

İmam Buharî bu başlık altında eşlerin çıplak olarak birbirlerine sarılmaları konusunu ele almaktadır. Zaten "mübaşeret" çıplak olarak tenin tene değmesi-dir. Bu kelime cinsel ilişki anlamında da kullanılmaktadır. Fakat burada kelimenin cinsel ilişki anlamı kasdedilmemiştir. İmam Buharî'nin Hz. Aişe'den munkatı' olarak naklettiği "oruçlunun eşiyle cinsel ilişkide bulunması yasaktır" sözünü İmam Tahavî, Ebu Mürra (Akîl'in kölesi) - Hakîm İbn Ikal yoluyla mevsul olarak nakletmiştir. Bu rivayete göre Hakim, Hz. Aişe'ye oruçlu iken eşinin neresinin kendisine haram olduğunu sormuş o da: "Cinsel organı!" diye cevap vermiştir. Bu rivayetin Hakîm'e kadar olan isnadı sahihtir. Abdurrezzak'ın sahih bir senedle Mesruk'tan naklettiği rivayet de Ha-kîm'den nakledilen rivayetin anlamını desteklemektedir: Mesruk, Hz. Aişe'ye oruçlu olan bir kimsenin eşiyle ne tür ilişkilerinin helal olduğunu sormuş, o da: "Cinsel ilişki dışında her şey helaldir" diye cevap vermiştir.
Hz. Nebi'in (s.a.v) oruçlu iken eşini öpmesi ve çıplak olarak sarılması konusundan kaynaklanan bazı görüş ayrılıkları vardır. Bazıları oruçlunun eşini öpmesini ve çıplak olarak ona sarılmasını herhangi bir ayırım yapmaksızın mutlak olarak mekruh görmüşlerdir. Malikîlerde meşhur olan görüş budur. İbn Ebi Şeybe'nin sahih bir senedle naklettiğine göre Abdullah İbn Ömer oruçlunun eşini öpmesini ve ona çıplak olarak sarılmasını mekruh görmüştür.
İbnü'l-Münzir ve başka bir bilginin naklettiğine göre bazıları " Artık bundan böyle onlara yaklaşın" ayetini esas alarak bunların haram olduğunu söylemişlerdir. Zira bu ayet oruçlunun gündüz eşine mübaşeretini yasaklamaktadır. Ancak bu görüşe şu şekilde cevap vermek mümkündür: "Resulullah (s.a.v), Allah Teala'nın vahyettiği Kur'an ayetlerini açıklayan mercidir. Hz. Nebi (s.a.v) bir kimsenin oruçlu İken çıplak olarak eşine sarılmasını mubah saydığına göre bu ayette "mübaşeret" ile kasdedilen cinsel ilişkidir. Cinsel ilişkiye varmayan öpme, sarılma ve sevişme bu ayette kasdedilmemiştir. Herşeyİn en doğrusunu sadece Allah bilir."
Oruçlu bir kimsenin sarılarak, öperek veya bakarak boşalması ya da cimel organından mezi gelmesi konusunda alimler farklı yorumlar yapmışlardır. Kufeli alimler ve Şafiîler bakma dışındaki öpme, sarılma ve sevişme dolayısıyla boşalma hallerinde orucun kaza edileceği, buna karşılık ne sebeple olursa olsun mezi gelmesi durumunda kaza gerekmediği görüşündedirler.
İmam Malik ve İshak'a göre ise bunların tamamında hem kaza hem de keffaret, mezi gelmesi halinde ise sadece kaza gerekir. İmam Malik bu görüşünün gerekçesini açıklarken boşalma durumunun, cinsel ilişki sonucunda alınan zevkin doruk noktası olduğunu ve dolayısıyla cinsel ilişki ile aynı kategoride değerlendirilmesi gerektiğini düşünmüştür. Fakat bu açıklamaya şöyle karşılık verilmiştir: "Oruç keffaretinin gerekmesi için cinsel ilişkide bulunmak gerekir. Hatta boşalma olmasa bile cinsel ilişki olursa keffaret gerekecektir.
