

Hür bir kişinin satılması ile ilgili söylenenler, "bir kimsenin hür olduğunu bile bile satan kimse" hakkındadır. Hür ifadesinden ilk akla gelen anlam, adem oğullarından hür olan kimselerdir. Bundan daha genel bir anlam kastedilmiş olması da muhtemeldir ki bu durumda vakfedilmiş olan şeyler de bu hükmün kapsamına girer. İbnü't-Tin şöyle demiştir: "Allah bütün zalimlerin hasmıdır. Ne var ki bu konuda daha şiddetli olduğu için bunları açık açık saymıştır. Hasım ifadesi, mutlak olarak, bir, iki ve daha fazla kimse için kullanılabilir. Hattabi şöyle demiştir: "Hür bir kimse iki şekilde (haksızlık edilerek) köle edinilir: Birincisi, köleyi azat ettikten sonra bunu gizlemek ya da inkar etmek şeklindedir.
İkincisi, köleyi azat ettikten sonra onu, zorla kendi hizmetinde çalıştırmak suretiyle olur. Birincisi daha kötü bir uygulamadır." Yukarıdaki hadis çok ağır bir hüküm taşımaktadır. Çünkü hür bir kimseyi satmak, hem azat etmeyi gizleme hem inkar anlamı taşıdığı gibi, buna ilaveten o kimse, satılıp parası yenilmektedir. Bundan dolayı hür bir kişiyi satana öngörülen ceza (vaid) daha şiddetli olmaktadır. Çünkü böyle yapan, hür olan kişiyi, Allah'ın ona mubah kıldığı tasarruflardan alıkoymakta ve Allah'ın kurtarmış - özgürlüğüne kavuşturmuş olduğu kimseyi zillet içinde kalmaya mecbur tutmaktadır.
İbnü'l-Münzir şöyle demiştir: Alimler, hür bir kimseyi satanın elinin kesilmeyeceği konusunda görüş birliğine varmışlardır. Yani bu hüküm, bir kimsenin koruması (hırz) altında bulunan başka bir kişiyi çalmamışsa hüküm böyledir. Fakat Ali r.a.'den rivayet edilen bir görüşe göre, hür kimseyi satanın eli kesilir. Bir işçi tutup da ücretini vermeyen ile hür kimseyi satıp bedelini yiyen kimse aynıdır. Çünkü o, işçiden, ücret ödemeden istifade etmekle, onu köleleştirip parasını yemiş olmaktadır.
KİTABU’L BUYU’ EK SAYFA – 1020-2 107. RESULULLAH'IN- YAHUDİLERE ARAZİLERİNİ SATMA EMRI Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Yahudileri Medine'den sürüp çıkardığı zaman, onlara, arazilerini ve gübrelerini satmalarını emretmiştir. Bu konuda, el-Makburi'nin Ebu Hureyre'den naklettiği rivayet bulunmaktadır. باب: بيع العبيد والحيوان بالحيوان نسيئة. 108. KÖLE KARŞILIĞINDA KÖLEYİ, HAYVAN KARŞILIĞINDA HAYVANI VADELİ OLARAK SATMAK واشترى ابن عمر راحلة بأربعة أبعرة مضمونة عليه، يوفيها صاحبها بالربذة.---وقال ابن عباس: قد يكون البعير خيرا من البعيرين.---واشترى رافع بن خديج بعيرا ببعيرين فأعطاه أحدهما، وقال: آتيك بالآخر غدا رهوا إن شاء الله.---وقال ابن المسيب: لا ربا في الحيوان: البعير بالبعيرين والشاة بالشاتين إلى أجل.---وقال ابن سيرين: لا بأس بعير ببعيرين نسيئة.
İbn Ömer r.a. bir binek deveyi, Rebeze'de teslim edeceği dört deve karşılığında tazmin yükümlülüğünü de üzerine alarak satın aldı. İbn Abbas r.a. "Bazen bir deve iki deve'den daha hayırlı olur."demiştir. Rafi' İbn Hadic iki deve karşılığında bir deve satın almıştı. Develerden birini hemen teslim etti ve "Diğerini inşaallah yarın geciktirmeden getireceğim" dedi.
