

Said İbn Mansur sahih bir senetle Said İbn Cübeyr'in şöyle söylediğini nakletmiştir: "İbn Ömer'in [A'la suresinin başını] ............ subhane rabbiye'l-a'la ellezi halake fesevva şeklinde okuduğunu işittim. Bu, Ubey İbri Ka'b'ın kıraatidir. İmam Buhari bu başlık altında Medine'ye ilk gelen muhacirler konusunda Bera'dan nakledilen hadisi verdi. Bu hadisin açıklaması "İlk Hicret Eden Müslümanlar" bahsinde geçmişti. (Hadis no: 3924) KİTABU’T-TEFSİR EK SAYFA – 1758-4 ĞAŞİYE SURESİ وقال ابن عباس: {عاملة ناصبة} /3/: النصارى.
İbn Abbas şöyle demiştir: عاملة ناصبة Amiletun nasıbe (Ğaşiye 3) ile "hıristiyanlar" kastedilmiştir. وقال مجاهد: {عين آنية} /5/: بلغ إناها وحان شربها. {حميم آن} /الرحمن: 44/: بلغ إناه. {لاتسمع فيها لاغية} /11/: شتما. Mücahid şöyle demiştir: عين آنية Aynin aniye (Rahman 44) "kabına ulaşh ve kaptaki kaynar suyu içme vakti geldi," anlanını ifade eder. Nitekim حميم آن hamim anin [ifadesinde geçen anin kelimesi] "sıcaklığı en son dereceye vardı" anlamına gelir. لاتسمع فيها لاغية La tesmau fiha lağiye (Ğaşiye 11) [ifadesindeki lagıye kelimesi] "hakaret" anlamına gelir.
ويقال: الضريع: نبت يقال له الشبرق، يسميه أهل الحجاز الضريع إذا يبس، وهو سم. {بمسيطر} /22/: بمسلط، ويقرأ بالصاد والسين. وقال ابن عباس: {إيابهم} /25/: مرجعهم. ضريع Dari' (Ğaşiye 6) kelimesinin bir bitki olduğu söylenmiştir. Ayrıca bu kelimenin HicazTıl2mn "şibnk (seyrek yeşeren bir bitki)" ismini verdiği bitki olduğu da söylenmiştir. Dan' kuruduğu zaman zehir olur. بمسيطر Bimuseytir (Ğaşiye 22) "zorlayan"
demektir. Bu kelime hem sin harfi, hem de sad harfi ile okunur. İbn Abbas şöyle demiştir: إيابهم iyabehum (Ğaşiye 25) "dönüşleri" anlamına gelir. Bu sureye, Gaşiye Suresi de denir. İbn Ebi Hatim, Ali İbn Ebi Talha kanalıyla İbn Abbas'ın şöyle dediğini nakletmiştir: "Gaşiye, kıyamet gününün isimlerinden biridir." ........La tesmau fiha lağiye (Ğaşiye 11) [ifadesindeki lagıye kelimesi] "hakaret" anlamına gelir,' yorumunu Firyabi Mücahid'den senedi ile birlikte nakletmiştir. Abdurrezzak İbn Hemmam da Ma'mer kanalıyla Katade'nin bu ayeti şu şekilde açıkladığını nakletmiştir: "Orada ne bir batıl, ne de bir günah söz işitirler."
Şibnk kelimesini Halil İbn Ahmed şöyle açıklamıştır: "Şibnk, yeşil renkli kötü kokan bir bitkidir. Bu bitki denize dökülür." Ebu Ubeyde .........museytir kelimesini "zorlayan" şeklinde tefsir etmiştir. İbnu't-TIn şöyle deiştir: Bu kelime ..........setara kökünden türemiştir. Bunun anlamı ise "içinde bulunduğu durumun dışına çıkmaz" demektir. Hz. Nebi'in bu vasfı hicret etmeden ve savaş farz kılınmadan önce Mekke'de geçerli idi.
İmam Buhari bu sur-min tefsirinde de merffi' bir hadis zikretmedi. Ancak Cabir'den nakledilen şu hadis bu surenin tefsiri ile alakalıdır: "La ilahe illallah deyinceye kadar insanlarla savaşmak bana emredildi. " Bu hadisin sonunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Onlann hesaplannı görmek Allah'a aittir," buyurmuş ve "İşte böyle ... Sen insanlan irşada devam et. Zaten senin görevin sadece irşad edip düşündürmektir.
