

İmam Buhar! bu başlık altında Ebu Hureyre'den Hz. Musa ile Hz. Adem'in tartışmasına ilişkin bir hadis verdi. Bu hadisin açıklaması "Kitabu'l-kader"de yapılacaktır. باب: قوله: {ولقد أوحينا إلى موسى أن أسر بعبادي فاضرب لهم طريقا في البحر يبسا لا تخاف دركا ولا تخشى. فأتبعهم فرعون بجنوده فغشيهم من اليم ما غشيهم وأضل فرعون قومه وما هدى} /77، 78/. 2. ANDOLSUN Kİ BiZ MUSAI YA: KULLARIMLA BiRLİKTE GECELEYİN YOLA ÇIK DA (SİZE) YETiŞİLMESiNDEN KORKMAKSIZIN VE (BOĞULMAKTAN) ENDiŞE ETMEKSİZİN ONLARA DENİZDE KURU BiR YOL AÇ, DİYE VAHYETMİŞTiK. Fİ'RAVN, KAVMİNİ SAPTIRDI, DOĞRU YOLA SEVKETMEDi, "(Taha 77-79) AYETİNiN TEFSİRİ اليم el-Yemmu "deniz" demektir.
حدثني يعقوب بن إبراهيم: حدثنا روح: حدثنا شعبة: حدثنا أبو بشر، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس رضي الله عنهما قال: لما قدم رسول الله صلى الله عليه وسلم المدينة، واليهود تصوم عاشوراء، فسألهم فقالوا: هذا اليوم الذي ظهر فيه موسى على فرعون، فقال النبي صلى الله عليه وسلم: (نحن أولى بموسى منهم، فصوموه). İmam Buhari bu başlık altında İbn Abbas'tan aşura orucu hakkında hakledilen hadisi verdi. Bu hadisin açıklaması "Kitubu's-savm"da ayrıntılı olarak yapılmıştı.
باب: {فلا يخرجنكما من الجنة فتشقى} /117/. 3. SAKIN SİZİ CENNETTEN ÇIKARMASIN; SONRA YORULUR, BEDBAHT OLURSUN!"(Taha 117) AYETİNİN TEFSİRİ حدثنا قتيبة: حدثنا أيوب بن النجار، عن يحيى بن أبي كثير، عن أبي سلمة بن عبد الرحمن، عن أبي هريرة رضي الله عنه، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: (حاج موسى آدم، فقال له: أنت الذي أخرجت الناس من الجنة بذنبك وأشقيتهم، قال: قال آدم: يا موسى أنت الذي اصطفاك الله برسالته وبكلامه، أتلومني على أمر كتبه الله علي قبل أن يخلقني، أو قدره علي قبل أن يخلقني؟ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: فحج آدم موسى).
"Bu ayette geçen ......harf, 'şüphe' anlamına gelir," şeklindeki açıklama Mücahid tarafından yapılmıştır. İbn Ebi Hatim senedi ile birlikte bu yorumu ondan nakletmiştir. Ebu Ubeyde ise bu konuda şöyle demiştir: "Birkonuda şüphe içinde olan herkes, bir harf üzereredirlbir şeyin kıyısındadır. Ne sağlam durur, ne de Herler." Ebu Zerr nüshası dışındaki Buhari nüshalarında şu ziyade yer almaktadır: "Kendisine bir iyilik dokunursa, buna pekmemnun olur, bir musibete de uğrar- . sa, çehresi değişir (dinden yüz çevirir). O, dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyanın ta kendisidir."
........Etrafnahum 'onlara geniş irı;kanlar. verdik,' anlamına gelir," şeklindeki yorum Ebu Ubeyde'ye aittir. ........... (dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz varlıklı kişiler)"(Mu'minun 33) ayet i hakkında şöyle demiştir: "Bunun mecazı/yorumu, "onlara geniş imkanlar verdik" şeklindedir. .......Utrifu fiili, "azgınlık yaptılar, inkar ettiler," anlamına gelir."
