Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1318, sondan 4919. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 83. ayetidir. Tevbe Suresi 83. ayetinin kelime sayisi 25, harf sayısı 112 ve toplam ebced değeri ise 9041 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
فان رجعك الله الى طائفة منهم فاستأذنوك للخروج فقل لن تخرجوا معي ابدا ولن تقاتلوا معي عدوا انكم رضيتم بالقعود اول مرة فاقعدوا مع الخالفين
Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun.”
Tebük Seferi’ne katılmamak için bahaneler uyduran, özellikle havaların aşırı sıcak olduğu gerekçesine sığınan, fakat aynı zamanda müminleri de sefere çıkmaktan caydırmaya çalışan münafıkların âkıbetinin çok acı olacağı belirtilmekte; Hz. Peygamber’in bu kişilerden sağ kalanlarla karşılaşması halinde onların kendi maiyetinde bir sefere çıkmalarına müsaade etmemesi istenmekte, ölenlerinin ise imansız olarak can verdikleri bildirilip onlar için bir dinî vecîbe ifa etme cihetine gitmemesi emrolunmaktadır. Müslümanların ölen din kardeşlerine karşı ifa etmeleri gereken dinî vecîbelerin başında cenaze namazı kılınması ve bunun için gerekli hazırlıkların yapılması gelmektedir. Âyette bu hususa işaret edildikten sonra yer alan, “mezarı başında da durma” ifadesini Hz. Peygamber’in cenazenin defninden sonraki tatbikatına göre açıklamak uygun olur. Resûl-i Ekrem bir müslümanın cenazesi defnedildikten sonra kabri başında bir süre durur ve etrafındakilere şöyle derdi:“Kardeşiniz için Allah’tan mağfiret dileyiniz ve sorulanlara şaşırmadan cevap verebilmesi için dua ediniz; zira şu anda o sorguya çekilmektedir” (Ebû Dâvûd, “Cenâiz”, 69; krş. Tirmizî, “Cenâiz”, 70). (Münafıkların malları ve evlâtlarının dünyada eziyet vesilesi kılındığını ve Allah’ın onların canlarının da kâfir olarak çıkmasını murat ettiğini belirten 85. âyetin açıklaması için 55. âyetin tefsirine bk.). 87. “Geride kalanlar” diye tercüme edilen havâlif kelimesi, Arap dilinde daha çok kadınları ifade etmek üzere kullanılır; fakat belirli bir işte kendisinden verim alınamayacak olanlar anlamına da gelir. Kelimenin yer aldığı bağlamda sadece kadınların değil, kadınlarla birlikte yaşlı erkekler, çocuklar, engelliler gibi savaşa katılamayacak kimselerin kastedildiği anlaşıldığından, meâlinde bu geniş anlam tercih edilmiştir. Bazı müfessirlere göre kadınlara benzetmek onların ağırına giden bir ifade olduğu için kelime bu anlamıyla kullanılmıştır. Öte yandan bu kelimenin, “karşı çıkanlar” şeklinde tercüme edilmesi de mümkündür (İbn Atıyye, III, 68; Râzî, XVI, 151, 156-157). Yine bu âyette geçen “kalpleri mühürlendi” ifadesinde edebî sanatlardan istiare türü kullanılmış olup, onların kalplerinin inkârcılık ve sapkınlıkla kaplanmış olduğunu, bu durumun da imanın ve hidayet ışığının girmesini engellediğini belirtmektedir (İbn Atıyye, III, 68; bu sonucun insanın irade hürriyeti açısından değerlendirilmesi için bk. Bakara 2:7).
Mehmet Okuyan
Allah seni onlardan bir grubun yanına döndürür de (başka bir savaşa seninle birlikte) çıkmak için senden izin isterlerse, (onlara) de ki: “Benimle birlikte asla (savaşa) çıkmayacaksınız ve düşmana karşı benimle birlikte asla savaşmayacaksınız! Şüphesiz ki siz birinci kez (Tebük seferinde) yerinizde kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalanlarla (kadınlarla ve çocuklarla) birlikte oturun!”
Eğer, Allah seni onlardan bir topluluğun yanına döndürür ve onlar savaşa çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: “Benimle asla çıkmayacaksınız, yanımda hiçbir düşmanla savaşmayacaksınız. Çünkü siz başlangıçta oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalanlarla beraber oturunuz.”
