

"Diyat", "diyet" kelimesinin çoğuludur. Tıpkı, "idat" ın "vi'detun" kelimesinin çoğulu olması gibi. "Diyet" kelimenin asıl kökü "vedyetun" dur. Arapçada "veda'l-katile yedihi" katilin diyetini velisine verdi demektir. "Diyet" can karşılığı verilen bedeldir. "Kim bir mu'mini kasten öldürürse cezası, içinde ebediyyen kalacağı cehennemdir. " Bu ayet-i kerimede bir mu'mini teammüden haksız yere öldüren kimseye ağır bir tehdit yer almaktadır. Furkan suresinin tefsiri yapılırken İbn Abbas ve başkalarından bu konuda görüş nakledilmiş ve katilin bir tövbesi olup olmadığı konusundaki ihtilaf bir daha tekrarına ihtiyaç kalmayacak şekilde açıklanmıştı. İsmail el-Kadi'nin Ahkamu'l-Kur'an adlı eserinde hasen isnadla nakline göre bu ayet indiğinde Muhacir ve Ensar "vacip oldu" dediler. Bunun üzerine "Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz, bundan başkasını (günahları) dilediği kimse için bağışlar"(Nisa 48) ayet-i kerimesi indi.
Biz de şunu belirtelim: Ehl-i sünnet alimleri bu ayeti esas alarak katilin durumunun Allah'ın iradesine bağlı olduğunu benimsemişlerdir. Bu anlayışı Buhari ve Müslim'in ittifakla naklettikleri Ubade hadisi teyid etmektedir. Bu hadiste Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem adam öldürme, zina etme ile başka günahlardan söz ettikten sonra "Her kim bu günahlardan birini işleyecek olursa onun durumu Allah'a kalmıştır. Allah dilerse onu cezalandırır, dilerse bağışlar" buyurmuştur.(Buhari, Ahkam) Bu yaklaşımı doksandokuz kişiyi öldürdükten sonra yüzüncüyü de öldüren kişiden söz eden kıssa teyid etmektedir. Bu olay Enbiya bölümündeki hadislerden İsrailoğulları zikredilirken geçmişti. Orada İmam Buhari beş merfu’ hadise yer vermişti. Bunlardan birincisi "Hangi günah daha büyüktür" şeklinde başlayan İbn Mes’ud hadisidir. Bu hadisin geniş bir açıklaması Zina Edenlerin Günahı (İsmü'z-zünat) başlığıaltında daha önce geçmişti.
في فسحة genişlik içindedir demektir. İbnü'l-Arabi şöyle der: الفسحة في الدين salih amellerin genişliği anlamına gelir. Bundan dolayı bir kat’ı söz konusu olduğunda salih ameller daralır, çünkü bunlar o katlin yükünü kaldıramaz. الفسحة في الذنب günahın tövbe ile bağışlanmayı kabul etmesi demektir. Ancak katı sözkonusu olduğunda sözkonusu kabul, ortadan kalkar. Kısacası İbnü'l-Arabi, dinde genişliği katilin tövbesi’nin kabul olmayacağı şeklindeki İbn Ömer görüşüne paralel olarak tefsir etmiştir.
"Helak edicilerden biri" Hadiste geçen " ورطات vartat" kelimesi, helak anlamına gelen " ورطة varta" kelimesinin çoğuludur. Arapçada " ورطة في فلان وقع " ifadesi, filanca kurtulamayacağı bir şeyin içine düştü demektir. " الدم من سفك " kanı akıtmak demektir. Bundan maksat, hangi şekilde olursa olsun adam öldürmektir. Fakat adam öldürmenin aslı, kan akıtmaya dayandığından öldürme fiili kan akıtma şeklinde ifade edilmiştir. İbn Ömer'in haksız yere teammüden adam öldüren birisine "Soğuk su tedarikinde bulun, çünkü cennete giremeyeceksin" dediği naklediimiştir.
Tirmizl'nin Abdullah b. Amr'dan nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allah katında bütün dünyanın yok olup gitmesi bir Müslümanın öldürülmesinden daha değersizdir" buyurmuştur. Tirmizi hadisi hasen şeklinde değerlendirmiştir.(Tirmizi, Diyat) Biz de şunu ekleyelim: Nesai bu hadisi "Bir mu'minin öldürülmesi Allah katında dünyanın yok olmasından daha büyüktür" şeklindedir.(Nesai, Tahrimu'd-Dem) İbnü'l-Arabi şöyle demiştir: Bir hayvanın haksız yere öldürülmesi konusunda yasaklama getirilmiş ve tehditte bulunulmuştur. Hayvan için durum böyle olunca insanı öldürme için acaba nasıl olur?
İnsan için durum böyle olunca bir Müslümanı öldürmek nasıl olur? Öldürülen müttaki ve salih bir kimse ise durum nice olur! "(Kıyamet gününde) insanlar arasında verilecek ilk hüküm kan davaları hakkındadır"." Müslim'in bir başka yolla A'meş'ten yaptığı nakilde "kıyamet günü" şeklinde bir farklılık bulunmaktadır. Buradan adam öldürme işinin büyük bir vebal olduğu anlaşılmaktadır. Zira hesaba çekilme en önemli olan ne ise onunla başlar.
".....yani kaçıp bir ağaca sığınsa, ......... yani Allah için Müslüman oldum demektir. "Sen de onun söylediği tevhid kelimesini söylemezden önceki konumundasın." Hattabi şöyle demiştir: Bu sözün manası şudur: Dinin hükmüne göre bir kafirin Müslüman olmadan önce savaş esnasında kanı mubahtır. Müslüman olduğunda tıpkı bir Müslüman gibi kanı dokunulmaz hale gelir. Bundan sonra bir Müslüman onu katledecek olursa kısas hakkı dolayısıyla o Müslümanın kanı da mubah hale gelir. Tıpkı din hakkı dolayısıyla kafirin kanının mubah olması gibi. Bundan maksat, Haricilerin büyük günah işleyen Müslümanın kafir olduğunu iddia ettikleri gibi Müslümanın kafir olduğunu söylemek değildir. Kısacası çıkış yolu farklı olmakla birlikte o kafirle Müslüman mertebe itibariyle bir olmaktadır.
Birincisi o kanının dokunulmazlığı açısından senin gibidir. İkincisi sen kanının heder olması açısından onun gibisin.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.