

"Zekatı verilen mal kenz değildir, çünkü hadiste, beş ukiyyeden daha azı için zekat yoktur, buyurulmuştur" başlığı ile ilgili olarak İbn Battal ve başka bazı alimler şöyle demiştir: Buharî bu başlık İçin yukarıdaki hadisi delil getirirken, genel olarak kenzi değil, sahibini cehenneme sürükleyen ve ceza öngörülmüş bulunan özel anlamdaki kenzi kasdetmiştir. Durum böyle olunca, hadis, "Beş ukıyyenin üzeri için zekat vermek gerekir" anlamına gelir. Demek ki zekatı ödenen mal kenz olarak adlandırılamaz ve böyle kimselerin cezalandırılması da gerekmez.
İbn Reşîd de, "Beş ukiyyeden daha azı için zekat vermek gerekmez. Bu, kesinlikle kenz olarak da değerlendirilemez. Allah zekat verenleri övmüştür. Bu şekilde övgüye mazhar olan kimsenin, yine malı sebebiyle yerilmesi düşünülemez" demiştir. Özetlemek gerekirse, zekat verilmesi farz olmayan mal kenz olarak İsimlen-dirilemez. Çünkü bu, mubah ve zekattan affedilmiş bir maldır.
Zekatı verilmiş olan mal da aynı şekildedir. Çünkü bu kimsenin de, zekatını verdiği için mal sahibi olması hoş karşılanmıştır. Dolayısıyla elindeki mala kenz denilemez. Hadisteki, "Bu, zekatı farz kılan ayet inmeden önceydi" şeklindeki ifade, buradaki korkutma ve cezanın, kenz edinen kimselere, yani ihtiyacından daha fazla mal biriktiren kişilere yönelik olarak İslam'ın ilk dönemlerinde öngörüldüğünü göstermektedir. Daha sonra fetihler vuku bulduğu için zekatın farz kılınmasıyla birlikte bu hüküm neshedilmiş ve zekat nisapları belirlenmiştir. Buna göre zekat ayeti, zekatı farz kılmak için değil, zekat nisap ve miktarlarını beyan etmek üzere gelmiştir. Allah (c.c) en iyisini bilir.
İbn Ömer'in, "Uhud dağ* kadar altınım olsa hiç önemsemezdim" sözü Ebu Zerr'in bu konunun sonunda yer vereceğimiz diğer bir sözünü hatırlatmaktadır. İbn Ömer'in sözü ile Ebu Zerr hadisini şöyle uzlaştırabiliriz; Ebu Zerr hadisi, bir kimsenin elinde olan başkasına ait mal ile ilgilidir. Dolayısıyla bunu tutması gerekmez. Ya da kendisine ait olduğu halde o kimse, devlet başkanı gibi iyilik ve İhsanda bulunması arzu edilen bir kimsedir. Dolayısıyla böyle bir kişinin ihtiyaç sahiplerine vermeyip de diğer halkı için mal biriktirmesi gerekmemektedir.
İbn Ömer'in sözü ise, mala sahip olup da bu malın zekatını veren kimse ile ilgilidir. Bu kişi, mal ile Allah'a daha yakın olmayı ve insanlara el açmak durumuna düşmemeyi İstediği için mal sahibi olmayı arzu etmektedir. Ebu Zerr, hadisi mutlak olarak değerlendirmekte ve hiç bir şekilde mal biriktirmeyi doğru bulmamaktadır. İbn Abdilberr'in naklettiğine göre, Ebu Zerr'den, insanın yaşayabileceği miktarın dışında mal biriktirmesinin, (Kur'an'da) yerilmiş olan "kenz" anlamında olduğuna dair birçok söz varid olmuştur. Ona göre ceza öngören ayet de bu konuda indirilmiştir.
Fakat sahabe çoğunluğu ve daha sonraki alimler Ebu Zerr'den farklı içtihat etmişler ve Ayetteki cezanın, zekat vermeyenlerle ilgili olduğunu belirtmişlerdir. Bu konuda tutundukları en sağlam dayanak, bedevi kıssası ile İlgili Talha İbn Ubeydullah ve diğer bazı sahabîlerden nakledilen şu hadistir: Bedevî, "Bunun dışında bana düşen bir vazife var mı?" diye sorduğunda Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), "Hayır, ancak nafile olarak verirsen başka" diye cevap vermiştir.