Hadisin "Birisi, Medıne'ye gelir," bölümü Ca'fer rivayetinde şöyle geçmektedir: "Bazı bedeviler Hz. Nebi'e gelip Müslüman olurdu." Hadisin "yok eğer ... " şeklinde başlayan kısmı, Ca'fer rivayetinde şöyle nakledilmiştir: "Yok eğer verimsizlikle, kıtlıkla ve hoşa gitmeyen doğumun olduğu bir yılla karşılaşırlarsa, 'Bizim bu dinimizde hayır yok, i derlerdi."
Ferdı bu ayetin Esedoğullarına mensup bedeviler hakkında indiğini söylemiştir. Anlattığına göre Esedoğullarına mensup bedeviler, Medıne'ye aileleri ile birlikte göç etmişlerdi. Zaman zaman bununla Hz. Nebi'i minnet altında bırakmaya çalışmışlardı. Ferra daha sonra yukarıdaki rivayete benzer bir olayı anlatmıştır. باب: {هذان خصمان اختصموا في ربهم} /19/. 3. "ŞU İKİ GURUP, RABLERİ HAKKINDA ÇEKİŞEN İKİ HASIMDIR,'' (Hacc 19) AYETİNİN TEFSİRİ حدثنا حجاج بن منهال: حدثنا هشيم: أخبرنا أبو هاشم، عن أبي مجلز، عن قيس بن عباد، عن أبي ذر رضي الله عنه: أنه كان يقسم فيها: إن هذه الآية: {هذان خصمان اختصموا في ربهم}. نزلت في: حمزة وصاحبيه، وعتبة وصاحبيه، يوم برزوا في يوم بدر.
رواه سفيان، عن أبي هاشم. وقال عثمان: عن جرير، عن منصور، عن أبي هاشم، عن أبي مجلز: قوله. ........Hasmani,.........hasm kelimesinin tesniyesidir. Hasm ise "tartışan insan" anlamına gelir. Bu ayetin Hz. Hamza hakkında indiğini gösteren yukarıdaki rivayet, "Bedir Savaşı" başlığı altında ayrıntılı biçimde açıklanmışt1. İmam Taberi, Hasan-ı Basri'nin şöyle söylediğini nakletmiştir: "Bu ayette bahsi geçen gruplar, müminlerle kafirlerdir." Mücahid'in de şöyle söylediğini aktarmıştır: "Burada bahsi geçen iki gruptan maksat, yeniden dirilme konusunda tartışan mümin ile kafirdir." İmam Taberi ayetin genel anlamından dolayı bu görüşleri tercih edip şöyle demiştir: "Ayetin bu şekilde yorumlanması, Hz. Ali ve Ebu Zerr'den nakledilen rivayetlerle çelişmez. Çünkü Bedir savaşında düelloya çıkan insanlar, aslında mümin ve kafir olmak üzere iki gruptu. Zaten bir ayetin belirli bir sebep üzerine inmesi, o sebebin benzeri olaylar hakkında da aynen geçerli olmasına mani değildir.
KİTABU’T-TEFSİR EK SAYFA – 1715-5 MU’MİNUN SURESİ قال ابن عيينة: {سبع طرائق} /7/: سبع سماوات. {لها سابقون} /61/: سبقت لهم السعادة. {قلوبهم وجلة} /60/: خائفين. İbn Uyeyne şöyle demiştir: سبع طرائق Seb'a taraik (Mu'minun 17) "yedi gök, لها سابقون leha sabikun "daha önceden saadete erecekleri belli olanlar," قلوبهم وجلة kulubuhum vecile (Mu'minun,60) "korkanlar" anlamına gelir.
