

Zincir musanniften sözün kaynağına doğru okunur; her halka bir sonrakinden aktarır. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir.

el-Kazzaz şöyle demiştir: "Ölü arazi, imar edilmemiş arazilerdir. Araziyi imar etmek, hayat vermeye; imar etmeyip atıl bırakmak ise hayatın kaybolmasına benzetilmiştir. Ölü araziyi ihya, daha önce başka bir kimseye ait olduğu bilinmeyen bir yerin, bir kimse tarafından sulama, ziraatte bulunma, ağaç dikme veya bina yapma suretiyle canlandırılmasıdır. Bu sayede söz konusu yer, ister şehre yakın isterse uzak olsun; devlet başkanı izin vermiş olsun ya da olmasın imar eden kişinin mülkü olur. Alimlerin çoğunluğunun görüşü böyledir.
Ebu Hanife, "Mutlak olarak muhakkak surette devlet başkanının izin vermesi şarttır" demiştir. Malik, sadece şehre yakın olan yerlerde bu hükmün geçerli olacağını belirtmiştir. Yakınlığın ölçüsü, yerleşik bir şekilde yaşayan insanların, mera vb. şeyler için gitme ihtiyacı duyduğu mesafedir. Tahavi, alimlerin çoğunluğunun görüşünü benimsemiş, buna delil oIarak ta, yukarıdaki hadis dışında şöyle bir kıyası delilolarak getirmiştir: Alimler, deniz ve nehir suyu ve bunlardan avlanan kuş vb. hayvanları kim alırsa ister uzak, isterse yakın olsun; devlet başkanı izin vermiş olsun ya da olmasın, onlara malik olacağı görüşünde fikir birliği içindedir. (İşte ölü arazinin ihyası konusu da böyledir.) Rabıa şöyle demiştir: "Haksız imar, zahiri veya batını olabilir: Batını olan haksız imar, bir kimsenin, diğerinin arazisinde kuyu kazması veya arazisinden maden çıkarması şeklinde gerçekleşir. Zahirı olan ise, bina yapmak veya ağaç dikmek şeklinde olur."
Diğer alimler de, "Zalim, başkasının arsasında, hakkı veya bu yönde bir şüphe bulunmadığı halde ağaç diken, ziraatte bulunan, bina yapan veya kuyu kazan kimsedir" demişlerdir. Not: İbn Hibban, Cabir hadisindeki "o kimsenin ücret alma hakkı vardır" sözünü, zimmınin, ölü araziyi ihya yoluyla mülk edinme hakkı olmadığına delil olarak göstermiştir. Bu konudaki diğer bir delili, kafirin ecir (sevap) alamaması hükmüdür.
Bu görüşü Taberı şöyle eleştirir: "Kafir, bir tasaddukta bulunduğu zaman bunun karşılığını dünyada iken görür. Nitekim bu yönde bir hadis bulunmaktadır. Dolayısıyla kafirle ilgili karşılık söz konusu olduğu zaman, bunun, dünyada olduğu düşünülür. Müslümanın ödülü ise daha geneldir, yani hem dünyada hem de ahirette karşılık görür." Bu görüş de muhtemelolmakla birlikte, İbn Hibban'ın görüşü, hadisten ilk anlaşılan anlama daha uygundur. Ecir denilince akla sadece ahirette verilecek olan sevap gelmektedir.
16. BAB حدثنا قتيبة: حدثنا إسماعيل بن جعفر، عن موسى بن عقبة، عن سالم بن عبد الله بن عمر، عن أبيه رضي الله عنه: أن النبي صلى الله عليه وسلم أري وهو في معرسه من ذي الحليفة في بطن الوادي، فقيل له: إنك ببطحاء مباركة. فقال موسى: وقد أناخ بنا سالم بالمناخ الذي كان عبد الله ينيخ به، يتحرى معرس رسول الله صلى الله عليه وسلم، وهو أسفل من المسجد الذي ببطن الوادي، بينه وبين الطريق وسط من ذلك. Konuyla ilgili açıklama "Hacc" bölümünde geniş olarak yapılmıştır. Bkz. Hacc Bölümü, 16. konu, 1534, 1535.