

İbn Battal şöyle demiştir: "Aslında bayramda silah taşımak ve bayram namazına giderken silah almak uygun değildir. Fakat o dönemde Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in savaş halinde olduğu ve düşmanları bulunduğu için silahların gösterilmesini uygun gördüğü düşünülebilir. Ancak bu konu başlığı altında nakledilen rivayetlerde Resulullah (s.a.v.)'in mızrak taşıyan kimselerle birlikte bayram namazının kılınacağı yere gittiği anlatılmadığı gibi ashabına silahlarını hazırlamalarına yönelik bir talimat verdiği de zikredilmemektedir. Kısacası konu başlığı ile başlık altında nakledilen rivayet arasında bir uyum bulunmamaktadır."
Zeyn İbnü'l-Müneyyir bu görüşe şöyle cevap vermiştir: "İmam Buhârî bu hadisi 'bayram günlerinde düzenlenen eğlencelere diğer günlerdeki eğlencelere göre daha toleranslı davranıldığını ve bunda bir sakınca bulunmadığını göstermek' maksadıyla zikretmiştir." Ayrıca konu başlığında bu oyunun bayram namazı kılmak üzere musallaya giderken oynandığına dair bir kayıt da bulunmamaktadır. Rivayetten ilk bakışta anlaşılan, Habeşlilerin Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem musalladan döndükten sonra oynadıklarıdır. Çünkü Resul-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem günün ilk vakitlerinde musallaya gitmek üzere çıkar ve namazı kılıp dönerdi.
Zührî'den nakledilen rivayete göre Hz. Aişe'nin yanında şarkı söyleyen kız çocuklar aynı zamanda def de çalıyorlardı. Bekrinin kaydettiğine göre burası Medine'ye iki gece uzaklıkta bir yer ismidir. Hattâbî bu isimle ilgili olarak şu açıklamada bulunur: "Buâs, Araplar arasında meydana gelen ve çok bilinen savaşlardan birisidir. Bu savaşta Evs kabilesi, Hazreç kabilesinden birçok kişiyi öldürmüşlerdir." İbn İshâk gibi tarihçilerin kaydettiğine göre söz konusu savaş İslâmiyet gelene kadar aralıklarla yüz yirmi yıl sürmüştür.
İmam Buhârî ile İmam Müslim'in sahihlerini şerheden bazı âlimler İbn İs-hâk'ın bu görüşünü esas alarak açıklama yapmışlardır. Fakat bu, tartışmaya açık bir görüştür. Çünkü bu görüşe göre söz konusu savaş yüz yirmi yıl devam etmiştir. Halbuki ileride de açıklanacağı gibi Buâs savaşı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye hicret etmeden otuz yıl önce meydana gelmiştir.
"Şeytan işi çalgılar" diye tercüme ettiğimiz ...... kelimesi şarkı veya def anlamına gelir. Ayrıca (flüt, kaval vs..gibi) üflemeli çalgılara da bu ad verilir. Söz konusu çalgıların şeytana izafe edilmesi, bunların boş işlerle uğraşmak anlamında olmasından kaynaklanır. Ayrıca kalbi Allah'ın zikrinden uzaklaştırıp ge lete düşürmesi dolayısıyla da şeytan kelimesiyle birlikte anılmıştır.
Bu rivayette Resulullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. Ebu Bekir'e: "Rahat bırak çocukları!" dediği görülmektedir. Başka rivayetlerde şöyle bir ek de bulunmaktadır: "Ey Ebu Bekir, her toplumun bir bayram günü vardır, bu da bizim bayramımızdır." İşte bu ifade Resul-i Ekrem'in sallallâhu aleyhi ve sellem, Hz. Ebu Bekir'e niçin "Rahat bırak çocukları!" dediğini açıklamakta ve emrinin gerekçesini göstermektedir.
Ayrıca Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem burada durumun onun düşündüğü gibi olmadığını da açıklamıştır. Çünkü Ebu Bekir, o çocukların Resulullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem haberi olmadan şarkı söylediklerini düşünmüştür. Zira Aişe'nin odasına girdiğinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in üzerine örtüyü çekip yattığını görünce onun uyuduğunu sanmıştır. İşte tüm bunlara ek olarak şarkı söylemek ve boş işlerle uğraşmak gibi işlerle uğraşmanın doğru olmadığına ve yasaklanması gerektiğine de inandığı için kızı Aişe'yİ azarlamışlar. Burada Hz. Ebu Bekir, Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in vekîli gibi hareket etmiş ve hemen olaya müdahalede bulunmuştur. Zira ona göre gördüğü bu durumun müdahale edilip düzeltilmesi gerekmektedir. Fakat Resulullah (s.a.v.) ona olayın gerçek yüzünü anlatmış ve konuyla ilgili hükmü anlatarak bu hükmün gerekçesini de söylemiştir; bu bir bayram günüdür ve neşe içinde geçirilmesinde bir sakınca yoktur. Dolayısıyla düğünlerde olduğu gibi, bayram günlerinde de bu tür eğlenceler meşrudur. Bu olayla ilgili olarak bazılarının "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onayladığı bir şeyi Hz. Ebu Bekir'in olur.