Dolayısıyla boşalma durumu ile cinsel ilişki birbirinden farklı iki konudur." İbn Kudame'nin: "Oruçlu bir kimse öpme sonucunda boşalsa artık orucunu bozmuş olur; bu konuda herhangi bir görüş ayrılığı yoktur" şeklindeki sözü tartışmaya açıktır. Nitekim İbn Hazm boşalma olsa bile öpme durumunda orucun bozulmayacağına dair görüşler nakletmiş ve kendisi de bu görüşü konuyu ayrıntılı bir şekilde ele alacağım.
(-aşağıda-) باب: القبلة للصائم. 24- Oruçlunun Eşini Öpmesi حدثنا محمد بن المثنى: حدثنا يحيى، عن هشام قال: أخبرني أبي، عن عائشة، عن النبي صلى الله عليه وسلم (ح). وحدثنا عبد الله ابن مسلمة، عن مالك، عن هشام، عن أبيه، عن عائشة رضي الله عنها قالت: إن كان رسول الله صلى الله عليه وسلم ليقبل بعض أزواجه وهو صائم، ثم ضحكت. İmam Buharî bu başlık altında oruçlu iken öpmenin hükmünü ele almaktadır. Said İbn Mansur bu rivayeti Yakub İbn Abdurrahman - Hişam senediyle farklı bir lafızla nakletmiştir: "Hz. Aişe: 'Resulullah (s.a.v), oruçlu iken eşlerinden birini öpmüştü' dedi ve ardından güldü." Urve şöyle demiştir: "Öpmenin, hayırla sonuçlandığını görmedim." İmam Malik, söz konusu rivayeti naklettikten sonra Urve'den nakledilen sözün aynısını Hişam'dan nakletmiş fakat rivayette; "... ve ardından güldü" İfadesini zikretmemiştir.
Hz. Aişe'nin bu rivayeti naklettikten sonra niçin güldüğü konusunda farklı açıklamalar yapılmıştır: 1- Kişinin, oruçlu iken eşini öpebileceğini kabul etmeyenleri yadırgadığı için şaşkınlık duyarak gülmüştür. 2- Kendisiyle ilgili çok özel bir konuyu, dile getirildiği zaman kadınların utanacağı bir meseleyi erkeklere anlattığı için kendi kendisine şaşırarak gülmüştür. Ancak burada ilmi / dînî bir meseleyi insanlara aktarma zorunluluğu söz konusu olduğu için kendisiyle ilgili bu durumu anlatmak zorunda kalmıştır.
3- Kendisiyle ilgili bir konuyu insanlara anlattığı için utanarak gülmüştür. 4- Resulullah'ın (s.a.v) öptüğü eşinin kendisi olduğunu göstermek maksadıyla gülmüştür. Böylece muhatapları nakledilen rivayet konusunda ona daha fazla güvenecektir. 5- Hz. Nebi'in (s.a.v), kendisine duyduğu ilgiyi ve sevgiyi hatırlayarak duyduğu sevinç ve neşeden dolayı gülmüştür.
Mazirî şöyle demiştir; "Bu konuda öpen kişinin durumunu göz önünde bulundurmak gerekir; Eğer öpme kişinin boşalmasına yol açıyorsa onun öpmesi haramdır. Çünkü boşalma, oruç tutmaya engel teşkil eder. Bu bakımdan boşalmaya yol açan hususlar da boşalma gibi değerlendirilir. Eğer kişinin cinsel organından öpme dolayısıyla mezi geliyorsa, mezi gelmesi durumunda orucun kaza edileceği görüşünü savunanlara göre öpmek söz konusu kişi için haram olur. Fakat mezi yüzünden kaza gerekmeyeceğini söyleyenlere göre İse mekruhtur.
Buna karşılık öpme dolayısıyla kişide boşalma veya mezi gelmesi gibi herhangi bir hareketlenme olmuyorsa öpmekte bir sakınca olmaz. Yalnız sedd-i zerîa prensibi açısından bunu yasaklamak mümkün olabilir." Bu konuyla ilgili en can alıcı rivayet, Hz. Nebi'in (s.a.v) kişinin oruçlu iken eşini öpüp öpemeyeceği konusunu soran birisine: "Oruçlu iken ağzını suyla çafkalasa bir şey olur mu?" diye cevap vermesidir. Burada gerçekten eşsiz bir anlam vardır; Aslında ağzı suyla çalkalamak su içmeden önceki eylemdir ve bu açıdan su içmeye açılan bir kapı gibidir. Buna rağmen ağzı çalkalamak orucu bozmamaktadır. Öpmek de cinsel ilişki öncesi bir eylemdir ve cinsel ilişkiye götüren bir aşamadır. İşte nasıl ağzı çalkalamak gibi su içme öncesi bir eylem orucu bozmazsa, cinsel İlişkiye varmayan cinsel ilişki öncesi eylemler de orucu bozmaz. Su içmek ve cinsel ilişkiye girmek ise bilindiği gibi orucu zaten bozar.
