

İbn Abbas şöyle demiştir: ........Fehteleda bihı nebatul-ardi (Yeryüzü bitkileri o su sayesinde'gürleşip birbirine girer) ifadesi, bütün bitki türlerinin su ile bittiği anlamına gelir. Bu rivayeti İbn Cerır, başka bir senetle İbn Cüreyc ve Ata kanalıyla İbn Abbas'tan "Dünya hayatının durumu, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, insanların ve hayvanlann yiyeceklerinden olan yeryüzü bitkileri o su sayesinde gürleşip birbirine girer, "(Yunus 24) ayetinin tefsirinde zikretmiştir. Söz konusu rivayete göre İbn Abbas şöyle demiştir: Buğday, arpa ve benzeri, insanların yediği bütün gıdalar su sayesindebiter.
Zeyd İbn Eslem'den aktarılan rivayet i İbn Cerir, İbn Uyeyne kanalıyla ondan senedli olarak aynen bu şekilde nakletmiştir. Mücahid'in tefsirini ise Firyabi, "İman edenlere, Rableri katında onlar için yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele!"(Yunus 2) ayetinin tefsirinde, İbn Ebi Nedh kanalıyla ondan nakletmiştir. İbn Cerir de bir başka senetle Mücahid'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Doğruluk makamı, onların namazıarı, oruçları, zekatları ve tesbihleridir." Hakim de Enes kanalıyla Übey İbn Ka'b'ın "Doğruluk makamı" ifadesini "önceden belirlenmiş bir doğruluk" şeklinde yorumladığını rivayet etmiştir. Bu rivayetin senedi hasendir.
Mücahid şöyle demiştir: "Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi şerri de acele verseydi" ayetinde geçen şerden maksat, kızdığı zaman kişinin çocuklarına ve malına "Allah onda bereket bırakmasın!", "Allah ona lanet etsin!" gibi sözler söylemesidir. Bedduanın yasaklanması konusunda merfu' bir hadis vardır. Söz konusu hadisi İmam Müslim uzun bir rivayetin bir bölümü olarak tahriç etmiştir. Ebu Dav6d ise Ubade İbn Velld ve C{1bir kanalıyla Hz. Nebi'den müstakil bir hadis olarak rivayet etmiştir. Bu rivayete göre Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem, "Kendi kendinize beddua etmeyin! Çocuklarınıza beddua etmeyin! Mallarınıza beddua etmeyin! Allah'ın kendisinden istediğiniz zaman size icabet edeceği zamana denk gelmeyin!" buyurmuştur.
Başka bir müfessir ise, ayette geçen .....ve ziyade ifadesini "Allah'ın vechine bakmak" olarak tefsir etmiştir. Taberi, Said İbn Ebi Arube kanalıyla ondan şu tefsiri nakletmiştir:.....Husna kelimesi "Cennet,".....ve ziyade kelimesi ise "Rahman'ın vechine bakmak" demektir. ' Bu konuda merru' bir hadis vard.ır. Söz konusu hadisi İmam Müslim" Tirmizi ve diğer hadis imamları Hammad ıbn Seleme, Sabit, Abdurrahman ıbn Ebi Leyla ve Suhayb kanalıyla rivayet etmişlerdir. Bu rivayete göre, Hz. Nebi şöyle buyurmuştur: "Cennet ehli Cennete girdiği zaman, onlara: ...'illah'ın size bir vaadi var,' diye seslenilir. Onlar da: 'Yüzlerimiz ağarmadı mı? Cehennemden uzaklaştınlmadık mı? Cennete girmedik mi?' derler.
Bunun üzerine örtü kalkar ve Cennetlikler Rablerine bakarlar. Allah'a yemin ederim ki, Yüce Allah bundan daha sevimli bir şeyi onlara vermemiştir." Daha sonra Hz. Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem "Güzel davrananlara daha güzel karşılık, bir de fazlası vardır," ayetini okumuştur. باب: {وجاوزنا ببني إسرائيل البحر فأتبعهم فرعون وجنوده بغيا وعدوا حتى إذا أدركه الغرق قال آمنت أنه لا إله إلا الذي آمنت به بنو إسرائيل وأنا من المسلمين} /90/.
2. " Ve sonra İsrailoğulları'nı denizden aşırdık. Firavun, düşmanca saldırmak için derhal adamlarını ve askerlerini arkalarına düşürdü. Ta ki, suda boğulmaya başlayınca "İnandım, gerçekten de İsrailoğulları'nın iman ettiğinden başka tanrı yoktur. Ben de ona teslim olanlardanım." dedi."(Yunus 90) AYETİNİN TEFSİRİ {ننجيك} /92/: نلقيك على نجوة من الأرض، وهو النشز: المكان المرتفع.
ننجيك Nuneccike ifadesi "Seni yeryüzünde yüksek bir yer manasına gelen necveye bırakacağız," anlamına gelir. (Yunus 92) حدثني محمد بن بشار: حدثنا غندر: حدثنا شعبة، عن أبي بشر، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس قال: قدم النبي صلى الله عليه وسلم المدينة، واليهود تصوم عاشوراء، فقالوا: هذا يوم ظهر فيه موسى على فرعون، فقال النبي صلى الله عليه وسلم لأصحابه: (أنتم أحق بموسى منهم، فصوموا).
.....Necve "yüksek teI?e" anlamına gelir. Çoğulu ise .....Nica şeklindedir. Ayette (Yunus 10/92) geçen ....nuneccike ifadesi "kurtulmak" anlamına gelen ......necat kökünden türememiştir. Bu kelimenin, "kurtulmak" anlamına gelen ....necat kökünden türediği de ileri sürülmüştür. Buna göre ayet in anlamı şu şekilde olur: Kavmin denizin içinde kalırken Biz seni oradan kurtardık (sahile attık).
Kavram açıklamasından sonra İmam Buharı, aşura orucu hakkında İbn Abbas'tan nakledilen hadisi zikretti. Bu hadisin açıklaması "Kitabu's-sıyam"da yapılmıştı. Bu hadisin konu başlığı ile ilgisi, söz konusu haberin bazı rivayetlerinde bulunan şu ifadede mevcuttur: "Bu, Allah Teala'nın Hz. Musa'yı kurtarıp Firavun'u boğduğu gündür."

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.