

Burada sadece Beyyine Suresi'nden bahsedilmesinin hikmeti bu surede yer alan "tertemiz sahife/eri okuyan"(Beyyine 2) ayetidir. Sadece Ubey İbn Ka'b'ın zikredilmesinin hikmeti ise onun sahabenin en iyi Kur'an okuyanı olduğuna işaret etmektir. Nebi s.a.v. menzilesinin yüksek olmasına rağmen Ubey'e Kur'an okuduysa, onun dışındakiler de bu konuda onun hükmüne tabi olurlar.
(Yani Nebi s.a.v. kur’anı en iyi bilen olduğu halde Ubey r.a.’ın kur’an okumasında sakınca olmayınca diğer Sahabenin’de bu hükme tabi olması caizdir.) 3. BAB حدثنا أحمد بن أبي داود أبو جعفر المنادي: حدثنا روح: حدثنا سعيد بن أبي عروبة، عن قتادة، عن أنس بن مالك: أن نبي الله صلى الله عليه وسلم قال لأبي بن كعب: (إن الله أمرني أن أقرئك القرآن). قال: آلله سماني لك؟ قال: (نعم).
قال: وقد ذكرت عند رب العالمين؟ قال: (نعم). فذرفت عيناه. Hadiste geçen "okutmamı" ifadesi j,sana benim okumamı öğreteceğim, sen nasılokursan oku, iki okuyuş birbiri ile çelişmez," anlamına gelir. Hz. Nebi'in Ubey'e Kur'an okumasının hikmeti "tertemiz sahife/eri okuyan bir elçidir, "(Beyyine 2) ayetinin gerçekleşmesi olarak gösterilmiştir. Bu rivayetin açıklaması Ubey İbn Ka'b'ın Menakıb'ı Bölümü'nde yapılmıştı.
KİTABU’T-TEFSİR EK SAYFA – 1760-4 ZİLZAL SURESİ قوله: {فمن يعمل مثقال ذرة خيرا يره} /7/. يقال: {أوحى لها} /5/: أوحى إليها، ووحى لها ووحى إليها واحد. أوحى لها Evha leha أوحى إليها evha ileyha وحى لها "vaha leha ve وحى إليها vaha ileyha bir manaya (vahyetti) gelir. فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْراً يَرَهُ 1. "KİM ZERRE MİKTARI HAYIR YAPMIŞSA ONU GÖRÜR, "(Zilzal 7) AYETİNİN TEFSİRİ حدثنا إسماعيل بن عبد الله: حدثنا مالك، عن زيد بن أسلم، عن أبي صالح السمان، عن أبي هريرة رضي الله عنه: أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: (الخيل لثلاثة: لرجل أجر، ولرجل ستر، وعلى رجل وزر، فأما الذي له أجر، فرجل ربطها في سبيل الله، فأطال لها في مرج أو روضة، فما أصابت في طيلها ذلك في المرج والروضة، كان له حسنات، ولو أنها قطعت طيلها فاستنت شرفا أو شرفين، كانت آثارها وأوراثها حسنات له، ولو أنها مرت بنهر فشربت منه ولم يرد أن يسقي به كان ذلك حسنات له، فهي لذلك الرجل أجر. ورجل ربطها تغنيا وتعففا، ولم ينس حق الله في رقابها ولا ظهورها، فهي له ستر. ورجل ربطها فخرا ونواء، فهي على ذلك وزر). فسئل رسول الله صلى الله عليه وسلم عن الحمر، قال: (ما أنزل الله علي فيها إلا هذه الآية الفاذة الجامعة: {فمن يعمل مثقال ذرة خيرا يره.
ومن يعمل مثقال ذرة شرا يره}). Bu surenin tefsiri hakkında sahih merfCı bir hadis görmedim. Ancak bazı müfessirler bu sure hakkında İbn Ömer'den nakledilen "İkindi namazını kaçıran kimse ... " hadisini nakletmişlerdir. Bu hadisin açıklaması Kitabu mevakiti'ssalat'ta yapılmlştı. KİTABU’T-TEFSİR EK SAYFA – 1760-6 HUMEZE, FİL, KUREYŞ, MAUN SURELERİ HUMEZE SURESİ: {الحطمة} /4/: اسم النار، مثل: {سقر} /القمر: 48/ و/المدثر: 26، 27، 42/. و: {لظى} /المعارج: 15/.