Eğer Allah, seni onlardan bir grupla karşılaştırırsa, onlar da seninle savaşa çıkmak için izin isterlerse; de ki: “Benimle asla çıkamayacaksınız. Artık benimle hiçbir düşmanla savaşamayacaksınız. Çünkü siz daha önce oturup kalmayı tercih ettiniz. Artık, geride kalanlarla oturun!”
(Zafer ve galibiyete erişince) Bundan böyle, Allah Seni onlardan (daha önce cihaddan kaçan münafıklardan) bir topluluğun yanına döndürür de (bu sefer sahte bir kahramanlıkla cihada katılmak üzere) çıkmak için Senden izin isterlerse, de ki: "Kesin olarak artık benimle hiçbir zaman (cihada ve stratejik yolculuklara) çıkamazsınız ve kesin olarak benimle bir düşmana karşı savaşamazsınız. Çünkü siz (ta başında ve en sıkışık anımızda, yerinizde) oturmaya razı olmuşlardınız; öyleyse (şimdi de) geride kalıp (kaytaranlarla) birlikte oturup (durmalısınız) ."
Allah seni şu seferden döndürür de onlardan bir toplulukla buluşursan onlar, savaşa çıkmak için senden izin istedikleri takdirde hemen de ki: Artık benimle ebediyen çıkamazsınız siz ve benimle beraber düşmanla kesin olarak savaşamazsınız. Şüphe yok ki ilk defa oturup kalmaya razı olmuştunuz, oturun geri kalanlarla.
Eğer Allah, seni Tebük savaşından döndürür de, onlardan bir gurupla karşılaşırsan, onlar da başka bir savaşa çıkmak için, senden izin isterlerse, de ki: Artık benimle birlikte, hiçbir zaman çıkmayacaksınız ve benimle birlikte hiçbir düşmanla savaşmayacaksınız. Çünkü siz, ilk önce evinizde oturmaya razı oldunuz, artık geride kalanlarla birlikte hep oturun…
Eğer Allah seni, onlardan bir kısmının yanına döndürürse; Tebük seferinden Medine'ye dönersen, onlar da, başka bir savaşa, seninle birlikte gitmek için izin isterlerse:
“Aslâ, hiçbir zaman benimle birlikte savaşa gidemeyeceksiniz. Benimle birlikte, hiçbir düşmana karşı aslâ savaşmayacaksınız. Siz, ilk önce Tebük seferinde evinizde oturmaktan hoşlandınız. Gene siz, savaşa giden orduya katılmayan, dışlanmış aşağılık bozguncularla birlikte evlerinizde oturun” de.
Eğer Allah seni onlardan bir topluluğun yanına geri döndürür de savaşa çıkmak için senden izin isterlerse: "Siz asla benimle birlikte savaşa çıkamayacak ve asla benimle birlikte düşmana karşı çarpışamayacaksınız. İlk keresinde oturup kalmaya razı oldunuz. Öyleyse geride kalanlarla birlikte oturup kalın" de.
Bundan böyle, Allah seni onlardan bir topluluğun yanına döndürür de, (yine savaşa) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: 'Kesin olarak benimle hiç bir zaman (savaşa) çıkamazsınız ve kesin olarak benimle bir düşmana karşı savaşamazsınız. Çünkü siz oturmayı ilk defa hoş gördünüz; öyleyse geride kalanlarla birlikte oturun.'
Eğer Tebük savaşından sonra Allah, seni Medine'de kalan münafıklardan bir kısmının yanına döndürür de başka bir savaşa çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: “- Artık benimle beraber ebediyyen sefere çıkamazsınız, beraberimde olarak hiç bir düşmanla muharebe edemezsiniz. Çünkü ilk defa, oturup kalmayı arzu ettiniz. (Tebük seferine çıkmadınız). Şimdi de geri kalan kadın ve çocuklarla oturup kalın.”
