

Yukarıdaki hadiste geçen "hasm", kan ın dinmesi için kesilen yeri ateşle dağlamak demektir. "Hasemtu'l-ırka" damarın kanını kestim ve akmasını engelledim demektir. Davudı şöyle demiştir: Bu hadiste geçen "el-hasm", elin kesildikten sonra kızgın yağa batırılmasıdır. Bizim kanaatimize göre bu tarif edilen hasmın çeşitlerinden sadece birisidir ve hasm sadece bu demek değildir. İmam Buhari bu konuda Ureynelilerin olayından bahseden hadisin bir kısmına yer vermiş ve "kesilen yeri dağlamayarak onları ölüme terk etmiştir" demiştir. ibn Battal, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dağlama yaptırmaması, ölmelerini i;;tediğindendir. Buna karşılık hırsızlık suçunun cezası olarak bir el kesildiğinde kesilen yeri dağlamak gereklidir. Çünkü böyle yapılmazsa kişinin kan kaybından genellikle ölmeyeceğinden emin olunamaz.
باب: لم يسق المرتدون المحاربون حتى ماتوا. 17.HİRABE SUÇU İŞLEMİŞ DİNDEN ÇiKANLARA SU VERİLMEMESİ VE NİHAYET ÖLÜP GİTMELERİ حدثنا موسى بن إسماعيل، عن وهيب، عن أيوب، عن أبي قلابة، عن أنس رضي الله عنه قال: قدم رهط من عكل على النبي صلى الله عليه وسلم، كانوا في الصُّفَّة، فاجتووا المدينة، فقالوا: يا رسول الله، أبغنا رِسْلاً، فقال: (ما أجد لكم إلا أن تلحقوا بإبل رسول الله صلى الله عليه وسلم).
فأتوها، فشربوا من ألبانها وأبوالها، حتى صحُّوا وسمنوا وقتلوا الراعي واستاقوا الذود، فأتى النبي صلى الله عليه وسلم الصريخ، فبعث الطلب في آثارهم، فما ترجَّل النهار حتى أتي بهم، فأمر بمسامير فأحميت، فكحلهم، وقطع أيديهم وأرجلهم وما حسمهم، ثم ألقوا في الحرة، يستسقون فما سقوا حتى ماتوا. قال أبو قلابة: سرقوا وقتلوا وحاربوا الله ورسوله. "Nebi s.a.v. onların gözlerine mil çektirdL" Bu haberde geçen "..." hakkında lyaz şu açıklamayı yapmıştır: "........" ifadesi gözünü kızgın kızgın demir çubuk ile dağladı demektir. Fiil bu durumda "......." fiili ile aynı olmuş olur. Zira bu fiil şu şekilde tefsir edilmiştir: Göze kızgın bir demir yaklaştırılır ve böylece görme gücü gider. Bu açıklama "r---" fiiline uygun düşmektedir. Çünkü "r---" sözkonusu demirin çivi olmasını ifade etmektedir.
(Önemli Bir Bilgi:) Hirabe ayetindeki "Bu onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Onlar için ahirette de büyük azap vardır"(Maide 33) ifadesi ile Ubade'nin dünyada şer' ı ceza almış kimseye aldığı ceza kefaret olur mealindeki hadisi ile anlam problemi doğmaktadır. Çünkü hirabe ayetinin zahiri, iki hususu (dünyada rezalet, ahirette ceza) birden ifade etmektedir. Buna verilecek cevap şudur: Ubade hadisi Müslümanlara mahsustur. Zira hadiste şirk ona katılan masiyetle birlikte yer almaktadır. Katir şirki üzere öldürüldüğünde müşrik olarak ölürse bu katlin onun için kefaret olmayacağı yolunda icma vardır. Ehl-i sünnet günahkar kimselere had cezası uygulandığında bunun o günah için kefaret olacağı yolunda icma etmişlerdir. Bu hususu çözüme kavuşturan Allahu Teala'ın şu ifadesidir: "Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; Bundan başkasını, dilediği kimse için bağışlar. "(Nisa 48) باب: سمر النبي صلى الله عليه وسلم أعين المحاربين.
18. NEBİ S.A.V.'İN (BÜYÜK CÜRÜMLER İŞLEYEN) MUHARİBLERİN GÖZLERİNİ KIZGIN DEMİRLERLE ÇIKARTMASI

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.