

"(şahitliği) eğip bükerseniz" ayetinin bu şekilde açıklanması İbn Abbas'a aittir. "yaslanıyordu, doğrulup oturdu"; Bu ifade Hz. Nebi'in yalan yere şahitliğe ayrı bir önem verdığini gösterir. Bundan dolayı yaslanırken doğrulup oturmuştur. Bu, yalan yere şahitlik etmenin son derece çirkin olduğunu ve büyük bir haram olduğunu gösterir. Hz. Nebi'in buna ayrı bir önem vermesinin sebebi, yalan yere şahitlik etmenin insanların sıklıkla içine düştüğü bir durum olması ve insanların bunu önemsememesidir. Çünkü Müslüman kişinin kalbi şirke meyletmez ve kişi, anne-babaya karşı gelmekten doğalolarak uzak durur. Yalan yere şahitliğe ise sürükleyen düşmanlık, kıskançlık vb. birçok etken vardır.
Bundan dolayı bu günahın üzerine vurgu yapılmasına gerek duyulmuştur. Yoksa bu, yalan yere şahitliğin Allah'a şirk koşmaktan daha büyük bir günah olmasından dolayı değildir. Yalan yere şahitliğin zararı şahitlik edenden başkasını etkiler; Allah'a şirk koşmanın zararı ise genellikle kişinin kendisi ile sınırlı kalır. "Nebi s.a.v. bu sözünü o kadar tekrarladı ki biz "artık sussa" diyecek olduk": Sahabenin böyle söylemesi Hz. Nebi'e duydukları şefkatten ve canının sıkılmasını istemediklerinden dolayıdır.
Bu hadis, sahabenin Hz. Nebi'e karşı nasıl sevgi ve saygı beslediklerini ve şefkat duyduklarını göstermektedir. Yine bu hadis, günahların "büyük günahlar" ve "daha büyük günahlar" diye ikiye ayrıldığını gösterir. Ayrıca bu hadisten küçük günahların da var olduğu anlaşılır. Çünkü büyük günah, küçük günahla karşılaştırıldığında ondan daha büyüktür. Küçük günahların var olup olmadığı konusundaki görüş ayrılığı meşhurdur.
Küçük günah diye bir şeyolmadığını savunanların en güçlü dayanağı, Allah'ın emir ve yasaklarına karşı gelmenin büyük bir suç olduğuna bakmalarıdır. Allah'ın celali göz önünde bulundurulduğunda, Allah'ın emir ve yasağına karşı gelmek büyük bir günahtır. Fakat küçük günahların varlığını kabul edenler buna şöyle cevap verebilirler: Bu günahlar, daha büyük günahlarla karşılaştırıldığında küçüktürler. Nitekim bu konuda zikredilen hadis bunu gösterir. Küçük ve büyük günah arasındaki fark, dinin kaynaklarından anlaşılmıştır. Namaz bölümünün başlarında "büyük günah olmayan hatalara keffaret olan şeyler"
zikredilmişti. Demek ki günahlardan bir kısmı ibadetlerle silinir; bir kısmı silinmez. Zaten burada savunulan şey de budur. Bundan dolayı Gazzal1"Büyük ve küçük günah arasındaki farkı inkar etmek, fakihe yakışmaz" demiştir. orantılı olarak değişkenlik arzeder. Bu hadis, yalan yere şahitlik etmenin haram kılındığını gösterir. Kişinin, yetkili (ehil) olmadığı şeyleri yapmaya kalkışması da bu kapsama girer.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.