Eğer Allah, seni onlardan bir cemaatin yanına geri döndürürse ve onlar savaşa çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: “Benimle asla çıkmayacaksınız ve benimle hiçbir düşmana karşı savaşmayacaksınız. Siz ilk olarak geride oturmaya razı oldunuz. Artık kalanlarla beraber oturun”
Allah seni seferden döndürüp de, onlardan bir bölükle buluşturur da, savaşa gitmekçin, senden izin isterlerse, diyesin ki: «Sizler benimle hiçbir zaman savaşa gidemezsiniz, benimle birleşerek, düşmanla hiç çarpışamazsınız, önceden, siz oturmak istediniz, geri kalmış olanlarla oturun»
Eğer Allah seni (Tebük'ten) döndürür de o (savaşa gitmeyen münafık)lardan bir grupla karşılaşırsan, onlar da (başka bir savaşa) çıkmak için senden izin isterlerse de ki: “Artık benimle birlikte hiçbir zaman (savaşa) çıkamayacaksınız ve benimle beraber hiçbir düşmanla savaşamayacaksınız. Mademki ilk defa (Tebük seferinde) oturup geri kaldınız, haydi şimdi de geri kalanlarla birlikte oturun!”
Allah seni geri döndürüp, onlardan bir toplulukla karşılaştırdığı zaman, senden savaşa çıkmak için izin isterlerse, de ki: "Benimle asla çıkamayacaksınız, benim yanımda hiçbir düşmanla savaşmıyacaksınız; çünkü baştan, oturup kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun."
Eğer Allah seni onlardan bir gurubun yanına döndürür de (Tebük seferinden Medine'ye döner de başka bir savaşa seninle beraber) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: Benimle beraber asla çıkmayacaksınız ve düşmana karşı benimle beraber asla savaşmayacaksınız! Çünkü siz birinci defa (Tebük seferinde) yerinizde kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalanlarla (kadın ve çocuklarla) beraber oturun!
Sefere çıkma konusunda onlardan bir grubun senden izin isteyecekleri bir fırsatı ALLAH sana tekrar verse, "Benimle birlikte ebediyyen harekata çıkmayacaksınız, ve benimle birlikte hiçbir düşmanla savaşmayacaksınız. Çünkü siz, ilk başta oturmayı seçmiştiniz. Öyle ise, geri kalanlarla beraber oturun," de.
Eğer Allah, seni onlardan bir kısmının yanına döndürür de onlar başka bir cihada seninle birlikte çıkmak için senden izin isterlerse, de ki; "Artık siz hiçbir zaman benimle çıkamayacaksınız. Daha önce oturup kalmaktan hoşlanıyordunuz. Bundan böyle artık geride kalanlarla beraber oturup kalın."
Bundan böyle Allah seni onlardan bir kısmının yanına döndürür de başka bir cihada çıkmak için senden izin isterlerse artık siz benim maıyyetimde ebedâ çıkamıyacaksınız, ve hiç bir düşmana benim maıyyetimde harb edemiyeceksiniz, evvelki def'a oturub kalmayı arzu ettiniz, şimdi de artık geride kalanlarla beraber oturun de
Eğer Allah seni (Tebükden Medîneye), onlardan (orada kalmış olanlardan) bir zümrenin (münafıkların) yanına döndürür de (başka bir savaşa) çıkmıya senden izin isterlerse de ki: «Bundan sonra benimle birlikde kat'iyyen ve ebedî (sefere) çıkamazsınız. Benimle beraber hiç bir düşmanla muhaarebe edemezsiniz. Çünkü siz ilk defa (Tebük seferinden geri kalıb) oturmayı hoş gördünüz. (Artık bundan böyle) siz geri kalan (kadın ve çocuk) larla beraber oturun!
Öyleyse Allah seni (Tebük Seferinden sonra) onlardan bir tâifeye döndürür de(bundan sonraki savaşlara) çıkmak için senden izin isterlerse, o takdirde de ki: “Artık ebedî olarak, benimle berâber (cihâd için) aslâ çıkmayacaksınız ve benimle birlikte hiçbir düşmanla aslâ savaşmayacaksınız! Çünki siz ilk def'a (çağrıldığınızda) oturmaya râzı oldunuz; öyleyse geride kalanlarla berâber oturun!”
Allah, onlardan bir gurubu sana gönderince, seninle beraber savaşa gitmek için izin isterlerse onlara deki “Benimle birlikte asla savaşa çıkmayacak ve benimle birlikte asla düşmanla savaşmayacaksınız. Çünkü ilk defasında benimle birlikte çıkmayıp oturmaya razı olmuştunuz. Şimdi de arkada kalanlarla beraber oturun.”