الحطمة Hutame kelimesi, سقر sakar ve لظى laza gibi Cehennemin isimlerinden biridir. Yukarıdaki açıklama Ferra'ya aittir. O şöyle demiştir: ...........Leyunbezenne "kişi ve malı [Cehenneme] atılır," demektir. الحطمة Hutame ise سقر sakar ve لظى laza gibi Cehennemin isimlerinden biridir. FİL SURESİ: ألم تر Elem tera (Fil 1) "öğrenmedin mi?" anlamına gelir. قال مجاهد: {أبابيل} /3/: متتابعة مجتمعة. وقال ابن عباس: {من سجيل} /4/: هي سنك وكل.
Mücahid şöyle demiştir: أبابيل Ebabil (fil 3) "peşpeşe, grup grup" anlamına gelir. İbn Abbas şöyle demiştir: من سجيل Min siccil (fil 4) "senk" ve "kil" kelimelerinden mürekkeptir. ' AÇiKLAMA : Ferra : ألم تر elem tera'yı şöyle açıklamıştır: "Habeşliler ve filden haberin yok mu?" Ferra bu ifadeyi bu şekilde açıklamıştır. Çünkü Hz. Nebi Fil olayını yaşamamıştır. Çünkü Fil olayının olduğu sene doğmuştur.
Taberı, Suddı ve İkrime kanalıyla İbn Abbas'tan şöyle nakletmiştir: Senk "taş," kıl "toprak" demektir. Bu yorumun açıklaması Hud Suresi'nin tefsirinde geçmişti. KUREYŞ SURESİ: وقال مجاهد: {لإيلاف} /1/: ألفوا ذلك، فلا يشق عليهم في الشتاء والصيف. {وآمنهم} /4/: من كل عدوهم في حرمهم. قال ابن عيينة: لإيلاف: لنعمتي على قريش. Mücahid لإيلاف li iIaf (Kureyş 1) hakkında şöyle demiştir: Kureyşliler tİcari sefer/ere alışmışlardı. Artık yaz ve kış aylarında tİcari sefer/er düzenlemek onlara zor gelmiyardu. وآمنهم ve amenehum (Kureyş 4) "kendi harem bölgelerinde bütün düşmanlarına karşı onları güven içinde kıldı" anlamına gelir.
İbn Uyeyne şöyle demiştir: لإيلاف Li ilaf "Kureyşe verdiğim nimetim için" an- لإيلاف li ilaf ifadesindeki lam harf-i cerrinin bir önceki surede anlatılan olaya bağlı oldugu söylenmiştir. Bu harf-i cerrin "Kureyşe verdiğim nimete hayret ederim" gibi mukadder bir cümleye bağlı olduğu da ileri sürülmüştür. Halil İbn Ahmed şöyle demiştir: ...........Fe'l-ya'budu ifadesinin başına ... fe harfi gelmiştir. Çünükü bundan önceki ifade şart manası taşımaktadır. Şöyle ki; Eğer bu Ev'in Rabbine önceki nimetinden dolayı kul olmuyorlasa, bu surede bahsi geçen uzlaşıp anlaşmadan dolayı kulolsunlar.
MAUN SURESİ: وقال مجاهد: {يدع} /2/: يدفع عن حقه، يقال: هو من دععت. {يدعون} /الطور: 13/: يدفعون. {ساهون} /5/: لاهون. {والماعون} /7/: المعروف كله، وقال بعض العرب: الماعون: الماء، وقال عكرمة: أعلاها الزكاة المفروضة، وأدناها عارية المتاع. Mücahid şöyle demiştir: يدع Yedu'u "yetimin hakkına ulaşmasına engel olur," anlamına gelir. Bu kelimenin "ittim" anlamına gelen دععت dea'tu fiilinden türediği açıklanmıştır. Nitekim يدعون yuda'un (Tur 13) kelimesi Kur'an'da bu manada kullanılmıştır. ساهون Sahun (Maun 5) "gafiller" demektir. الماعون Maun (Maun 7) "bütün iyilikler" anlamında kullanılır. Bazı Araplar bu kelimenin "su" anlamına geldiğini söylemiştir. İkrime ise şöyle demiştir: Maunun en üst mertebesi farz kılınan zekat, en alt mertebesi ise bir eşyayı ariyeten vermektir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.