

Tirmizi'nin tahric ettiği İbn Abbas rivayetinde .......line kelimesi "hurma" olarak açıklanmıştır. Said İbn Mansur, İkrime'nin bu kelimeyi "acve olmayan hurma" şeklinde açıkladığını nakletmiştir. Süfyan da şöyle demiştir: Line, "çekirdeğinden yarılan sapsarı hurmaya" denir. باب: قوله: {ما أفاء الله على رسوله} /6، 7/. 3."ALLAH'IN, NEBİiİNE VERDİĞİ GANİMETLER"(Haşr 6) AYETİNİN TEFSİRİ حدثنا علي بن عبد الله: حدثنا سفيان، غير مرة، عن عمرو، عن الزهري، عن مالك بن أوس بن الحدثان، عن عمر رضي الله عنه قال: كانت أموال بني النضير مما أفاء الله على رسوله صلى الله عليه وسلم، مما لم يوجف المسلمون عليه بخيل ولا ركاب، فكانت لرسول الله صلى الله عليه وسلم خاصة، ينفق على أهله منها نفقة سنته، ثم يجعل ما بقي في السلاح والكراع، عدة في سبيل الله.
Ayetin "Nebi size ne verdiyse onu alın" kısmı, "Nebi size neyi emrettiyse onu yapın!" şeklinde anlaşılır. Çünkü bu ifadenin mukabilinde "Size neyi yasakladıysa ondan da sakının," ifadesi vardır. Yukarıdaki ilk rivayetin açıklaması Kitabu'l-libas'ta yapılacaktır.(Hadis no: 5931) Abdullah İbn Mes'ı1d'un hanımının adı Zeyneb bint Abdillah es-Sekafiyye'dir. Ümmü Ya'kı1b, Abdullah İbn Mes'ı1d'un hanımının da lanete sebep olan bu fiillerden birini yaptığını zannetmiştir. Bir görüşe göre Ümmü Ya'kı1b gerçekten onun eşinin bu fiillerden birini yaptığını görmüştür. Ancak Abdullah İbn Mes'ı1d bu tür şeyleri hoş karşılamayınca hanımı bunlardan vazgeçmiştir. Bu yüzden Üm mü Ya'kı1b onun yanına gittiği zaman daha önce gördüklerini görememiştir.
Abdullah İbn Mes'ud'un "onunla birlikte olmazdım" sözü iki manaya gelebilir: Onunla yatmazdım. Onunla evliliği sürdürmezdim. Bu ikinci görüş daha güçlüdür. Bu hadis, Hz. Nebi'in lanetine sebep olan bir özelliği taşıyan kimsenin lanetlenebileceğine delil olarak getirilmiştir. Zira lanet, sadece hak edene okunur. باب: {والذين تبوؤوا الدار والإيمان} /9/. 5. "DAHA ÖNCEDEN MEDİNE'Yİ YURT EDİNMİŞ VE GÖNÜLLERİNE İMANI YERLEŞTİRMİŞ OLAN KİMSELER" (Haşr 9) AYETİNİN TEFSİRİ حدثنا أحمد بن يونس: حدثنا أبو بكر، يعني: ابن عياش، عن حصين، عن عمرو بن ميمون قال: قال عمر رضي الله عنه: أوصي الخليفة بالمهاجرين الأولين: أن يعرف لهم حقهم، وأوصي الخليفة بالأنصار، الذين تبوؤوا الدار والإيمان من قبل أن يهاجر النبي صلى الله عليه وسلم: أن يقبل من محسنهم، ويعفو عن مسيئهم.
Ayette geçen .......tebevveu lafzı hem "vatan edindiler," hem de "buraya yerleştiler" şeklinde açıklanmıştır. İlk açıklamaya göre bu fiilin anlamı sadece ensara aittir. Diğer açıklamaya göre ise bu fiilin ifade ettiği anlam, hem ensarı, hem de ilk muhacirleri kapsar. Burada İmam Buharı, Hz. Ömer'in suikaste maruz kaldıktan sonra söylediği sözlerden bir kısmını zikretti. Bu rivayetin açıklaması Kitabu fezaili's-sahabe'de geçmişti. (Hadis no: 3800) باب: {ويؤثرون على أنفسهم}.
الآية /9/. 6. "ONLARI KENDİLERİNE TERCİH EDERLER,"(Haşr 9) AYETİNİN TEFSİRİ الخصاصة: الفاقة. {المفلحون}: الفائزون بالخلود، الفلاح: البقاء، حي على الفلاح: عجل. وقال الحسن: {حاجة} /9/: حسدا. خصاصة Hasasa (Haşr 9) "fakirlik" demektir. مفلحون Muflihun (Haşr 9) "ebediliği kazananlar" anlamına gelir. Nitekim felah "kalmak" demektir. حي Hayye ale'l-felah [ifadesinde geçen حي hayye kelimesi] "acele et" anlamına gelir.
Hasan-ı Basrı şöyle demiştir: حاجة Hace (Haşr 9) "haset" anlamına gelir. حدثني يعقوب بن إبراهيم بن كثير: حدثنا أبو أسامة: حدثنا فضيل بن غزوان: حدثنا أبو حازم الأشجعي، عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: أتى رجل رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: يا رسول الله، أصابني الجهد، فأرسل إلى نسائه فلم يجد عندهن شيئا، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (ألا رجل يضيفه هذه الليلة، يرحمه الله).
فقام رجل من الأنصار فقال: أنا يا رسول الله، فذهب إلى أهله فقال لامرأته: ضيف رسول الله صلى الله عليه وسلم، لا تدخريه شيئا، قالت: والله ما عندي إلا قوت الصبية، قال: فإذا أراد الصبية العشاء فنوميهم وتعالي، فأطفئي السراج، ونطوي بطوننا الليلة، ففعلت، ثم غدا الرجل على رسول الله صلى الله عليه وسلم، فقال: (لقد عجب الله عز وجل، أو: ضحك من فلان وفلانة). فأنزل الله عز وجل: {ويؤثرون على أنفسهم ولو كان بهم خصاصة}.
İbnu't-TIn şöyle demiştir: "Dil alimlerinden hiçbiri ........hayye kelimesini bu şekilde açıklamamış, aksine onlar bu kelimeyi "haydi!, yönel! şeklinde izah etmişlerdir." Hakikat İbnu't-Tın'in söylediği gibidir. Ancak bu ifadede acele etmenin istendiğine bir işaret vardır. Dolayısıyla bu ifade "acele yöneı" anlamına gelir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.