

Bir kişi alacağını bağışlarsa bu bağış geçerli olur. Borçlu bunu teslim almasa ve onun adına biri teslim almasa bile hüküm böyledir. İbn Battal şöyle demiştir: Borçlu borcunun silinmesini kabul ediyorsa, alacaklının onun borcunu silmesinin (ibra) geçerli olduğu konusunda görüş birliği vardır. Ancak kişinin alacağını başka birine bağışlaması konusunda görüş ayrılığı vardır. Hibede teslim almayı şart koşanlar bunu geçerli kabul etmemişlerdir. Şart koşmayanlar ise geçerli kabul etmişlerdir.
Fakat İmam Malik kişinin alacağını hibe ettiği kişiye alacak senedini teslim etmesini ve şahit tutmasını veya alacak senedi yoksa şahit tutmasını ve bunu duyurmasını şart koşmuştur. باب: هبة الواحد للجماعة. 21. BİR KİŞİNİN BİR TOPLULUĞA BAĞIŞTA BULUNMASI وقالت أسماء للقاسم بن محمد وابن أبي عتيق: ورثت عن أختي عائشة بالغابة، وقد أعطاني به معاوية مائة ألف، فهو لكما.
Esma, Kasım b. Muhammed'e ve İbn Ebı Atik'e şöyle demiştir: "Kız kardeşim Aişe'nin ormanı bana miras kalmıştı. Muaviye bu ormana karşılık bana yüz bin (dirhem veya dinar) verdi ve "Bu para sizindir" (dedi)." حدثنا يحيى بن قزعة: حدثنا مالك، عن أبي حازم، عن سهل بن سعد رضي الله عنه: أن النبي صلى الله عليه وسلم أتي بشراب فشرب، وعن يمينه غلام، وعن يساره الأشياخ، فقال للغلام: (إن أذنت لي أعطيت هؤلاء). فقال: ما كنت لأوثر بنصيبي منك يا رسول الله أحدا، فتله في يده).
Bir kişinin bir topluluğa bağışta bulunması, bağışlanan mal şayi' yani çok hisseli olsa bile caiz olur. İbn Battal şöyle demiştir: Buhari'nin bu hadisi zikretmekten amacı, şayi' hisseli malı bağışlamanın caiz olduğunu açıklamaktır. Alimlerin genelinin görüşü budur. Ancak Ebu Hanife bunu kabul etmez. (İbn Battal'ın ifadesi böyledir.) Ancak onun bu ifadesi eleştirilerek şöyle denilmiştir: Ebu Hanife'nin görüşü kayıtsız olarak böyle değildir. Ebu Hanife şayi' hisseli malların bağışlanması konusunda paylaştırılabilir olanlarla paylaştırılamayanları birbirinden ayırmıştır. Bu konuda sözleşme zamanı değil, bağışlanan malı teslim alma zamanı dikkate alınır.
Hz. Aişe vefat edince kız kardeşleri Esma ve Ümmü Gülsüm ile erkek kardeşi Abdurrahman'ın oğulları ona mirasçı oldular. Erkek kardeşi Muhammed'in oğulları ise mirasçı olmadılar. Çünkü Muhammed, Hz. Aişe ile ana-baba bir kardeş değildi. Herhalde Esma, böyle yaparak Kasım'ın gönlünü hoş tutmak istemiş ve bu sebeple Abdullah'ı da onunla birlikte mirasçı kılmıştır.
Çünkü Abdullah, babası hayatta olduğu için mirasçı değildi. Buhari, Sehl b. Said hadisini "su içmeye sağdan başlanacağı" konusunda da zikretmiştir. Bu hadis, Mezalim (Haksızlıklar) bölümünde geçmişti. Bu konu Eşribe (İçecekler) bölümünde ayrıntılı olarak ele alınacaktır. İbn Battal şöyle demiştir: Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gençten, sırasını yaşlılara bağışlamasını istemişti. Gencin sırası (su içme payı) ayrılamayan şayi' hisseli bir paydı. Bu itibarla bu hadis, şayi' hisseli malı bağışlamanın caiz olduğunu gösterir.
