

Kişi bir malı, önce kendisine, sonra başkalarına vakfederek veya vakıf malından belirlenmiş bir yolla yararlanmayı şart koşarak veya vakıf mütevellisi için vakıftan yararlanmayı sağlayan bir şart koyup kendisi mütevelli olarak vakfettiği maldan yararlanabilir mi? Bütün bu konular tartışmalıdır. Kişinin kendisine vakfetmesi ile ilgili hüküm "Vakıf şartnamesi nasıl yazılır?" konusunda gelecektir. Kendisinin yararlanmasını sağlayan bir şart koymakla ilgili hüküm "Yetimleri deneyin" ayetinin açıkladığı konuda gelecektir.
İbn Battal şöyle demiştir: Vakfedenin kendi vakfından yararlanması caiz değildir. Çünkü onu Allah rızası için kendi malından ayırmış ve onun üzerindeki mülkiyetini sonlandırmıştır. Ondan herhangi bir şekilde yararlanması sadakasından vazgeçmektir. Sonra şöyle devam etmiştir: Bu, ancak vakfederken özelolarak şart koşması veya kendisi ya da mirasçılarının fakir düşmesi durumunda caiz olur.
Fıkıh bilginlerinin geneline göre özel değil de genel bir amaçla vakfetmişse bu caizdir. Nitekim "Vasiyetler" bölümünün sonunda özel bir başlıkta gelecektir. باب: إذا وقف شيئا فلم يدفعه إلى غيره فهو جائز. 13. VAKıF, HAK SAHİBİNE TESLİM EDİLMEDEN YÜRÜRLÜĞE GİRER لأن عمر رضي الله عنه أوقف، وقال: لا جناح على من وليه أن يأكل، ولم يخص إن وليه عمر أو غيره. Çünkü Ömer r.a. bir araziyi vakfederek "Bu vakıfla ilgilenen kişinin bundan yemesinde sakınca yoktur" demiş ve "Ömer ilgilenirse" veya "Başkası ilgilenirse" gibi özel bir kayıt koymamıştır.
قال النبي صلى الله عليه وسلم لأبي طلحة: (أرى أن تجعلها في الأقربين). فقال: أفعل، فقسمها في أقاربه وبني عمه. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talha'ya "Ben bunu yakınlarına tahsis etmeni uygun görüyorum" buyurmuştu. O da "Öyle yaparım" dedi ve vakfı, yakınlarına ve amcaoğullarına tahsis etti. Vakıf, fıkıh bilginIerinin çoğunIuğuna göre, hak sahibine teslim edilmeden yürürIüğe girer.
Malik'ten ancak teslim edilmekIe tamam olacağı yolunda bir görüş nakIedilmiştir. Muhammed İbnü'I-Hasen'in görüşü ve İmam Şafii'nin iki görüşünden biri de budur. باب: إذا قال: داري صدقة لله، ولم يبين للفقراء أو غيرهم، فهو جائز، ويضعها في الأقربين أو حيث أراد.وقال النبي صلى الله عليه وسلم لأبي طلحة حين قال: أحب أموالي إلي بيرحاء، وإنها صدقة لله، فأجاز النبي صلى الله عليه وسلم ذلك.
14. "EVİM ALLAH İÇİN SADAKADIR" DEMEK "Evim Allah için sadakadır" deyip, fakirlere mi, başkalarına mı ait oIduğunu belirtmese vakfı geçerli oIur ve yakınIarına veya dilediği herhangi bir yere verir. Ebu Talha "Benim en çok sevdiğim malım Beyruha'dır ve orası Allah için sadakadır" demişti. Hz. Nebi (s.a.v.) onun bu vakfını geçerli saydı. وقال بعضهم: لا يجوز حتى يبين لمن، والأول أصح.