Yoksa sen kimseyi zorlayacak değilsin, "(Ğaşiye 21-22) ayetinden başlayıp surenin sonuna kadar okumuştur. Bu rivayeti Tirmizi, Nesai ve Hakim rivayet etmiştir. Bu hadisin senedi sahihtir. KİTABU’T-TEFSİR EK SAYFA – 1758-5 FECR SURESİ وقال مجاهد: {الوتر} /3/: الله. {إرم ذات العماد} /7/: يعني القديمة، والعماد أهل عمود لا يقيمون. {سوط عذاب} /13/: الذي عذبوا به. {أكلا لما} /19/: السف. و{جما} /20/: الكثير.
Mücahid şöyle demiştir: وترvetru:'Allah"tır. إرم ذات العماد İrame zati'l-imad ile ilk Ad kavmi kastediimiştir. عماد imad ise yerleşik hayat sürmeyen, çadırlarda yaşayan insanları ifade eder. سوط عذاب Sevta azab (Fecr 13) [ifadesindeki azab kelimesi ile] onların başına gelen azab kastediimiştir. أكلا لما Eklen lemma(Fecr 19) [ifadesindeki lemma kelimesi] "silip supürerek yemek, جما cemma(Fecr 20) "çok" anlamına gelir.
وقال مجاهد: كل شيء خلقه فهو شفع، السماء شفع، والوتر: الله تبارك وتعالى. Yine Mücahid şöyle demiştir: Allah Teala'nın yarattığı her şeye شفع şef' denir.(Fecr 3) Bu bakımdan gökyüzü şef (yani çift); Allah Teala vetr (yani tek)tir. وقال غيره: {سوط عذاب} /13/: كلمة تقولها العرب لكل نوع من العذاب يدخل فيه السوط. {لبالمرصاد} /14/: إليه المصير. {تحاضون} /18/: تحافظون، و{تحضون} تأمرون بإطعامه.
{المطمئنة} /27/: المصدقة بالثواب. Bir başka müfessir ise şöyle demiştir: سوط عذاب Sevta azab(Fecr 13) Arapların her türlü azab için kullandıkları bir tabirdir. Kamçı ile yapılan işkence de buna dahildiqW, لبالمرصاد Lebi'l-mirsad (Fecr 14) "dönüş O'nadır," anlamını ifade etmektedir. تحاضون Tehaddune (Fecr 18) "muhafaza edersiniz" anlamına gelir. تحضون Tehuddun.....ona yedirmeyi emrediyorsunuz" demektir. مطمئنة Mutmainne (Fecr 27)" sevabı doğrulayan" anlamını ifade eder.
وقال الحسن: {يا أيتها النفس المطمئنة}: إذا أراد الله عز وجل قبضها اطمأنت إلى الله واطمأن الله إليها، ورضيت عن الله ورضي الله عنها، فأمر بقبض روحها، وأدخلها الله الجنة، وجعله من عباده الصالحين. Hasan-ı Basri يا أيتها النفس المطمئنة ya eyyetuhe'n-nefsu'l-mutmainne ayeti hakkında şöyle demiştir: Burada bahsi geçen kişi, Allah Teala ruhunu kabzetmek istediği zaman O'na karşı huzur duyar, Allah da kendisinden hoşnut olur. O, Allah Teala'dan razı olur, Allah Teala da ondan. Sonra Allah Teala o insanın ruhunun kabzedilmesini emreder, onu cennetine sokar ve salih kulları arasına koyar.
وقال غيره: {جابوا} /9/: نقبوا، من جيب القميص: قطع له جيب، يجوب الفلاة يقطعها. {لما} /19/: لممته أجمع: أتيت على آخره. Başka bir müfessir de şöyle demiştir: جابو Cabu(Fecr 9) "oydular" anlamına gelir. Bu fiil elbiseye cep açıldığı zaman kullanılan جيب القميص cibe'l-kamis" ifadesinden türemiştir. Nitekim يجوب الفلاة yecubu'l-felate denir ki, bu cümle "çölü baştan sona katettilgeçti" anlamına gelir. لما Lemma, لممته أجمع lememtuhu ecmea "sonuna kadar vardım" tabirinden türemiştir.
Abdurrezzak İbn Hemmam, Ma'mer kanalıyla Katade'nin şöyle söylediğini nakletmiştir: ..........İrem Ad kabilesinin bir koludur. .......imad ise "çadırları bulunan insanlar" anlamına gelir." Irem, Hz. Nuh'un oğlu Sam'ın oğludur. Ad ise Irem'in oğlu Avs'ın oğludur. Cumhur) .........ve'l-vetri kelimesini vav harfinin fethası ile ve'l-vetri şeklinde okumuştur. Asım'ın dışındaki Kufeliler ise bu kelimeyi vav harfinin kesresi ile ve'lvitri şeklinde okumuşlardır. Ebu Ubeyd [Kasım İbn Sellam] bu okuyuşu tercih etmiştir.