Allah seni münafıklardan bir güruha [⁴] avdet ettirdiği zaman şâyet senden cenge çıkmak için izin isterlerse onlara de ki benim ile ebediyen cenge çıkamayacaksınız, benim ile hiçbir düşmana karşı kıtal etmeyeceksiniz. Çünkü siz evvelki defa [⁵] oturmaya râzı oldunuzdu. Şimdi de evde geri kalanlarla beraber oturun.
İsmail Hakkı İzmirli Tevbe Suresi 83. Ayet Açıklaması
[4] Medine'de geri kalanlara.[5] Tebük gazvesinde.
Kadri Çelik
Bundan böyle, Allah seni onlardan bir topluluğun yanına döndürür de (yine savaşa) çıkmak için senden izin isterlerse (onlara) de ki: “Kesin olarak benimle hiç bir zaman (savaşa) çıkamazsınız ve kesin olarak benimle bir düşmana karşı savaşamazsınız. Çünkü siz oturmayı ilk etapta hoş gördünüz; öyleyse geride kalanlarla birlikte oturun.”
Ey Muhammed! Allah seni bu seferden sağ salim döndürüp onlardan bir grupla karşılaştırdığında, eğer seninle başka bir savaşa çıkmak için izin isterlerse onlara de ki: “Hayır! Bundan böyle, benimle birlikte asla gazaya çıkamayacak, hiçbir düşmana karşı benimle beraber savaşamayacaksınız! Çünkü siz, ilk defasında sizi çağırdığımızda, en zor zamanda bizi yalnız bırakarak evinizde oturmayı tercih etmiştiniz; o hâlde, geride kalan kadın, çocuk, yaşlı ve özürlü insanlarla beraber oturmaya devam edin bakalım!” İşte bu münâfıklara karşı, açıkça tavrınızı koymalısınız:
Allah seni onlardan bir gruba geri döndürdüğünde, Savaşa Çıkmak için senden izin istediklerinde, artık de ki:
-“Ebedî olarak benim yanımda çıkmayacaksınız.
Düşmanla benim yanımda asla savaşmayacaksınız.
Siz, ilk baştan Oturup Kalmaya razı oldunuz.
Artık Geride Kalanlar’la birlikte oturun!”.
Eğer Allah, seni onlardan bir kısmının yanına döndürür de (başka bir savaşa seninle beraber) çıkmak için senden izin isterlerse; “Artık siz, benimle beraber asla (savaşa) çıkamayacaksınız ve düşmana karşı benimle beraber asla savaşamayacaksınız! Çünkü siz, daha önce yerinizde oturup kalmaktan hoşlanmıştınız. Şimdi de evlerinde oturan (kadın ve çocuklarla) beraber, oturun kalın!” de.
Bundan sonra Allah seni olur ki onlardan bazılarıyla yüz yüze getirirse 114 ve onlar da [seninle birlikte savaşa] çıkmak için iznini isterlerse, (onlara) de ki: “Bundan böyle benimle asla (sefere) çıkmayacak ve benimle hiçbir düşmana karşı savaşmayacaksınız! Ma-dem, bir kere evde oturup kalmayı yeğlediniz, öyleyse artık oturup kalmaya devam edin, geride kal[mak zorunda ol]anlarla beraber!” 115
Eğer Allah savaştan dönüşte seni onlardan bir toplulukla karşılaştırırsa ve senden savaşa çıkmak için izin isterlerse de ki: – Benimle beraber asla sefere çıkamayacaksınız ve benimle beraber hiçbir düşmanla savaşamayacaksınız. Çünkü siz baştan evlerinizde oturup kalmayı tercih ettiniz. Haydi, artık geri kalanlarla beraber oturun! 9/91, 48/16- 17
Bundan sonra, Allah sana (seferden) dönmeyi nasip eder de onlardan bir grupla karşılaştırırsa, dahası onlar senden savaşa çıkma izni isterlerse, de ki: “Bundan böyle benimle kesinlikle sefere çıkmayacaksınız; ve benimle birlikte asla düşmana karşı savaşmayacaksınız! Madem siz bir kez oturup kalmaya razı oldunuz, bundan sonra da (seferden) geri kalanlarla birlikte oturmayı sürdürün!”[1500]
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 83. Ayet Açıklaması
[1500] “Geri kalanlardan” kastın kimler olduğu tartışılmıştır. Geleneksel yoruma göre, Fetih ile birlikte bir de bu sûrede (iki kez) kullanılan bu kelimeyle kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve sakatlar gibi savaşa katılamayan kesimler kastedilmiştir. Ama kelimenin “dura dura bozuldu, kokuştu” (Lisân) anlamı göz önüne alınınca, “geri kalanlardan” muradın “kasıtlı olarak savaştan kaçanlar” olduğu anlaşılır. Bizce, “oturanlar” anlamına gelen kaidin savaştan muaf tutulan birinci kesime, “geri kalanlar” anlamına gelen hâlifin ve türevleri ise savaştan kaçan ikinci kesime delâlet etmektedir. Kur’an İkiyüzlüler için ısrarla hâlifin kelimesini kullanırken (Bkz: Âyet 83, 87), onların kendileri için kâidîn kelimesini kullanmaları da (Bkz: 86. âyet) buna delâlet etmektedir. “Geri kalan” ifadesi, söz konusu anlam farkını “geride kalan” ifadesinden daha iyi yansıttığı için tercih ettik.