Allah daha iyi bilir. باب: الهبة المقبوضة وغير المقبوضة، والمقسومة وغير المقسومة. 22. TESLİM ALINAN VE ALINMAYAN; PAYLAŞTIRILABİLEN VE PAYLAŞTIRILAMAY AN HİBE وقد وهب النبي صلى الله عليه وسلم وأصحابه لهوازن ما غنموا منهم وهو غير مقسوم. Hz. Nebi ve ashabı, elde ettikleri ganimeti, henüz paylaştırılmadan Hevazin halkına. hibe etmişlerdi. وقال ثابت بن محمد: حدثنا مسعر، عن محارب، عن جابر رضي الله عنه: أتيت النبي صلى الله عليه وسلم في المسجد، فقضاني وزادني.
Teslim alınan bağışın hükmü daha önce geçmişti. Teslim alınmayan bağıştan burada kastedilen, gerçek teslim almadır. Gerçek yerini tutan (takdirl/varsayılan) teslim alma ise kesinlikle şarttır. Bununla birlikte bazı alimler "Bağışta gerçek teslim almanın bulunması şarttır, varsayılan teslim alma yeterli değildir. Alışverişte ise hüküm böyle değildir" demişlerdir. Şafiilere ait görüşlerden biri de budur.
Paylaştırılabilen bağışın hükmü açıktır. Bu konu başlığında asıl kastedilen, paylaştırılması mümkün olmayan bağış olup, bu, şayi' hisseli malın bağışlanmasıdır. Alimlerin geneli, kişinin şayi' hisseli bir malı paylaştırılsın veya paylaştınlmasın, ortağına veya yabancı birine bağışlamasının geçerli olduğu görüşündedir. Ebu Hanife'den ise paylaştırılması mümkün olan bir malın şayi' hisseli olarak ne ortağa, ne de yabancı birine bağışlanmasının caiz olmadığı görüşü nakledilmiştir.
باب: إذا وهب جماعة لقوم. 23. TOPLULUĞUN TOPLULUĞA BAĞIŞTA BULUNMASl حدثنا يحيى بن بكير: حدثنا الليث، عن عقيل، عن ابن شهاب، عن عروة: أن مروان بن الحكم والمسور بن مخرمة أخبراه: أن النبي صلى الله عليه وسلم قال، حين جاءه وفد هوازن مسلمين، فسألوه أن يرد إليهم أموالهم وسبيهم، فقال لهم: (معي من ترون، وأحب الحديث إلي أصدقه، فاختاروا إحدى الطائفتين: إما السبي وإما المال، وقد كنت استأنيت).
وكان النبي صلى الله عليه وسلم انتظرهم بضع عشرة ليلة، حين قفل من الطائف، فلما تبين لهم أن النبي صلى الله عليه وسلم غير راد إليهم إلا إحدى الطائفتين، قالوا: فإنا نختار سبينا، فقام في المسلمين، فأثنى على الله بما هو أهله، ثم قال: (أما بعد، فإن إخوانكم هؤلاء جاؤونا تائبين، وإني رأيت أن أرد إليهم سبيهم، فمن أحب منكم أن يطيب ذلك فليفعل، ومن أحب أن يكون على حظه حتى نعطيه إياه من أول ما يفئ الله علينا فليفعل). فقال الناس: طيبنا يا رسول الله لهم، فقال لهم: (إنا لا ندري من أذن منكم فيه ممن لم يأذن، فارجعوا حتى يرفع إلينا عرفاؤكم أمركم). فرجع الناس، فكلمهم عرفاؤهم، ثم رجعوا إلى النبي صلى الله عليه وسلم فأخبروه: أنهم طيبوا وأذنوا. وهذا الذي بلغنا من سبي هوازن. هذا آخر قول الزهري، يعني: فهذا الذي بلغنا.
Birine bindiği deveyi bağışlamak caizdir. Yani verdiğini geri almamak, vermek (mülkiyeti nakletmek) hükmünde olup teslim alma yerine geçer ve dolayısıyla bağış geçerli olur. Bunun gerekçesi daha önce geçmişti.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.
Bu hadis 2 ayrı senedle (tarîk) rivayet edilmiştir; zincirler ayrı ayrı gösterilir.