

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, «Develerin hakkı nedir?» suâline «Onları su başında sağmaktır.» cevâbını vermesi Nevevî'nin beyânına göre hem fukaraya, hem hayvanlara kolaylık olduğu içindir. Zîrâ onları su başında sağmak evdekinden daha rahat, fakirlere yardım için daha münâsiptir. Develerin erkeğini emaneten vermekten murâd: çiftleşmeleridir. Menîha: Bir nev'i emânettir. Lügat ulemasının beyânına göre menîha iki kısımdır. Birincisi bir şey'i hibe olarak vermektir. Bu hayvana râzî, ev eşyası v.s.'de olur. İkincisi: Deve, sığır ve koyun gibi hayvanları süt, yapağı ve kıllarından bir müddet faydalanmak üzere birine vererek, sonra almaktır. Buna «minha» dahî derler. Şucâ': zehirinin fazlalığından başının tüyleri dökülmüş erkek yılan, demektir. Bâzıları bunun kuyruğunun üzerine kalkarak yayan veya atlı yolculara saldıran ve atlının başına erebilen yılan olduğunu, sahralarda yaşadığını söylerler. Kaadı lyaz: «Zahire bakılırsa Allah Teâlâ bu yılanı, zekât sahibini azâb etmek için yaratacaktır.» diyor. Hadis-i şerif Allah Teâlâ'nın: «Allah Teâlâ'nın fadl-u kereminden kendilerine verdiği malda cimrilik edenler sakın bu yaptıklarını hayır sanmasınlar. Bil'akis, o kendileri için şerrdir. Hakkında cimrilik ettikleri mal kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır.» âyet-i kerîmesine muvafıktır. Mâziri'ye göre bu hadîste bahsedilen hak ihtimâl yardım teayyün ettiği zamana mahsûstur. Yardımın teayyün etmesi, bir kişiden başka yardım edecek kimse bulunmadığı zaman olur. Zira bu takdirde o bir kişinin gereken yardımı yapması aynen farzdır. Kaadı İyâz: «Bu sözler, mezkûr hakkın zekât olmadığını sarahaten ifâde etmektedir. îhtimâl bu mes'ele zekât farz olmazdan önce vukû bulmuştur.» diyor. Selef hazerâtı Allah Teâlâ nın: onların mallarında dilenci ile mahrum için malûm bir hak vardır.» âyet-i kerîmesinin mânâsı hususunda ihtilâf etmişlerdir. Cumhûra göre bu ayet'den murâd: Zekât'tır. Ve malda zekâttan başka hak yoktur. Zekâttan başka hak olduğu bildirilen âyetler nedib ve güzel ahlâk ifâde ederler.» demiştir. Bâzıları mahrum âyetinin, zekât âyeti ile neshedildiğine kaaildirler. Ulemâdan bir cemâat âyetin neshedilmediğine ve malda zekâttan başka esirin başını çözmek, mustar kalana yemek vermek, muhtaca yardım etmek ve akrabaya muavenette bulunmak gibi haklar bulunduğunu söylerler. Şa'bî, Hasan-ı Basrî, Tavus, Atâ' ve Mesrûk bunlardandır. Hadis-i şerif, yukarki hadisin hükümlerini ihtiva etmektedir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.