قال ابن عباس: {هيهات هيهات} /36/: بعيد بعيد. {فاسأل العادين} /113/: الملائكة. {لناكبون} /74/: لعادون. {كالحون} /104/: عابسون. İbn Abbas şöyle siemiştir: هيهات هيهات Heyhate heyhate (Mu'minun,36) "uzak, uzak" anlamına gelir. فاسأل العادين Fes'eli'l-addln (Mu'minun,113) [ifadesinde geçen addinden maksat] "melekler"dir. لناكبون lenakibun (Mu'minun,74) "yoldan çıkanlar," كالحون kalihun (Mu'minun,104) "surat asanlar" anlamına gelir.
وقال غيره: {من سلالة} /12/: الولد، والنطفة السلالة. والجنة والجنون واحد. والغثاء الزبد، وما ارتفع عن الماء، ومالا ينتفع به. {يجأرون} /64/: يرفعون أصواتهم كما تجأر البقرة. {على أعقابكم} /66/: رجع على عقبيه. {سامرا} /67/: من السمر، والجميع السمار، والسامر ها هنا في موضع الجمع. {تسحرون} /89/: تعمون، من السحر. Diğer bir müfessir ise من سلالة min sulale (Mu'minun,12) hakkında şöyle demiştir: "Çocuk ile nutfeye sülale denir." [Aynı mOfessir şunları da söylemiştir]: جنة Cinne (Mu'minun,25 ve bk. Mu'minun,70) ile جنون cunun aynı manaya gelir. .....Ğusa' (Mu'minun,41) ''köpük" demektir. Suyun üzerinde kalan ve kendisinden istifade edilmeyen çerçöpe de ğusa denir. يجأرون Yec'erun (Mu'minun,64) "ineğin böğürmesi gibi seslerini yükseltiyorlar," anlamına gelir. على أعقابكم Ala a'kabikum (Mu'minun,66) "onların ökçeleri üzerine gerisin geriye dönmelerini" ifade eder. سامرا Samira (Mu'minun,67) سمر semr kökünden türemiştir, çoğulu ise سمار summar şekIinde gelir. Ancak burada samir kelimesi çoğulolarak kullanılmıştır. تسحرون Tusharun (Mu'minun,89) "sihirden dolayı gerçeği göremiyorlar"
anlamına gelir. İbn Ebi Hatim, Ali İbn Ebi Talha kanalıyla İbn Abbas'ın ........kullibuhum vecile (Mu'minun,60) ayeti hakkında şöyle söylediğini senetli olarak nakIetmiştir: "Onlar korka korka amel ederler." İmam Taberi de Yezid en-Nahvi kanalıyla İkrime'den aynısını nakletmiştir. Bu konuda şöyle bir hadis rivayet edilmiştir: Hz. Aişe, ........ kullibuhum vecile ayeti hakkında Hz. Nebi'e "Ey Allah'ın elçisi! Burada zina eden, hırsızlık yapan ve buna rağmen Allah'tan korkan biri mi kastediliyor?" diye sormuş. Allah Reslilü sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle cevap vermiştir: "Hayır! Doğrusu burada namaz kılan, oruç tutan ve buna rağmen Allah'tan korkan insanlar kastedilmiştir. " Bu hadisi Tirmizi, Ahmed İbn Hanbel ve İbn Mace tahriç etmişlerdir. Hakim de bu rivayetin sahih olduğunu belirtmiştir.
.........Kalihlin (Mu'minun,104) "surat asanlar" anlamına gelir. İmam Taberi, Ali İbn Ebi Talha kanalıyla İbn Abbas'tan bu yorumun aynısını senedi ile birlikte nakIetmiştir. Ebu'l-Ahvas kanalıyla da İbn Mes'lid'un bu konuda şöyle söylediğini aktarmıştır: "Bu kelime, kaşların çatılıp yüzün asılması ve dişlerin gösterilmesi gibi bir anlama gelir." Hakim, Ebu Said Hudri kanalıyla Hz. Nebi'den sahih olduğunu belirttiği şöyle bir hadis nakletmiştir: "Ateş onu dağlar. Bu yüzden üst dudağı dökülür, alt dudağı ise sarkar. "

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.