

Zincir musanniften sözün kaynağına doğru okunur; her halka bir sonrakinden aktarır. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir.

(Adil yönetici) Buradaki yöneticiden maksat, en üst düzey yönetici yani halife / devlet başkanı’dır. Aynı zamanda Müslümanların İşlerini yürütme görevini üstlenen ve adaletli davranan herkesi kapsar. Nitekim bu yorumumuzu, İmam Müslim'in Abdullah İbn Amr'dan merfu1 olarak naklettiği şu rivayet de destekler: "Adaletli davrananlar, Allah katında Rahman’ın sağında bulunan nurdan minberler üzerindedirler. Onlar yönetimlerinde, aile içi kararlarında ve üstlendikleri vazifelerde adil davranırlar."
Bu kavram en güzel şu şekilde açıklanmıştır: Adil, İfrat ve tefrite kaçmadan her şeyi yerli yerine koyarak Allah'ın emrini gözeten kimsedir. Adaletli olmanın herkese faydası dokunduğu için yöneticinin âdil olması önce zikredilmiştir. (genç) Hadiste sadece genç zikredilmiştir. Çünkü gençlerin şehvetlerine yenik düşme tehlikesi daha fazladır. Zira onların nevalarına göre hareket etme dürtüleri daha güçlüdür. Bununla birlikte ibadete sıkı sıkıya devam etmek, daha zordur ve takvanın üstünlüğüne delalet eder.
(Kalbi camilere bağlı olan adam) Selman rivayetinde "onları sevdiği için" şeklinde İlave bir ibare vardır. (Bir araya gelince de Allah için bir araya gelir, ayrılınca da Allah için ayrılırlar.) Bu ifade şu anlama gelir: "İster hakiki olarak bîr araya gelsinler isterse bedenen ayrı yerlerde olsunlar ölünceye kadar birbirlerine karşı dinî sevgi beslemeye devam ederler. Bu sevgilerini dünyalık bir şeyle bozmazlar."
(Makam ve güzellik sahibi bir kadının kendisini zinaya davet etmesi) Nebi s.a.v. hadisin bu kısmında kadını, Arap âdetlerine göre en üstün özelliklerle tavsif etmiştir. Bu özelliklerde ki kadına olan rağbet, hayli fazladır. Zira bir yanda sosyal konum ve parayı getiren makam diğer yanda güzellik söz konusudur. Çok az kadında bu iki özellik bir arada bulunur.
İbnu'l-Mübarek bu hadisi naklederken "kendisine" diye bir fazlalık ile birlikte zikretmiştir. Beyhakî "Şuabu'l-îmân"da bu rivayeti "Kendisini ona sundu" şeklinde nakletmiştir. Hadisten, kadının erkeği zinaya çağırdığı anlaşılıyor. Nitekim Kurtubî kesin bir şekilde bunu açıklamıştır. Başka bir görüşe yer vermemiştir. ('Ben Allah'tan korkanm') İlk akla gelen manaya göre, kişi bu sözü diliyle söyler. Bununla kadını çirkin ahlâkından çevirmeye çalışır.
Nitekim Kadı Iyâz Kurtubî'nin şöyle dediğini bildirmiştir: "Bu söz Allah korkusunun şiddetinden, takvanın güçlü olmasından ve hayadan ileri gelir." Bu Kurtubî, tefsir yazarı meşhur İmam Kurtubî (ö. 671) değildir. Çünkü Kadı İyad ondan önce yaşamış ve 544 de vefat etmiştir. Aynı zamanda İbn Hacer'İn Kurtubî olarak sürekli bahsettiği "Müfhim" adlı Müslim şerhinin sahibi de değildir. Zira o da 656'da vefat etmiştir. Muhtemelen bu Kurtubî, İbn Battal el-Kurtubî {ö. 449) olabilir. [Mütercim] Bu ifade Ahmed İbn Hanbel rivayetinde ..... şeklinde nakledilmiştir.
(Allah'ı andığı) Bu ifade diliyle veya kalbiyle Allah'ı andığı zaman manasına gelir. (gözleri dolar) Yani gözlerinden göz yaşları boşalır. Önemli Açıklama: Bu hadiste sadece erkeklerin zikredilmesinin bir manası yoktur. Aksine kadınlar da, anlatılan hususlarda onlarla aynıdır. Ancak devlet başkanlığı meselesi bunun dışında yer alır. Yine de çoluk çocuğu bulunan ve onlara adaletle davranan kadınlar âdil yönetici kapsamına girer. Camilere bağlı olma hususunda da kadınlar farklıdır. Zira onların evlerinde namaz kılmaları, camide namaz kılmalarından daha hayırlıdır. Bunun dışında hadiste geçen her konuda kadınlar ile erkekler müşterektir. Erkeği zinaya davet eden kadın konusunda bile ortaktırlar. Çünkü kadın için de, yakışıklı bir delikanlının onu çirkin fiili İşlemeye davet etmesi düşünülebilir. O da, buna ihtiyacı olmasına rağmen Allah korkusundan dolayı yüz çevirir.