Görünen o ki İbn Ömer'den r.a. nakledildiği gibi önceleri durum böyleydi. İbn Battal da buna delil olarak, "Sana (iyilik yolunda) neyi harcayacaklarını soruyorlar. De ki: İhtiyaç fazlasını. [Bakara 219] ayetini getirmiştir. Yani yetecek miktarı aşan kisım. Başlangıçta fazla olan kısmın infak edilmesi farz İdi. Sonra bu hüküm neshedilmiştir. Müsned'de belirtildiğine göre Şeddad İbn Evs babasından şöyle nakletmiş-tir. Ebu Zerr, Resulullah'ın (s.a.v.) mal biriktirmeyi sıkı bir şekilde men etttiği hadisini duyduktan sonra kabilesine dönüp gitmiştir. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu konuda ruhsat vermiş, fakat bunu işitmediği için ilk emre tutunmuştur.
Rebeze, Mekke ile Medine arasında bilinen bir yerdir, Hz. Osman'ın halifeliği sırasında Ebu Zerr buraya çekilmiş ve orada vefat etmiştir. Bu hadiste, çekilme sebebine de yer verilmiştir. Ebu Zerr'e inzivaye çekilme sebebini Zeyd İbn Vehb sormuştur. Çünkü o dönemde Hz. Osman karşıtları-, Ebu Zerr'i uzaklaştırdığı için onun aleyhinde konuşuyordu. Ebu Zerr de bunun kendi seçimi sonucu olduğunu onlara açıklıyordu. Hz. Osman, sahip olduğu görüşten dolayı başkasına gelecek bîr mefsedeti önlemek için onun şehirden uzaklaşmasını emretmiş, Ebu Zerr de Rebeze'yi seçmiştir. Ebu Zerr, Hz.
Nebi zamanında da Rebeze'ye giderdi. İbn Sa'd'ın "Tabakat adlı eserinde belirtildiğine göre, Kufe'li bir grup insan Ebu Zerr'e Rebeze'de, "Bu adam (Osman) sana yapacağını yaptı, ne dersin onu öldürelim mi?" diye sormuşlar, o da, "Hayır, Osman, benim doğu illerinden batı illerine gitmemi bile emretse ona itaat ederim" demiştir. "İstersen biraz uzlete çekil" sözü Taberî'de şu şekildedir: Hz. Osman ona, "Yakın bir yere çekil" demiş, Ebu Zerr de, "Allah'a yemin ederim ki görüşümden asla dönmeyeceğim" diye cevap vermiştir.
"Habeşli" sözü, Verka'm rivayetinde "Habeşli bir köle" şeklinde zikredilmiştir. Ahmed İbn Hanbel ve Ebu Ya'la'nm nakline göre Hz. Nebi ona, "Mescid-i Nebevî'den çıkartılırsan ne yaparsın?" diye sormuş o da, "Suriye'ye giderim" demiştir. Peygamberimiz, "Oradan da çikarülırsan ne yaparsın?" diye sorunca Ebu Zerr, "Kılıcımı çekerim" demiştir. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) "Sana bundan daha hayırlı ve daha doğru bir yöntem göstereceğim. Onları dinlersin, itaat edersin, sevkettikleri yere de gidersin" buyurmuştur.
Doğrusu Ebu Zerr, kendisi için mal toplayıp Allah yolunda harcamayan sultanlara karşı çıkmıştır. Nevevî bu görüşün yanlış olduğunu söyler. Çünkü onun zamanındaki yöneticiler, Ebu Bekir, Ömer ve Osman gibi şahsiyetlerdir ki bunlar asla hıyanette bulunmamıştır. Fakat buna şu şekilde cevap verebiliriz: O dönemde böyle davranan kimseler bulunmasa bile ileride bu şekilde hareket edecek kişiler kasdedilmiştir.