İbnü'l-Müseyyib, "Hayvanlarda riba gerçekleşmez. İki deve karşılığında bir deve; iki koyun karşılığında bir koyun vadeli olarak satılabilir" demiştir. İbn Slrin, "iki deve karşılığında bir deveyi, bir dirhem karşılığında bir dirhemi vadeli olarak (satmakta) bir sakınca yoktur" demiştir. حدثنا سليمان ن حرب: حدثنا حماد بن زيد، عن ثابت، عن أنس رضي الله عنه قال: كان في السبي صفية، فصارت إلى دحية الكلبي، ثم صارت إلى النبي صلى الله عليه وسلم.
İbn Battal şöyle demiştir: "Kölenin köle karşılığında, hayvanın da hayvan karşılığında vadeli olarak satılması konusunda ihtilaf edilmiştir: Alimler çoğunluğu caiz olduğu görüşündedir. Fakat Malik, cinslerin değişik olmasını şart koşmuştur. Kufeli alimler ve Ahmed, bu tür satışın, Sünen'de nakledilen ve ravileri güvenilir (sika) olan Semüre hadisinden dolayı mutlak olarak yasak olduğu görüşündedir.
Alimler çoğunluğunun delili, Abdullah İbn Amr'ın rivayet ettiği şu hadistir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, bir ordu hazırlamasını emretmişti. O da, Hz. Nebi'in emri gereği, iki deve karşılığında bir deve satın aldı." Bu hadisi, Darakutni ve diğer bazı alimler rivayet etmiştir ki senedi sağlam bir hadistir. Buhari’nin buradaki delili Safiyye kıssasıdır.
Diğer yandan, sahabe görüşleriy!e de hükmünü desteklemeye çalışmıştır. Safiyye validemizle ilgili rivayet, Hayber gazvesi bölümünde inşaallah geniş bir şekilde ele alınacaktır. باب: بيع الرقيق. 109. KÖLE SATIMI حدثنا أبو اليمان: أخبرنا شعيب، عن الزهري قال: أخبرني ابن محيريز: أن أبا سعيد الخدري رضي الله عنه أخبره: أنه بينما هو جالس عند النبي صلى الله عليه وسلم قال: يا رسول الله، إنا نصيب سبيا، فنحب الأثمان، فكيف ترى في العزل؟ فقال: (أو إنكم تفعلون ذلك؟ لا عليكم أن لا تفعلوا ذلكم، فإنها ليست نسمة كتب الله أن تخرج إلا هي خارجة).
Hadisin, konu başlığı ile ilgisi açıktır. Bu konuda geniş açıklama inşaallah mikah" bölümünde gelecektir. باب: بيع المدبر. 110. MÜDEBBER KÖLENİN SATIMI حدثنا ابن نمير: حدثنا وكيع: حدثنا إسماعيل، عن سلمة بن كهيل، عن عطاء، عن جابر رضي الله عنه قال: باع النبي صلى الله عليه وسلم المدبر. حدثنا قتيبة: حدثنا سفيان، عن عمرو: سمع جابر بن عبد الله رضي الله عنهما يقول: باعه رسول الله صلى الله عليه وسلم.
Müdebber, efendisinin, ölümüyle hür olacağı daha önceden bizzat sahibi tarafından bildirilen köledir. Kurtubi ve diğer bazı alimler şöyle demiştir: "Müdebber kılma (tedbir) anlaşmasının meşru olduğunda bütün alimler ittifak etmiştir. Yine bu anlaşmanın, efendinin sadece malının üçte birine tekabül eden kısmı için geçerli sayılacağında da görüş birliği vardır. Fakat Leys ve Züfer, tamamının mirastan karşılanacağı görüşündedir.
