

Buhari'nin konu başlığındaki ayeti zikretmesinin sebebi, müşriklerden kimlere iyilik edileceğini ve müşriğe hediye vermenin olumlu veya olumsuz tek bir hükmü olmadığını açıklamak içindir. "Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin" [Lokman 15] ayeti de bu kapsamda yer alan ayetlerden biridir.
Ancak onlara iyilik etmek, onlarla dost olmayı gerektirmez. Çünkü bu, "Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa- Allah'a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin" [Mücadele, 22] ayeti ile yasaklanmıştır. Zira bu ayet, savaşsın veya savaşmasın, Müslüman olmayan herkesi kapsar. İbn Uyeyne "Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan Çlkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz" ayetinin Esma'nın bu sorusu üzerine indirildiğini söylemiştir.
Hattabı ise şöyle demiştir: Bu hadis Müslüman akrabaya mal vb. yardımlar yapıldığı gibi, kafir olan akrabaya da yapılacağını gösterir. Bu hadisten, Müslümanın kafir olan anne ve babasının nafakasını ödemesi gerektiği hükmü de çıkartılır. Yine bu hadis, barış zamanında Daru'l-harb/harp ülkesi vatandaşları ile mütareke yapılacağını ve ticari ilişkiler kurulabileceğini, yakınları ziyaret etmek için yolculuk yapılabileceğini gösterir.
Yine bu hadiste Esma'nın dininin hükmünü nasıl araştırdığı görülmektedir. Ebu Bekir'in kızı ve Zübeyr'in r.a. eşi iken hiç araştırmaz mı! KİTABU’L-HİBE VE FADLİHA EK SAYFA – 1141-2 باب: لا يحل لأحد أن يرجع في هبته وصدقته. 29. KİŞİNİN YAPTlĞI BAĞIŞTAN VE VERDİĞİ SADAKADAN DÖNMESİ HELAL OLMAZ حدثنا مسلم بن إبراهيم: حدثنا هشام وشعبة قالا: حدثنا قتادة، عن سعيد بن المسيب، عن ابن عباس رضي الله عنهما قال: قال النبي صلى الله عليه وسلم: (العائد في هبته كالعائد في قيئه).
Buhari, bu konuda delilleri güçlü bulduğu için "kişinin yaptığı bağıştan dönmesi helalolmaz" diye kesin ifade kullanmıştır. "Yaptığı bağıştan dönen kişi, kustuğunu yiyen köpek gibidir": Katade, "Kusmuk yemeyi ancak haram olarak biliyorum" demiştir. "Bizim kötü sıfatımız olmaz": Yani "Ey inananlar! Bizim, hayvanların en düşüğünün en kötü haline benzeyen kötü bir nitelik taşımamız yakışmaz." Allah Teala, "Kötü sıfat, ahirete inanmayanlar içindir. En yüce sıfatlar ise Allah'a aittir" buyurmuştur. Hz. Nebi'in bu ifadesi, caydırıcılık ve haramlığa delil almada, "Yaptığınız bağıştan dönmeyin" gibi bir söz söylemesinden çok daha etkilidir.
Alimlerin geneli, babanın oğluna yaptığı bağış hariç, bağışlanan kişi tarafından teslim alındıktan sonra bağıştan dönmenin haram olduğu görüşündedir. Bu hadis ile daha önce geçen Numan hadisini uzlaştırmak için babanın oğluna yaptığı bağışı genel hükümden istisna etmişlerdir. Görünen o ki, Hz. Ömer at’ı o kişinin mülkiyetine vermiştir. Çünkü yalnızca cihadda kullanması için vermiş (yani vakfetmiş) olsaydı atın satılması caiz olmazdı.
Hadisteki "ata yazık etti" ifadesi, bakımını gerektiği gibi yapmadı, anlamındadır. Bu hadiste "satın almak", sadakadan dönmek olarak nitelenmiştir. Çünkü bu gibi durumlarda satıcılar genellikle müsamahalı davranırlar (yani değerinden daha aşağı bir bedelle satarlar). Bundan dolayı müsamahalı davranılan miktar için "sadakadan dönme" ifadesi kullanılmıştır.
Bağışlanan malın satın alınması durumunda alimlerin geneli hadisteki bu yasağı, tenzihen mekruh olarak anlamışlardır. Bazı alimler ise bunun haram olduğu görüşündedir. Kurtubı ve diğer bazı alimler "Zahir olan, bunun haram olduğudur" demişlerdir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.