Hadisten Çıkan Sonuçlar 1. Müşriklere ait bayramlarda eğlenceler düzenlemek ve bu eğlencelere katılmak kısacası onlara benzemek çok kötü bir davranıştır (mekruh). 2. Aile bireylerinin bayram günlerinde eğlenmelerini ve neşelenip bedenen rahatlamalarını sağlayacak eğlenceler düzenlemekte bir sakınca yoktur. Bununla birlikte böyle bir eğlenceye kalkışmamak daha iyidir.
3. Bayram günlerinde neşemizi ve sevincimizi göstermek dinin genel prensiplerindendir. 4. Bir baba, kocasıyla birlikte odasında oturan kızının yanına girebilir. Taraflar arasında böyle bir âdet oluşmuşsa bunda herhangi bir sakınca yoktur. 5. Müdahale edilmesi gereken bir durum söz konusu olduğunda koca bu görevi yerine getirmese bile baba müdahale edebilir; kocasının huzurunda kızını uyarıp terbiye kurallarını öğretebilir. Çünkü çocukları terbiye etmek babaların görevidir.
6. Kocalar eşlerine karşı çok şefkatli olmalıdır. Hanımların sevgisini kazanmak ve gönüllerini almak erkeklerin bir görevidir. 7. Hayırlı ve erdem sahibi büyüklerin bulunduğu mekanlarda herhangi bir günahı olmasa bile boş işlerden ve eğlencelerden uzak durmak gerekir. Fakat onların izni olursa bu tür eğlencelerde bir sakınca olmaz. 8. Bir öğrenci hocasının huzurunda müdahale edilmesi gereken bir olay meydana geldiğini görürse derhal onu düzeltmeli, hocasının müdahalesini beklememelidir. Zira böylesi bir davranış hocaya olan saygının ve edebin bir göstergesidir.
9. Öğrenci hocasından öğrendiği usul ve bilgiyi esas alarak onun huzurunda fetva verebilir. Fakat burada şöyle bir ihtimal de söz konusu olabilir: Hz. Ebu Bekir, Resulullah (s.a.v.)'in uyuduğunu düşünmüş ve uyanıp kızına kızmasından endişe etmiştir. İşte bunu önlemek İçin de hemen müdahalede bulunuştur. 10. Hz. Aişe'in çocuklara gözüyle İşaret ettiğini ve onların da çıkıp gittiklerini ifade etmesi şunu göstermektedir: Babasının kendisine kızacağından endişe eden Hz. Aişe, Resulullah (s.a.v.)'in müsaadesine rağmen babasının gönlünü hoş tutmak için çocukları çıkarmış ve onun hatırını kırmamıştır. Hatta kendisinden büyüklerin bulunduğu bir ortamda edebinden dolayı o çocuklara "Haydi gidin!" gibi sözlü bir emir vermemiş, sadece işaretle yetinmiştir.
11. Kız çocukları şarkı, türkü vs. söylerken dinlemekte herhangi bir sakınca yoktur, Çünkü Resul-i Ekrem (s.a.v.), kız çocukların şarkı söylemelerine müdahale etmemiş, aksine Hz. Ebu Bekir'in müdahalesini önlemiştir. Hatta çocuklar Hz. Aişe kendilerine işaret edene kadar şarkı söylemeye devam etmişlerdir. Fakat burada şunu belirtmek gerekir ki bu cevaz hükmü, fitneye yol açmamak ile kayıtlıdır. Her şeyin en doğrusunu sadece Allah bilir.
(Erfide Oğulları) Bu ismin Habeşlilerin lakabı olduğu söylenmiştir. Muhib et-Taberî şöyle demiştir: "Resulullah (s.a.v.)'in bu sözü başkalarına tanınmayan hoşgörü ve toleransın onlara tanındığını göstermektedir. Çünkü aslolan mescitlerin bu tür eğlence ve oyunlara açılmamasıdir. Dolayısıyla bu hüküm sadece bu kişilere özeldir; başkalarına tanınamaz." es-Serrâc, Ebü'z-Zinâd Urve İbnü'z-Zübeyr Hz. Aişe senediyle bu rivayetle ilgili şöyle bir ayrıntı nakletmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem o gün şöyle buyurmuştu: "Yahudiler bizim dinimizin çok rahat ve geniş bir din olduğunu bilecekler. Ben Hanîf ve müsamahakâr bir din ile gönderildim." Resulullah (s.a.v.)'in bu sözü yukarıda belirtilen hükmün sadece Habeşlilere has olmadığını göstermektedir.
