

Darekutnı Hz. Ali'den r.a. şu hadisi nakletmiştir: "Resulullah s.a.v.'e bir cenaze getirildiği zaman onun ameli hakkında değil, borcu hakkında soru sorardı. Eğer "borcu var" denilirse, namaz kıldırmaktan kaçınır, "yok" denilirse kıldırırdı. Bir cenaze daha getirildi. Namaz için tekbir almak üzere ayağa kalktığı zaman, cenazenin borcu olup olmadığını sordu. "İki dinar borcu var" dediler. Hz. Nebi (s.a.v.) bunun üzerine namazı kıldırmaktan vazgeçti. Ali r.a. "Ey Allah'ın Resulü 'Borcunu ben üstleniyorum, o, artık borçtan beridir" dedi. Bu sözden sonra Resulullah s.a.v. onun namazını kıldı ve Ali'ye r.a., "Allah amelinin mükafaatını versin ve rehnini (borçlu olduğun kimsede bulunan rehinini) kurtarsın" buyurdu.
İbn Battal şöyle der: Alimlerin çoğunluğuna göre, böyle bir kefalet caizdir ve bu kefaletten dolayı, ölenin malına rücu edilemez. Malik'e göre, "ancak rücu etmek üzere tekeffül ediyorum" derse, rücu edebilir. Eğer ölenin malı yok ise, kefil olan da bunu biliyorsa bu durumda rücu edemez. Ebu Hanife’ye göre, eğer ölen kişinin, borcunu ödeyecek kadar malı varsa, bıraktığı mal kadar kefilolmak caizdir. Ölen kimsenin, borcunu ödeyecek kadar malı kalmamış ise, kefalet sahih olmaz.
Yukarıdaki hadis, alimlerin çoğunluğu lehine bir delildir. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar Hadis, borçlu olmanın zor bir durum olduğuna, zaruret olmadıkça borca girmemek gerektiğine işaret etmektedir. Resulullahlın Sallallahu Aleyhi ve Sellemı borçlunun namazını kılmamasındaki hikmet, dört konu sonra Ebu Hureyre hadisi ele alınırken (2298.hadis) ve cenaze namazı kılmanın vacip olması konusunda inşaallah ele alınacaktır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.