.a.a)’in, münafıkların başı Ubeyy oğlu Abdullah'ın namazını kılması üzerine vahyedildiği rivâyet edilmiştir.
Abdullah Parlıyan
Ey peygamber! O münafıklardan, ölen kimsenin asla namazını kılma, mezarı başında da ne maksatla olursa olsun, durma sakın. Çünkü onlar, Allah'ı ve O'nun elçisini inkâr ettiler ve ilâhî buyrukları hiçe sayarak çiğneyip can verdiler.
Onların ölmüş olanlarından hiçbirine dua ve niyazda bulunarak cenaze namazı kılma. Kabrinin başında durup dua etme. Onlar Allah'ı ve Rasulünü inkârda ısrar ettiler, küfre saplandılar. Hak dinin, dışına çıkan fâsıklar, âsiler, bozguncular olarak öldüler.
Onlardan ölen birinin üzerine asla namaz kılma ve kabrinin başında da bulunma. Onlar Allah'ı ve Peygamberini inkar ettiler ve fasık kimseler olarak öldüler.
84.Buhari ve Müslim`in Abdullah bin Ömer (r.a.)`den rivayet ettiklerine göre Abdullah bin Übeyy ölünce oğlu Resulullah (a.s.)`a gelerek ondan, babasının kefenlenmesi için gömleğini vermesini istedi. Resulullah (a.s.) da gömleğini verdi. Sonra ona cenaze namazı kıldırmasını istedi. Resulullah (a.s.) namazını kıldırmak üzere kalktı. Hz. Ömer (r.a.) kalkıp Resulullah (a.s.)`ın elbisesinden tutarak: "Ey Resulullah (a.s.)! Allah seni münâfıklar için namaz kılmaktan nehyettiği halde sen onun için namaz kılacak mısın?" dedi. Resulullah (a.s.) da: "Allah beni muhayyer bıraktı ve: "Onlar için ister mağfiret dile ister dileme. Sen onlar için yetmiş kere mağfiret dilesen de Allah onları bağışlamayacaktır" diye buyurdu. Ben yetmişten fazla mağfiret dileyeceğim" diye buyurdu. Hz. Ömer (r.a.): "O münâfıktır" dedi. Resulullah (a.s.) yine de onun için cenaze namazı kıldırdı. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimesini indirdi. Resulullah (a.s.) da bundan sonra münâfıklar için cenaze namazı kıldırmayı bıraktı. Bu rivayet Hz. Ömer (r.a.), Enes bin Malik (r.a.), Cabir bin Abdullah (r.a.) ve daha başka sahabilerden de nakledilmiştir.
Ali Bulaç
Onlardan ölen birinin namazını hiç bir zaman kılma, mezarı başında durma. Çünkü onlar, Allah'a ve elçisine (karşı) inkâra saptılar ve fasık kimseler olarak öldüler.
Münafıklardan ölen hiç bir kimse üzerine, hiç bir zaman namaz kılma; kabri başında (gömülürken veya ziyaret için) durma. Çünkü onlar, Allah'ı ve Rasûlünü tanımadılar ve kâfir olarak can verdiler.
Onlardan ölen hiçbir kimsenin namazını asla kılma ve kabrinin başında durma. Onlar, Allah’ı ve Resulünü inkâr ettiler ve onlar fasık (yoldan çıkmış, İlahî yasaları çiğnemiş) olarak öldüler.
Onlardan birisi ölecek olsa, namazını hiç kılmayasın, mezarına uğrama, onlar hem Allaha, hem de peygamberine küfrettiler, buyrumdan dış olarak da öldüler
Onlardan ölen hiçbirinin asla (cenaze) duasını yapma (namazını kılma), kabrinin başında (gömülürken veya daha sonra dua etmek için) durma! Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar ve (dünyalıklarla) yoldan çıkmış olarak öldüler.