Hz. Aişe'nin "ben artık sıkılınca" şeklindeki ifadesi Zührî'den nakledilen rivayette "sonunda oyunu izlemekten bıkan ben oldum" diye geçmektedir. Bu rivayetin farklı varyantları şöyledir: Sonra Resulullah (s.a.v.) benim önümden çekildi ki kalkıp giden ben olayım." (Müslim rivayeti.) Nesâî'nin Yezîd İbn Rumân'dan naklettiği rivayet şöyledir: "Resulullah (s.a.v.) bana: Hâlâ doymadın mı, hâlâ doymadın mı? diye soruyordu. Ben ise Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana ne kadar değer verdiğini görmek için "Hayır doymadım" diyordum."
Nesâî'nin Ebu Seleme yoluyla naklettiği rivayet şöyledir: "Ben Resul-i Ekrem (s.a.v.)'e: "Ey Allah'ın Resulü ne olur acele etme!" dedim. Fakat o benim önümden kalktı ve: "Haydi, bu kadar yeter" dedi. Ben ise: "Ne olur acele etme!" diye isteğimi yineledim. Benim oyunu izleyip keyif almak gibi bir maksadım yoktu. Fakat diğer kadınların benim Resulullah (s.a.v.) için ne ifade ettiğimi ve Resulullah (s.a.v.)'in benim için ne kadar kıymetli olduğunu görmelerini istiyordum."
Kitâbü'n-Nikâh 'ta Zührî'den nakledilen bir rivayet: "Yaşları küçük kız çocukların oyuna ne kadar düşkün olduklarını varm siz düşünün!" şeklindedir. Bazı bilginler bu rivayeti esas alarak İslâm'ın ilk dönemlerinde söz konusu olan yukarıdaki hükmün daha sonra neshedildiğini iddia etmişlerdir. Fakat onların bu görüşü Hz. Aişe'nin: "Resulullah (s.a.v.) o sırada beni omuzundaki ridâsı /atkısı ile sarmıştı" şeklindeki sözü esas alınarak reddedilmiştir. Zira bu ifade söz konusu olayın hicâb/örtünme emri geldikten sonra yaşandığını göstermektedir. Ayrıca yine Hz. Aişe'nin: "Fakat diğer kadınların benim Resulullah (s.a.v.) için ne ifade ettiğimi ve Resuîullah (s.a.v.)'in benim için ne kadar kıymetli olduğunu görmelerini istiyordum" şeklindeki ifadesi bu sözü kumaları için söylediğini göstermektedir. Zira maksadı onlara karşı övünmektir ve anlaşıldığı kadarıyla bu olay onun ergenlik çağına girmesinden sonra yaşanmıştır. Zaten İbn Hibbân'ın kaydettiğine göre bu oyun, Habeş heyetinin Medine'ye geldiği yıl oynanmıştır.
Heyetin Medine'ye gelişi ise hicrî 7. yıla rastlar. Hz. Aişe ise hicrî 7. yılda on beş yaşında genç bir eştir. 12. Savaş için ön hazırlık ve antrenman olması maksadıyla sıçrayarak, çeşitli figürler yaparak silahlarla oynamak caizdir. Yine aynı amaçla ve kılıç kullanma becerisini geliştirmek İçin kılıç oyunu {eskrim sporu) yapmak da. caizdir. 13. Kâdî Iyâz şöyle demiştir: "Bu rivayet kadınların yabancı erkeklerin çalışmalarını ve yapıp ettiklerini İzlemelerinde bîr sakınca bulunmadığını göstermektedir. Böyle bir durumda yasak olan davranış şehvetle bakmaktır."
İmam Buhârî'nİn bu rivayet için kullandığı konu başlıklarından biri de şöyledir: "Kadının herhangi bir şüphe durumu söz konusu olmaksızın Habeşlilere ve başkalarına bakması" İmam Nevevî: "Şehvetle bakmak ve fitneye yol açmasından endişe duyulan durumlar bütün âlimlere göre haramdır. Şehvet söz konusu olmaksızın bakmak ise doğru olan görüşe göre haramdır" demiş ve bu hadisi şöyle yorumlamıştır: "Bu olay yaşandığında Hz. Aişe'nin henüz ergenlik çağına girmediğini düşünebiliriz. Veya Hz. Aişe'nin Habeşlileri izlerken adamların bedenlerine bakmadığını da söyleyebiliriz. Bununla birlikte kasıtsız bir şekilde yüzlerini ve bedenlerini görürse bakışlarını derhal çevirmiş olması da ihtimal dahilindedir,"
باب: سنة العيدين لأهل الإسلام. 3. Müslümanların Ramazan Ve Kurban Bayramlarıyla İlgili Olarak Uyması Gereken Sünnet

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.