Ferra, .......... ..ya eyyetuhe'n-nefsu'l-mutmainne ayetini "Ey iman ile huzura kavuşan, sevap ve yeniden dirilmeyi tasdik eden insan!" şeklinde açıklamıştır. İmam Buhar! bu surenin tefsirinde merru bir hadise yer vermedi. Ancak ............ve cie yevmeizin bicehennem ayeti (Fecr 23) hakkında İbn Mes'ud'dan nakledilen şu merru hadis bu surenin tefsiri ile ilgilidir: O gün cehennem yetmişbin gem ile getirilir. Her gemi çeken yetmiş bin melek vardır." Bu hadisi İmam Müslim ve Tirmizı rivayet etmiştir.
KİTABU’T-TEFSİR EK SAYFA – 1758-6 BELED SURESİ وقال مجاهد: {وأنت حل بهذا البلد} /2/: مكة، ليس عليك ما على الناس فيه من الإثم. {ووالد} آدم {وما ولد} /3/. {لبدا} /6/: كثيرا. و{النجدين} /10/: الخير والشر. {مسغبة} /14/: مجاعة. {متربة} /16/: الساقط في التراب، يقال: {فلا اقتحم العقبة} /11/: فلم يقتحم العقبة في الدنيا، ثم فسر العقبة فقال: {وما أدراك ما العقبة. فك رقبة. أو إطعام في يوم ذي مسغبة} /12 - 14/.
Mücahid şöyle demiştir: وأنت حل بهذا البلد ve ente hillun bihaze'l-beled(Beled 2) [ayetinde geçen beled lafzı ile] Mekke'kastedilmiştir. [Bu ayetle Hz. Nebi'e şu mesaj verilmiştir:] Burada başkalarına günah olan şeyler sana günah değildir. ووالد ve valid (Beled 3) [ifadesindeki valid / baba ile] "Hz. Adem" kastedilmiştir. Lubeda (Beled 6) "çok" نجدين necdeyn (Beled 10) "hayır ve şer " مسغبة mesğabe (Beled 14) "açlık" متربة metrabe (Beled 16) "topraşa düşen" anlamına gelir. فلا اقتحم العقبة Felaktehame'l-akabe(Beled 11) "dünyadaki engeli aşamadı" anlamına gelir. Alla Teala daha sonra dünyadaki yokuşu şu şekilde açıkladı: "Sarp yokuş, bilir misin nedir? Sarp yokuş; bir köleyi, bir esiri hürriyetine kavuşturmaktır. Kıtlık zamanında yemek yedirmektir."(Beled 12-14) AÇiKLAMA : Firyabı, İbn Ebı Nüceyh kanalıyla Mücahid'in şöyle söylediğini sorumlu tutulmazsm. Burada diğer insanlara günah olan şeyler sana günah değildir."
Hakim, Mansur kanalıyla Mücahid'den bu rivayeti nakletmiştir. Söz konusu rivayette şu ziyade yer almaktadır: İbn Abbas da şöyle demiştir: "Allah Teala bu beldede dilediğini yapmanı sana helal kıldı." İbn Merduye, İkrime kanalıyla İbn Abbas'ın şöyle söylediğini nakletmiştir: "Bu beldede savaşmak sana helal kılındı." Buna göre ayetin sıgası şimdiki zamanı göstermekle birlikte, manası gelecek zamana aittir. Olaym gerçekleşmesi kesin olduğu için bu şekilde şimdiki zaman sıgası ile gelecek zaman ifade edilmiştir. Çünkü bu sure Mekkı bir suredir. Mekke'nin fethi ise hicretten sekiz yıl sonra gerçekleşmiştir.
İmam Buharı bu surenin tefsirinde merru bir hadise yer vermedi. Ancak Bera'dan nakledilen şu hadis bu surenin tefsirine girmektedir: Bir bedevı gelip; - Ey Allah'ın elçisi! Beni cennete girdirecek bir ameli bana öğret! dedi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: - 'Sözü kısa tutmak istemiş olsan bile, meseleyi olduğu gibi ortaya koydun. Ya bir canı özgürlüğüne kavuşturur, ya da bir köleyi azdd edersin,' buyurdu. Adam: - İkisi de aynı şey değil mi? diye sordu. Allah ResLılü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: - 'Hayır. "Bir canı özgürlüğe kavuşturmak/ıtk-ı neseme" bir köleyi tek başına azot ettiğin zaman olur. "Bir köleyi azod etmek ise/fekkü rakabe" onun özgürlüğüne kavuşması için katkıda bulunmanla olur' Bu rivayeti Ahmed İbn Hanbel ile İbn Merduye tahriç etmiştir.
İbn Hıbban da bu rivayetin sahih olduğunu söylemiştir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.