Bu ve 80. ayet münafıkların elebaşı Abdullah b. Ubey için nazil olmuştur. Oğlu Abdullah, babası ölüm döşeğinde iken onun affedilmesi için Hz. Peygamberden dua istemişti, Allah buna izin vermemişti. Bu defa da ölen babasının cenazesine katılarak dua etmesini istiyor, Allah buna da müsaade etmiyor. Bu âyetlerde, dünyayı ve dünyalıkları “Tanrı” edinmiş, nefsin istek ve arzularına kul-köle olmuş, egosunu her şeyin üstünde gören bugünün sorumsuz sözde Müslümanlarına da ciddi mesajlar vardır. Bugün dünyada milyonlarca insan -dini, dili, ırkı, rengi, soyu ve ailesi ne olursa olsun- açlık ve sefalet içinde yaşarken, sağlık sorunları sebebiyle her gün on binlerce insan yaşamını yitirirken altın kaplama arabalarla safari yaparak nefsini tatmin etmeye çalışan, özel jetlerle dünya turuna çıkarak gününü gün eden, modern ve yelkenli yatlarla okyanusları geçmeye çalışarak caka satan, prestij için milyonlarca dolarlık yalılarda oturarak keyif çatan ancak yoksulları görmeyen ve görmek için bir gayreti bulunmayan, fakiri ve yolda kalmışı dikkate almayan sözüm ona Müslümanlarla Tebük Seferinden kaçan o günün sözde Müslümanları arasında ciddi benzerlik bulunmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
Onlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma, mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah'ı ve peygamberini inkar ettiler, fasık olarak öldüler.
Ve onlardan biri ölürse asla namazını kılma ve kabirinin başına gidip durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar. Ve fasık olarak can verdiler.
Onlardan ölen hiç bir kimseye ebedî düâ etme (Defn veya ziyaret için) kabrinin başında da durma. Çünkü onlar Allâhı ve Resulünü inkâr ile kâfir oldular, onlar faasık (adam) lar olarak öldüler.
Onlardan ölen birinin üzerine, ebedî olarak aslâ namaz kılma(2) ve onun kabri başında durma! Çünki onlar, Allah ve Resûlünü inkâr ettiler ve onlar, fâsık kimseler olarak öldüler.
(2)“ ‘Münâfık öldükten sonra namazı kılınmaz’ meâlindeki âyet, o zamandaki ihbâr-ı İlâhî (Allah’ın haber vermesi) ile bilinen kat‘î münâfıklar demektir. Yoksa zan ile, şübhe ile münâfık deyip namaz kılmamak olmaz. Mâdem لآَ اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ [Allah’dan başka ilâh yoktur] der, ehl-i kıbledir. Sarih (açık) küfür söylemese veyâhut tevbe etse, namazı kılınabilir.” (Emirdağ Lâhikası I, 110)
İlyas Yorulmaz
Eğer onlar (münafıklardan) birisi ölmüşse, ebedi olarak (cenaze) namazını kılma ve kabrinin başında (bağışlanması için) durma. Zira onlar Allah ve elçisini inkâr etmişler, sonrada yoldan çıkmış günahkârlar olarak ölmüşlerdir.
İsmail Hakkı İzmirli Tevbe Suresi 84. Ayet Açıklaması
[6] Defni için veya ziyaret için kabrine gitme!
Kadri Çelik
Onlardan ölen birinin üzerine asla namaz kılma ve mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah'ı ve peygamberini inkâr ettiler ve fasıklar olarak öldüler.
Onlardan ölen hiç kimsenin cenaze namazını kılma ve mezarının başında duâ etmek için durma! Çünkü onlar, Allah’ı ve Elçisini inkâr ettiler ve fırsat varken tövbe de etmeyip, kâfir olarak can verdiler! Ve sonunda, uğrunda kâfirliği bile göze aldıkları dünya nîmetlerini bırakıp gittiler.
Onlardan ölmüş hiç kimsenin namazını ebedî olarak kılma!
Kabiri başında da durma!
Onlar, Allah’ı ve O’nun rasûlünü inkâr ettiler.
Yoldan çıkıp sapmış / fâsık olarak öldüler.