Ömer Nasuhi Bilmen
Eğer Allah Teâlâ seni onlardan bir tâifenin yanına döndürür de başka bir cihada çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: «Artık siz benimle beraber çıkmayınız ve benim maiyetimde olarak savaşta bulunmayınız. Çünkü, siz ilk defada oturmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlar ile beraber oturunuz.»
Eğer Allah seni bu seferden (Tebük'ten) döndürür de, sen onlardan bir toplulukla karşılaşırsan ve onlar başka bir gazaya çıkmak için senden izin isterlerse onlara de ki: “Benimle beraber asla sefere çıkmayacaksınız, asla benim maiyetimde düşmanla savaşmayacaksınız. Mademki önce oturup seferden geri kaldınız, haydi şimdi de geri kalanlarla birlikte oturun! ”
Eğer Allah, seni onlardan bir topluluğun yanına döndürür de (onlar savaşa) çıkmak için senden izin isterlerse "Asla benimle çıkmayacaksınız, benimle beraber düşmanla savaşmayacaksınız. Siz ilk önce oturmağa razı olmuştunuz. Öyle ise geri kalanlarla beraber oturun!"de.
Allah, seni onların bir kesimi ile karşılaştırır da seninle birlikte savaşa çıkmak için izin isterlerse de ki “Artık siz benimle hiçbir zaman savaşa çıkamayacaksınız ve benimle birlikte hiçbir düşmanla vuruşamayacaksınız. Baştan savaşa çıkmayıp oturmayı tercih eden sizdiniz. Öyleyse varın, muhaliflerle birlikte oturmaya devam edin.”
Allah seni geri döndürüp, onlardan bir toplulukla karşılaştırdığı zaman, senden savaşa çıkmak için izin isterlerse de ki:-Benimle asla çıkamayacaksınız. Benim yanımda hiç bir düşmanla savaşamayacaksınız. Çünkü siz baştan oturup kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun!
Eğer Allah onlardan bir topluluğun yanına dönmeni nasip eder de onlar bir dahaki sefere seninle çıkmak için izin isteyecek olurlarsa, sen de ki: Bir daha asla benimle sefere çıkmayacak ve benim yanımda düşmana karşı savaşmayacaksınız. İlk defasında evinizde oturmayı tercih etmiştiniz; şimdi de geride kalanlarla birlikte oturun.
Bundan böyle Allah, seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de savaşa çıkmak için senden izin isterlerse şöyle söyle: "Benimle birlikte asla çıkmayacaksınız, benimle birlikte herhangi bir düşmanla savaşmayacaksınız. İlk defasında oturup kalmayı yeğlemiştiniz. O halde geri kalanlarla birlikte oturadurun."
pes eger döndüre seni Tañrı bir bölüġe anlardan pes destūr dileyeler saña çıķmaķ içün eyit “hergiz çıķmayasız benüm-ile hemįşe, daħı hergiz çalışmayasız benüm-ile bile düşmān-ıla bayıķ siz ħoşnūd olduñuz oturmaġa ilk gez pes oturuñ girü ķalıcılar ile”
Pes eger dönderse seni Tañrı Ta‘ālā bir ṭāyifeye anlardan, senden destūrdileseler ġazālıġa çıḳmaġa, eyit: Çıḳmañuz benümle hergiz, daḫıbaña yardım idüp ṣavaşmañuz düşmanla. Siz rāżī olduñuz oturmaġa evvelde. Pes oturuñuz ‘avratlar, oġlanlar bile.