

Zincir musanniften sözün kaynağına doğru okunur; her halka bir sonrakinden aktarır. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir.

İmam Buhari'nin kullandığı bu başlık ordunun/halkın, komutana/devlet başkanına gücünün yettiği sorumluluklarda itaat etmesinin gerekli olduğunu gösterir. Abdullah ibn Mesud'a sorulan soruda geçen (ve "Fakat bu komutan bizi asla gücümüzün yetmeyeceği işlerle yükümlü tutuyor" diye tercüme ettiğimiz) ..... ifadesi şu anlama da gelebilir: Komutan bizi itaat mi yoksa isyan mı olduğunu bilmediğimiz işlerle yükümlü kılıyor. Bu iki farklı anlamdan birincisi imam Buharı'nin kullandığı başlık ile uyumlu iken ikinci anlam Abdullah İbn Mesudlun sözünde geçen "içinize bir şüphe / şek düşerse bilen birisine sorarsınız ve o da sizi tatmin edecek, şüpheden kurtaracak doğru cevabı verir" cümlesiyle uyum arz eder. Abdullah İbn Mesud'un cevabından anlaşılan hükmü özetle şöyle ifade edelim: "Hangi durumda olursa olsun lidere itaat mutlaka gereklidir.
Bunun tek bir şartı vardır: Yüklenen sorumluluğun takvaya uygun olması." Bu rivayet o dönemde halkın lidere itaat etmeyi farz olarak kabul ettiklerini gösterir. Fakat Abdullah ibn Mesudlun soru sahibine özel bir cevap vermeyip genel nitelikli bir açıklama yapması buna benzer problemli durumlarda duraksamanın (tevakkuf etmenin) daha uygun olacağını gösterir. Buna göre verilecek olumlu veya olumsuz cevabın her ikisi de problemler doğuracaksa fetva verirken duraksamak (tevakkuf etmek) daha doğru olacaktır. Bunu bir örnekle açıklayalım: Bir asker gelip kendisinin sırf art niyet dolayısıyla üstesinden gelemeyeceği bir işle görevlendirildiğinden şikayet eder ve bu durumda komutana itaat etmemesi halinde günahkar olup olmayacağını sorar. Bu olayda komutana itaat etmenin farz olduğu söylense de problem doğacaktır itaat etmemek gerektiği söylense de yine sıkıntı olacaktır. Dolayısıyla buna benzer olaylarda duraksamak ve hemen cevap vermemek daha uygun olur.