

Allah'ın bağışlama ve rahmetini vaad ettiği sabır, musibetle ilk karşılaşılan anda gösterilen sabırdır. Ömer'in sözünün bu başlığa uygunluğu da buradan anlaşılmaktadır. Ömer'in sözündeki "birbirine denk" olan şeylerden kasıt "bağışlama ile rahmet'tir. İlave ise doğru yoldur. Ömer r.a. bu sözü ile şunu haber vermiş olmaktadır: Başına bir musibet gelen mu'min, Allah'ın emrine teslim olarak "İnna Lillahi ve İnna ileyhi raciun = biz Allah'tan geldik, sonunda yine O'na döndürüleceğiz" der ise onun için üç hayır yazılır: Allah'ın bağışlaması, rahmeti ve doğru yola iletmesi.
Ayette "Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin" dedikten sonra, "Bu (namazla yardım dilemek), huşu sahiplerinden başkasına zor gelir" buyurulmuş, önce sabır ve namaz zikredildiği halde ikinci bölümde yalnızca namaz zikredilmiştir. Çünkü ayetteki sabırdan kasıt oruçtur. Oruç ise terk türünde bir ibadettir. Ölüye sabretmek de sızlanmayı (sabırsızlanmayı) terk etmektir. Namaz ise sözler ve fiillerden oluşmaktadır.
İşte bundan dolayı namaz huşu sahiplerinden başkasına ağır gelir. Bunun sırlarından biri de şudur: Namaz sabra yardımcı olur. Çünkü namazda yer alan zikir, dua, Allah'a boyun eğme gibi fiillerin tümü; baş olma sevdası, emirlere ve yasaklara uymama gibi kötülüklere zıttır. Buharî bu ayeti konu başlığına koymakla şuna işaret etmektedir: İbn Abbas'a kardeşi Kusem'in ölüm haberi yolculukta iken ulaştı. Bunun üzerine "İnna lillahi ve inna ileyhi raciun" dedi. Yolun kenarına geçti. Devesini çöktürerek iki rek'at namaz kıldı. Namazda uzunca oturdu. Namazını bitirdikten sonra "Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin" ayetini okuyarak kalktı. Taberî bunu tefsirinde hasen bir senetle rivayet etmiştir.
Huzeyfe şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) önemli bir olay (kendisini üzecek bir durumla) karşılaştığında derhal namaza dururdu. Bunu da Ebu Davud hasen bir senetle rivayet etmiştir. Taberî şöyle demiştir: Sabır, nefsi sevdiği şeylerden uzak tutmak, arzularına uygun şeylerden alıkoymaktır. Sızlanıp durmayan kimseye, kendisini tuttuğu için "sabırlı" denilmiştir. Oruç tutan kişi kendini yemek ve içmekten koruduğu için Ramazan'a "sabır ayı" denilmiştir.
باب: قول النبي صلى الله عليه وسلم: (إنا بك لمحزنون). 43. Nebi s.a.v.'in (Ölen Oğlu İçin) Gerçekten Biz Senin Ölümünden Dolayı Üzgünüz' Demesi -وقال ابن عمر رضي الله عنهما، عن النبي صلى الله عليه وسلم: (تدمع العين، ويحزن القلب). İbn Ömer r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şu sözü aktarmıştır: "Göz yaş döker, kalp mahzun olur." حدثنا الحسن بن عبد العزيز: حدثنا يحيى بن حسان: حدثنا قريش، هو ابن حيان، عن ثابت، عن أنس بن مالك رضي الله عنه قال: دخلنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم على أبي سيف القين، وكان ظئرا لإبراهيم عليه السلام، فأخذ رسول الله صلى الله عليه وسلم إبراهيم فقبله وشمه، ثم دخلنا عليه بعد ذلك، وإبراهيم يجود بنفسه، فجعلت عينا رسول الله صلى الله عليه وسلم تذرفان، فقال له عبد الرحمن بن عوف رضي الله عنه: وأنت يا رسول الله؟ فقال: (يا ابن عوف، إنها رحمة). ثم أتبعها بأخرى، فقال صلى الله عليه وسلم: (إن العين تدمع والقلب يحزن، ولا نقول إلا ما يرضي ربنا، وإنا بفراقك يا إبراهيم لمحزنون).رواه موسى، عن سليمان بن المغيرة، عن ثابت، عن أنس رضي الله عنه، عن النبي صلى الله عليه وسلم.
Tîbî şöyle demiştir: Abdurrahman İbn Avf ın sözü şu anlama gelir: "İnsanlar musibet anlamında biraz da hayretini ifade ederek bu sözleri söylemiştir. Gerçekten Nebi s.a.v. sabra teşvik ettiği ve sabırsızlığı yasakladığı halde kendisinin böyle ağlaması Abdurrahman'ı şaşırtmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu (gözyaşı) merhamettendir" diyerek ona cevap verdi. Yani, "Bende gördüğün bu hal sabırsızlıktan değil, çocuğumun ölümü sebebiyle kalp yumuşaklığından kaynaklanmaktadır."
Mahmud İbn Lebîd'İn diğer bir rivayetinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İbrahim'in cennette bir süt annesi var" buyurmuştur. İbrahim on sekiz aylık iken vefat etmiştir. İbn Battal ve diğer başka alimler şöyle demiştir: Bu hadis, ölü arkasından mubah olan ağlama ve caiz olan hüznü bildirmektedir kî bu da gözden yaşın akması, Allah'ın hükmüne karşı öfke duymaksızın kalp yumuşaklığıdır.
Hadîsten Çıkan Sonuçlar 1- Kişinin çocuğunu öpmesi ve koklaması caizdir. 2- Çocuğu annesi dışında birinin emzirmesi (süt anne tutmak) caizdir. 3- Küçük hastanın ziyaret edilmesi güzel bir davranıştır. 4- Ölüm halinde olan kişinin yanına gitmek de sünnet gereğidir. 5- Ailesindekilere merhamet göstermek aile reisinin görevidir. 6- Gizlemek evla olsa bile kişinin üzüntüsünü bildirmesi caizdir.
7- Bir kimseye hitap ederek, başka bir kimseyi kasdetmek caizdir. Bunların tümü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oğlu İbrahim'e hitap etmesinden anlaşılmaktadır. İbrahim küçük olması ve can çekişmesi sebebiyle konuşmayı anlayabilecek durumda değildi. Nebi s.a.v. bu konuşma ile aslında İbrahim'e bir kapsamına girmediğini göstermek istemiştir. 8- İlk bakışta fiili ile sözü arasında çelişki görülen kimseye, aradaki fark ortaya çıksın diye itiraz etmek caizdir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.