Onlardan biri ölürse sakın (cenaze) namazını kılma ve kabrinin başında da durma. Çünkü onlar Allah’ı ve Elçisini tanımadılar ve dosdoğru yoldan çıkmış olarak, can verdiler.1
1 Bu âyet, Peygamberimizin Tebük seferinden sonra ölen, münâfıkların lideri Abdullah b. Ubey’in cenaze namazını kılmaktan alıkoymak için nâzil olmuştur. Abdullah b. Ubey’in oğlu Abdullah, Peygamberimizden babasına kefen yapmak üzere gömleğini istedi, o da verdi. Daha sonra da cenaze namazını kıldırmasını istedi. Hz. Peygamber (a.s) bunu da kabul etti. Fakat Hz. Ömer (r.a) Peygamberimizden bunu yapmamasını istedi… Hz. Peygamber, tam namazı kıldırmak üzereyken, bu âyet nâzil oldu. (Kurtubî) Peygamberimizin bu namazı kıldırdığına dâir rivâyetler varsa da yukarıdaki rivâyet daha çok tercih edilmektedir. Bu âyetle, Müslümanların imamları ve liderlerinin, İslâm düşmanlarının veya münafıkların cenaze namazlarını kıldırmaları yasaklandı.
Muhammed Esed
Ve onlardan ölen kimsenin asla namazını kılma; mezarı başında da durma sakın: 116 çünkü onlar Allah'ı ve O'nun Elçisi'ni inkara yeltendiler ve bu günah içinde öldüler. 117
Ve onlardan biri ölürse katiyen cenaze namazını kılma mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisine nankörlük edip karşı geldiler ve yoldan çıkmış fasık olarak öldüler. 2/161- 217, 3/90- 91, 47/34
Ve onlardan ölen herhangi birinin namazını kılma ve kabrinin başında da asla bulunma! Çünkü onlar Allah’a ve Elçisi’ne nankörlük ettiler ve yoldan sapmış bir halde öldüler.[1501]
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 84. Ayet Açıklaması
[1501] Hz. Cabir’den: “Münafıkların elebaşı öldüğünde namazını Rasulullah’ın kıldırmasını vasiyet etmişti. Oğlu Allah Rasûlü’ne geldi ve dedi ki: Babam senin gömleğinle kefenlenmeyi vasiyet etti…” (Müslim’den nkl: İbn Kesir). Bu istismarcı tavır, bir ömür Allah Rasûlü’ne ve onun dâvâsına karşı sinsice savaşan İbn Ubeyy’in ‘tüketici’ elçi tasavvuruna ibretlik bir örnektir (Bkz: âyet 80, notlar). Bu örnek üzerinden verilen ibret dersi şudur: Münafık imana değil imaja yatırım yapar, mü’min ise imaja değil imana yatırım yapar. Zira Allah insanın imajına değil imanına bakar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onlardan hiçbir şahsın üzerine ölmüş olunca ebedîyyen namaz kılma ve kabrinin üzerinde durma. Çünkü onlar Allah Teâlâ'yı ve Resûlünü inkar ettiler ve onlar fâsık olarak öldüler.
Onlardan ölen hiçbir kimsenin cenaze namazını kılma ve kabri başında dua etmek üzere durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar ve yoldan çıkmış olarak öldüler.
İbn Übey öldüğünde, halis bir Müslüman olan oğlu Abdullah Hz. Peygamber’e gelerek cenaze namazını kıldırmasını rica etti. Pek şefkatli olan Efendimiz (a.s.m) o tarafa doğru kalkınca Hz. Ömer 80. âyeti hatırlattı. Hz. Peygamber: “Demek Allah izin verdi, ben de yetmişten daha fazla istiğfar ederim.” dedi. Bunun üzerine bu âyet indirilip kesin hükmü bildirdi.
Süleyman Ateş
Ve Onlardan ölen birinin üzerine asla namaz kılma, onun kabri başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Elçisini tanımadılar ve yoldan çıkmış olarak öldüler.
Onlardan ölen birine asla dua etme (namaz kılma). Mezarı başında da bulunma. Çünkü onlar, Allah’ı ve elçisini göz ardı etmiş ve yoldan çıkarak fâsık olarak ölmüşlerdir.
Onlardan ölen biri üzerine asla dua etme; böyle birinin mezarı başında da durma. Bunlar Allah'a ve resulüne nankörlük ettiler ve yoldan sapmış olarak ölüp gittiler.