KİTABU’S SEWM EK SAYFA – 916-2 باب: اغتسال الصائم. 25- Oruçlunun Banyo Yapması -وبل ابن عمر رضي الله عنهما ثوبا فألقاه عليه وهو صائم. ودخل الشعبي الحمام وهو صائم. وقال ابن عباس: لا بأس أن يتطعم القدر أو الشيء. وقال الحسن: لا بأس بالمضمضة والتبرد للصائم. وقال ابن مسعود: إذا كان صوم أحدكم فليصبح دهينا مترجلا. وقال أنس: إن لي أبزن أتقحم فيه وأنا صائم، ويذكر عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه استاك وهو صائم. وقال ابن عمر: يستاك أول النهار وآخره، ولا يبلع ريقه.
وقال عطاء: إن ازدرد ريقه لا أقول يفطر. وقال ابن سيرين: لا بأس بالسواك الرطب، قيل: له طعم، قال: والماء له طعم، وأنت تمضمض به. ولم ير أنس والحسن وإبراهيم بالكحل للصائم بأسا. Abdullah İbn Ömer oruçlu İken elbisesini ıslatır ve üzerine alırdı. Şa'bî oruçlu iken hamama girmiştir. Ibn Abbas: "Oruçlunun pişmekte olan yemeğin veya herhangi bir şeyin tadına bakmasında sakınca yoktur" demiştir. Hasan-i Basrî şöyle demiştir: "Oruçlunun ağzını suyla çalkalamasında ve üzerine su döküp serinlemesinde bir sakınca yoktur." Abdullah Ibn Mes'ud: "Oruç tutacak olursanız başınızı yağlayın ve tarayın!" demiştir. Enes Ibn Malik'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Benim bir havuzum var ve oruçlu iken bu havuza girerim." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oruçlu iken dişlerini misvakla temizlediği nakledilmiştir. Ibn Ömer şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem günün başında ve sonunda dişlerini misvakla temizler fakat tükürüğünü yutmazdı." Ata: "Oruçlu dişlerini misvakladıktan sonra tükürüğünü yutsa orucunun bozulduğunu söylemem" demiştir. İbn Sîrin: "Oruçlu iken yaş misvak kullanmakta bir sakınca yoktur" deyince orada bulunanlardan biri: "Fakat onun bir tadı var!" diye karşılık verdi. Bunun üzerine İbn Sîrin ona: "Suyun da tadı var! Fakat sen suyla ağzını çalkalıyorsun!"
diye mukabelede bulundu. Enes İbn Malik, Hasan-i Basrî ve İbrahim en-Nehaî oruçlunun sürme sürebileceğini söylemişlerdir. حدثنا أحمد بن صالح: حدثنا ابن وهب: حدثنا يونس، عن ابن شهاب، عن عروة وأبي بكر: قالت عائشة رضي الله عنها: كان النبي صلى الله عليه وسلم يدركه الفجر في رمضان من غير حلم، فيغتسل ويصوم. İmam Buharî bu başlık altında oruçlu iken banyo yapmanın / boy abdesti almanın caiz olduğunu açıklamaktadır. Zeynüddin İbnü'l-Müneyyir: "İmam Buharî başlıkta banyo yapmak ifadesini herhangi bir şekilde kayıtlamadan mutlak olarak kullanmıştır.
Dolayısıyla bu ifade sünnet, vacip ve mubah olan tüm yıkanma türlerini kapsamına almaktadır" diyerek başlıkla ilgili görüşünü açıklamıştır. Enes İbn Malik'in sözünde geçen [ve havuz diye çevirisi yapılan] ... Ebzen kelimesi aslında Farsça'dır ve havuz şeklinde yapılan taş tekne (kurna) anlamına gelir. Anlaşıldığı kadarıyla Enes İbn Malik sıcak günlerde serinlemek maksadıyla bu tekneyi suyla doldurup içine girerdi.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.