Bazıları ise "Vakıf, kime ait olduğu açıklanmadan geçerli oImaz" demişIerdir. Ancak ilk görüş daha doğrudur. Sadaka, verileceği yer belirlenmeden tamam olur. Sonra kişi, sadakası için dilediği yeri belirleyebilir. باب: أرضي أو بستاني صدقة عن أمي فهو جائز، وإن لم يبين لمن ذلك. 15. "TOPRAĞIM VEYA BAHÇEM ANNEM ADINA ALLAH İÇİN SADAKADIR'' DİYEREK KİME TAHSİS ETTİĞİNİ BELİRLEMESE VAKIF GEÇERLİ OLUR حدثنا محمد بن سلام: أخبرنا مخلد بن يزيد: أخبرنا ابن جريج قال: أخبرني يعلى: أنه سمع عكرمة يقول: أنبأنا ابن عباس رضي الله عنهما: أن سعد بن عبادة رضي الله عنه توفيت أمه وهو غائب عنها، فقال: يا رسول الله، إن أمي توفيت وأنا غائب عنها، أينفعها شيء إن تصدقت به عنها؟ قال: (نعم).
قال: فإني أشهدك أن حائطي المخراف صدقة عليها. İbn Battal der ki: Malik, kişi harcanacağı yeri belirlemese bile vakfının geçerli olduğu görüşünü benimsemiştir. Ebu Yusuf, İmam Muhammed ve bir görüşünde Şafii de onun görüşünü benimsemiştir. İbnü'l-Kassar der ki: Bu hükmü n gerekçesi şudur: Kişi "vakıftır" veya "sadakadır" dediğinde bununla iyilik etmeyi kastetmiştir. İyilik edilmeye en layık kişilerse onun yakınlarından özellikle fakir olanlardır. Bu, kişinin, harcanacak yeri belirlemeksizin malının üçte birini vasiyet etmesine benzer. Bu vasiyet geçerli olur ve fakirlere tahsis edilir.
Şafii 'nin diğer görüşüne göre harcanacak yer belirlenmedikçe vakıf geçerli olmaz ve vakfedenin mülkünde kalır. Bazı Şafii fakihleri şöyle demişlerdir: Tartışmalı konu, kişinin yalnızca "vakfettim" demesidir. "Allah için vakfettim" demesi durumunda mal, onun mülkünden kesin olarak çıkar. Bunun delili Ebu Talha olayıdır. باب: إذا تصدق، أو أوقف بعض ماله، أو بعض رقيقه، أو دوابه، فهو جائز.
16. KİŞİNİN KÖLELERİNDEN VEYA HAYVANLARINDAN BİR KISMINI VAKFETMESİ VEYA SADAKA OLARAK VERMESİ GEÇERLİDİR حدثنا يحيى بن بكير: حدثنا الليث، عن عقيل، عن ابن شهاب قال: أخبرني عبد الرحمن بن عبد الله بن كعب: أن عبد الله بن كعب قال: سمعت كعب بن مالك رضي الله عنه يقول: قلت: يا رسول الله، إن من توبتي أن أنخلع من مالي صدقة إلى الله إلى رسوله صلى الله عليه وسلم؟ قال: (أمسك عليك بعض مالك، فهو خير لك). قلت: فإني أمسك سهمي الذي بخيبر.
Bu konu başlığı, menkul malların vakfının caiz olduğunu açıklamak için konmuştur. Bu konuda aykırı görüş sahibi, Ebu Hanife'dir. Bu hadisten şayi hisseli malın vakfının caiz olduğu hükmü de elde edilir. Bu konuda da Muhammed İbnü'l-Hasen aykırı görüşü savunur. Ancak o, geçersizliği, ayrıştırılması mümkün olan şayi hisseli mallarla sınırlamıştır. Bu hadis, kişinin bütün malını sadaka etmesinin mekruh olduğuna delil getirilmiştir. Zekat bölümünde bu konuya yer vermiştik. "Yeminler ve Adaklar" bölümünde de bir miktar açıklama gelecektir.
باب: من تصدق إلى وكيله، ثم رد الوكيل إليه. 17. KİŞİNİN VEKİLİNE SADAKA VERMESİ VE VEKİLİNİN BUNU REDDETMESİ

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.