Hadislerden Çıkarılacak Diğer Sonuçlar 1. Kafirler, İslam'ın şer'i hükümleri ile mükelleftir. Çünkü Ebu Zerr ve Muaviye, söz konusu ayetin ehl-i kitap hakkında indiği konusunda hem fikirdir. 2. Devlet başkanlarının alimlere olan güzel davranışı burada tezahür etmektedir. Çünkü ona karşı çıkma yoluna gitmemiş, kendisinden yöneticilik bakımından daha üstte bulunan bir kimseye mektup yazmayı tercih etmiştir. Hz. Osman da, ondan farklı düşünse bile Ebu Zerr'e kızmamıştır.
3. Bu hadiste, devlet başkanına karşı gelmeme ve ayaklanmama yönünde bir uyarı, itaat noktasında da bir teşvik bulunmaktadır. Mefsedete yol açma endişesinden dolayı faziletli kimselerin, daha az faziletli de olsa halifeye itaat etmesi emredilmiştir. 4. Farklı içtihatlarda bulunmak caizdir. 5. Yaşanılan bölgenin değiştirilmesine sebep olsa bile emr-i bil ma'ruftan ayrılmamak gerekir.
6. Kötülüğün önlenmesi, maslahat getiren şeye göre daha önceliklidir. Ebu Zerr'in Medine'de kalmasında, ilmini öğretmesi bakımından büyük bir maslahat bulunmakla birlikte Hz. Osman, söz konusu meselede Ebu Zerr'in görüşünün benimsenmesinin ortaya çıkarabileceği mefsedeti önlemeyi tercih etmiş, ondan, görüşünden dönmesini istememiştir. Çünkü onların her biri birer müctehid idi. .
Hadisteki, "Onun kim olduğunu bilmiyordum" ifadesi konusunda Müslim, Ahnef yoluyla Huleyd el-Asrî'den şöyle bir ilave zikretmiştir. Ahnef, "Bu kim?" diye sordu. Etraftakiler onun Ebu Zerr olduğunu söylediler. Ahnef şöyle dedi: Ona doğru yöneldim ve "Senden neler işitiyorum, neler diyorsun?" diye sordum. Ebu Zerr de, "Ben sadece Peygamber'den sallallahu aleyhi ve sellem işittiklerimi söyledim" dedi.
KİTABU’Z-ZEKAT EK SAYFA – 692-2 باب: إنفاق المال في حقه. 5. MAL’I HAK YOLDA HARCAMAK حدثنا محمد بن المثنى: حدثنا يحيى، عن إسماعيل قال: حدثني قيس، عن ابن مسعود رضي الله عنه قال : سمعت النبي صلى الله عليه وسلم يقول: (لا حسد إلا في اثنتين: رجل آتاه الله مالا، فسلطه على هلكته في الحق، ورجل آتاه الله حكمة، فهو يقضي بها ويعلمها). Buharî burada konu başlığı ile uyumlu, malı yerinde harcamayı teşvik eden hadis zikretmiştir. Bu da, mal biriktirmeyle ilgili cezanın, zekat vermeyen lere yönelik olduğuna dair en güçlü delillerden biridir. "Uhud dağı kadar altın hadisi ise daha efdal olanı gösterir. Çünkü her ne kadar mal toplamak mübah olsa bile kişi bundan sorumludur. Malı biriktirmemek daha güvenli bir yoIdur. Malın hesabını vermek tehlikeli ve risklidir.
Mal edinip doğru yerlerde harcamayı teşvik eden rivayetler, helalinden kazanma ve hesabını verme konusunda güvenilir kişilerle ilgilidir. Çünkü infak ettiği zaman bunun sevabını kazanmaktadır. Hiç bir malı olmayanlar ise bu sevabı elde edemezler. Nitekim bir hadiste, "Zenginler sevapları aldı götürdü" ifadesi geçmektedir. Zeyn İbnü'l-Müneyyir şöyle demiştir: Bu hadis, malın tamamının hayır ve güzellik yolunda harcanmasının caiz olduğunu gösterir. Fakat bu, mirasçıların mahrum bırakılması gibi İslam'da yasaklanan durumlara yol açmayacak şekilde olmalıdır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.