

Yüce Allah'ın: "Kadınlara üstü kapalı talip olmanızdan veya içinizde (onlarla evlenme isteğini) saklamanızdan dolayı da size bir günah yoktur ... Allah mağfiret edicidir, halimdir." Bu başlık ile ilgili olarak İbnu't-TIn şunları söylemektedir: Ayeti kerime dört hüküm ihtiva etmektedir. İkisi mubahtır: Üstü kapalı ifadelerle evlenme teklifinde bulunmak ve evlenme isteğini içinde saklamak, ikisi de yasaktır. İddet esnasında (dul kadınları) nikahlamak ve yine iddet içerisinde sözleşmek.
İlim adamlarının ittifakla belirttiğine göre bu hüküm, kocası vefat etmiş kadın hakkındadır, ama bain talaktan ötürü iddet bekleyen kadın hakkında farklı görüşlere sahiptir. Nikahı bir şarta bağlı kılınmış olan kadının durumu da böyledir. Ric'i talak ile boşanmış kadın hakkında ise Şafii şöyle demektedir: Herhangi bir kimsenin böyle bir kadına iddeti içerisinde üstü kapalı bir ifade ile evlenme teklifinde bulunması caiz değildir. Kısacası, açıktan açığa evlenme teklifinde bulunmak, bütün iddet bekleyenler için haramdır. Üstü kapalı ifade ile teklifle bulunmak birinci (kocasının vefatı dolayısıyla iddet bekleyen) durumundaki kadın için mubahtır. Ric'i talak ile iddet bekleyen hakkında haramdır, bain talak ile boşanmış kadın hakkında ise farklı görüşler vardır.
"Ata dedi ki: Üstü kapalı ifade kullanır. Ancak açıkça söylemez." Yani açıktan açığa evlenmeyi sözkonusu etmez. "Eğer iddeti içerisinde kadın bir adam ile sözleşir, sonra da onu nikahlarsa ... " Yani iddeti bittikten sonra onunla evlenirse "birbirlerinden ayrılmalarına hüküm verilmez." Bu, günah sözkonusu olsa dahi nikahın sıhhatini olumsuz olarak etkilemez.
Abdurrezzak, Ata yoluyla gelen bu rivayetin akabinde İbn Cüreyc'den şöyle dediğini nakletmektedir: Ayrıca bana İbn Abbas'tan şöyle dediği ulaşmıştır: "Böyle bir kadından ayrılmak, senin için daha hayırlıdır." İddet esnasında açıktan açığa evlenme teklifinde bulunan, ama ancak iddetin bitiminden sonra nikah akdini yapan kimsenin durumu hakkında farklı görüşler vardır. Malik: Onunla gerdeğe ister girmiş olsun, ister girmemiş olsun, ondan ayrılır derken, Şafii: Sözü geçen, açık ifade kullanmanın yasaklanmasını çiğnemiş olsa dahi cihet farklılığı dolayısıyla akid sahihtir, demiştir.
el-Mühelleb dedi ki: İddet sırasında açıktan evlenme teklifinde bulunmanın men edilmesinin illeti, bunun iddet esnasında onunla bir arada olmaya götürebilen bir yololuşundan dolayıdır. Oysa kadının iddeti beklemesinin sebebi, ölenin ya da onu boşayanın cihetinden rahminde bir gebeliğinin bulunup bulunmadığının anlaşılmasıdır. Ancak el-Mühelleb'e şöyle karşılık verilmiştir: Böyle bir illet, akdin yasaklanmasına elverişli bir illettir, ama yalnızca açık evlenme teklifinde bulunmanın yasaklanışına elverişli bir illet olamaz. Ancak açıkifade kullanmanın akde götüren bir yololduğunun, akdin de birbirleriyle beraber olmalarına götüren bir yolun olmasının söylenmesi hali müstesn':I.ır.
İddet esnasında akid yapılsa ve koca da o kadın ile gerdeğe girse, birbirlerinden ayrılacaklarına hüküm verileceği hususunda fukahanın ittifakı vardır. Malik, Leys ve Evzaı bundan sonra bir daha o kadını nikahlaması helal olmaz derken; diğerleri, hayır iddeti bittikten sonra dilerse onunla evlenebilir, demişlerdir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.