

İmam Buhari kullandığı bu başlık ile çocukların cihad görevi ile mükellef olmadıklarına ancak cihad sırasında bazı işleri görmeleri için götürülebileceklerine işaret etmiştir. Buhari’yi şerh eden bazı alimler bu rivayete bakarak yetim bir çocuğun ücretsiz hizmetçi olarak kullanılabileceğini ve çocukların savaşa götürülebileceğini söylemişlerdir. Çünkü onlara göre Enes'in naklettiği bu kıssada ücretle ilgili herhangi bir açıklamaya değinilmemiştir. Fakat bu görüş tartışmaya açıktır. Çünkü Enes bu sefer sırasında on beş yaşın üzerindeydi.
Zira Hayber hicretin yedinci yılında fethedilmiştir. Enes ise hicretin gerçekleştiği sene sekiz yaşında bir çocuktur. Ayrıca anlatılan kıssada ücretle ilgili herhangi bir açıklama bulunmaması bunun hiç olmadığı anlamına gelmez. Bazı alimler Uhud dağının Resulullah’ı (s.a.v.), Resulullah’ın (s.a.v.) da Uhud dağını sevmesini gerçek anlamda kabul etmişlerdir. Çünkü Cenab-ı Hakk bazı cansız varlıklarda muhabbet/sevgi özelliğini yaratır.
Alimlerin bir kısmı ise burada mecaz! bir anlatımın söz konusu olduğunu düşünmüşlerdir. Buna göre hadisin anlamı şöyle olur: "Uhud halkı bizi sever biz de onları severiz." باب: ركوب البحر. 75. DENİZ YOLCULUĞU حدثنا أبو النعمان: حدثنا حماد بن زيد، عن يحيى، عن محمد بن يحيى ابن حبان، عن أنس بن مالك رضي الله عنه قال: حدثتني أم حرام: أن النبي صلى الله عليه وسلم قال يوما في بيتها، فاستيقظ وهو يضحك، قالت: يا رسول الله ما يضحكك، قال: (عجبت من قوم من أمتي يركبون البحر كالملوك على الأسرة). فقلت: يا رسول الله، ادع الله أن يجعلني منهم، فقال: (أنت معهم). ثم نام فاستيقظ وهو يضحك، فقال مثل ذلك مرتين أو ثلاثا، قلت: يا رسول الله، ادع الله أن يجعلني منهم، فيقول: (أنت من الأولين).
فتزوج بها عبادة بن الصامت، فخرج بها إلى الغزو، فلما رجعت قربت دابة لتركبها، فوقعت فاندقت عنقها. İmam Buhari başlığa herhangi bir kayıt getirmeden deniz yolculuğu konusunu mutlak olarak zikretmiştir. Fakat deniz yolculuğunu cihad ve savaş konularını ele aldığı bu bölümde açıklaması bunun deniz savaşları anlamında olduğunu göstermektedir. İlk dönemlerde deniz yolculuğuna çıkma konusu tartışılmıştır.
Konuyla ilgili olarak Mutarrif el-Verrak "Sizi karada ve denizde gezdiren O'dur"[Yunus 22] ayetini delil göstermiş ve Allah'ın söylediği doğru olandır diyerek deniz yolculuğunda herhangi bir sakınca bulunmadığını savunmuştur. Züheyr İbn Abdullah'ın merfu olarak naklettiği bir hadis şöyledir: "Fırtınalı bir günde deniz yolculuğuna çıkan bir kimsenin başına bir iş gelse bundan hiç kimse sorumlu olmaz." Başka bir rivayette ise bu ifade: "Fırtınalı bir günde deniz yolculuğuna çıkan bir kimsenin başına bir iş gelse başkasını değil kendisini kınasın!" Bu rivayetlerde deniz yolculuğuna çıkma yasağı fırtınalı ve dalgalı olma kaydına bağlanmıştır. Bu da deniz dalgalı olmadığı ve fırtına bulunmadığı zamanlar deniz yolculuğuna çıkılabileceğini gösterir. Burada önemli olan yolcuların güvenliğidir. Güvenlik ve emniyet sağlanmışsa kara ile deniz arasında hiçbir fark yoktur.
Bununla birlikte İmam Malik gibi bazı alimler deniz yolculuğu açısından kadın ile erkeğin birbirinden farklı hükümlere tabi olduklarını söylemişlerdir. İmam Malik'e göre kadının deniz yolculuğuna çıkması mutlak olarak yasaktır. Fakat bu hadis alimlerin çoğunluğu tarafından savunulan diğer görüş için delil teşkil etmektedir. Müslümanların Çıktığı ilk deniz savaşı Hz. Osman zamanında Muaviye İbn Ebu Süfyan tarafından gerçekleştirilmiştir. İmam Malik'in naklettiğine göre Hz. Ömer insanların deniz seferine çıkmalarını yasaklamıştır.
Bu durum Hz. Osman zamanında da bir süre devam etmiş ve Muaviye'nin ısrarlı istekleri sonunda bu dönemde deniz seferine çıkılmasına izin verilmiştir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.