Alimler, müdebber kılma anlaşmasının caiz mi yoksa bağlayıcı bir anlaşma mı olduğu konusunda görüş ayrılığı içindedir. Bağlayıcı olduğu görüşünü savunanlar, müdebber kölede, efendinin, azat etme dışında hiçbir tasarrufta bulunamayacağı görüşündedir. Caiz olduğunu savunanlar ise, efendinin köle de tasarruf etmesini caiz görür. Birinci görüş, Malik, Evzai ve Kufeli alimlere aittir. İkinci görüş ise, Şafii ve ehl-i hadis’e aittir. Delilleri yukarıda zikredilen hadistir.
باب: هل يسافر بالجارية قبل أن يستبرئها. 111. KİŞİ, SATIN ALDlĞI CARİYE İLE HENÜZ GEBE OLMADIĞI ANLAŞILMADAN ÖNCE YOLCULUĞA ÇiKABİLİR Mİ? ولم ير الحسن بأسا أن يقبلها أو يباشرها.---وقال ابن عمر رضي الله عنهما: إذا وهبت الوليدة التي توطأ، أو بيعت، أو عتقت فليستبرأ رحمها بحيضة، ولا تستبرأ العذراء.---وقال عطاء: لا بأس أن يصيب من جاريته الحامل ما دون الفرج، وقال الله تعالى: {إلا على أزواجهم أو ما ملكت أيمانهم}. /: المؤمنون: 6/.
Hasan, böyle kimsenin, cariyeyi öpmesinde ve cinsel ilişkide bulunmasında bir beis görmemiştir. İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Kendisi ile cinsel ilişkide bulunulmuş olan bir cariye hibe edildiği, satıldığı veya azad edildiği zaman bir adet dönemi kadar hamile olup olmadığı anlaşılsın diye beklenir. Bakire olanların böyle yapması gerekmez. Ata şöyle demiştir: Başkasından hamile olan cariyesinden tam cinsel ilişki olmaksızın (yaklaşmak dışında) istifade edebilir. Allah Teala, "Ancak hanımları ve sahip oldukları cariyeler hariç" (Mu'minun, 6). buyurmuştur.
حدثنا عبد الغفار بن داود: حدثنا يعقوب بن عبد الرحمن، عن عمرو بن أبي عمرو، عن أنس بن مالك رضي الله عنه قال: قدم النبي صلى الله عليه وسلم خيبر، فلما فتح الله عليه الحصن، ذكر له جمال صفية بنت حيي بن أخطب، وقد قتل زوجها وكانت عروسا فاصطفاها رسول الله صلى الله عليه وسلم لنفسه، فخرج بها حتى بلغنا سد الروحاء حلت، فبنى بها، ثم صنع حيسا في نطع صغير، ثم قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (آذن من حولك). فكانت تلك وليمة رسول الله صلى الله عليه وسلم على صفية. ثم خرجنا إلى المدينة، قال: فرأيت رسول الله صلى الله عليه وسلم يحوي لها وراءه بعباءة، ثم يجلس عند بعيره فيضع ركبته، فتضع صفية رجلها على ركبته حتى تركب.
Yolculuğun zikredilmesi, çoğunlukla seferde iken cariye ile cinsel ilişkide bulunulması ihtimalinin yüksek olmasından dolayı bu başlık konulmuştur. İbn Ömer r.a.'in: Cinsel ilişkide bulunulan cariye hibe edilir, satılır veya azad edilirse bir hayız müddeti beklemesi gerekir. Bekar olanların bir hayız müddeti beklemesini gerekli görmemesi, onun, bakireliği hamile kalmaya ya da cinsel ilişkide bulunulmadığını göstermektedir. Oysa bu, tartışmaya açık bir durumdur. Onun bu anlayışına göre, istibra' (hamile olmadığının anlaşılması için bir hayız müddeti beklemek) bir tür teabbüdilik taşımaktadır.
Bundan dolayı menapoza girmiş (aise) kadının da hamile olmadığının anlaşılması için beklemesi gerekir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.