

Uyurken kandillerin söndürülmesi ve yanan herhangi bir cihaz bırakılmaması konusunda İsti'zan başlığı altında Abdullah İbn Ömer'den merfU. olarak nakledilen hadisi ele alacağız. Bu hadiste Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Uyuduğunuz zaman evlerinizde yanan hiçbir şey bırakmayın!" İmam Nevevı bu hadisle ilgili olarak şunları söylemiştir: "Abdullah İbn Ömer'den nakledilen bu hadis, kandil ateşi veya bunun dışındaki bütün ateşleri kapsamına almaktadır. Fakat duvarlara asılan kandiller için hüküm değişik olabilir. Buna göre eğer asılı kandiller dolayısıyla ateş çıkabileceği korkusu varsa bunların da söndürülmesi gerekecektir. Fakat eğer güvenli bir yerdeyse söndürülmesi gerekmez. Nitekim günümüzde genelde böyle bir güven durumu söz konusudur. Dolayısıyla hadiste bildirilen gerekçe ortadan kalktığı için bu tür kandillerin uyurken söndürülmeden kullanılmasında herhangi bir sakınca yoktur."
Mürselat suresi hakkındaki rivayetten yılanın harem sınırları içerisinde ve yuvasında iken dahi öldürülebileceği sonucu çıkmaktadır. Kediye işkence yaptığı için cehenneme atılan kadınla ilgili olarak Kadı Iyaz şunları söylemiştir: "Bu kadın için şu ihtimallerden söz etmek mümkündür: 1. Kadın kafirdir ve gerçekten cehennemde azap görecektir. 2. Kadın kafirdir ve hesaba çekilme yoluyla azap görecektir.
Çünkü sıkı bir şekilde hesaba çekilmek de bir azaptır. 3. kadın kafirdir ve küfrü dolayısıyla azap görecektir. Ayrıca kediye işkence ettiği için de azabı artırılacaktır. 4. Kadın müslümandır ve kediye işkence ettiği için cehennemde cezalandırılacaktır." İmam Nevevi ise: "Hadisten anlaşıldığı kadarıyla bu kadın müslümandır ve işlediği günah yüzünden cehenneme girmiştir."
İmam Kurtubi bu rivayete dayanarak şunları söylemiştir: "Kedi, beslenmesi ve suyu ihmal edilmiyorsa bağlanabilir. Zira kediler zaptedilmeleri güç hayvanlardır. Kedi dışındaki diğer canlılar için de aynı şeyi söylemek mümkündür. Fakat bunları alıkoyan kişinin beslemesi gerekir." Ancak hadisin bu hükümlere delalet ettiğini söyleyemeyiz. ["Sonra da bu yuvanın yakılmasını emretti" diye tercüme ettiğimiz ifadede geçen yuva kelimesi] Hadiste .... (karınca evi) diye geçen tamlama, Cihad başlığı altında Zühri'den nakledilen rivayette .....
(karınca köyü) şeklinde kullanılmıştır. Her iki ifade de karınca yuvasını anlatır. Araplar canlıların yaşadıkları yerlere ve yuvalarına farklı isimler verirler: İnsanların yaşadıkları yerlere …..(vatan, yurt), develerin barınaklarına (develik), aslanların yuvalarına (in, yatak, mağara), ceylanların ve geyiklerin yaşadıkları yerlere (keler, kertenkele yuvalarına (delik), kuşların barınaklarına (kuş yuvası), eşek arılarının barınaklarına (kovan), arap tavşanının yaşadığı yere Ji\,j ve karıncaların yaşadıkları yere de (karınca yuvası) denir.
Kadi iyad karınca hakkındaki hadise dayanarak şunları söylemiştir: "Bu hadis zarar veren ve can yakan her türlü canlının öldürülebileceğini gösterir."

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.